AHLAKA AYKIRILIK SUÇ DEĞİLSE HUKUK VE MANTIK YOK DEMEKTİR SAVIM

Türkiye'de hukuk açık ki siyasi iktidarların yaptıkları hukuklara, kanunlara boyun eğmek; siyasi iktidar hukuk ve kanun diye ne yaparsa onu tıkır tıkır uygulamak üzerine kurulu; yani tepkisiz hukuk anlayışı egemen. Diyelim ki siyasi iktidar bir kanun yapıyor; hukukçular ya da bazı hukukçular o kanuna tepki gösteriyor; siyasi iktidar 'Gelin görüşelim, yanlış yapmamızı önleyin' demek yerine 'Tencere tava, gerisi hava' diyor, önemsemiyor yani gerçekte Türkiye'deki hukuk hukuk değil, siyaset yani hukuka yani gerçeklere ve doğrulara değil siyasete boyun eğmek. Yani başkaldırı hakkı olmayan hukuk da doğru hukuk değildir; başına buyuruk hukuk da doğru hukuk değildir; siyasetin yaptığı hukuk da doğru hukuk değildir.

Ahlak sanıldığı gibi dinin inanç, dini inanç baskısı, dini inanç tabusu değil; zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, felsefenin, bilimin, insanlığın en yüksek aşamasıdır.

Ahlak bir de 'utanmak'tır; yani ahlakın zıttı utanmasızlıktır. Utanmazsızlık doğru, iyi, güzel, övünç, onur birşey mi; değil.

Türkiye hukukunda bile bazı suçlar 'yüz kızartıcı' suçlar olarak tanımlanır örnek ki rüşvet suçu, dolandırıcılık suçu, güveni kötüye kullanma suçu, görevi kötüye kullanma suçu, irtikap suçu, zimmet suçu, özel belgede sahtecilik suçu, hırsızlık suçu, parada sahtecilik suçu, hileli iflas, mühürde sahtecilik, tecavüz suçu gibi. 'Yüzün kızarması' nedir, utanmaktır yani demek ki hukuka utanmak da dahildir zaten. Yani ahlaklı bir toplum açısından; ortalıkta mini etek ile, mini şort ile, adına bikini ve mayo denilen sütyen-külot ile dolaşmak; açıksaçık, daracık, cinsel sunumlu, cinsel tahrikli giysilerle, görünümle dolaşmak; zina, genelev, eşcinsellik, eşcinsel evlilik gibi şeyler yüz kızartıcı şeyler değil mi, ve bunlar dini inançlarda da, günümüzde sayısız ülkede de suçtur yani bu tür yüz kızarması örnek ki aşık olunan kişiyi görmekle yüzün kızarması gibi birşey değildir. Dini inançlarda zina ve fuhuş neden yasak; toplumun toplumsal yapısını, ekonomik yapısını, aile yapısını bozduğu için yasak yani öncelikle ahlaka aykırı olduğu için yasak değil örnek ki bundan 2 bin yıl önce, tüccar kervanla başka bir ülkeden ülkesine mal getirmeye gidiyor, aylar süren yolculuk sonunda evine döndüğünde görüyor ki karısı başka bir erkekle, ve tüccar ya cinayet işleyip suç işliyor ve idam ediliyor ya da hayata küsüp ticareti bırakıyor, ülkede mal kıtlığı oluşuyor yani ahlakı dışlamak öncelikle zekayı, akılı, mantığı, beyini dışlamaktır. Öte yandan; zinanın suç olmaması hukukun kendisine şu yönden de aykırıdır: Örnek ki sahte ya da hileli mal satıp insanları kandırmak, aldatmak suç ancak eşin eşi aldatması suç değil, eş insan değil mi yani, evliliğin ve eşin mal kadar değeri yok mu yani? Yani açık ki hukuk ahlakı dışladıkça hem mantıksızlaşır hem tutarsızlaşır hem de hukuk olmaktan çıkar ve siyasi iktidarların ya da devletlerin oyuncağı durumuna gelir, ve hem adil olmaktan çıkar hem de güvenilir olmaktan. Ülkemizde de zina yüzünden evlilikler, yuvalar yıkılmakta; cinayetler işlenmekte, şiddet ve hakaret olayları olmaktadır.

Yani ahlaka aykırılık suç sayılmazsa hem beyin açısından bir eksiklik olur hem de utanmak açısından yani ahlaka aykırılığı suç saymayan hukuk ya yanlış ya eksik hukuk olur.

Ahlaka aykırılığı suç saymamak hukuk açısından da mantıksızlık ve tutarsızlık olur çünkü açık ki hukuka soyut şeyler de dahildir örnek ki cinayet suçtur ancak hukuk bir de 'Vahşice duygularla cinayet' tanımı da yapmıştır yani hukuka duyguyu da katmıştır, ve 'Vahşice duygularla yani vahşice yöntemlerle cinayet suçuna daha çok ve daha ağır ceza vermiştir, ve utanmak da bir duygudur; ve ancak hayvanlar utanmaz, ancak hayvanlarda utanma duygusu yoktur, ve hukuk insani olmak zorundadır.

Yani bulunan parayı karakola teslim etmemek suç ancak eşi aldatmak suç değil; birisinin gözlüğünü kırmak suç ancak eşi aldatmak suç değil; eşe hakaret etmek suç ancak eşi aldatmak suç değil; güveni kötüye kullanmak üstelik de yüz kızartıcı suç ancak güven üzerine de kurulu evlilikte eşi boynuzlamak suç değil; yani felsefe, bilim, mantık, ahlak, insanlık egemen değil ancak mal, para egemen bir hukuk; yani böyle bir hukuk denilemez, ve böyle bir hukukun yaptığına da adalet denilemez. Neden böyle? Çünkü hukuku, kanunları felsefe, bilim, dini tanımlayan Din hadisileri değil; cehaletin ve nefsin liderleri olan siyasetçiler yapıyor.

Batı hukukunun mantığı alınabilir çünkü mantık mantıktır ve bilimdir ve evrensel doğrulardandır ancak kanunları hukuk olarak alınamaz; doğru hukuk ve doğru kanun Batıya uygun olan değil felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne uygun olan hukuk ve kanundur.

Yani hukukun ahlaka aykırılığı suç saymaması insanlığı, insaniliği, toplumu, zekayı, akılı, mantığı, beyini, felsefeyi, bilimi red etmesidir ki böyle bir hukuk ne hukuk olabilir ne de bilim.

İnsan da, toplumlar da iki şeyle düzelir: Akıl ve ahlak ile. Akıl ve ahlak demek de felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri demektir; bu üç şeyin dışında akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı ve akıl-ruh sağlığı çürümüş bir dünya vardır. Doğru insan olmak da, doğru toplum olmak da, doğru hukuk olmak da ancak felsefenin, bilimin ve Din hadisileri'nin buluşma noktasında olur.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 17.8.19/03.35


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Ğ VE 0 KURAMIM Felsefe 30.09.2020
CORONA VE ZENGİNLİK Felsefe 29.09.2020
CORONA MASKESİ TAKMAYANLAR AKIL HASTAHANESİNE YATIRILMALI SAVIM Sağlık 28.09.2020
MICROSOFT'TAN HAKSIZ KAZANÇ SAVIM Teknoloji / İnternet 27.09.2020
KIZ ÇOCUĞU HER ÜLKEDE YETİŞMEZ SAVIM Felsefe 26.09.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Kötü Zamanda Yaşıyoruz Felsefe 18.08.2020
SIRADAN MISIN Felsefe 02.08.2020
İnsanın can yoldaşıdır '' EŞ ''.. Felsefe 31.07.2020
Ayasofya Felsefe 28.07.2020
şaman kimdir ? Felsefe 18.05.2020