DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN

Nihat Hatipoğlu'nun yazılarını takip etmiyorum; fikirlerine neredeyse hiç katılmıyorum. Öyle ki bana onun bir fikri doğru bile gelse gözümden bir şey kaçırmış olabileceğimi düşünüp o fikri tekrar gözden geçiriyorum. Onun niyetini okuyamayacağım için kötü niyetli olduğunu elbette söyleyemem. Fakat o ve onun gibilerin farkında olmadan da olsa İslam algısına çok zarar verdiğini düşünüyorum. Onun TV’lerde anlattığı hurafelerden çok büyük paralar kazandığı dillendirilse de işin parasal kısmını iddia sahiplerine havale ediyorum; ama hurafe kısmına karşı bu yazım da bir cihad çabasıdır. Hurafeleri yıkmanın en iyi yolu tebliğ cihadıdır.

TV haberlerinde son yazılarından biri haber olunca fark ettim. "Dini sorgulayıp sorgulatmak" başlığıyla yayımlanan yazısını (1) internette bulduğumda gördüm ki her zaman olduğu gibi hiç duymak ve okumak istemeyeceğim sözler sarf etmişti.

Diyor ki Hatipoğlu: “Bazı ilahiyatçılar dini anlatıp insanlara sevdireceklerine, tartışma konusu olabilecek bazı mevzuları bulup gündeme taşıyıp tartıştırıyorlar.” Biz de diyoruz ki tartışılan dinin kendisi değil hurafesidir. Ne yapacaklar? Meydanı size ve hurafelerinize mi bırakacaklar? Hurafeler dini sevdirmez; yıkıma uğratır.

Yine diyor ki: “Felsefi tahlillerle gençleri aslında hayatlarının hiçbir döneminde ilgilenmeyecekleri absürd mevzularla sınıyor, yıpratıyor ve şüpheye düşürüyorlar.” Biz de diyoruz ki eğer dinin içine absurd mevzuları sokarsanız biz de dinin içinden çıkarmak için absurd konuları ele almak zorunda kalırız. Şüpheye düşüren dinin kendisi değil, içine sokulan absurd konulardır; çünkü o saçmalıkları din sanıyorlar. İşte tam bu sırada biz de “din bu değil” dediğimiz zaman adamlar elbette sorgulayacakalar; “o değilse ne?” diye… Bak hurafeler yüzünden dinden çıkan Turan Dursun, “Din Bu” adında üç cilt kitap yazdı. Prof. Dr. Süleyman Ateş de “Gerçek Din Bu” isimli kitaplarıyla cevap verdi. Ne yapacaktı? Meydanı boş mu bırakacaktı? Dinin zarar görmesinde ateistlerin saçmalıklarından daha çok hurafecilerin saçmalıklarının payı vardır. Aynı şeyleri söylediği cümlelerini burada aynı cevapları vererek tekrar etmek ve yazımı uzatmak istemediğimden bazı cümlelerini geçiyorum. Gençlerin durumuna bakanlar onlara bakarlarken önce hurafeci ilahiyatçıları görmeliler.

Yine diyor ki: “Bazı meslektaşlarımız tarihimizdeki büyük alimleri, önderleri, tefsir, hadis, fıkıh ve kelam alimlerini tartışarak, tenkid ederek, aşağılayarak gençler için örnek alınacak model bırakmamaya kendilerini hedeflemişler gibi.” Biz de diyoruz ki bırakın bu "büyük alim" reklamlarını. Biz alime değil, ilme tabiyiz. Alim şaşar, ilim aşar. Alim ölür, ilim yaşar. Alim yanılır, onun yanıldığını ilim gösterir. Kişi değil, işi ön plana çıkar. Kuran’ın bir istisna ile onca sahabeden hiçbirinin ismini zikretmemesi kişiyi ön plana çıkarmaması nedeniyledir. Bunları göremiyor musunuz? Geçmiş tefsirlerde yenilir yutulur türden hatalar yok; İslama tamı tamına zıd düşen hatalar varsa da mı sussunlar? İlahiyatçılar bunlara rastlıyorlar; şimdi yazılım çağında bu bilgilere sadece ilahiyatçılar değil her istekli vatandaş ulaşabiliyor. Konyalı Mehmed Vehbi Hazretleri namındaki müfessirin Sad suresinin 20-25 ayetleri arasında “neaceten” bahsinde kardeşinin 99 karısını istediğini söyleyen acayip yanılgılarını okuyanlar sorguladıklarında ne desinler? Vardır bir hikmeti mi? Buhari’yi okuyunca yaşlı Peygamberin 6 yaşında Aişe ile niçin evlendiğine rastladığında sorgulamazsan için rahat edecek mi? Hem de Buhari… Kaynak mı istiyorsun? Al sana kaynak: Buhârî, Nikâh 38, 39, 57, 59, 61…  Bu kaynakla yetinilmemiş… Çok kaynakta var (2). Alın size daha çok kaynak (3). Bazı rivayetlerde ise Peygamber’in Âişe ile yedi yaşında nikâhlandığını yazarlar (4) Âişe on yaşına geldiğinde evlendikleri de rivayet edildi (5). Yaşı artırarak durumu kurtarmaya çalıştılar. Hatta 17-18 yaşına kadar çıkaranlar da oldu. İşte kaynak (6).

Yine diyor ki: “Problem dini konuları kendi hasta beynine ve vesveselerine paravan yapıp din üzerinden tartışma başlatan sözde hocalardadır. Bunlar kendi hasta ve bulaşık fikirlerini genç, duru ve temiz dimağları kirletmek için kullanmaktadırlar.” Biz de diyoruz ki hayır! Problem bu uydurma rivayetleri kah saklayan kah kurtarmaya çalışan sizlerdedir. Bu hadislere hem inanıyor hem de inandırıyorsunuz. Sorgulanmasından rahatsız oluyorsunuz. Üstelik sorgulanan peygamberin kendisi değildir; rivayetyir ve rivayeti eden ravinin kendisidir.

Son olarak yine diyor ki “Sürekli tenkid, sürekli sorgulama, sürekli suçlama, her şeyi itibarsızlaştırma nereye varacak?” Haklı ile haksız arasındaki mesele ne kadar müzakere edilirse haksız olanın işine o kadar gelmez… Çünkü haksız olanın yalanları ortaya çıkacaktır. Çok kurcalatmak istemez. Mesela peygamberin 6 yaşındaki Aişe ile ilgili Kuran’ın hiç temas etmediği bu meseleyi sorguladığınızda şunu bulursunuz: Âişe validemizin altı yaşında nikâhlanıp dokuz yaşında fiilî olarak evlendiği şeklindeki rivayetin Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud, Nesâî ve İbn Mâce gibi kaynaklarda niçin yer bulduğunu anlamak araştırınca kolaydır. Çünkü bu rivayetlerin râvisi olan Hişâm’ın babası Urve’den rivayet ettiği hadislerin hepsi Irak menşeli olduğu için şüphelidir. Bu şüphenin sebebi ise bu rivayetlerin Medineliler tarafından bilinmiyor olmasıdır (7). Bu kadar basit… Kısacası bu rivayete itibar edilemez. Yeter ki sorgula, yeter ki araştır… Dediğimiz gibi Kuran’ın konu bile etmediği bir şeye neden inanayım? Benim dinimi Kuran belirler; hurafeler değil… Kisacasi dine katılan hurafeyi sorgulayın; gözünün yaşına bile bakmayın. Kuran’da İbrahim peygamber bile ahiret konusunda tatmin olmak istemiştir; Allah ona gadab etmemiş ve düşünsün diye bir ölçü vermiştir. Allah’ın bize verdiği bu hakkı hurafeciler bizden alamazlar…

KAYNAKLAR:

(1). (16 Ağustos 2019 tarihli Sabah Gazetesi).

(2). (Abdürrezzâk, 1983: VI, 162; İbn Saʻd, 2012: VIII, 46; Dârimî, 1981: Nikâh 56; Buhârî, 2011: Nikâh 38, 39, 59; Müslim, 2010: Nikâh 69, 70; Ebû Dâvud, 1997: Edeb 63; Belâzürî, 1996: II, 540; Nesâî, 2001: Nikâh 29; İbn Abdilber, 1992: IV, 1881; İbnü’l-Cevzî, 1985: II, 15; İbnü’l-Esîr, ts: VII, 186; Zehebî, 1985: II, 148; İbn Hacer, 2001: VII, 187; Semhûdî, 1955: I, 272; Şâmî, 2006: 87).

(3). (Muslim, Nikâh 69, (1422); Ebu Dâvud, Nikâh 34, (2121); Edeb 63, (4933,4934,4935, 4936, 4937); Nesâî, Nikâh 29, (6, 82). Ayrıca Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayın: 15/486; Abdürrezzâk, 1983: VI, 162; İbn Hişâm, ts: IV, 301; İbn Saʻd, 2012: VIII, 46; Dârimî, 1981: Nikâh 56; Buhârî, 2011: Nikâh 38, 39, 59; Müslim, 2010: Nikâh 69, 70, 71; İbn Mâce, 2013: Nikâh 13; Ebû Dâvud, 1997: Edeb 63; Belâzürî, 1996: II, 540; Nesâî, ts: Nikâh 29; İbn Abdilber, 1992: IV, 1881; İbnü’l-Cevzî, 1985: II, 15; İbnü’l-Esîr, ts: VII, 186; Zehebî, 1985: II, 148; İbn Hacer, 2001: VII, 187; Semhûdî, 1955: I, 272; Şâmî, 2006: 84).

(4). (İbn Hişâm, ts: IV, 301; İbn Saʻd, 2012: VIII, 48; Müslim, 2010: Nikâh 71; İbn Mâce, 2013: Nikâh 13; Ebû Dâvud, 1997: Nikâh 34; Edeb 63; Belâzürî, 1996: II, 540; Nesâî, ts: Nikâh 29; İbn Abdilber, 1992: IV, 1881; İbnü’l-Esîr, ts: VII, 186; Şâmî, 2006: 84).

(5). (İbn Hişâm, 2006: IV, 301).

(6). (Bünyamin Erul, “Hz. Âişe Kaç Yaşında Evlendi? Dokuz mu? On Dokuz mu?”, İslâmî Araştırmalar, 2006, c. XIX, s. 4, s. 642).

(7). (Maqsood, 1996: 11-12; Erul, 2006: XIX/IV, 647. Krş. Savaş, 1995: IX, 144).

http://www.bizimyaka.com/yazar-97724-Dine-katilan-hurafeyi-sorgulayin


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
JEET KUNE DO KULELKAVİDO YARIŞMASI Spor 07.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019