TEHDİT SUÇUNDA 'ETKİLENMİŞLİK' KOŞULUNUN YANLIŞLIĞI SAVIM

Hukukta temel iki sorun var: Hukukun felsefe, bilim ve ahlak üzerine kurulu olmaması, ve hukuku genelde siyasetçilerin, özelde ise siyasi iktidarların yapması, yani siyasi iktidar bugün 'Suç değil' dediğine yarın 'Suç' diyebilir, böyle birkanun(bir kanun) yapabilir; bilim ise böyle olmaz, bilim keyife göre olmaz, bilimin bilimsel yasaları var. Yani bu açıdan hukuk henüz bilim değildir; bilim olmadığı için de ne sorunları tam anlayabilmekte ne de sorunlara tam birçözüm(bir çözüm) bulamamaktadır.

Hukuk hernekadar hep akıl, mantık arkasında koşsa da bazıan(bazan/bazen) mantıksızlık içine düşmektedir. Örnek ki saldırıya uğradınız ve karakakola gidip saldırgandan şikayetçi oldunuz; ancak tuhaf ki saldırgan da 'Sizin ona saldırdığınızı' söyleyip sizden şikayetçi olmuş, ve iki de yalancı tanık bulmuş, ve yüzüne, kollarına çizikler atıp hastahaneden de darp raporu almış; sizin de hiç tanığınız yok yani diyelim ki olay tenha biryerde gerçekleşdi(gerçekleşti); siz de karakoldaki ifadenizde, 'uzlaşmak'ı 'Özür dilerse bağışlamak' biçiminde biriyiniyet(bir iyi niyet), medenilik sanıyorsunuz, ifadenizi yazan polis, üstelik de size 'Uzlaşma'nın ne demek olduğunu, ne anlama geldiğini açıklamayan polis size 'Uzlaşmak istiyor musunuz?' diye sorduğunda, iyiniyetle 'Evet' dediniz. Artık savcının ve yargıçın gözünde suçlu olan sizsiniz çünkü hem karşı tarafın tanıkları ve darp raporu var hem de 'Uzlaşmayı kabul ediyorum' demişsiniz çünkü hukukta 'Uzlaşmayı kabul ediyorum' demenin 'Suçlu olduğumu, suçlamaları kabul ediyorum' anlamına geldiğini bilmiyorsunuz. Yani hukuk; uzlaşmanın ne demek olduğunu, ne anlama geldiğini açıklamamakla daha karakolda yanlış başlamaktadır.

Tehdit suçunda; 'Tehdit edilenin edilen tehditten etkilenip etkilenmediğine ve etkilenme derecesine bakılır' diye birsav(bir sav) okumaktayım, internetteki hukuk yazısılarında(yazılarında).

Yani tehdit edilmişsin ancak hiç etkilenmemişsin yani hiç korkmamışsın, hiç ciddiye almamışsın; bu durumda tehdit suçunun oluşmadığını ileri sürmek ilk bakışta mantıklı, doğru, haklı gibi görünmekte. 

Ancak bence bu durum hukuka aykırı.

Çünkü hakaret suçunda hakaret edilenin kişinin hakaretten etkilenip etkilenmediğine, etkilenmişse etkilenme durumuna bakılıyor mu, büyük olasılıkla hayır. 

Üç-beş yıl önce, birarkadaşımı(bir arkadaşımı) ziyaret için gittiğim biradliyede(bir adliyede) yani adliye koridorunda birduruma(bir duruma) tanık olmuşdum(olmuştum). Mini etekli, göğüs dekoltelive yurtda(yutta) kalan birüniversite(bir üniversite) öğrencisi genç birbayan(bir bayan); kendisine telefon mesajıları(mesajları) ile tehdit eden birkaç bayan öğrenciden 'Tehdit suçu' nedeni ile  savcılığa şikayet dilekçesi vermeye gelmişdi(gelmişti). Savcılık dolu olduğu için sırasını bekliyordu, koridorda; savcılığın kapısının ön yanında da savcılık kapıcısının masası ve sandalyesi var; üniversite öğrencisi bayan o kapıcı ile gülüşmeli, kıkırdamalı birsöyleşiye(bir söyleşiye) başladı; birara(bir ara) üniversite öğrencisi kapıcıya gülüşmeler, kıkırdamalar içinde, alaysı birtavırla(bir tavırla) şöyle sordu, 'Tehditten çok korktuğumu da da yazayım mi dilekçeme?'; kapıcı da gülerek 'Yaz tabi, faydası olur' dedi, ve bayan dilekçesine öyle yazdı. Yani biryandan gülmeler, kıkırdamalar, biryandan da 'Tehditlerden çok korktum, çok etkilendim' demeler.

Ancak; şurası açık ki hem hakaret suçunda, etkilenmişlik aranmıyorsa tehdit suçunda da etkilenmişlik aranmamalıdır hem de zaten etkilenmemiş olsa ne karakola gider şikayetçi olur ne de savcılığa gider şikayetçi olur yani demek ki etkilenmiş. Yani önce, suçtan etkilenmişliğe değil, önce suça bakılmalıdır; yani yaranın sıcakken acı vermemesi gibi, soğuyunca acı vermesi gibi belki de bügün tehditten etkilenmemiş gibi görünen kişi birkaç gün ya da birkaç hafta sonra, konuyu düşüne düşüne ya da bazı olaylara tanık ola ola, kendisine yapılmış tehditten büyük birendişe(bir endişe) içine girebilir.

Hakaretin şikayete bağlı olması; hakaret suçunun yalnızca gerçek kişilere karşı işlenebileceğinin, tüzel kişilere karşı işlenemeyeceğine dayyanak yapılmakta yani örnek ki birbinaya(bir binaya) hakaret yapsanız, bina bundan etkilenmez ve sizden şikayetçi olamaz. Yani belli ki tehdit suçunda 'etkilenmişlik' koşulu da böyle birşeye dayanıyor olabilir ancak insan ile binayı karar olarak kıyaslamak yanlıştır yani tehditte 'etkilenmişlik' durumu aramak yanlıştır; birşey suç mudur, suç ise gereği yapılmalıdır; ölülere hakaret de suç ancak ölüler hakaretten etkilenmezler.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 18.7.19/

(Öteki yazılarım ve şiirlerim (siir-defteri.com) sitesinden okunabilir.)


Başlık Kategori Yayın Tarihi
şaman kimdir ? Felsefe 18.05.2020
Kızların Oyuncağı! Felsefe 10.05.2020
Zihinsel Engelli (Felsefe) Felsefe 02.04.2020
Televizyonlar ve Toplumsal Gelişmeler Felsefe 01.03.2020
PİŞMANLIK Felsefe 31.12.2019