BİR CİNAYET VE EĞİTİMİN GENÇLİĞİN MEDYANIN VE ÜLKENİN YOZLUK HALİ SAVIM

Bu yazının amaçı(amacı) medyanın önünegelene(önüne gelene), her cinayet işleyene, ve bu yazının konusu olan babaya 'Canavar, cani' demesine tepki içindir. Farkında iseniz öldürülen kişiler bayan, öldürenler bay ise medya öldürenlere hemen 'Canavar, cani' damgası vurmaya bayılmakta ancak öldürenler bayan, öldürülenler bay ise bunu yapmamaya çalışmaktadır. Kuşkusuz ki cinayet, öldürmek yanlış ve kötü birşeydir; bu nedenle ki cinayetlerin yanlışlığı ya da doğruluğu değil nedenleri tartışma konusu yapılmalıdır, incelenmelidir; bunun için de öldürenlerin ve öldürülenlerin kişiliklerine ve özel hayatlarına da bakmak zorunludur.

Savım ki akıldışı-ahlakdışı moda masum görünümlü bir seri katildir çünkü insanları doğru insan olmaktan, toplumları doğru toplum olmaktan uzaklaştırmakta ve cinayetlere, intiharlara, öyle ki uyuşturucunun yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Akıldışı-ahlakdışı moda yayıldıkça cinayetler, intiharlar ve uyuşturucu kullanımı da artmaktadır; öyle ki akıldışı-ahlakdışı modanın merkezi olan Amerika'da ve Avrupa'da esrar kullanmak serbest hale getirilmiştir; öyle ki Abd'de zinadan pornoya, esrardan ensestliğe kadar her akıldışı ve ahlakdışı serbest hale gelmektedir. Yani artık Batı felsefe, bilim, insanlık merkezi değil ahlaksızlık ve esrar dünyası durumuna gelmektedir. Bu nedenle devletler dünyalarını Batıya karşı kapamak, ve toplumlarını, insanlarını korumak zorundalar yoksa ülkelerinde oluşacak her suçtan, her ahlaksızlıktan kendileri de sorumlu ve suçlu olacaklardır. Dünyaya ekonomi yani para gözü ile bakan özel sektör yani kapitalistlik de, dünyaya oy toplamak gözü ile bakan siyaset de insanın ve insanlığın düşmanları durumundalar artık.

O akıldışı-ahlakdışı, küresel ve derin güç akıldışı-ahlakdışı moda ile yetişkin insan dişisini öylesine avuçuna(avucuna) almaktadır ki Avrupa'da örnekleri görüldüğü üzere, yetişkin insan dişisi milletvekili yapılsa meclise, normal, olağan görüp bikini ile gelmeye çalışmaktadır.

Türkiye'nin bilimden ve ahlaktan uzaklaşan her adımı o akıldışı-ahlakdışı, küresel ve derin güçün hoşuna gitmektedir. Bu nedenle de Türkiye'yi bilimsellikten uzaklaştıran Osmanlıcılığı da, Arabçılığı da, Atatürk düşmanlığını da, demokrasi düşmanlığını da, laiklik düşmanlığını da; Türkiye'yi ahlaktan uzaklaştıran, Atatürkçülüğü Atatürk'ün dediği gibi 'bilim ve ahlak' olarak değil de sigara, içki içmek; bikini, mayo, mini şort, mini etek, tayt pantolon giymek olarak düşünen yoz Atatürkçüleri de desteklemektedir. Bu nedenle o güç için; Türkiye'nin başına ha Akp gelmiş, ha Chp gelmiş fark etmez; o güç için fark edecek tek şey Türkiye'nin Atatürk'ün de dediği gibi bilim ve ahlak ile yönetilmesidir; bu nedenle Türkler ve Türkiyeliler bunu başarmaya yönelmek zorundalar doğru ülke olmak için, bağımsız ve özgür ülke olmak için, dünya ve insanlık önderi, lideri ülke olmak için.

Çağımızda 'Kızın var mı derdin var' artık çünkü akıldışı-ahlakdışı, küresel ve derin bir güç moda, turizım(turizm), kadın hakları, sanat, ünlü gibi adlar altında yetişkin insan dişisi kitlesini akıldışı-ahlakdışı bir var oluşa ve hayata çekmek için didinmekte. Yetişkin insan dişisini bu küresel ve derin büyük güçe(güce) karşı korumak her annenin, babanın yapabileceği birşey değil, üstelik de o küresel ve derin gücün etkinlikleri devletlerce yasal yapılmışsa. O güç birzamanlar(bir zamanlar) Türkiye'yi sağ-sol, milliyetçi-komünist diye bölmeye ve yıkmaya çalışmıştı; şimdi ise akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı turizım, akıldışı-ahlakdışı ünlüler gibi şeyler ile yetişkin insan dişisini egemenliğine alıp yapmaya çalışıyor. Yani o güçün birinci temel hedefi yetişkin insan dişisi, ikinci temel hedefi ise Türkiye'yi akıldışı-ahlakdışı duruma getirip çökertmek.

Şunu anlamak gerekiyor: Savım ki genelde tüm ülkelerde, özelde ise Türkiye'de yetişkin insan dişisini moda, demokrasi, laiklik, özgürlük, kadın hakları, sanat, turizım(turizm), medya, sevgi, aşk, sevgili, Sevgililer günü, Kadınlar günü, Cadılar bayramı, Zombiler bayramı, festival, eğlence, konser, ünlü gibi adlar altında akıldışı-ahlakdışı yapmaya ve akıldışı-ahlakdışı bir hayata yönlendirmeye, ve akıldışı-ahlakdışı hayatı hem baştaçı etmeye hem de korumaya yönelik bir etkinlik içinde olan akıldışı-ahlakdışı, küresel ve derin bir güç var. Bu güçün amaçı bilimsel ve ahlaklı bir insanlık ve dünya yaratmak değil bilimdışı, akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı bir dünya ve hayat yaratmaktır; ve ne yazık ki bazı yetişkin insan dişisileri(dişileri) de bu tuzağa düşmektedirler. Kuşkusuz ki bu durumdan önce o güç, sonra da ülkelerinde bilimdışılığı ve ahlakdışılığı yasaklamayan siyasetçiler sorumludur.

Katillere ya da insanlara 'Canavar, cani' yaftası yapıştırmak kolay.

Eğitim öğrencilere düşünür(filozof), alim, alime, bilge olmak amaçı vermiyor. Genelde amaç bir kapitalistin yanında işe girmek, para kazanmak, tüketime yönelmek, keyife(keyfe) bakmak.

Bir baba 17 yaşındaki lise öğrencisi kızını tabanca ile vurup öldürmüş. Kuşkusuz ki yapılan şey yanlış. Ancak yalnızca o mu yanlış?

Cinayetin nedeni ne? 17 yaşındaki kızın yani hukuka göre bir çocuğun kendine bir erkek arkadaş ya da sevgili yapması.

Baba pazarda bal ve pekmez satan bir emekçi, bir gariban; ve dört çocuk babası yani dört çocuğa bakıyor, ve içlerinde 6 yaş altı çocuk yoksa da tümünü okutuyor. Ve pazarda satıcılık yapan biri ve ilçe gibi herkesin birbirini tanıdığı küçük biryerde, yani düşünün pazardaki satıcılar konuyu öğrenecekler ve adama ya acı ile ya da alaysı bakacaklar büyük olasılıkla yani pısikolojik(psikolojik) baskı, ilçedeki, belki de çocuklar bile dahil, bebekler hariç herkes tarafından; böyle bir baskıya, acıya, zulüme(zulme) katlanmak kolay mı?

Kız ne yapmış; biran önce okuyup, üniversite mezunu olup, bir işe girip hem kendini kurtarmak hem de ailesine yardımcı olmak yerine bir erkek ile geziyor. Hem de nerede? Bir ilçede yani küçücük biryerde. Yani kızın 'Ailem duyarsa, öğrenirse utanır, acı çeker, rezil olur' demesi gereken küçük biryerde; o yerler ki herkes birbirini tanır. Yani kız hem ailesinin onurunu(itibarını) çöpe atıyor hem kendi geleceğini ki küçük yerlerde böyle durumlara sahip gençler pek okumayı seçmezler.

Peki 17 yaşındaki kız çocuğunun erkek arkadaşı nasıl biri? O da bir lise öğrencisi mi yoksa yetişkin biri mi, belki de evli ve çocuklu biri mi? Eğer değerli, saygın biri olsaydı babası onunla evlenmesine de izin verirdi büyük olasılıkla; demek ki öyle bir değil büyük olasılıkla.

Cinayet ile ilgili haberde ne diyor? 'Harun Yıldız daha sonra kızını da yanında alarak kendisine ait hafif ticari araç ile Kargın Mahallesi'ne götürdü. Burada yol kenarında duran Harun Yıldız, araçta kızıyla tartışmaya devam etti.'. Yani kızı ile tartışıyor yani dan diye kafasına sıkmıyor durupdururken. Yani açık ki ilçede kızın dedikodusu başlamış. Gerçek ki dedikodu intihara da neden olabilir, cinayete de. Baba kızı ile tartışıyor yani ona belki de gerçekleri, doğruları anlatmaya, ve onun bu işlerle değil okulu ile ilgilenmesini, üniversite okumasını, hem kendini kurtarmasını hem de ailesine yardım etmesini anlatmaya çalışıyor. Kız ne yapıyor; özür dilemek, babasına hak vermek, ailesini de düşünmek yerine kaçıyor; neden kaçıyor; büyük olasılıkla, babasının uyarılarını, öğütlerini dinlemediği için babası panik atak kırizi(krizi) içine girmiş olabilir ve kız da korkup arabadan inip kaçmaya başlamış olabilir çünkü büyük olasılıkla baba arabanın içinde kızını ruhsatlı tabancası ile tehdit etmiş olabilir, onunla konuşurken çünkü karısının dediğine göre adam panik atak hastası imiş.

Ona 'Cani baba' diyen medya yanlış yolda değil mi? Örnek ki siyasi parti yandaşlığı yaparak, örnek ki magazin diye ahlaka aykırı ünlüleri baştaçı edip, övüp; onların cinsel tahrikli, ahlaka aykırı fotoğraflarını yayınlayıp?

Bir baba kızını neden öldürsün ya da kendini onu öldürmek zorunda hissetsin(duyumsasın), algılasın, sansın; işte üzerinde durulması gereken temel konu budur. Büyük olasılıkla cinnet geçirmiş olabilir.

Medyada baba ile kızın bir fotoğrafı var; göbekli ve 51 yaşındaki baba 17 yaşındaki kızının omuzuna sevgi ve mutluluk ile elini koymuş. Kızın başı açık yani türbanlı değil yani kızının başının açık olmasına hoşgörü, anlayış gösteren bir baba çünkü öyle babalar var ki türban takmayan kız çocuklarını evlatlıktan bile çıkarmaya kalkan ki belki baba bu nedenle de çevresinden olumsuzluk görmekte idi.

Ne istiyordu baba? Kızının üniversite okumasını, ve hem kendilerini hem de ülkeyi onurlandıracak, gururlandıracak bir işe girmesini.

Peki onları rahat bırakmayan ne oldu? Akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı turizım(turizm), akıldışı-ahlakdışı medya; saç, kirpik, kıl, tüy reklamları başta olmak üzere akıldışı-ahlakdışı televizyon reklamları ve akıldışı-ahlakdışı ünlüler başta olmak üzere akıldışı-ahlakdışı hayat türü; ve siyasi iktidarın okullarda modayı serbest bırakması büyük olasılıkla çünkü kızın fotoğraflarından moda içinde olduğu görülmekte; ve savım ki akıldışı-ahlakdışı moda ve akıldışı-ahlakdışı turizım cinayetlere de neden olmakta; toplumdaki yozlaşma konusunda interneti suçlayanlar acaba bu konuda neden hiç modayı, turizımı, ünlüleri ve televizyonu da suçlamıyorlar?

Çocukların sevgililerinin olmasının normal olduğunu toplumda yaymaya çalışan; ahlakı dışlayan; akıldışı-ahlakdışı bir kitle var Türkiye'de.

Konuları ve sorunları değerlendirirken genel, tüm olarak konulara ve sorunlara bakmak gerekir.

Babanın yaptığı kuşkusuz ki yanlış ve kötü ancak bu ülkedeki insanların yüzde kaçı doğru yapıyor? Toplumda yozlaşma varken toplumu görmeyip bireylerdeki yozlaşmayı görmek yanlıştır.

Evet; bu cinayet de yalnızca baba değil; kızı da, akıldışı-ahlakdışı moda da, akıldışı-ahlakdışı turizım da, akıldışı-ahlakdışı medya da; öğrencilere alim, alime olmak amaçı vermeyen eğitim sistemi de; çıplaklıktan, eşcinselliğe, zinaya, sıtriptiz(striptiz) kulübülerini(kulüplerini), barlara, pavyonlara, bay-bayan karışık masaj salonularına(salonlarına) kadar ahlaka aykırılıkları serbest bırakan siyasi iktidar da suçlu. Düşünün ki adamın bir tane değil dört çocuğu var; ötekilere birşey yapmış mı?

Ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, demokrasinin, laikliğin, insan olmanın, özgürlüğün en üst aşamasıdır. Ahlakı dışlamak ya ahlaksızlığa neden olur ya vahşete. Bu cinayetten ahlakı dışlamak ve ahlakı dışlayanlar sorumludur öncelikle; ve öncelikle de onlar utanmalıdır; ve bir babayı öz kızını öldürecek duruma getirdikleri için de.

Ve kanım ki o baba cezaevinde intihar edebilir çünkü evlad(evlat) acısı taşımak kolay değildir; yoz medyaya göre herşey laylaylom olsa da. Yani kızın yanlış bir kararı ailesinin, bir ailenin dağılmasına neden oluyor; işte bu nefs; nefs ki hem ne büyük cehalettir hem de kötülüklerin hem nedeni hem amaçıdır(amacıdır); bu nedenle ki ilkokuldan üniversite sona kadar tüm eğitim felsefe, mantık, ahlak, vicdan ve nefssizlik eğitimi üzerine de kurulu olmalıdır.

Ülkenin haline bakın ki 14 yaşındaki kız çocuğu tecavüze uğruyor, doğurduğu bebeği çöpe atıp kaçıyor.

Bir ülkeye sormuşlar 'Bu şeyin neden yanlış?' diye; ülke yanıt(cevap) vermiş 'Nerem doğruki(doğru ki)?' diye.

Bir toplum için en büyük canavar, en büyük canilik ahlaksızlıktır çünkü ahlaksız bir ülke çete, mafya, terör örgütü gibi olur. Bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce bilim ve ahlak' dedi. Ahlak basit birşey değildir; doğru akılın pusulasıdır tıpkı nefssizlik, felsefe ve bilim gibi; öyle ki ahlaksız felsefe doğru felsefe değildir, ahlaksız bilim doğru bilim değildir, ahlaksız demokrasi doğru demokrasi değildir, ahlaksız laiklik doğru laiklik değildir, ahlaksız eğitim doğru eğitim değildir, ahlaksız sanat doğru sanat değildir, ahlaksız hukuk doğru hukuk değildir, ahlaksız özgürlük doğru özgürlük değildir, ahlaksız akıl doğru akıl değildir.

Ben kıza da üzüldüm, babaya da, geride kalan ailesine de. Ve toplumda bilimsellik ve ahlak yerine akıldışılık ve ahlakdışılık yaymaya çalışan yozlara da lanet olsun.

O baba şimdi cezaevinde acı ve utanç içinde kıvranıyordur; göbekatmıyor(göbek atmıyor) ki canavar olsun, cani olsun. Medya canavar ve cani arıyorsa önce kendi akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı haline baksın. Her gün sayfalarında çıplak, ahlaka aykırı fotoğraflarla kadın cinselliği sömürüsü yapan yoz medyaya göre akıldışı, ahlakdışı herşey doğru, iyi ve güzel.

Yazık ya; kıza da yazık, adama da yazık. Üç çocuğu ve karısı da çaresiz kaldı. Hepsine de, herkese de yazık; bu ülkeye, bu vatana da yazık. Çocuklarına 'Babası katil' diyecekler; kadına 'Kocası öz kızını öldürdü' diyecekler. Değer miydi içi lav, kor, ateş dolu dünyada; elin içi bağırsak, bok, pis, iğrenç, tiksinç, mide bulandırıcı şeyler olduğu oğlu için? Peki eğitim nerede? Eğitim kendini bile eğitemez durumda artık. Ölen gerçekte o kız değil yanlış ve kötü yoldaki eğitim ve eğitimi yönlendiren siyasi kafa yapısı; öldüren de gerçekte o baba değil yanlış ve kötü yoldaki eğitim ve eğitimi yönlendiren siyasi kafa yapısı.

Bir ülke siyaset, özel sektör ve moda yerine felsefe, bilim ve ahlak ile yönetilmezse böyle oluyor işte. Öyle ki fuhuşun devletçe desteklendiği Bırezilya'da(Brezilya'da) turizım bakanı bile 'Güneş, sahiller ve şiddet dolu suçlar için Bırezilya'ya gelin!' dedi.

Bilimdışılık çalıyor, ahlakdışılık oynuyor; işte ülkenin hali de, özeti de bu. Oysa 'Önce bilim ve ahlak' demişti Muhammed de, Atatürk de oysa hergün yolsuzluk, usülsüzlük(usulsuzluk), hukuksuzluk, suç haberleri ve akıldışı-ahlakdışı ünlülerin çıplak fotoğrafları ile dolmakta medyanın sayfaları; ve akıldışı-ahlakdışı moda ile dolmakta ülkenin sokakları ve sahilleri.

Ülkede yalnızca özgürlük, demokrasi, laiklik değil ahlak da isteyin çünkü bunlar ne bilimsiz olur ne ahlaksız.

Eminim ki o cinayetten sonra o babanın bir damla gözyaşı mürekkebe dönüşebilseydi medyanın bir yıllık mürekkebi olurdu. Adam eşkiya değil, mafya değil, çete değil, terörist değil; emekçi ve baba.

Adamın karısı demiş ki 'Kocam dışarıda ilaçlarını almıyormuş. 3- 4 gün olmuştu geleli, bir sıkıntısı vardı sordum, ?Neyin var?' diye, ?Benim derdimi bilme' dedi. Ben şeker hastasıyım, benim sekerim çıkar diye bana bir şey demezdi. ?Sen canını sıkma' derdi bana. O gün doktora gitmesini söyledim. ?Panik atak beni bunaltıyor, bu ara sabahlara kadar uyutmuyor' dedi. Eşimi kimse kötü bilmesin. Benim kocam dışarıdaki köpeği görse alır eve gelirdi, ?Bu yaralı, yemek verelim' derdi. Kimseye kızmazdı, kendi yavrusuna mı kıyacak o? Benim komşularım bize gelirdi, eşim kötü olsaydı kim gelirdi bize? Benim yavrumu öldürdü; ama katil değil o, iyileşsin gelsin. Ben kıyamam eşime, benim kocam hastaydı. Kızına ?çiçeğim, prensesim, bir tanem' derdi. Yavrularının hiçbirine kıyamazdı. Benim canımı aldı; ama kötü biri değildi. Ne yapayım kaderim buymuş Allah'tan geldi. Evladını toprağa veren anne ertesi gün, öldüren kocasına böyle bir şey demez. Ama benim kocam kötü biri değil. Bunu bilin. Kendi yapmadı, hastalığı yaptırdı.'. Adamın oğulu(oğlu) da babası için 'Benim babam çocuklarına çok şefkatli biriydi. Hiçbirimize ?Öf' bile demedi babam. Babam gurbete gider, gitmeden Şeyma'nın yanına yatar, yarım saat sonra işine giderdi. Şeyma'yla çok konuşurdu, birbirlerine çok düşkündüler. Babamın 15 yıldan fazladır panik atak rahatsızlığı vardı. Biz önce Orta ilçesinde oturuyorduk, o zamanlar ilaçlarını kullanıyordu. Birkaç yıldır Çubuk'tayız. Son zamanlarda ilaçlarını kullanmıyordu. Panik atak ilerlemiş. Geçen hafta da bir video izlemiş. Oradaki kızı Şeyma'ya benzetmiş. Kafasında kurmuş bir şeyler. Kimseye bir şey demedi. Bu olayı bilinçli olarak yapacak biri değil. Kendi yavrularına değil düşmanına bile kıyamaz. Köyümüzde herkese sorun, bir kişi ?kötü' demez babama?

Demek ki karısı kızının sevgili durumunu bilmiyormuş, adam dedikodulardan öğrenmiş ancak belli ki karısından saklamış, ve konuyu konuşmak üzere kızını arabasına alıp götürmüş, ve arabada konuşmuşlar, ve büyük olasılıkla da kızının olumsuz tavırı(tavrı) üzerine adam panik atak kırizine(krizine) girmiş ve cinnet geçirmiş. Bu nedenle ben medyanın bu adama 'Canavar, cani' demesine tepki gösteriyorum, karısının sözleri de onun canavar, cani biri olmadığını gösteriyor zaten. Medya masabaşında, rahat koltuğunda oturup onabuna(ona buna) böyle yaftalar yapıştırmak hakkına sahip değildir, olmamalıdır da. Medya masabaşında şerefsizlik, adilik, kalleşlik yapmamalıdır.

Romanya'da, ayaklanan askerlere 'Size her istediğiniz şeyi vermedik mi, neden bize karşı ayaklanıyorsunuz?' diyen devlet başkanının karısı Çavukeski'ye ayaklanmacı bir asker şöyle yanıt vermişti: 'Evet, bize istediğimiz her maddi şeyi verdiniz ancak doğru bir manevi amaç vermediniz!'. Ve inanın akıldışı-ahlakdışı moda da, akıldışı-ahlakdışı turizım da, akıldışı-ahlakdışı medya da, akıldışı-ahlakdışı serbestlik de, akıldışı-ahlakdışı ünlüler de doğru bir amaç değil.

Yani gerçekte o kız da, babası da o akıldışı-ahlakdışı, küresel ve derin güçün kurbanları.

Bu nedenle Türkiye devleti biran önce astroloji gibi akıldıçılıklara, ve ahlakdışı modaya, ahlakdışı turizıma, ahlakdışı medyaya, ahlakdışı ünlülere, ahlakdışı mekanlara ve zinaya, eşcinsel evliliğe izin veren ahlakdışı yasalara karşı savaşım içine girmek zorunda.

Cem Gariboğlu'nu da, o kızın babasını da katil yapan da; ülkemizde suçların ve ahlakdışılığın artmasına neden olan şey de gerçekte o akıldışı-ahlakdışı, küresel ve derin güçtür; ve Türkiye'nin Atatürk'ün de, Muhammed'in de dediği gibi bilim ve ahlak üzerine kurulu olmamasıdır; Fetö'nün en büyük ayağı da, merkezi de gerçekte o güçtür. Bilinmeli o güç var oldukça ya da Türkiye o güçe karşı savaşmadıkça yani bilim ve ahlak üzerine kurulmadıkça asla rahat uyku uyuyamaz.

Evet; insanlığı ve dünyayı yok edecek bombanın ateşleme düğmesinin üzerinde 'Bomb' yani bomba yazmıyor artık; 'Mode' yani moda yazıyor.

Doğaüstü kıyameti bilmem de işte size dünyevi kıyametin belirtisi: Ortalık çıplak, zina, eşcinsel, fuhuş, cinayet, intihar, suç ile dolacak; ve anneler, babalar çocuklarını; çocuklar annelerini, babalarını; eşler birbirlerini öldürecekler; ve moda denilen dünyevi ilah kahkahalarla gülecek; ve akıldışı-ahlakdışı siyaset ile akıldışı-ahlakdışı özel sektör akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı zaferlerini akıldışı-ahlakdışı moda ile kutlayacaklar.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 9.2.20/00.36


Başlık Kategori Yayın Tarihi
şaman kimdir ? Felsefe 18.05.2020
Kızların Oyuncağı! Felsefe 10.05.2020
Zihinsel Engelli (Felsefe) Felsefe 02.04.2020
Televizyonlar ve Toplumsal Gelişmeler Felsefe 01.03.2020
PİŞMANLIK Felsefe 31.12.2019