KADINA ŞİDDET BATI KAFASIYLA DA DOĞRU KAFASIYLA DA ÇÖZÜLEMEZ SAVIM

Sorunları anlamak ve sorun oldukları için de çözüm üretebilmek için önce felsefe ile bir kuram yani mantık yani varsayım yani mantıksal koşullar(önermeler, seçenekler) oluşturmak gerekir.

Kadına(Bayana) karşı şiddette hemen kadına(bayana) hak vermek; bayanı haklı görmek herşeyden önce felsefel, mantıksal, bilimsel olarak yanlıştır.

Kadın eşe ya da sevgiliye şiddete karşı hep şu denildi: 'Adama(Baya) şunu yapalım, bunu yapalım örneğin cezaları arttıralım, bayın malını şiddet gören bayana verelim; zart yapalım, zurt yapalım' yani hep ceza çünkü sorunu felsefel, bilimsel, mantıksal olarak anlayamıyorlar; felsefe, mantık, bilimsellik bilmedikleri için. Ve ben de hep şunu dedim: 'Peki ya eşini ya da sevdiğini öldüren bay; karısını ya da bayanı öldürdükten sonra kendisini de öldürürse, intihar ederse? Çünkü aşk çok tuhaf birşeydir. Ve dediğim gibi de oldu; bayana şiddet uygulayan baylara karşı getirilen onca ceza karşısında bu kez baylar hem sevdiğileri(sevdikleri) bayanları hem de kendisilerini(kendilerini) öldürmeye başladılar. Toplumun ve insanlığın, sorunlara karşı felsefe, bilimsellik, mantık bilmeyen insanların önerileriyle zaman öldürecek kadar bol zamanı yoktur.

Peki ya bayanlara şiddeti 18 yaş altı, kendi öz çocukları uygularsa?

Kadına şiddete karşı soruna çözümde olması gereken varsayım yani mantık yani felsefe yani yöntem şu olmalıdır bence: Eğer bay(erkek) ya da bay eş; bilimsel, bilinçli, mantıklı, ahlaklı, kültürlü, dürüst, vicdanlı, merhametli, nefssiz ise ve bayan(kadın) da bunların tersi ise bayan asla haklı olamaz. Bu durumun nitel mantık anlatımı ile şudur: A=Doğru, B=Yanlış ise A, B'den nitel olarak büyüktür.

Tersi durumda da şöyle olur, mantıklı olarak: Eğer bayan(kadın) ya da bayan eş; bilimsel, bilinçli, mantıklı, ahlaklı, kültürlü, dürüst, vicdanlı, merhametli, nefssiz ise ve bay(erkek) da bunların tersi ise bay asla haklı olamaz.

Yani önce bu genel, temel, öz, evrensel, mantıksal, felsefel, bilimsel koşulu onaylamak, kabul etmek, benimsemek, savunmak gerekir yani A=Doğru, B=Yanlış ise nitel mantık olarak A, B'den nitel olarak büyüktür. 

A ya da B bay da olabilir bayan da; A ve B insan da olabilir herhangi birşey de. Yani onlar genel, evrensel, mantıksal, felsefel, bilimsel simgeler.

Bir de üçüncü bir seçenek var: Bay ya da bayan bilimsel, bilinçli, mantıklı, ahlaklı, kültürlü, dürüst, vicdanlı, merhametli, nefssiz değildir ancak bayın ya da bayanın yaptığı şey yanlıştır yani bu durumda, yapılan şeyin yanlış olup olmadığına bakmak gerekir.

Şimdi konu ile ilgili temel soru: Hasta çocuğunu doktora götürmek yerine üfürükçüye, büyücüye götüren; hasta çocuğuna ilaç vermek yerine dua okuyup üfleyen baya ne yaparsınız yani onun hakkında düşünceniz, davranışınız ve tutumunuz ne olur? Ona saygı, sevgi, dostluk, kardeşlik mi duyarsınız; övgüler mi sunarsınız, öfke mi?

Peki aynı şeyi bayan ya da kadın ya da bayan eş yaparsa?

Din de, felsefe de, bilim de, mantık da, ilim de, ahlak da, adillik de, hukuk da, demokrasi de basit, kolay, sıradan şeyler değildir: Önce tutarlı ve adil olmak gerekir.

Ancak ne yazık ki genelde insanlığı özelde ise Türkiye'yi ve Türkiye toplumunu yozlaştırmak isteyen ve öncelikle dış kökenli güçler sayısız araçlarla, sayısız yöntemlerle, sayısız odaklarla, sayısız kişilerle, sayısız örgütlerle yalnızca bu konuda değil öteki konularda da yani her konuda Türkiye'ye öncelikle tutarsızlık yani mantıksızlık yani keyfilik yani adil olmamak pompalamaktadırlar.

Karar vermeden önce; yapana ve yapılana bakın. Ne erkekçilik ne dişicilik yani cinsiyetçilik yani cinselcilik doğru yöntem, yol değildir; tek doğru yol hadisin 'Din ilimdir, ilim yoksa dinde yoktur'undaki gibi de, Atatürk'ün 'Hayattaki en hakiki mürşid ilimdir'indeki gibi ilimdir yani mantıktır yani felsefedir yani yöntemdir.

Kadına şiddet ahlakdışılık ile yozlaşmış Batı kafasıyla da, zulümle yozlaşmış Doğu kafasıyla da çözülmez; tek çözüm felsefe, bilim, mantıktır yani önce tutarlılık ve adilliktir.

İşte bu anlaşılamadığı için ki ülkemizde ve dünyada bayana şiddet yok olmak ya da azalmak yerine artmaktadır.

Öte yandan eğer çözüm felsefel, bilimsel, mantıksal değilse alınan önlemlere kadına şiddetin yok olması ya da azalması da sorunun çözümlenmişliği değildir çünkü sorun bu kez başka alanlara örneğin sigaraya, içkiye, uyuşturucuya, fuhuşa, zinaya, genel şiddete, teröre, pısikopatlığa(psikopatlığa), sosyopatlığa, akıl ve ruh hastalığılarına(hastalıklarına), toplumsal yozlaşmaya, toplumsal çöküşe kaymış olabilir yani tedavi edildiği sanılan bir hastalık bedenin başka yerinde başka bir hastalık olarak oluşmuş olabilir.

Felsefe, bilim, mantık, din ve sorunlar kolay işler değillerdir; onları kolay işler sananlar sorunların daha da büyümesine, genelleşmesine neden olurlar. Felsefe, bilim, ilim, mantık, din üçbeş(üç beş) siyasetçinin bir araya gelmesi değildir; düşünürlerin, alimlerin, bilgelerin düşünmesi demektir. Siyasetçiler ne zamandır düşünür, alim, bilge oldular da gerçek, doğru, bilimsel, felsefel, mantıksal çözümleri üretebilsinler? Onların gideceği son nokta ancak cezadır ancak sorunlar ceza olmadığı ya da ceza az olduğu için ortaya çıkmazlar, önce bunu felsefeyle, mantıkla, bilimle anlamak gerekir. Dünyanın yuvarlaklığı; düz olmasının suç olmasından değildir.

Felsefe, mantık gereksiz şeyler; düşünürler(filozoflar), alimler, bilgeler gereksiz kişiler değildirler. Sorunları doğru anlamak ve doğru çözmek için önce bunu anlamak, öğrenmek gerekir.

Necdet Gürçiftçi
İnternette yayınlandığı zaman: 28.7.15/09.29