Ümmetin kafası neden karıştı? (17)

Anlatmaya çalıştığımızı şu cümle özetliyor: Ümmetin kafasını dinimiz karıştırmıyor; ümmetin yine kendisi karıştırıyor. Ümmet beşerî kanaatleri din gibi algılıyor. “Dini” olan ile “ilmi” olan birbirine geçmiş; karışmış. İslam dini (Kur'an) her ne kadar Allah tarafından korunmuş ise de ölçüsüz Müslümanların kafalarında oluşturdukları din algısı korunmuş değildir. İctihad ve rivayet yoluyla beşerî sızıntıların oluşturduğu bir din türetilmiştir. İlim alanında bizim görüşümüze uygun olan görüşlerin üstü örtülmektedir. Çünkü onların işlerine gelmemektedir.

Mesela Rasulullah’ın, “Allah’ın kitabında olmayan her şart batıldır ve Allah’ın kitabı en haklı olandır” (157) dediği rivayet edilen hadis ya görmezlikten gelinerek hiç okunmaz yahut hızlıca okunup geçilir. Bu gibi ifadeler işlerine gelmez.

Hatta Buhari’de bile geçse durum böyledir. Buhari de beşerdir ve elbette yanılabilir. Hatta üzücüdür ama onun hadislerinin ağırlıklı olarak çoğu sahih de olmayabilir. Fakat onun hadis kitaplarına baktığımızda Kur'an’a uygun hadislerin de varlığına şahid olmamız en azından hadislerin tümünü ilim alanına bile dahil etmeyen arkadaşların doğru düşünmediklerini gösteriyor. Zira Buhari kötü niyetli olsaydı Kur'an’a uygun hiç hadis bulmamamız gerekirdi. Bazıları şunu diyebilir: “O takdirde Buhari üzerine şüphe çekerdi ve bu kadar inandırıcı olamazdı.” Fakat bu düşünce de suizan olur ve Müslümana yakışmaz. Buhari’nin hadislerinin büyük çoğunluğu Kur'an’a ve hikmete uygun olmasa bile suizan tercih edilmemelidir. Temkinli olduktan sonra hüsn-ü zan zarar vermez ve eğer ravinin art niyeti varsa ahirette onun sorunu olur. Aişe validemizin rivayet ettiği rivayet edilen bir hadisin ilgili kısmı şöyledir: “Resulullah şöyle buyurdu: “İnsanlara ne oluyor da Allah’ın kitabında olmayan şartları, şart olarak ileri sürüyorlar. Kim Allah’ın kitabında olmayan bir şartı şart koşarsa bu batıldır. Böyle yüz şart ileri sürülse bile Allah’ın şartı en haklı ve en güvenilir olanıdır” (158). Bu hadis Kur'an’a gayet uygundur. Ancak Serahsi, “Buradaki şarttan murad, Allah’ın kitabına muhalif olan her şarttır, yoksa şartın kendisinin Kur’an’da yer almaması değildir. Çünkü bu hadisin kendisi de kitapta yer almıyor… Bundan anlıyoruz ki, Allah’ın kitabına muhalif olan her hadis merduttur” (159) diyerek usullü bir tesbitte bulunur.

Ebu Hanife’yi, akla (re’y ve kıyasa) önem vermesinden ve sahih sünnete muhalefet etmesinden dolayı bazı din bilginleri cerh etmişler, hadis yönünden eleştirip güvensiz bulmuşlardır (160). Hadisçiler Ebu Hanife’yi kötülemek konusunda ileri gittiler ve haddi aştılar (161). Ebu Hanife’yi (ö.150) cerh edenler, hadis konusundan dolayı onu kınayanlar, hatta kötüleyenler, suçlayanlar ve hatta mülhid ilan edenler olmuştur. Evzaî (ö.157); Süfyan es-Sevri (ö.161); Malikî mezhebinin imamı Malik b. Enes (ö.179); Abdullah b. Mübarek (ö.181); Şafiî mezhebinin imamı Şafiî (ö.204); Ebî Şeybe (ö.235); Hanbeli mezhebinin imamı Ahmed b. Hanbel (ö.241); meşhur hadis müellifi Buhari (ö.256); meşhur hadis müellifi Müslim (ö.261); İbn Kuteybe (ö.276); meşhur hadis müellifi Nesai (ö.303); en çok hakaret edenlerden Ukaylî (ö.322); en çok hakaret edenlerden İbn Hibban (ö.354); "Şeytan" diyenlerden İbn Adiyy (ö.365); Darekutnî (ö.385); Ebu Nuaym el-Isfahanî (ö.430); hadis müellifi Beyhakî (ö.458); Hatib Bağdadî (ö.463); Cüveynî (ö.478); Gazalî (ö.505); İbnu’l-Cevzî (ö.597); Fahreddin Razî; Şia, Caferiyye’nin imamı Cafer es-Sadık (ö.148) (ö.606) (162) misal verilebilirler.

Tabi biz rivayetlere dikkat edelim derken bu ifademiz de bir rivayettir. Bu kaynaklara bakmak gerekir. Ayrıca Ebu Hanife’yi adaletli, güvenilir bulan ve bu konuda eserler yazanlar onu cerh edenlerden daha çoktur (163). Bu konuda yardımcı olacak kaynaklar çoktur ve söylediklerimizin kaynaklarına bu kitaplardan ulaşabilirsiniz (164).

Resulullah’tan hemen sonraki dönemler bile güvenilir dönemler olsaydı Halife makamındakiler güvende olur şehid edilmezlerdi ve Müslümanlar birbirlerini ordular halinde katletmezlerdi. Böylesi bir dönemde rivayetlerin sıhhatli olmamalarını anlamak niçin birbirlerine girdiklerini anlamaktan daha kolay olsa gerek…

Not: “Ümmetin Kafası Neden Karıştı?” sorusuna yanıt aradığımız yazı serimiz sona ermiştir…

KAYNAKLAR:

157. Serahsi, Usul, 1-364.

158. Buharî, Büyü, 67.

159. Serahsi, Usul, I-365-364, s.87.

160. Serahsi, Usul, s.232.

161. Serahsi, Usul, s.219.

162. Serahsi, Usul, s.230-261.

163. Serahsi, Usul, s.223.

164. “İmam Ebu Hanife’nin Hadis Anlayışı ve Hanefi Mezhebinin Hadis Metodu”, Prof. Dr. İsmail Hakkı Ünal, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları; ayrıca özellikle Prof. Dr. Mehmet Said Hatipoğlu ve Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu’nın bütün kitapları…

http://www.bizimyaka.com/yazar-97461-Ummetin-kafasi-neden-karisti-17-


Başlık Kategori Yayın Tarihi
YÜKSEL YILMAZ BİYOGRAFİSİ (Ekim 2019) Spor 14.10.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (3) (4) Felsefe 04.10.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (1) (2) Felsefe 24.09.2019
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
ÖMERLERİ ARAMAK … Genel 16.11.2019
ILIMLI İMAM-HATİP Mİ! BU NASIL DEVRİM? Genel 16.11.2019
Farkındalık Yaratmak Genel 15.11.2019
Âdâb-ı Muaşeret Kuralları Genel 13.11.2019
İslam Hurafemi? İslam Sapkınlıkmı? Genel 09.11.2019