KARATAY ÜNİVERSİTESİ İNCELEMEM

Karatay üniversitesi'nin sitesinin 'Kuruluş' bölümünde 'Selçuklular tarafından 1251 yılında yaptırılmış ilk Vakıf Yükseköğretim Kurumu niteliğinde olan Karatay Medresesi'nden alan KTO Karatay Üniversitesi, 1882 yılında kurulan ve Türkiye'nin en köklü ticaret odalarından olan Konya Ticaret Odası'nın Eğitim ve Sağlık Vakfı tarafından 7 Temmuz 2009 yılında yeniden kurulmuştur. Kuruluş çalışmalarına, Konya sanayi ve ticaret dünyasının ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi ve karşılanması için tek bir üniversitenin yetmediği öngörülerek başlanmıştır. Sanayi ve ticaret dünyası için, nitelikli, aldığı teorik bilginin yanı sıra işin mutfağını da öğrenip uygulamada da başarılı olan mezunlar yetiştirmek amaçlanmıştır. Kuruluş çalışmalarında iş dünyasının, öğretim üyelerinin görüşleri alınmış ve piyasanın ihtiyaç duyduğu bölümler tespit edilmiştir. Yapılan fizibilite çalışmalarının ardından ve örnek üniversite modellerinin incelenmesiyle KTO Karatay Üniversitesi vizyonunu çizmeye başlamıştır. Belirlenen vizyon çerçevesinde çağdaş eğitim sistemi, yaşamla iç içe yenilikçi yapısı, uygulamalı eğitimi, en az iki dil bilen, nitelikli, piyasayı tanıyan ve iş bulma kaygısı olmayan mezunlar veren, sektör odaklı eğitim programları ile özgün, yaratıcı ve kullanılabilir bilgi üreterek toplumsal gelişime katkı sağlamayı hedefleyen KTO Karatay Üniversitesi' yazıyor. Bu kadar açıklama bile bu üniversitenin gerçek, doğru üniversite kavramından ve tanımından uzakta olduğunu kanıtlamaya yetiyor.

Çünkü:
1- Bu üniversiteye adını veren 'Karatay medresesi' Sultan 2. İzzeddin Keykavus devrinde Emir Celaleddin Karatay tarafından 1251 yılında yaptırılmıştır; Karatay medresesi'nin adı da Celaleddin Karatay'dan gelir. Celaleddin Karatay kimdir, alim mi, hayır; Rum aslıllı bir kölelikten geldiği düşünülen, ve leğenci başılık, ordu komutanlığı, hazinei hassa emirliği yani iç hazine emirliği, saltanat naibliği gibi işler yapmış; 'Devleti tek başına yönetmeye kalktı' diye vezir Şemseddin Muhammed'i öldürtmüş, ve kendi adını taşıyan Karatay medresesi'ni yaptırmış. Yani bakıldığında görülmekte ki bu kişinin alimlikle, bilimle, felsefe ile ilgisi, ilişkisi yoktur oysa üniversite adları felsefeye, bilime yönelik adlar olmalıdır, alim-alime de olsalar kişi adları değil. Yani açık ki bu üniversite temelini, amaçını, gücünü ve işlevini felsefeden, bilimden, dini tanımlayan Din hadisleri'nden, toplumsal evrensellikten, gelecekten değil etnik, milliyetçi, feodal, bilimdışı, Türkiye cumhuriyeti öncesi yani Atatürk öncesi bir yapıdan almaya çalışmaktadır.
2- Üniversite demek felsefe, bilim, insanlık, evrensellik, düşünürlük(filozofluk), alimlik, alimelik, bilgelik demektir yani gerçek, doğru üniversite bu içerikler üzerine kurulu olur. Ancak bu üniversite adını bile etnik, feodal, milliyetçi, felsefe ile, bilimle, evrensellikle ilgisiz bir temelden, varlıktan almaya çalışmış; medrese nedir; temeli olarak felsefeyi, bilimi değil ait olduğu dini inançı temel alan bir yapıdır, ve 'Ders verilen' yer anlamındadır; ancak üniversite 'ders verilen yer' değil 'Felsefe, bilim, evrensellik, bilimdışılığa karşıtlık öğretilen yer'dir yani medrese ders verilen yer olsa da bilimselliğe aykırı biryerdir.
3- Bu üniversite ticaret odasınca yani kapitalistlerce kurulmuş oysa felsefe ve bilim kapitalizıma(kapitalizme) karşıdır.
4- Bu üniversite; amaçının(amacının) felsefe, bilimsellik, düşünürlük, alimlik, alimelik, bilgelik öğretmek değil de kapitalistlerin yani piyasanın gereksinim duyduğu elemanları yetiştirmek olduğunu açıkça açıklıyor oysa üniversitenin nedeni, amaçı ve işlevi piyasaya eleman yetiştirmek değil insanlığa düşünür, alim, alime, bilge, bilimci yetiştirmektir.
5- 'İşin mutfağı' deyip üniversite kavramına ve kurumuna bilimsel değil de medya ağızı ile yaklaştığını gösteriyor. Üniversite yemekhane değil ki mutfak olsun; üniversite felsefe, bilim, düşünürlük, alimlik, alimelik, bilgelik yuvasıdır.
6- Bu üniversite kuruluşu için gerçek, doğru üniversite kavramının temeli olan felsefeyi, bilimi ve dini tanımlayan Din hadisileri'ni değil piyasayı amaç, ve öteki üniversiteleri model aldığını söylüyor ki yani pusulası doğru yöne çevirilmiş değil yani öteki üniversiteler sanki madah şeyler yani pusulasını öteki üniversitelere değil de doğrudan felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne çevirmeli idi.
7- Türkçesi varken 'fizibilite' demiş, Türkçesi varken 'vizyon' demiş.
8- Bu üniversite kendini 'Çağdaş eğitim sistemi, yaşamla iç içe yenilikçi yapısı, uygulamalı eğitimi, en az iki dil bilen, nitelikli, piyasayı tanıyan ve iş bulma kaygısı olmayan mezunlar veren, sektör odaklı eğitim programları ile özgün, yaratıcı ve kullanılabilir bilgi üreterek toplumsal gelişime katkı sağlamayı hedefleyen' diye tanımlıyor ya da övüyor ya da sunuyor. Peki bilime/ilime bile hiç katkısı olmamış birinin adını kendine koyup, bu üniversite nasıl 'çağdaş' olmayı düşünüyor acaba? Öteyandan(Öte yandan) 'En az iki yabancı dil bilen' ile Türklerin ve Türkiye'nin başlarının tarihsel en büyük soyut belası olan 'Yabancı hayranlığı'na da destek olmuş oluyor; üniversitenin görevi yabancı dil öğretmek değil felsefe, bilim, Din hadisileri ve Türkçedir ki Türkçesi olmasına karşın 'vizyon' sözcüğünü kullanmakta. Bu tanımdan anlaşılıyor ki bu üniversitenin amaçı(amacı) felsefe, bilimsellik, Din hadisileri öğretmek; düşünür, alim, alime, bilge, bilimci, toplumsal-evrensel insan yetiştirmek değil kapitalistlere eleman yetiştirmektir yani üniversite kavramına ve kurumuna aykırılıktır ki özel sektörün kurduğu bir üniversitenin zaten kendini felsefeye, bilime, düşünürlüğe, alimliğe, alimeliğe, bilgeliğe adaması pek olasılıklı olmaz.
9- Üniversitenin sitesinin 'Hakkımızda' bölümünde; 'Bu nedenle öğrencilerimiz sanayi ve ticaret dünyası ile iç içe eğitim görmektedir' yani 'Felsefe, bilim, Din hadisileri, düşünürlük, alimlik, alimelik, bilgelik, bilimcilik, toplumsal evrensellik' demiyor yani bu üniversitenin özel sektör yani kapitalizım için kurulduğu ortada. Bu bölümde br de 'KTO Karatay Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin (KTO KAR-DİL) amacı yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmek için yurt dışından gelecek yabancı uyruklu öğrencilere Türkçe öğretmek' diyor ancak kendisi 'vizyon, dokümantasyon, materyal, inovasyon, teori, pratik, sosyal, etik, prensip, organizasyon, beşerî, fikrî' diyor, Türkçeleri varken ki Türkçede 'î' yani şapkalı i de, şapkalı a da yoktur ancak bu üniversitenin internet sitesinde bolca şapkalı i ve şapkalı a harfi var ki bu nasıl bilimsellik; bu durumda bu üniversite Fıransızcadaki(Fransızcadaki) ve Güney Amerika'daki özel harfleri de onlar gibi yazmak zorunda; Fıransızcadan örnek ki 'Où, plaît', Paraguaycadan örnek ki 'Organización, kuéra, más, reguahẽre , kyre’ỹpope, arakõi' gibi. Yine bu bölümde 'Karatay Üniversitesi Liderlik ve Girişimcilik Uygulama ve Araştırma Merkezi (KARGİM), günümüzde büyük ihtiyaç konusu olan liderlik ve girişimcilik alanındaki boşluğu doldurmak amacıyla kurulmuştur' diyor ancak günümüzde en büyük sorun ülkemizde ve dünyada düşünür, alim, alime, bilge yokluğudur.
10- Üniversitenin sitesinde bir de 'Vizyon ve misyon' denilmiş bölüm var, bu yabancı sözcüklerin Türkçeleri varken. Yani dilde mantık olmazsa eğitimde bilimsellik nasıl olacak?
11- 'Vizyon ve misyon' bölümünde şu yazıyor, 'Değerlerimiz' başlığı altında: 
'Köklü geçmişine sahip çıkan
Küresel gelişmeleri ve yenilikleri yakından takip eden
Tüm paydaşlarla iyi bir yönetişim sürecini benimseyen
Tüm süreçlerinde şeffaflık ve hesap verilebilirliği ön planda tutan
Etik değerlere bağlı
Bilimin evrenselliğine inanan
Sürekli iyileştirmeyi prensip edinmiş
Beşerî sermayeye önem veren ve kurumsal yapısını öğrenen organizasyon olarak ele alan
Çevreye ve toplumsal meselelere duyarlı 
İnsan odaklı bir üniversite olmak'. Bakın hiç 'Felsefe, bilimsel olmak, düşünürlük, alimlik, alimelik, bilgelik' demiyor; 'Bilimin evrenselliğine inanmak ise bilimsel olmak demek değildir. 'Köklü geçmişine sahip çıkan' diyor oysa üniversite felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne sahip çıkmalıdır yani gücünü bunlardan almalıdır, tarihte kapladığı sayılardan değil.
12- Üniversite içindeki hayatın fotoğraflarına bakıldığında ise gitarla konser veren öğrenciler, soba üzerinde kestane közleyen öğrenciler, robot yarıştıran öğrenciler, satranç oynayan öğrenciler, halat çekme yarışı yapan öğrenciler, fesli tiyatro yapan öğrenciler, balon uçuran öğrenciler ki fotoğrafta tayt pantolonlu türbanlılar da var, kermes yapan öğrenciler, silah poligonunda atış yapan baylı bayanlı öğrenciler, kapalı alanları yokmuş gibi üniversite bahçesinde güneş altında ders çalışan/kitap okuyan öğrenciler, pinpon oynayan öğrenciler, Mehter takımı ile mutlu olan öğrenciler görülmekte; satranç oynanılan bir fotoğrafta, arkada, ve bir başka fotoğrafda(fotoğrafta), tabelasında(levhasında/isimlikinde-isimliğinde) 'Best c ffee shop' yazan biryer var, ne demekse; bir fotoğrafta türbanlı-tesetürlü bir öğrencinin yaptığı tablolar var, tablolardaki bayanlar biraz tuhaf görünümdeler ve bir de Marylin Monroe tablosu var; bir fotoğrafta da dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu konuşuyor, öğrenciler dinliyor, ne yani üniversite olarak siyasetçi ile mi övüneceksiniz, bazıları da 'Lady Gaga'yı getirdik diye övünüyor, bazıları da 'Hadise'yi getirdik' diye, vay bu üniversitelerin hallerine, alim/alime yarışına değil ünlü yarışına girmişler; iki fotoğrafta halk oyunları oynayan öğrenciler, bir fotoğrafta 'Türkiye'nin kadim üniversitesi Karatay üniversitesi' yazıyor, örnek ki 'Eski üniversitesi' yerine; bir fotoğrafta 'Önce selam, sonra kelam' yazıyor ve sağ yanında da Arabçası yazıyor, sanki Arab üniversitesi imiş gibi, sol yanında da 'İngilizcesi yazıyor, sanki Amerikan üniversitesi imiş gibi, ve bir üniversitede 'Önce selam, sonra kelam' değil 'Önce felsefe, bilim, mantık, vicdan, medenilik ve ahlak' gibi şeyler yazmalıdır; yani üniversite heryerinden felsefe, bilimsellik, Türkçe değil de düşünürlükle, alimlikle, alimelikle, bilgelikle ilgisizlik, ve yabancı hayranlığı akmakta gibi durumda görünmektedir; Arabçasını ve İngilizcesini yazmış üniversite ilginç ki Türkçesini yazmayı unutmuş çünkü 'Kelam ve selam' Türkçe değil Arabça sözcükler; bir fotoğrafta da 'Benim tercihim' yazıyor, yani bu 'Benim' kim acaba, ve aynı fotoğrafta sanki bir madahmış gibi 'Konya ticaret odası üniversitesidir' yazıyor, sanırım bu açıdan övünmek istiyor oysa üniversite ve üniversiteli ticaretle değil felsefe, bilim, ahlak, nefssizlik, inziva, düşünürlük, alimlik, alimelik, bilgelik ile övünmeli.
13- Üniversitenin fotoğraflarına bakıldığında görülen birşey de öğrencilerin moda içinde oldukları. Daracık tayt pantolonlu bayan öğrenciler; türbanlısı da bir cehalet ve nefs türü olan moda etkisi içinde, türbansızı da.
14- 'Hakkımızda' bölümünde 'uluslararası arenada' yazıyor; oysa bilimde 'arena' sözcüğü ile övülünmez, onurlanılmaz, gururlanılmaz ki cumhurbaşkanı Erdoğan da arena sözcüğüne karşı olduğunu açıklamışdı zaten. Sanırım bu üniversite 'arena' sözcüğünü iyi, hoş, güzel birşey sanıyor; bende daha önceden, internette, arena sözcüğünün üstelik de övünç olarak kullanılmasına karşı olduğumu yazmışdım, Uğur Dündar'ın 'Arena'sına tepki olarak.
15- Bu üniversite yalnızca felsefe, bilim, Türkçe açısından çelişki içinde değil İslamiyet açısından da çelişki içinde çünkü Celaleddin Karatay hakkında 'emir' övgüsü yapılmaktadır ancak hadis diyor ki 'Sultanlarla düşüpkalkan(düşüp kalkan) alimler dinden çıkar'; yani hem üniversite emir, sultan feodal ünvanlarla övünmemelidir hem de bunlar ile övünmek İslamiyet'e aykırıdır.
16- Gerçekte bu üniversite ne olduğunu yani doğru üniversite kavramına aykırı olduğunu 'Hakkımızda' bölümünde açıkça yazıyor ve 'KTO Karatay Üniversitesi, iş dünyasının üniversitesi olarak yola çıkmış ve kuruluşu 1251 yılına dayanan; eğitim, bilim ve kültür tarihimizin simgesi olan Karatay Medresesi'nin günümüzdeki ruhu olmuştur' diyor yani 'iş dünyasının üniversitesi' yani felsefenin, bilimin, bilimselliğin, mantığın, düşünürlüğün, alimliğin, alimeliğin, bilgeliğin, insani/toplumsal evrenselliğin üniversitesi değil. Ve 'Karatay medresesi'nin günümüzdeki ruhu olmuştur' diyor yani felsefenin, bilimin, bilimselliğin, düşünürlüğün, alimliğin, alimeliğin, bilgeliğin değil ki medrese kafası ile üniversite de olunmaz, çağdaş da olunmaz.

En azından; iki fotoğrafın duvarında Atatürk fotoğrafı var. Bazı üniversitelerde o da yok.

Üniversite demek felsefe, bilim, bilimsellik, mantık, beyin, ruh, düşünürlük, alimlik, alimelik, bilgelik demektir; ancak felsefe dediğim felsefe; felsefe diye öğretilmekte olan felsefe tarihi, felsefe mazisi, felsefe magazini değil felsefe bilimi. Ve üniversite sıpor, halk oyunu, dans, müzik, silah kullanma, eğlence yapmak, resim yapmak, konser vermek, yarışma yapmak gibi şeyler değildir.

Bu üniversite bilimsel değil de ticari ve siyasi bir üniversite imiş gibi görünüyor.

Anlaşılıyor ki bu üniversiteye öğrenciler düşünür, alim, alime, bilge olmak için kolayca iş bulabilmek için gitmekteler büyük olasılıkla; yani ne de olsa Konya ticaret odası'nın üniversitesi. Ancak Türkiye'nin ve insanlığın kapitalistlere, tüccarlara değil; düşünürlere, alimlere, alimelere ve bilgelere gereksinimi var.

Bu nedenle ben bu üniversiteyi üniversite kavramı ve tanımı açısından hiç uygun bulmadım.

Hayat ezbere yaşanır da felsefe, bilim, üniversite, dil ezbere olmaz.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 4.8.2019/00.06