EKREM İMAMOĞLU'NUN KAYAĞI ERDOĞAN'IN FUTBOLU VE AFRİKA GEZİSİ

Yandaş medya ülkede sanki başka sorunlar, başka konular yokmuş gibi günlerdir İstanbul belediye başkanı Ekrem İmamoğlu ve ailesinin kayak yapmasını kötülüyor. Amaç ne; genelde toplumun, özelde ise Akp kitlesinin dikkatini '20 yıldır toplanmakta olan Deprem vergisi'lerine ne oldu?' sorusundan, Kızılay'daki sorunlardan ve cumhurbaşkanının Cezayir gezisinden uzaklaştırmak. Akp yandaşı medya gerçekten de hem insanlıkdışı durumda hem de gülünç durumda; amaç gerçekleri ve doğruları ortayakoymak(ortaya koymak) değil Akp'ye ve yandaşlarına tozkondurmamak(toz kondurmamak). Akp yandaşı medyaya biraz zeka, akıl, mantık, dürüstlük, adillik, tarafsızlık, bilimsellik, ahlak, medenilik, kişiliklilik sadakası atmak gerek.

Ülkemizde; doğru bir kitle yanında bir de tuhaf bir kitle var; anımsıyorum(hatırlıyorum); Gölcük depremi'nde de düğünler yapılmışdı bu ülkede, ve o düğünleri gördükçe çok öfkelenmiştim. Kurtuluş savaşı'na gönderilen 15 yaşındaki çocuklar için yapılmış bir hüzün türküsü olan '15'liler gidiyor' ile bile göbekatan(göbek atan) bir kitle var.

Hep derim; nefs en büyük cehalettir ve kötülüklerin hem nedeni hem de amaçıdır(amacıdır); ve nefs önce akılı, mantığı yok eder, sonra da ahlakı, utanmayı. Bu nedenle dinin en büyük düşmanı nefstir. Bu nedenle ki hadis 'Sultanlara yoldaşlık eden alimler bile dinsizdir' anlamında der. Yani nefs varsa alimlik bile yok olur; nefs alimliği bile yok eder yani nefse kölelik; ve nefs küçük, basit ve masum zerreciklerle kurar köleliğini; bu nedenle 21. yüzyılda dünyada ve ülkemizdeki en büyük nefs akıldışı-ahlakdışı modadır. Akıldışı-ahlakdışı modadan uzak durmak gerekir; ve kardeşi akıldışı-ahlakdışı turizımdan(turizmden).

Yandaş gülünç medya diyor ki 'Ekrem İmamoğlu Elazığ depremi varken neden kayak yapmaya gitmiş?'. Ekrem İmamoğlu ülkenin cumhurbaşkanı değil, başbakanı değil, bakanı değil, Elazığ valisi değil, Elazığ kaymakamı değil, Elazığ belediye başbakanı değil, Elazığ muhtarı değil; İstanbul belediye başkanı yalnızca. Ülkenin cumhurbaşkanı var, bakanları var, Elazığ belediye başkanı var, Elazığ valisi, Elazığ muhtarları var. Ne yani İmamoğlu Elazığ'da kalsa idi ne yapabilirdi ki medyada 'Hdp'nin yardım kamyonu Elazığ'a sokulmadı' haberi de var, İmamoğlu da Akp'li değil, Kılıçdaroğlu'na cenazelerde, camilerde bile yapılan saldırıları unuttunuz mu?

Peki; Elazığ depremi olduğu gün ve sonrası üç gün boyunca cumhurbaşkanı, bakanlar, Akp'li milletvekilleri, ve İmamoğlu'nun kayağını sorun yapan Akp yandaşı medyacılar hiç etli, kıymalı, köfteli yemekler; börekler, ve tatlı gibi şeyler yemediler mi; gülmediler mi?

Erdoğan, başbakanken Başakşehir stadı'nın açılışına gitmiş ve futbol maçı yapmıştı, ve üç de gol atmıştı, takımında da 'Ufuk Ceylan, Çağatay Kılıç, Aziz Babuşçu, Göksel Gümüşdağ, Yıldırım Demirören, Abdullah Avcı, Bilal Erdoğan, Hidayet Türkoğlu, Acun Ilıcalı, Tolgahan Sayışman, Esat Yotunç, Gökhan Özdemir' vardı, oysa o günlerde İsrail Gazze'yi bombalıyordu, Gazze'ye saldırıyordu, Gazze'de çocuklar bile İsrail bombaları ile öldürülüyordu, İsrail Gazze'yi 20 gün boyunca bombaladı, bini aşkın Gazzeli öldü; ve internette 'Gazze kan ağlıyor başbakan top oynuyor' ve 'Gazze kan ağlarken başbakan neden top oynuyor olasılıkları' adlı yazımı yayınlamıştım.

İmamoğlu'nun kayağa, Erdoğan'ın Afrika'ya, Cezayir'e gitmesine nefs açısından bakılırsa kayağa gitmek nefs. Ancak depreme duyarlılık yani deprem yaşamış insanlara duyarlılık açısından bakılırsa ikisi de yanlış. Cezayir yerinden kaçmıyor ki?

Ekrem İmamoğlu kendine şu soruyu sormalı: Eğer, Ekrem İmamoğlu çok sevdiği biri ölmüş olsaydı, cenazeden sonra kayak yapmaya gider miydi? Aynı soruyu Erdoğan, Akp bakanları, Akp milletvekilleri ve Akp medyası da kendine 'kayak yapmaya' yerine 'Cezayir' koyup sormalı.

Gerçek ki her siyasetçi gibi Ekrem İmamoğlu da nefse karşı savaşımı güçlendirmeli. Kayak ne yani, kaymasan ne olur, ölür müsün; git felsefe, bilim, teknoloji üretmek ile uğraş? İnsanlar deniz görünce denize girmek, kar görünce kayak kaymak zorunda değiller; göz ile, beyin ile, ruh ile sevmek diye birşey var tıpkı ressamların resimlerini, yazarların kitaplarını, güneşi, gökyüzünü sevmek gibi.

Şu açıdan haklılık var ancak dürüstçe olunursa: İnsanlar sevdiklerini ya da çok sevdiklerini yitirdiklerinde yemez, içmez, gülmez, eğlenmez duruma gelirler. Öyle ki bazı kişiler komşularının ölümlerinde bile radyo ve televizyon bile açmazlar. Yani acı, üzüntü, keder, yas varsa kendini belli eder. Ancak açık ki Chp de, öteki siyasi partiler de, siyaset de nefssizlik amaçlı değiller oysa din de, mantık da, vicdan da, bilim de, medenilik de, doğru insan olmak da, doğru hayat da nefssizlikle başlar.

Denilebilir ki Erdoğan devlet işi için Cezayir'e gitti, eğlenmeye değil. Olabilir. Ancak demeli idi ki Cezayir'e 'Ülkemde büyük bir deprem oldu, onlarca insan göçükler altında. Ülkemde acı, yas, keder var. Bu geziyi sonraya alalım'. Cezayir 'Olmaz' mı diyecekti. 'Olmaz' deseydi de neyazar(ne yazar), Cezayir mi yönetiyor Türkiye'yi?

İmamoğlu kayağa gitmiş, Akp milletvekili düğüne gitmiş, başbakan Erdoğan top oynamaya gitmiş, cumhurbaşkanı Erdoğan Cezayir'e gitmiş. Siyaset cehalete ve nefse karşı savaş değil ki zaten. Yani dünyaya bakın; nefssiz, alim, alime, bilge bir siyasetçi var mı? Bu nedenle ki din siyasete de karşıdır, hükümdarlığa da, özel sektöre de.

Yanılıyor muyum bilmiyorum ancak dikkatimi çeken birşey; Erdoğan ne zaman iç siyasette büyük bir zorluk ile karşılaşsa yurt dışına gidiyor gibi geliyor bana. Elazığ depremi sonrası Afrika gezisi sırasında da 'Deprem vergisileri nere gitti?' ve 'Kızılay' sorunu vardı.

Ben bir de şunu anlamıyorum: Soğuk havada, karakışda(kara kışta) normal olan şey ısınmaya koşmaktır; buz gibi soğuk karlı dağlara değil. Düşüncem ki pılajlara(plajlara) ve kayak yapmaya koşan insanlar eğer felsefeye, bilime, teknoloji üretmeye, kitap okumaya, dini tanımlayan Din hadisileri'ni öğrenmeye koşsalar kendileri için de, Türkiye için de, insanlık için de, dünya için de en doğrusu, en yararlısı olur. Doğru insan için en güzel yer hertürlü olanağın olduğu evidir bence. İnsanlar da tuhaf; hem ev satın almak için didinirler, uğraşırlar hem de evi satın aldıktan sonra evlerine girmek istemezler. Deniz sevdası yüzünden de, kar sevdası yüzünden çok insan ölmekte dünyada; ve bu işler birilerini zengin etmekten başka şeye yaramıyor yani insanlara ne felsefe öğretiyor ne bilim ne ahlak.

Peki, Akp'nin tüm belediye başkanları Elazığ'da mıydı; Akp'nin tüm belediye başkanları yasta mıydı; Akp'nin Elazığ dışındaki belediye başkanları neler yapıyorlardı?


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 2.2.20/00.32