AKP SİVİL DARBE VE AFRİKA KALKINMA BANKASI

Savaşı ya da devrimi ya da darbeyi ya da ayaklanmayı ya da bir sistemi yanlış ve kötü yapan şey bunların kendileri değil, bunların bilime ve ahlaka aykırı olmalarıdır yoksa her devlet kötü olurdu çünkü her devlet savaş, devrim, darbe, ayaklanma gibi şeylerle kurulmuş durumdadır. Yani konular, insanlar, toplumlar ve olaylar hakkında karar vermek için bunların bilime ve ahlaka uygun olup olmadıklarına bakılmalıdır öncelikle çünkü Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi bilim ve ahlak herşeyden önemli, değerli ve üstündür; yani herşeyde ölçü ve ölçüt 'Bilim ve ahlak' olmalıdır. Bu bakımdan ki bilime ve ahlaka aykırı olan demokrasi de, laiklik de, eğitim de, sanat da, sistem de, sanat da, toplum da, insan da, hukuk da, medya da, turizım(turizm) da, serbestlik de, özgürlük de, moda da, özel hayat da, mutluluk da, sevgi de, aşk da, barış da, ekonomi de, siyasi parti de, devlet de, siyasi iktidar da, özel sektör de, okul da, üniversite de, dini inanç da, siyasi inanç da, dünya görüşü de, ünlülük de, şöhret de, aile de, evlilik de, eğlence de, kanun da, beğeni seçimi de, cinsel seçim de yanlıştır, ve ki kötüdür de.

Chp başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dedi ki Fetö önce sivil darbe yapacaktı ancak sonra bundan vazgeçip askeri darbeye yöneldi; Akp de sivil darbe peşinde’ dedi.

Yani Fetö de önce sivil darbe amaçında(amacında) imiş, bunu yapamayacağını anlayınca askeri darbeye yani 15 temmuz’a yönelmiş.

Chp genel başkanının bu savını tarafsızca, mantıkla, bilimsel olarak araştıralım bakalım, haklılık payı olabilir mi, olmayabilir mi?

Sava göre Akp de sivil darbe peşinde imiş. Fetö’nün sivil darbe amaçı demokrasici, laiklikçi, Atatürkçü, Türkçeci sistemi yok edip yerine İran benzeri bir devlet kurmak. Bu nedenle de bol bol yandaş değil bol bol para da topluyordu, biriktiriyordu.

Oluşan durumlardan görülmekte ki Akp iktidarının Türkiye’de yaymaya çalışmakta olduğu herşey demokrasiye, laikliğe, Atatürkçülüğe ve Türkçeye aykırı özellikte; öyle ki neredeyse okullarda Türkçe eğitim kaldırılacak, Arabça eğitim yapılacak; imam-hatipler ve medreseler açılması falan; okullara tarikatların, cemaatlerin, Osmanlıcı-Arabçı vakıfların ve derneklerin doluşması falan; bunlar olağan şeyler de, akıl-mantık-bilim-demokrasi-laiklik açısından da doğru ve iyi şeyler değil.

Akp’nin amaçı da sivil darbe ise bu darbenin amaçı ne olabilir? Osmanlıcı ve Arabçı halinden de açık ki demokrasi karşıtı, laiklik karşıtı, Atatürk karşıtı, Türkçe karşıtı, Osmanlıcı-Arabçı bir devlet kurmak.

‘Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçeyi bırakıp Osmanlıcaya geçelim’ sözü.

Gezi olayları sonrası ve 15 temmuz öncesi ‘Bizim de sokağa çıkmak için can atan 1 milyon yandaşımız’ var sözü.

Atatürk’e ve İnönü’ye sözel kötülemeler.

Akp iktidarının Suriye’de olduğu gibi cihadçı yani demokrasi ve laiklik düşmanı örgütlere desteği.

Akp dünyasının hukuk tanımaz hali.

‘Cumhurbaşkanlı hükümet sistemi’ denilen şeyin ‘Padişahlı hükümet sistemine ve iktidar siyasi partisi başkanlı hükümet sistemine benzemesi yani demokrasisiz ve cumhurbaşkansız hükümet sistemine benzemesi

Tarikatların ve cemaatlerin yükselmeleri.

İmar kanunu’nun rant sağlayacak biçimde sürekli değiştirilmesi.

İhalelerin genelde Akp’cilere gitmesi.

İhalelerde yaygın yolsuzluklar, yaygın usülsüzlükler örnek ki 1 Tl’lik şeyin 10 Tl’ye alınması gibi.

‘Nereye gitti?’ denilen Deprem vergisileri, ve ‘Nereye gitti?’ diye sorulan 15 temmuz şehidleri ve gazileri için toplanılan bağışlar.

Akp karşıtı siyasi partilere sürekli hakaret edilmesi yani muhalefet istenmemesi.

Darbe ya da ayaklama için bol bol para gerekli. Güney Kore’nin tarihi dizilerinde ayaklanmacılar da gizli hazinelerde altınlar biriktiriyorlar.

Akp dünyasına bakıldığında görülmekte ki Akp yandaşı tarikatlara, cemaatlere, vakıflara, derneklere, şirketlere, kuruluşlara, ve dinden çok dine aykırılık ve Akp’ci siyaset içinde durum sergileyen Diyanet’e, ve Akp güdümündeki yurt dışı kuruluşlara bol bol para gitmekte; bu durum yurt dışı ile de ilgili yani Türkiye’den yurt dışındaki Akp yandaşı kuruluşlardan yurt dışına da bol bol para gitmekte; örnek ki Kızılay’dan Ensar vakfı’na, Ensar vakfı’ndan Abd’deki bir öğrenci yurdu yapımına; örnek ki Türkçesi ile Afrika kalkınma bankası adlı bir bankaya 94.2 milyon Dolar(dolar) tutarında katkı payı yaklaşık 8.5 kat artılarak 803,3 milyon Dolara(dolara) çıkarıldı ve bu pay 5 kata kadar da arttırılabilecek.

Bunun dışında bir de devletin, vatanın, milletin, kamunun fabrikaları, madenleri, kaynakları, servetler özelleştirme diye yerli ve yabancı kapitalistlere satılmakta, ve devlet ekonomisi adeta sıfırlanmaktadır, çökertilmektedir ki bir devleti yıkmak için ekonomisinin de çökertilmesi gerekir.

Akp yandaşı yöneticilerin ve kapitalistlerin yüklü miktarda yolsuzluk, usülsüzlük gibi olayları. Onların o kadar çok parayı kendileri için almayacakları açıktır ki paraya da gereksinimleri olmayacak kadar zenginler de.

Açık ki ülke ekonomisinden de, devlet ekonomisinden de Akp’ci dünyaya bolca para geçmektedir. Yani sanki ortada ‘Devletten, ülkeden al; Akp dünyasında biriktir, topla’ durumu var gibi; devlet ekonomisi zayıfladıkça Akp’ci dünya zenginleşmekte.

Peki Akp’nin böyle bir sivil darbe amaçı var ise; eğer bunu gerçekleştiremezse o da askeri darbe ya da halk ayaklanması yoluna gider mi?

Afrika kalkınma bankası ne yapmaktadır? Bu bankanın Afrikalı 53 ülke ortağı, Afrika dışından da 24 ortağı varmış yani toplam 77 ülke yani 77 devlet. Trt belgesel Tv’de Su savaşları adlı dizide iki Türkün Afrika’da su çıkarmak için kendi başlarına çabaları göstermektedir ki Afrika’da birşey yapmamaktadır çünkü bu bankanın milyarlarca Doları ile Afrika’nın iki insanın olağanüstü çabasına gerek duymaması gerekir ki bu bankanın bu iki Türke Afrika’da su çıkarmak için emeklerine hiçbir katkı yapmadığına da bu belgeselde tanık olunmaktadır. Yani gerçekten bu banka ne iş yapıyor? Yani 73 devlet ve milyarlaca Dolar ancak Afrika’da su çıkarmak için iki Türk vatandaşı kendi başlarına çabalamakta; yani 73 devlet, milyarlaca Dolar; Afrika’nın heryerinde su çıkaramaz mı, eğer bu banka bir işe yarıyorsa ya da yaramak istiyorsa? Yani bu 73 devletli, milyarca Dolarlı banka susuz Afrika köylerine ikişer dalgıç pompa ve ikişer güneş paneli takamıyorsa ne iş yapıyor?

Afrika’da 70 devlet olsa; her birinin 1000 sağlıklı susuz yerleşim yeri olsa; toplamda 70 bin yerleşim yeri yapar. Hepsine ikişer dalgıç pompa ve ikişer güneş paneli verilse; 140 bin dalgıç pompa ve 140 bin güneş paneli yapar yani 280 bin malzeme yapar. 1 dalgıç pompa ve 1 güneş paneli, işçilik dahil toplamda 3.000 Tl olsa; toplam 840 milyon Tl yapar, yuvarlak olarak 1 milyon Tl olsun. 1 milyon Tl; Dolar 6 Tl’den 6 milyon Dolar yapar; yuvarlak olarak olsun 10 milyar Dolar. Peki bu 73 devletli koskoca banka 10 milyar Dolar verip Afrika’ya su getiremiyor mu? Öyleyse hem bu banka ne işe yarıyor hem de paraları ne yapıyor? Yoksa bu bankanın paraları Afrika’yı insanca bir yaşam alanı yapmak değil de siyasi çıkarlar için mi kullanılıyor? Ve bir de iki Türk kendi minik çabaları ile koca Afrika’ya sağlıklı su sağlamak için gözyaşartıcı, kahramanca, harika, olağanüstü bir emek veriyorlar; peki bu koca Afrika bankası nerede? Afrika kalkınma bankası’na giden paralar nereye gidiyor? Bu ülkede okullar hizmet için velilerden para toplarkan Akp iktidarı neden bu bankaya 1 milyonlarca Dolar para vermektedir? Ve bu bankanın Türkiye’den başka ortakları kimlerdir?

Chp başkanının savının incelenmesi gerekir; bunun için de Akp’ci alan içindeki paranın ve kitlenin hareketi incelenmelidir. Açık ki birşeyler biryerlere gidiyorsa Türkiye’de demokrasiden, laiklikten, Atatürk’ten, Türkçeden başka yerlere götürülmek isteniyor olması demokrasi, laiklik, Atatürk, Türkçe karşıtı söylemler ile büyük bir olasılık kazanmakta olabilir.

Demokrasiyi, laikliği, Türkiye’yi korumak için Chp başkanının savının incelenmesi gerekir; bunun için de Akp’ci alan içindeki paranın ve kitlenin hareketi incelenmelidir. Anımsanmalı(Hatırlanmalı) ki bir cumhuriyet başsavcısı da ‘Akp laiklik karşıtı hareketlerin odağı durumunda’ diye iddianame düzenlemişdi; ve demokrasi, laiklik, Atatürk, Türkçe giderse Türkiye gider.

 

Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 13.3.20/10.19


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Zihinsel Engelli (Felsefe) Felsefe 02.04.2020
Televizyonlar ve Toplumsal Gelişmeler Felsefe 01.03.2020
PİŞMANLIK Felsefe 31.12.2019
Karma yasası Felsefe 09.12.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (5) Felsefe 04.12.2019