AFİFE JALE TÜRK VE MÜSLÜMAN MI İDİ?

Ülkemizde; akıldışı insanları, ahlaka aykırı hayat içeriği olan insanları övmekten, baştaçı etmekten kimler yarar sağlamak istemekteler acaba? Yani ülkemizde birileri felsefel, bilimsel, ve dini tanımlayan Din hadisileri'ne uygun ya da düşünür(filozof), alim, alime, bilge insanlar aramak yerine tuhaf ki özellikle ahlaka aykırı kimseleri aramak, bulmak, ünlüleştirmek ve baştaçı yapmak için didinir durumdalar. Belli ki birileri demokrasiyi, özgürlüğü, insanca dünyayı ahlaka aykırı kimselerin varlıklarında ve savunulmalarında sanmakta; oysa gerçek demokrasi, gerçek özgürlük, gerçek kurtuluş yalnızca felsefede, bilimde ve Din hadisileri'nde.

Türkiye'de açık ki birileri İslam diye bilime aykırılığın ve barbarlığın arkasına saklanmaya çalışırlarken, birileri de özgürlük, demokrasi, laiklik, sanat, duygu diye ahlakdışılığın arkasına sığınmaya çalışmaktalar; bu nedenle de ahlaka aykırı insanları bile baştaçı etmekten çekinmemekteler; örnek ki filımlarda(filmlerde) çırılçıplak soyunan, sevişen, tecavüze uğrayan, zina yapan, fuhuş yapan başrol oyuncusu bayanlar hemen baştaçı edilmekte. Bu durum yalnızca filmlar ile sınırlı kalmamış, ve gerçek hayatta da ahlak, edeb, utanmak tanımayan, cinselliğini sergileyen sanatçılar baştaçı edilmeye başlanmıştır; buna bir de uyuşturucudan yakalanmış ünlülerin medyada baştaçı edilmesi durumu da eklenmiştir.

Büyük olasılıkla; utanmayı dışlamış, ahlaka aykırı bayanların; ahlaka aykırı bayların; uyuşturucu kullanmış bayların sanatçı diye, sanat diye, ünlü diye medyada baştaçı edilmeleri gerçekte art birniyeti(bir niyeti) gerçekleştirmek içindir. Yani Türkiye'de birileri Türkiye'yi İran'a, Afganistan'a çevirmeye çalışırlarken birileri de zinanın, fuhuşun, çıplaklığın, pornonun, ensestliğin serbest olduğu Abd'ye çevirmeye çalışmaktalar; iki yanlışa da, iki tuzağa da düşmemek zorunludur yani külot görünen yerden de, şiddet görünen yerden de uzak durmak gerekir.

Afife Jale. 

Afife Jale Türk mü, Müslüman mı bilmem de; 'Türk ve Müslüman idi' diyorlar ancak ben Türklüğün ve Müslümanlığın ne olduğunu bildiğimden kafama birsorun(bir sorun) takıldı Afife Jale'nin Türklüğü ve Müslümanlığı konusunda; yoksa bence insan zaten birmaymun(bir maymun) türüdür, ve anavatanı da Afrika'dır çünkü insan kanında bulunmakta olan 'Rh' bir de yalnızca Afrika'daki birmaymun türünde bulunmaktadır ve maymunda da, insanda da 'kuyruk sokumu' denilen yer var; kulakları, gözleri, dudakları, kaşları, el parmakları, ayak parmakları, burunu(burnu), kılları ve ağızı da çok benziyor yani. Yani insan da bir milyon yıl, hergün, her saniye deterjanla ovalana ovalana yıkansa sonunda sabuna ya da birbaşka(bir başka) varlığa dönüşebilirdi belki.

Paşa torunu imiş. 1902 doğumlu imiş. Babası evlatlıktan red etmiş, tiyatroda oynadığı için; bir de morfin bağımlısı olduğu günleri göre ne yapardı acaba? Yani daha Kurtuluş savaşı bile yok yani Osmanlı imparatorluğu var henüz. Onun için bazı internet sitesileri(siteleri) ve bazı kişiler 'Afife Jale, Müslüman kadınların sahnede rol yapması, oynaması günah ve yasak olan bir dönemde zoru başardı', 'Türk kadınının en güçlü sesi' gibi abuksubuk, saçmasapan, akılazarar(akıla zarar) açıklamalar yapmaktalar, övgüler düzmekteler. Bazı internet siteleri onun morfin yani uyuşturucu bağımlısı olduğunu gizlemekte ve Afife Jale için 'Amansız bir hastalığa yakalanmış kadın' bilgi karartması yapmaktalar. Afife Jale için en geniş, en ayrıntılı, en doğru, en gerçek bilgiyi 'biyografya.com' sitesinde gördüm.

Yıl 1920. Afife Jale uyuşturucu yani morfin bağımlısı imiş; öyle ki morfin için bir eczacı ile ilişkiye bile girmiş ki o zamanda Selahattin Pınar ile evli durumda bile olabilir, verilen bilgiden çıkan sonuça(sonuca) göre çünkü 'Selahattin Pınar bir gün eşinin öğle uykusu için çekildiği odasının anahtar deliğinden içeri baktığında damarına morfin şırınga ettiği gördü ve çöktü. Morfin için eczacı ile ilişkiye girmişti Afife.'. Öyle ki Selahattin Pınar bile Afife Jale'den Afife Jale'nin morfin bağımlılığı nedeni ile boşanmış.

Yani; birkadın(bir kadın) düşünün ki 1920 yılında morfin bağımlısı oluyor; Bodrum hakimi diye anılan birkadın düşünün ki 1950 yılında mayo ile denize giriyor. Yani düşünün ki o dönemlerde olağan bayan türü geçim derdinde ve sokakta yüzünü göstermekten bile utanmakta; ve düşünün ki 2014 yılında Van'da köylü birbaba(bir baba)ölü çocuğunu, şubat ayı içinde, vahşi Doğu kışı içinde, karda, çuval içinde, sırtında taşımak zorunda kalacak kadar yoksul ve çaresiz idi. Ve daha 1920 yılında, üstelik de sanatçı denilen bir kadın uyuşturucu bağımlısı oluyor; ve daha 1950 yılında, üstelik de hakime olan birkadın mayo ile deniz giriyor; gerçek ki bu bayan türü Türkiye toplumunu onlarca yıl önce aşmışlar ancak yanlış yönde aşmışlar. Yani düşünün ki İstanbul'da bile uyuşturucu 3-5 yıldır yaygın bir bela olarak ortaya çıkmaya başladı ki bir de 1920 yılını düşünün. Yani Mefharet hanımın tek yanlışı intihar etmek olmuş; intihar etmeseymiş ya da uyuşturucu bile kullansaymış 'Güçlü Türk kadınları' sınıfına sokulacak ve topluma ya da birilerine baştaçı edilecekmiş, 1950 yılında mayo giydi diye ki günümüzde de uyuşturucudan yakalanmış ünlülerin üstelik de Akp yandaşı medyada baştaçı edilmesinin belki de Afife Jale'yi baştaçı etmek tarihi ile de ilgisi var olabilir.

O zamanlar morfin eczahanelerde satılıyordu büyük olasılıkla ancak düşünün ki günümüzde bile ilaç almakta zorlanan sayısız insan var bu ülkede ki sürekli morfin alımı ne kadar çok para ister kimbilir. Yani düşünün ki 1960'lı yıllarda; hasta çocuğuna portakal alamayan biradamı(bir adamı) anlatan biröykü(bir öykü) bile var. Yani 1920'li yıllar ülke için yokluk, kıtlık yılları zaten.

Gerçek ki Türk bayanı da, Müslüman bayan da asla uyuşturucu kullanmaz çünkü Türklüğün de, Müslümanlığın da temellerinden biri de ahlaktır, edebtir, utanmaktır; hele ki uyuşturucu için hiçkimseyle sevişmez. Yani mantık olarak; Afife Jale'nin Türk ve Müslüman olduğunu söylemek pek gerçekçi, pek doğru olmayabilir, yanıltma olabilir. Şu da gerçek ki Türk bayan da, Müslüman bayan da cumhuriyetin ilk yıllarında tiyatroya, sahneye çıkan bayanlar Türk olmayan ya da Müslüman olmayan bayanlardır.

Öteyandan birkısım(bir kısım) medyanın; Afife Jale'nin morfin yani uyuşturucu bağımlısı olduğunu, ve sonunda Bakırköy akıl hastahanesinde yalnızlık, kimsesizlik içinde öldüğünü, cenazesinde bile ancak 4-5 kişinin olduğunu nedense gizlemeye, saklamaya çalışmaktalar; ağır birhastalık sonuçu(sonucu) hastahanede öldüğünü açıklamaktalar.

Yani bence etnik köken ve dini inanç olarak yalnızca babaya ya da anneye ya da yalnızca babaya ve anneye bakmak yanlış olur; yani kişiliğe ve özel hayata da bakmak gerekir. Yani örnek ki terör örgütü Işid de, Boko haram da, Fetö de kendilerine Müslüman diyorlar, belki kimliklerinde de Müslüman yazıyordur ancak açık ki Müslüman değiller ki bunu da kişilikleri ve özel hayatları yani yaptıkları gösteriyor; yani diyorlar ya 'İslamcı terör örgütü demek olmaz, yanlış çünkü İslam terör değildir' diye; bence aynı yaklaşım biçimi herkes için de geçerli yani 'Türküm' demekle 'Türk, 'Dinliyim' demekle dinli olunamaz bence. Yani özelde Afife Jale'ye, genelde ahlaka aykırı sanatçılara ve ahlaka aykırı ünlülere kimler, neye dayanarak 'Türk ve Müslüman' diyor, sormak gerekir. Atatürk 'Türküm diyen herkes Türktür' dedi de, bir de 'Ben insanın ahlaklısını severim' de dedi; Mevlana 'Ne olursan ol gel' dedi de 'Ben insanın ahlaklısını' severim' de dedi; hadis 'Alimler peygamberlerin varisleridir' dedi de, 'Sultanlarla düşüpkalkan/düşüp kalkan alimler hırsızdır' da dedi, yani herşey koşullama, koşul, şart içinde, yani hiçbirşey yağmaHasan'ınböreği(yağma, Hasan'ın böreği) ya da sebil çeşmesi durumunda değil.

Hangi akıla hizmet bilinmez; Yapı-kredi bankası her yıl Afife tiyatro ödülü veriyormuş.

Afife Jale adlı bir de filım(film) çekilmiş; peki filımda kim Afife Jale'yi oynamış; zina ve fuhuşun konu olduğu Kupa kızı adlı filımda oynayan, ve Türkmax adlı Tv kanalında 2008 yılında kendi ağızı(ağzı) ile 'Annemle birlikte Anadolu turnesine çıkmıştık, ben daha altı yaşında küçük bir kızdım; kasabadaki otelde yer yokmuş, annem beni kasabanın genelevine götürdü, o gece genelevde kaldık' diyen Müjde Ar.

Türkiye'de açık ki birileri demokrasiyi, özgürlüğü felsefede, bilimde ve dini tanımlayan Din hadisileri'nde değil de 'Ah ünlü birileri ahlaka aykırı şeyler yapsa da' da aramakta, ummakta, beklemekte. İşte bu nedenle ki son on yılda Türkiye'nin tüm pılajları(plajları) doldu da; Türkiye düşünür(filozof), alim, alime, bilge dünyasına iki düşünür, alim, alime, bilge gönderemedi henüz.

Yani acaba; Türklüğe ve Müslümanlığa aykırı insanları kimler ve neden Türk, Müslüman ve ünlü olarak tanıtmaya, vurgulamaya, yaymaya çalışmakta?

Açık ki Türkiye, ve Türkiye toplumu ahlak mantığı açısından uzun, derin ve yaygın birsaldırı(bir saldırı) altında olabilir. Yani sanki kıçınıbaşını açmayanlar, ahlaka aykırı davranmayanlar, ahlaka aykırı yaşamayanlar, ahlaka aykırı görüntüler vermeyenler ünlü yapılmamakta gibi birdurum(bir durum) var gibi. Bence devletin, hükümetin ve Mit'in Türkiye devletinin ve Türkiye toplumunun bekası için bu konuya özenle dikkat etmesi zorunludur; yani bunca uyumlu ve eş içerikli şey rastlantı olmayabilir.

'Devletin bekası, devletin bekası' deyipduranlar(deyip duranlar) bir de ülkedeki ahlaka aykırı duruma bakmalı, dikkat etmeli yoksa gemi büyük ve görkemli de, içindeki yolcular ölü olabilir. Ülke birgemi(bir gemi) ise yalnızca gemiye, denize ve havaya değil, yolculara da dikkat etmek, ilgi göstermek gerekir.

Yani Afife Jale Türk ve Müslüman değil ise Türk ve Müslüman demek yanlış; Türk ve Müslüman ise de morfin bağımlısı olduğu için de milletin başına ve sanatın başına ünlü yapmak, baştaçı yapmak; övmek, onurlandırmak, gururlandırmak yanlış.

Sonra bir de ülkede uyuşturucuya karşı savaş var sözde. Yani uyuşturucu bağımlısı insanları ünlü yapmak, o ünlüleri de baştaçı yapmak; uyuşturucuya karşı savaşta nasıl zafer kazandıracak acaba? 

Yani düşünün yıl 1920. Ve ülkemizde uyuşturucu kullanımı çığ gibi büyümüş, yani azalmamış ya da yok olmamış, öyle ki sanat dünyasının tepesine kadar bile uzanmış. Demek ki bu konuda birşeyler yanlış yapılıyor, yanlış gidiyor.

Yani Afife Jale tiyatro yani sanat ile değil uyuşturucu ile geçmiş birhayatttır(bir hayattır); ve tiyatro, sanat uğruna değil, uyuşturucu uğruna bitmiş birhayattır. Öyle iken bu kadını; Türkiye tarihinde ilk kez tiyatrocu olmak isteyen kadın ya da Atatürk döneminin ilk kadın tiyatrocusu diye övmek, baştaçı etmek, onurlandırmak; ve üstelik de Türk ve Müslüman olarak, ve üstelik de 'Türk kadının en güçlü sesi' olarak tanımlamak, tanıtmak ne kadar doğrudur, ne kadar gerçekçidir, ne kadar haklıdır?


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 31.7.19/01.56


Başlık Kategori Yayın Tarihi
TOPLUMDA BAYAN BASKISI SAVIM Felsefe 13.07.2020
AYASOFYA FATİH'İN DEĞİL ATATÜRK'ÜN OLMALI DEĞİL Mİ? Felsefe 12.07.2020
KADIN FAŞİZMİ KURAMIM- 1 Felsefe 11.07.2020
AKP'Yİ YÖNLENDİRME TAKTİĞİ ÖNERİM Felsefe 10.07.2020
MODA SİTELERİ CİNSEL TEŞHİR SAPKINLIĞI YAPIYOR SAVIM Felsefe 09.07.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
şaman kimdir ? Felsefe 18.05.2020
Kızların Oyuncağı! Felsefe 10.05.2020
Zihinsel Engelli (Felsefe) Felsefe 02.04.2020
Televizyonlar ve Toplumsal Gelişmeler Felsefe 01.03.2020
PİŞMANLIK Felsefe 31.12.2019