HUKUK ÜLKEYE EL KOYAMAZ MI?

Demokrasi ya da laiklik ‘Seçimle iktidara gel, sonra ne halt yersen ye’ değildir; üstelik de bir siyasi iktidarın devletin tüm kurumlarını elegeçirme olanağı, hakkı ve yetkisi varsa, bu durum gerçekten mantıksızlık, gülünç ve enayilik olur demokrasi ya da laiklik adına.

Demokrasinin ya da laikliğin temel yasası şu olmalı: ‘Bilimselliğe ve ahlaka saldırı hakkın yok.’ çünkü demokrasi de, laiklik de gerçekte bilim ve ahlak arayışıdır, isteğidir; bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de ‘Önce ilim(bilim) ve ahlak’ isteyen sözler söylediler; yani, düşünün, Kurtuluş savaşı’nda canlarını veren insanlar bu ülkede, ortalıkta sütyen-külot dolaşılabilsin; zina, fuhuş, eşcinsellik, eşcinsel evlilik, ahlakdışı moda, ahlakdışı turizım(turizm), ahlakdışı sanat, ahlakdışı moda serbest olsun; siyasetçiler ülkeyi götürüp Abd’nin, Ab’nin, Rusya’nın, Çin’in, kapitalistlerin, ahlakdışı ünlülerin peşlerine taksınlar; kapitalistler asgari ücreti düşük düşük belirlesinler, istedikleri zaman işçileri üstelik de tazminatsız olarak işten atsınlar, vatanı işgal etsinler, toplumu sömürsünler diye mi savaştılar, canlarını verdiler; Atatürk ‘Önce ilim(bilim) ve ahlak’ derken, Türkiye’yi kurarken bunları mı istedi?

Bir ülkenin doğruluk, adalet, insanlık konusunda en militan gücü hukuktur; bu nedenle ki hukukun biryanında mahkemeler, biryanında hapishaneler, biryanında polis, biryanında ordu vardır. Felsefe, bilim, alimler, alimeler susturulabilirler, sindirilebilirler, korkutulabilirler ancak bir ülkede hukuk susarsa adalet susar, bu nedenle ki devrimler ömce felsefe, bilim için değil önce adalet yani önce doğru hukuk içindirler.

Askerin ya da ordunun ülkeye elkoyması(el koyması) yani askeri darbe yasak; ancak görülmekte ki siyasi iktidarın sivil darbe yapması serbest.

Açık ki darbe yasağı yalnızca asker, ordu ile sınırlı.

Yani ‘Hukuk ülkeye elkoyamaz’ diye bir yasa yok, sanırım.

Siyasi iktidar hakkında, Sayıştay raporularına bile yansımakta olan sürekli yolsuzluk, usülsüzlük, adaletsizlik, haksızlık, ihalelerde yandaşlık savları, şikayetleri, suçlamaları. Muhalefete, demokrasiye, laikliğe ve Atatürk’e düşmanlıklar, saldırılar da cabası.

Siyasi iktidarın; muhalefetin corona salgını nedeni ile toplumlarına yapmaya çalıştıkları yardımları önlemeler, engellemeler; öteyandan da siyasi iktidar yanlısı belediyelerin, kurumların, kuruluşların yardımlarına destek olmalar falan; yani böyle birzamanda(bir zamanda) bile düşmanlık, bölücülük, kıskançlık, nefret, kin, akıldışılık, ahlaka aykırılık, vicdana aykırılık, insanlığa aykırılık. Biryandan zina, genelev, eşcinsellik, eşcinsel evlilik, sütyen-külot ortalıkta dolaşmak, sıtriptiz(striptiz) kulübü gbi ahlaka, insanlığa aykırı serbestlikler. Nedir ülkenin bu hali böyle? Bu ülkeyi Muhammed’in ve Atatürk’ün dediği gibi bilim ve ahlak yönetmiyor; akıldışı-ahlakdışı bir dünya yönetiyor olmalı, açık ki.

Son bir örnek de medyaya yansıyan şu olay: ‘Mhp’li üyeden Akp’li belediye başkanı hakkında şok suç duyurusu. Kastamonu’nun Doğanyurt ilçesinin Akp’li belediye başkanı Ahmet Kaya’nın yolsuzluğunu belediye meclisi denetim komisyonu ortaya çıkardı. Komisyonun Mhp’li üyesi Mustafa Hamdullah Kayıran, Akp’li başkan hakkında zimmet, görevi kötüye kullanma, sahte belge tanzimi, usulsüz mal temini gibi gerekçelerle suç duyurusunda bulundu.’. Yani Cumhur ittifakı ortakları bile hukuk önünde birbirlerine düşmüş durumda.

Yani, nerede Akp varsa, orada bu tür şeyler ileri sürülmekte.

Ülkede siyasette de, medyada da, hukukta da, ekonomide de, ahlakta da, eğitimde de yani her alanda sürekli bir tedirginlik, gerilim, kaygı, huzursuzluk, güvensizlik.

Akp hakkında neredeyse hergün hergün böyle haberler, savlar. Yani sanki demokrasi ülkesi değil kabile, aşiret, hanedanlık, diktatörlük ülkesiyiz.

Yani, düşünün ki öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını, öz evladlarını bile öldürtmekten çekinmemiş; ekonomisinin temeli öteki ülkeleri işgal ve haraça bağlamak üzerine kurulu olan bir Osmanlı hanedanlığı’nı ve sultanılarını baştaçı etmiş bir siyasi iktidar. Bu durum akıla da, bilime de, vicdana da, dine de, Türklüğe de, Müslümanlığa da, medeniliğe de, medeniyete de, insanlığa da, medeni eğitime de aykırıdır. Bilime de, dine de, ahlaka da, vicdana da, Türklüğe de, Müslümanlığa da, demokrasiye de, laikliğe de, hukuka da, insanlığa da, medeniyete, akıl-ruh sağlığına da aykırı bir durum. Böyle bir siyasi partiden, böyle bir siyasi iktidardan, böyle bir dünyadan, böyle bir amaçtan bilim, ahlak, medenilik, barış, huzur, hukuk, eğitim, demokrasi, laiklik, insanlık, hayat adına ne beklenebilirki(beklenebilir ki)?

Akp sanki demokrasiyi, laikliği, anayasayı, hukuku, yasaları ve Türkiye’yi düşman bellemiş gibi bir durum içinde görünmekte; Akp belki de padişahlık hevesini demokrasi içinde tatmin etmeye çalışmakta.

Demokrasi demokrasiye aykırılığa, laiklik laikliğe aykırılığa, hukuk hukuka aykırılığa, adalet adaletsizliğe, bilim bilime aykırılığa, ahlak ahlaka aykırılığa, insanlık insanlığa aykırılığa gözyumamaz.

Adalet, hukuk doğru ve iyi birşeydir. İnsanlar, toplumlar, ülkeler felsefe, bilim, teknoloji olmadan da var oldular ancak hukuksuz, adaletsiz var olmadılar hiç.

Yani, eğer hukukun ülkeye elkoyması yasak değilse hukuk ülkeye elkoysa; ülkeyi ‘Önce ilim(bilim) ve ahlak’ diyen Muhammed’in de, ‘Önce ilim(bilim) ve ahlak’ diyen Atatürk’ün de dediği gibi önce bilime ve ahlaka göre yeniden düzenlese ne olur? Yanlış birşey mi olur, doğru birşey mi olur; kötü birşey mi olur, iyi birşey mi olur? Bilim ve ahlak yanlış, kötü, zararlı, çirkin, insanlıkdışı şeyler mi?

Acaba hukukun ülkeye elkoyması mı hukuksuzluk ve adaletsizlik olur yoksa hukukun ülkeye elkoymaması mı? Yani suç hukuka aykırılık ise hukukun ülkeye elkoyması, hukukun gerçekleşmesi suç olamaz, hukuk olur, adalet olur; hukuk, adalet gerçekleşiyorsa, egemenleşiyorsa neden suç, yanlış, kötü olsun, değil mi? Bu konu tüm toplumların, tüm insanların, tüm insanlığın, üzerinde düşünmesi gereken felsefel, mantıksal ve bilimsel bir konudur.

Bu önerim tüm ülkeleredir, tüm insanlığadır, tüm dünyayadır çünkü tüm dünya bilim ve ahlak ile doğru bir dünya olmazsa dünya asla güvenilir, insani, medeni biryer olmaz; örnek ki bakın küçücük Almanya, Hitler ile hem Almanya’nın hem öteki ülkelerin, hem insanlığın, hem dünyanın başına ne işler açtı. Yani birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için yani herkes kurtulmadan hiçkimse kurtulmaz çünkü zenginlik bile ya vatanlara ya topluma ya insanlara yapılan adaletsizlikler ile olur, bakın corona var diye zenginler de kanağlamaktalar(kan ağlamaktalar).

Müslümanlar Muhammed’in, Türkiye vatandaşıları da Atatürk’ün tarihsel ve evrensel vasiyeti olan ‘Bilim ve ahlak’ta birleşmeliler yoksa siyasetin bu ülkeyi de, dünyayı da doğru bir yere götürmeyeceği açık.

Yani, ‘hukuk’ istenilmiyorsa, neden hukuk var; doğru doğru değilse doğrunun ne anlamı var?

 
Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 1.5.20/13.07