ZÜLFİ LİVANELİ'NİN ÇÖKÜŞÜ SAVIM

Sanatçı olmak sanatçı olmaktır; sanatçı olmak insanı alim, alime yapmaz. Sanatçı olmak insanı akıllı, bilimsel, ahlaklı, vicdanlı, mantıklı ve tutarlı da yapmaz ancak yapması gerekirdi, yapamıyor, çünkü ülke felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri üzerine kurulu değil; sanatçı olmak için cinsel sunum yapmak bile yeterli oluyor artık, isterse sesi ya da görünümü karga gibi olsun.

Atatürkçüler Atatürk'ü, Muhammedçiler Muhammed'i anladıklarını sanırlar oysa ne Atatürkçüler Atatürk'ü, ne de Muhammedçiler Muhammed'i anlar durumda değiller.

Anlatayım: Sanatçılar Atatürk'ün sanat ile ilgili 'Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir' sözüne sarılırlar yalnızca. Atatürk 'Sanat' diyor, 'Sanatçı' değil; önce bunu anlamak gerekli. 'Atatürk'ün sanat tanımı nedir?' soruna yanıt ise yine Atatürk'ün şu iki sözünde belirtiliktir. O sözlerden biri 'Ben sporcunun ahlaklısını severim' sözüdür ki bu da hem sanatın hem sanatçının ahlak üzerine kurulu olması koşuludur. İkincisi ise 'Hayatta en doğru yol gösterici ilimdir(bilimdir) sözüdür ki sanatın da, sanatçının da bilimsel olması koşuludur. Yani demek ki Atatürk 'sanat' derken bilim ve ahlak içinde olan sanattan söz ediyor yoksa pornoya bile sanat diyenler var. Bu durumda açık ki sanatçı da bilim ve ahlak içinde olmalıdır. Bu durumda; sigaranın ve içkinin zararlarının bilimce basbas bağırıldığı 21. yüzyılda sigara ve içki içmek de hem bilime hem ahlaka yani sanata ve sanatçılığa aykırıdır çünkü sigara ve içki içmek hem bilime aykırıdır hem de topluma yanlış, kötü ve zararlı örnek olunduğu için ahlaka aykırıdır; bikiniyi, mayoyu, mini eteği, mini şortu, tayt pantolonu, dövmeyi, pirsingi, ahlakdışı özel hayatı saymıyorum bile. Peki, Türkiye'ye bakın; bilim ve ahlak içinde olan kaç sanatçı var?

Muhammedçiler Muhammed'i biliyorlar mı? Hayır, onlar da Atatürk'ü bilmeyen Atatürkçü gibiler, Muhammed karşısında çünkü dini tanımlayan Din hadisileri'ni bilmiyorlar, dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırılar çünkü bakın bakalım onların kaçı bilim ve teknoloji üretmek içinde, ve öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını, öz evladlarını bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı hanedanlığı'na ve o hanedanlığı baştaçı eden siyasi partilere ve siyasetçilere karşı?

Zülfi Livaneli'yi nasıl bilirdiniz? Doğru ben sanatçı bilirdim. Ancak açığa çıktı ki değilmiş. müzisyen olabilir ancak açık ki sanatçı değilmiş çünkü 'Kadın cinayeti' denilen suçlar konusunda öyle bilimdışı, bilime aykırı bir açıklama yapmış ki açık ki sanatçılığı da mızrabından yukarı çıkamamış görünmekte.

Demiş ki 'Tehdit altındaki kadınlara silah eğitimi ve ruhsat verilmeli. Üç beş katil adayı temizlenirse ancak durur bu işler. Keşke Özgecan'da, Ceren'de, Emine'de, Şule ve benzerlerinde silah olsaydı. Katil erkekler geberseydi. İşte bu ülke hepimizi bu uç noktalara kadar getirdi.'. Yani neredeyse idam cezasını savunacak gibi bir hal içinde gibi. Yani sistemi sorgulamak yerine silah durumunu sorguluyor.

Sonra bir de katiller 'Kadında silah vardı, bana silah çekti, ben kendimi savundum' desinler.

Bu sözler hiç üniversite yani eğitimde bilim düzeyi okumamış, hiç üniversite eğitimi kültürü almamış, bilimsel kültür almamış birinin söyleyebileceği sözler türünden sözler.

Yani bu adam diyor ki 'Yetişkin insan dişisine silah verin; kendilerini öldürmek isteyen yetişkin insan erkeklerini öldürsünler'. Yani çözümü silahda arıyor, silahda istiyor yani yanlışa karşı birbaşka(bir başka) yanlış. Yani dese ki 'Kadınlar boks, kikboks, karate öğrensin' falan, anlarım. Yani düşünün ki heryerde çatışma; kadınlar kendilerini öldürmek isteyen erkeklerle çatışıyorlar, Eski Texas gibi, kovboy filımı(filmi) gibi. Bu arada başka ölenler olabilir, masumlar ölebilir, Zülfi için sorun olmasa gerek. Anlamadığı bir nokta da şu ki eğer cinayet aşk cinayeti ise aşkı hiçbirşey durduramaz; bu nedenle ki görülmekte ki kadını öldürenlerin bazıları kendilerini de öldürüyor ki bu durum idam cezasının varlığını bile etkisiz yapar; yani bu durum ölümü gözealmış(göze almış) bir terör örgütüne 'Sizi adam ederiz' demeye benziyor. Bir anlamadığı da şu: Kadınlar silahlarını ellerinde taşıyacak değiller, mutlaka çantalarında taşıyacaklar ancak katil adayları onların karşılarına silahları ellerinde ve ateşlenmeye hazır çıkacaklar yani kadın çantasını açacak da, silahını alacak da, emniyet kilidini açacak da, mermiyi namluya sürecek de. Sonra bir de sanki herifler kadınları uykularında da öldürmüyorlar. Ya hu, dünyada, korumaları bile öldürüyorlar.

Çözüm ne?

Bence çözüm ortalama yedi aşamalı:
1- Önce Akp kapatılacak çünkü topluma sürekli kin, nefret, olumsuzluk, düşmanlık, yanlışlık, bilimdışılık, barbarlık ve Osmanlı hanedanlığı kültürü pompalıyor ki 200 üniversite olan Türkiye'de suçların azalmak yerine artması da bunu gösteriyor.
2- Ülke felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri üzerine kurulacak.
3- Ülkede işsizlik ve yoksulluk kalmayacak.
4- Evlenmek isteyenler de, boşanmak isteyenler de önce pısikiyatıra(psikiyatra) gönderilecek.
5- Evlenmek isteyenler bir eğitimden geçirilecek.
6- Evlilik sorunları için ücretsiz Alo evlilik hattı kurulacak.
7- Akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı turizım(turizm), akıldışı-ahlakdışı mekanlar ve akıldışı-ahlakdışı ünlülük yasaklanacak.

Açık ki Zülfi'nin yaklaşımı cahilce ve faşizan bir yaklaşım.

Yani sanki askerleri ve polisleri öldürmüyorlar. Yani sanki idam cezasının olduğu ülkelerde suçlar azalmak yerine artmıyor.

Zulfi'nin bu yaklaşımı 'Sallandıracaksan üç-beş tanesini, bak ülkede komünist kalıyor mu?' faşizan tavırı ile aynı bence. Öteyandan; suçlar yalnızca tercihlerin değil genlerin ve kalıtımın etkisi altındadır da.

Şunu asla unutmamalı: Terör ancak terör örgütüleri isterlerse biter; cinayetler hiçkimse öldürmek istemezse biter; suçlar hiçkimse suç işlemek istemezse biter Öyle ise insanların hiç suç işlemek istememelerini sağlamak gerekir; bunun için de ülkeleri, ülke sistemilerini, devlet sistemilerini, ekonomi sistemilerini felsefe, bilim, ve Din hadisileri üzerine kurmak gerekir.

Hey gidi sanat hey. Hey gidi sanatçı hey.

Açık ki gitarla da, sazla da alim, alime, bilge.

Bence bu hal Zülfi'nin mantıksal çöküş, mantıksal yozluk içinde olduğunu göstermekte.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 21.12.19/01.52
.
.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
ERDOĞAN DOĞRU CUMHURBAŞKANI VE DOĞRU DİNLİ Mİ Şiir 05.04.2020
ZEVK VE HEYECAN SAVIM Felsefe 04.04.2020
ÖZEL SEKTÖRE MUHTAÇ ETME İNSANLARI DEVLET Şiir 03.04.2020
EVLİLİKTE FAHİŞELİK YAKLAŞIMI SAVIM Felsefe 02.04.2020
YUNUS NE YANA DÜŞER MEVLANA NE YANA Şiir 01.04.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Zihinsel Engelli (Felsefe) Felsefe 02.04.2020
Televizyonlar ve Toplumsal Gelişmeler Felsefe 01.03.2020
PİŞMANLIK Felsefe 31.12.2019
Karma yasası Felsefe 09.12.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (5) Felsefe 04.12.2019