NEFSİ BİR HASTALIK HALİ : RİYA

İyi bir mümin olmamızın önündeki en büyük engel..

Yaptığımız ,uğruna aylarımızı hatta yıllarımızı verdiğimiz işlerin içine karıştırdığımız şeytani duygu ; bir hastalık hali..

RİYA.

Sözlükte görmek anlamına gelen , rey kökünden türeyen riya ; Hadis kaynaklarında saygınlık kazanma ,çıkar sağlama gibi anlamlar taşır.

Biz müslümanların içine en çok düştüğü hatalardan biri olan RİYA HASTALIĞI çeşitli hallerde kendini göstermekle beraber sonu azap içeren bir yola da sürüklemektedir.Gündelik hayatımızda da örneklerini en yakınımızdaki insanlarda dahi görmek maalesef ki mümkün.Bunun en temel sebebi ise süphesiz ALLAH (CC) 'nın :

''Ey iman edenler ! Allah'tan korkun ve herkes yarın ne hazırladığına baksın. Allah'tan korkun ! Çünkü ALLAH yaptıklarınızdan haberdardır.''

Ayetinden bir haber yaşamak , Allah'ın 'OKU ' emrine riayeti bırakıp dünyevileşmek.

Nitekim nefsin muharebedeki en büyük düşmanı sayılan , önü alınmadığı takdirde helaka dahi götüren manevi bir hastalık hali olan riya biz müslümanların çoğu zaman benimsediği yaşam tarzında kasti veya farkında olmadan bu duyguya esir düştüğü maalesef ki su götürmez bir gerçek.

Peki bu durum nasıl ortaya çıkar ?

Toplum içinde kendini yalnız hisseden  , saygınlık kazanmak isteyen ve yahutta beğenilme arzusuna kapılan insanlarda sıkça görülen bir durumdur.Hayatındaki olumsuzlukları , henüz oturtamadığı karakterini , övgüye muhtaç olmasının üzerini insanlara karşı takındığı davranışlar ve iyiliklerle kapatabileceğini sanır.

Buradan tahmin edilmelidir ki bunu yapmasındaki mutlak niyeti sadece insanların rızasını ve sevgisini kazanmak.Görüntü olarak ne kadar doğru bir davranışta bulunduğu düşünülse de aslında yüce kelam KUR'ANI KERİM 'de defalarca kez men edilen , çirkef bir iş olan RİYA HASTALIĞI ' na yakalanmıştır.Zira müslüman bir insan rızai ilahiden uzaklaşıp kendisi gibi beşer olan insanlar için bu davranışları  gösterip , onların rızasını kazanmanın peşinde koşarsa ALLAH katında ' hüsrana uğrayanlar '  diye nitelendirilen zalimlerin konumuna düşer. Peygamber efendimiz (sav) bir hadisi şerifinde buyurur ki :

''Her kim gösteriş yaparsa ALLAH onu rezil eder.''

Öyleki ;

Sadakalarını insanların ( tabiri caizse ) gözlerinin içine sokarcasına verenler ,

Zekatlarını insanlardan övgü ve hürmet görmek için verenler,

Yaptığı  herhangi güzel bir işte adı en önde anılsın isteyenler ,

Şayet anılmadığı takdirde darılıp küsenler..

Öyle zan etmeseler de Allah'ın rahmet ve bereketinden çoktan uzaktırlar. Ve hatta dinde gizli şirk diye adlandırılan hastalığın esiri olurlar. Bu da kişinin imanını ve iyi amellerini yok etmeye tek başına yeterli olur.

Gizli şirk ( şirk hafi ) kulun iyi bir iş yaptığında bundan başkalarının da haberinin olmasını istemesidir ki bu kişi için ahiretinin akıbeti bakımından çok fena bir durum olur.Oysa ALLAH (cc ) yüce kelamında  :

'' Kimse rabbine yaptığı ibadeti kimseyi ortak koşmasın.'' buyurur.

Buradan da anlaşılmalıdır ki , kişi yaptığı iyi işleri ihlastan uzak bir şekilde yaparsa bu onun için elem verici bir azaba davetiye çıkarabilir.

Hz Peygamber (sav ) diğer bir hadisi şerifinde şöyle buyurur :

''Ümmetimin şirke düşmesinden korkuyorum.Gerçi onlar puta tapacak değiller.Güneşe , aya . taşa da tapacak değiller.Fakat amelleriyle riyakarlık yaparlar. Allah için işlemezler.''

buradan da anlaşılacağı gibi riya ; ihlas ve samimiyetten uzak olduğu zaman  dinde affı olmayan şirk gibi büyük bir gaflete yol açar , kulun bütün iyi amellerini zayi eder. Bu  her iki dünyada da içine düşülmesi en kötü durum olur.

 

Riyanın tam tersi olan İHLAS ise dinde ;  yapılan her güzel iş ve ibadetleri yalnızca CENABI HAKKIN rızası için yapmak ve sadece ona kul olduğunun bilincinde olarak yaşamaktır.

İhlaslı insan ise Riyadan  ( gösterişten )  son derece uzak duran , bir imtihan yeri olan dünyada  tutunacak dal ve izlenecek yol olarak yalnızca ALLAH'A sığınandır. Bu ise ancak kulun kalbinin temizliği ve ALLAH ile olan bağının güçlü olmasıyla mümkün olur.

İhlas sahibi bir insan kalbinde şan ,şöhret , beğenilme isteği , takdir kazanma  gibi duyguları taşımaz. Çünkü asıl mükafat ve rızanın ALLAH katında olduğunu bilir.

İstediği bir şeyi  etmek için kimsenin kapısında kul olmaz.Çünkü gerçek rızkın REZZAK olan ALLAH ' tan geldiğini bilir.

Kimselerin beğeni ve takdirini kazanmak adına davranışlar göstermez.Çünkü gerçek takdir ve hoşnutluğun ALLAH katında olduğunu bilir.

Değerli kardeşlerim misafir olarak gönderildiğimiz bu imtihan dünyasında hiçbir şey rızai ilahiden önemli değildir. Bu sadece şeytan ve nefsimizin birer aldatmasıdır.Bu kötü hasletleri gözümüze süslü ve güzel göstermesi çoğumuzun içindeki iyi niyeti bozmaya götürse de , asıl kazancın ALLAH'a  kul olmak ve onun emir ve yasakları çerçevesinde olduğu kesinlikle bilinmelidir.

Bu hastalıktan nasıl kurtulacağımıza gelince ;

Biz müslümanlar yarına ( ahirete ) nasıl hazırlandığına bakmalı gittiğimiz istikamet , takındığımız davranışlar şayet bizi ALLAH ile olan bağlarımızdan uzaklaştırıyorsa, oturup etraflıca düşünmeli yanlış nerede yapılıyorsa  oradan düzeltilmeye başlanmalıdır.

Zira nefsi bir hastalık hali olan riyadan ancak ALLAH' ın hükümlerine hem kalp hemde dil ile bağlı kalaraktan kurtulabiliriz .Yapılan her iş ihlas ve samimiyetle yapıldığı zaman anlam kazanır , güzelleşir bereket saçar , her iki dünyayı da memnun kılar.

WESSELAM..


Başlık Kategori Yayın Tarihi
...... Şiir 31.05.2019
PAPATYA KOKUSU Şiir 25.05.2019
Taasup illeti ve biz müslümanlara verdiği zararlar Genel 04.04.2018
YOZLAŞAN MÜSLÜMANLIK Genel 18.01.2017
Yetimlerle Gerçekten Kardeş miyiz!!?? Genel 08.09.2016
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.