Barolar birliği başkanı Metin Feyzioğlu'ndan kadına şiddet konusunda mantıksız açıklama savım

Özgürlük, demokrasi ve laiklik genelde insanlar, özelde ise yetişkin insan dişisi, daha özelde ise kadınlar ne isterse vermek değildir; bilime ve ahlak uygun olanların toplamıdır.

21. yüzyılın temel özelliklerinden biri de hem akıldışı-ahlakdışı modanın ve akıldışı-ahlakdışı turizımın(turizmin) yetişkin insan dişisi kitlesine yaydırılması, astrolojiden boksa kadar hertürlü akıldışılığın ve çıplaklıktan pornoya kadar hertürlü ahlakdışılığın yetişkin insan dişisine hak görülmesi hem de yetişkin insan dişisi savunuculuğu gibi tuhaf, zıt bir durumdur oysa özgürlük, demokrasi ve laiklik bilimsel ve ahlaklı olanı savunmakla başlar.

Hukuku bilim değil siyasetçiler yaparlar; ve nasıl istiyorlarsa öyle yaparlar. Hukuk bilim değildir, bu nedenle mantık üzerine kurulu olmak gereksinimi yoktur; örnek ki siyasetçiler zinayı isterlerse suç yaparlar, isterlerse serbest yaparlar oysa zina felsefeye, bilime ve ahlaka göre yanlış birşeydir.

Türkiye barolar birliği başkanı Metin Feyzioğlu, kadına şiddet konusunda demiş ki 'Kadına şiddet uygulayanlar korkaktır, zavallıdır; ne var bir tokattan bir şey çıkmaz' yani sanki korkak kadınlar, zavallı kadınlar, pısikopat(psikopat) kadınlar, sosyopat kadınlar, vahşi kadınlar, barbar kadınlar, cani kadınlar, iftiracı kadınlar, katil kadınlar, uyuşturucu satan kadınlar, terörcü(terörist) kadınlar yok. Yani sanki yalnızca erkekler suç işliyor ve yalnızca kadınlara karşı suç işleniyor.

Yani şu 'Kadın melektir, kadın çiçektir' feodal ya da duygusal yaklaşımını bırakmak gerekir artık yoksa kadına şiddet denilen konu asla çözülemez.

Kadına ya da yetişkin insan dişisine şiddet konusunda felsefeye ve bilime başvurmak yerine algısal yollara başvurulmakta ve konu bilimsel bir çözüm konusuna değil kadıncılığa dönüşmektedir ki bu da hem düşüncede hem de kadına şiddet konusunda mantıksızlık yaratmaktadır; 'Vay sen bir kadına nasıl vurursun, vay sen bir kadına nasıl el kaldırırsın' gibi söylemler gerçekte yetişkin insan dişisinin aşağılanması kültürünün açılımıdır ki ülkemizde de, öteki ülkelerde de yetişkin insan dişisi boksörler, karateciler, tekvandocular, judocular, kikboksçular, güreşçiler, işkenceciler, askerler, polisler, güvenlikçiler var yani yetişkin insan dişisi ile şiddeti karşıkarşıya koymak mantık ve gerçeklikler açısından yanlış durumda artık; yani konuya başka türlü yaklaşılmak zorunda ki o da hukuksal ya da algısal ya da duygusal değil felsefeldir.

Şöyle ki:
1- Kadına şiddet kadını da bir erkek gibi görmek ve erkek gibi bir insan olarak görmektir yani algıda eşitliktir çünkü toplumumuzda erkeğe de şiddet var. Yani kadına şiddet var, erkeğe şiddet yok, değil. Yani baylara 'Size şerefsiz diyen kişi bay ise 'Yumruk atın', bayan ise 'Yarabbi şükür' deyin' ya da 'Size tüküren kişi bay ise siz de ona tükürün, bayan is elini öpün' demek mantıksızlık olur; insan beyini aynı özelliği gösteren şeyleri aynı kümede tanımlamak eğilimindedir. Yani şiddete genelde karşı olmak zorunluluğu var yani şiddet 'Kadına şiddet' diye ayrılamaz; ne yani, kadına şiddet kötü de, erkeğe şiddet iyi mi?
2- 'Kadına vurmak, kadın dövmek, kadına şiddet uygulamak korkaklıktır, zavallılıktır' gibi yaklaşımlar yanlış, mantıkdışı, bilimdışı, yetişkin insan dişisini küçük görücü, aşağılayıcı yaklaşımlardır ki yetişkin insan dişisi boksörler, karateciler, tekvandocular, judocular, kikboksçular, güreşçiler, işkenceciler, askerler, polisler, güvenlikçiler örneği buna kanıttır.

İnsan tepkisi aynı hareketlere aynı şeyi yapmak özelliğine sahiptir yani insan tepkisi ilk aşamada cinsiyet, yaş gibi biyolojik şeylere dikkat etmez; öyle ki kendisine çarpan arabayı tekmeleyebilir, elini kesen bıçağa küfür edebilir bile.

Yani hem şiddete 'Kadına şiddet' ayrımı yapmak hem de kadına şiddete 'Zavallılık, korkaklık' gibi yaklaşımlarla yaklaşmak yanlıştır, bilimsel değildir; ve böyle şeyler toplumlarda, kadına şiddet denilen halden bile daha kötü, daha yanlış, daha barbar sonuçlara neden olabilir.

Kadına şiddet özel olarak, ve 'Korkaklık, zavallılık' gibi keyfi ve öçsel şeylerle tanımlanmak yerine, topluma 'Şiddete karşı olun; şiddet beyine, felsefeye, bilime ve dine aykırıdır; şiddet insanı insan olmaktan uzaklaştırır ve kötü bir insan yapar' gibi bilimsel, düşünsel, mantıksal şeyler söylenilmelidir.

Ancak hukuk bilim olmadığı için hukukçuların açıklamalarında ya da savlarında bilimsellik aramak da yanlış olabilir.

Bir ülke önce bilimdışılığa ve ahlakdışılığa karşı olmalıdır çünkü asıl şiddet bunlardan kaynaklanır. Örnek ki Abd'de bir koca, üstelik kendi yatağında, karısını bir başka erkekle yakaladığında karısını dövmüş ve ceza almış; yani insanlardan bir robot gibi davranmalarını beklemek de bilime ve ahlaka aykırılıktır; yani önce ülkeler bilime ve ahlaka göre kurulmalılar. Yani herkes bilimsel ve ahlaklı olacak ki sorunlar kalmayacak yani sorunlar tek yanlı çözülemezler yani örnek ki zina suç sayılmadığı sürece zinaya bağlı suçlar artar.

Bu konu empati denilen şey ya da yandaşlık ya da hakaret, aşağılamak gerektiren birşey değildir; bu konu bu sorunun nedenlerini bilimsel olarak saptamak gerektiği konusudur; yani bu konu 'Ah, vah' ya da 'Tu kaka' ile anlaşılabilecek ve çözülebilecek bir konu değildir; genel mantık ve tutarlılık gerektirir; kadına şiddete karşı olanlar örnek ki Abd'deki idamlar nedeni ile Abd'ye de düşmanlar mı çünkü orada kadınlar da idam edilmektedir ancak görülmekte ki Abd'ye hayranlıkla koşan insanlarımız var; ve, kadına şiddete karşı olanlar idama da karşılar mı çünkü idam edilenler arasında kadınlar da olur; kadına karşı olanlar, İran'daki, Suud, Arabistan'daki idamlara da karşılar mı çünkü oralarda da kadınlar da idam edilmekte; ve, kadına şiddete karşı olanlar, öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını, öz evladlarını bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı sultanlarına ve Osmanlı hanedanlığı devletini savunanlara da karşılar mı; genelevlere de karşılar mı; yetişkin insan dişisinin düşük ücretle, sendikasız, güvencesiz çalıştırılmasına da karşılar mı; yetişkin insan dişisinin boks, kikboks gibi spor yarışması yapmalarına da karşılar mı; polisin yetişkin insan dişisi göstericilere şiddet uygulamasına da karşılar mı; akıldışı-ahlakdışı modaya ve akıldışı-ahlakdışı turizıma da karşılar mı; zinanın suç sayılmamasına da, çocuk evliliklerine de karşılar mı? Yani kadına şiddete karşı olmak, öyle düz mantıkla olacak birşey değildir. Hem kadına şiddete karşı olmak insana ve hayvana şiddete de karşı olmayı hem de erkek düşmanlığı yaratmamayı da içermelidir yoksa linç kültürüne bile yol açabilir.

Düşünelim ki herkes bilge; kimse kimseye yumruk atar mı, atmaz; demek ki sorunun asıl nedeni cehalet ve nefs içindeki sistemde. Unutulmamalı ki insanlar sistemin yansımalarıdır.

Genel sorunlar cinsiyetçi yaklaşımlarla ne anlaşılabilir ne çözülebilir.

Unutulmamalı ki örnek ki ihanet bir tokattan daha ağır, daha şiddetli, daha can yakıcı olabilir.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 19.12.19/01.16


Başlık Kategori Yayın Tarihi
ZEVK VE HEYECAN SAVIM Felsefe 04.04.2020
ÖZEL SEKTÖRE MUHTAÇ ETME İNSANLARI DEVLET Şiir 03.04.2020
EVLİLİKTE FAHİŞELİK YAKLAŞIMI SAVIM Felsefe 02.04.2020
YUNUS NE YANA DÜŞER MEVLANA NE YANA Şiir 01.04.2020
DÜNYA VE TARİH HİÇBİRİNİZE KALMAYACAK Şiir 31.03.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Zihinsel Engelli (Felsefe) Felsefe 02.04.2020
Televizyonlar ve Toplumsal Gelişmeler Felsefe 01.03.2020
PİŞMANLIK Felsefe 31.12.2019
Karma yasası Felsefe 09.12.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (5) Felsefe 04.12.2019