TİYATRO!

Onlara “Yeryüzünde düzeni bozmayınız” denildiğinde, “Hayır, biz yalnızca ıslah edenleriz” derler.(Bakara suresi 11.ayet)

 

Toplumsal değerleri değiştirmek ve değişen hafızayla birlikte karakterin de değişmesiydi aslında tüm mesele.Kime sığınacağını şaşırmışların ve yaratanından korkanların mevzûsuydu.Önlerine sunduğumuz gururlu tarihi reddedip, onun yerine ‘ gururla tarihe geçmek’ istiyorlardı.Fakat bu hangi kitabın gururlu tarihi henüz kimse bilmiyor.Evet, Türkiye tarihi açısından tarihe geçtiler fakat şöyle bir sorun var ki bu ‘şerefli’ tarihe  ‘şerefle’ girilir.Bu değerden yoksun olanlar bu tarihe ‘’hain!’’ olarak geçerler.Onlar bunu bilmiyorlardı ama Türk milleti gereğince öğretti her şeyi.Pek sanmıyorum bir şeref dersi aldıklarını lakin aklı olan için ‘’tanka el sallayan bir milleti’’ karşısına almak imkansızdır.Demek ki şerefleri kadardı akılları…

Doğdukları, büyüdükleri, ekmek yedikleri bu toprakların kendi ırklarına ait olmasını istediler.Türkleri zaten hiç kabul etmemişlerdi.Çünkü biraz kabul etselerdi o kollarındaki yıldızların her birinin milyonlarca şehit kanıyla yüceldiğini bilirlerdi.Biraz kabul etselerdi ‘elde edeceğiz’ sandıkları bu toprakların evlatlarına yardım ederlerdi.Onlarla şehit olmayı göze alırlardı.Ama onlar şehit etmeyi tercih ettiler.Hem de hiç acımadan.Uçakla, tankla! Çünkü onlar için ‘’ makam ve koltuk her şeyden önce’’ geliyordu.Çünkü onlara rütbelerinden(!) dolayı saygı gösteren ‘’asil Türk askerleri’’ni köleleri sanıyorlar ve böylece ne emrederlerse gerçek olacağını hayal ediyorlardı.Lakin bu hayal tıpkı ‘’5 çayını İstanbul’da içeriz’’ hayaliyle aynıydı ki o reddettikleri tarihte yazar Koca Seyyid Onbaşı, o hayalleri suya düşürmüştür.Bugün de bir kahraman çıkmaz sanıyorlardı ama Ömer Halisdemir öyle demiyordu ve o hayali de sona erdirecek ilk kurşunu atmıştı! Anlamışlardı. Her şey bir çağrıyla devam etti sonra.Tek bir çağrı tüm görüşten milletimizi birlik yapmıştı.O hiç istemedikleri ‘birlikte olan Türkler’ geri geliyordu.O hazırladıkları planlar bir bir sona eriyordu.Hazırlanmış kadrolarında cumhurbaşkanı olan mı dersiniz, başbakan olan mı dersiniz, yüksek mevkiîler mi dersiniz; kısacası tüm kadro saniye saniye izliyordu.Tabii sadece seyretmiyorlar, bu direnişte yer almak isteyen milleti evine kapatmak için çeşitli tweetler atıyorlardı.Tabii neyi seyrediyorlar diye bir sorasınız geliyor değil mi? O kimsenin görmediği(!) tankları ve önüne yatan gerekirse ‘uçak mermisiyle şehit olanları!’ Bir düşünün yakınınızın o tankın altında şerefle can verdiğini ve buna rağmen birilerinin ‘gölgesinden bile kaçmasına rağmen’ ‘’Hani tank? Ben tank görmedim ki’’ Demesi ne kadar zorunuza giderdi?

Evet o gün bir tarih yazıldı! Vatan için şehit olanlar da, bir milletin içine sızmış hainlerin nasıl temizlendiği de, dinimizi ‘darbe girişimi’ ile kirlettiğini sananlar da.Ama  tarihimize en önemli söz şöyle geçti: ‘’Birlik olan Türklerin önünde hiçbir şey duramaz!’’

 Her zaman belirttiğimiz gibi bir devleti çökertmek kolaydır.Ama burası Türk Devleti değilse!

Onlar 15 Temmuz 2016 akşamı bir imkansızı başaracaklarını sandılar.Ve Genelkurmay Başkanı’na işkence ettiler.Fakat kabul ettiremediler kendi isteklerini.Çünkü Hulusi Akar; şerefli, asil ve karakterli bir askerdi!

Milli kanalımız TRT’ yi de kirletmek isteyerek şöyle bir bildiri yayınladılar…

"Bu metnin, Tüm Türkiye Cumhuriyeti kanallarında yayınlanması Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir isteği ve emridir. Türkiye Cumhuriyeti'nin değerli vatandaşları, sistematik bir şekilde sürdürülen Anayasa ve Kanun ihlalleri devletin temel nitelikleri ve hayati kurumlarının varlığı açısından önemli, bir tehdit haline gelmiş Türk Silahlı Kuvvetleri de dahil olmak üzere devletin tüm kurumları ideolojik saiklerle dizayn edilmeye başlanmış ve dolayısıyla görevlerini yapamaz hale getirilmiştir.

Gaflet, dalalet hatta hıyanet içerisinde olan Cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilikleri tarafından temel hak ve hürriyetler zedelenmiş Kuvvetler ayrılığına dayalı laik ve demokratik hukuk düzeni fiilen ortadan kaldırılmıştır. Devletimiz, uluslararası ortamda hak ettiği itibarını yitirmiş ve evrensel temel insan haklarının gözardı edildiği, korkuya dayalı otokrasi ile yönetilen bir ülke haline getirilmiştir. Siyasi idarenin aldığı hatalı karar ile mücadeleden geri durduğu terör tırmanarak bir çok masum vatandaşın ve teröristle mücadele eden güvenlik görevlerimizin hayatına mal olmuştur. Bürokrasi içindeki yolsuzluk ve hırsızlık ciddi boyutlara ulaşmış. Ülke sathında bununla mücadele edecek hukuk sistemi işlemez hale getirilmiştir.

Bu ahval ve şerait altında yüce Atatürk'ün önderliğinde milletimizin olağanüstü fedakarlıklar ile kurduğu bugünlere getirdiği Cumhuriyetimizin kurucusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri Yurt'ta Sulh, Cihan'da Sulh ilkesinden hareketle vatanın bölünmez bütünlüğünü, milletin ve devletin bekasını devam ettirmek, Cumhuriyetimizin kazanımlarının karşı karşıya kaldığı tehlikeleri bertaraf etmek, hukuk devleti önündeki fiili engelleri ortadan kaldırmak milli güvenlik tehdidi haline gelmiş olan yolsuzluğu engellemek terörizm ve terörün her türlüsü ile etkin mücadele yolunu açmak temel evrensel insan haklarını mezhep ve etnisite ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarımız için geçerli kılmak laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti ilkesi üzerine oturan Anayasal düzeni yeniden tesis etmek devletimizin ve milletimizin kaybedilen uluslararası itibarını yeniden kazanmak, uluslararası ortamda barış, istikrar ve huzurun temini için daha güçlü bir ilişki ve işbirliğini tesis etmek maksadıyla yönetime el koymuştur.

Devletin yönetimi, teşkil edilen Yurtta Sulh Konseyi tarafından deruhte edilecektir. Yurtta Sulh Konseyi, BM, NATO ve diğer tüm uluslararası kuruluşlar ile oluşturulmuş yükümlülükleri yerine getirecek her türlü tedbiri almıştır.

Meşruiyetini kaybetmiş siyasi iktidara görevden el çektirilmiştir."

Bu bildirinin üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, canlı yayına bağlandı ve Türk milletini meydanlara ve havalimanına davet etti.Her şey öyle başladı işte.Onlar için bir kabus, bizim için bir direniş!

Tüm milletin meydanlara inmesi; ölüme meydan okurcasına tankların üzerine koşması, şerefli askerlerin yıllarca sırt sırta olduğunu sandıkları hainleri teslim alması, isimsiz kahramanlarımızın tıpkı Çanakkale’deki gibi tüm güçlerini kullanmaları..  Bu devlet bunların hepsini birkaç saat diliminde yaşadı! Ve en önemlisi de 16 Temmuz sabahı. 15 Temmuz gecesi, o bazı siyasetçilerin aklına uyarak, onların tweetlerine inanarak bankalara koşanların, AVMlere koşanların ve alacaklarını aldıktan sonra o yaşananları görmemek için uyudukları geceden utanarak uyandıkları sabah! Acaba o kişiler de tarihimizi okumamış mıydı? Bilmiyorlar mıydı, Türk milletinin gücünü! Merak ediyorum…

 

Bakın bizler tarih okuruz ama asıl işimiz tarih yazmaktır! Bunu bilmeyenlere öğretmeyi de çok severiz üstelik.Bize ‘’Gericiler’’ dediler tutmadı ‘’Sağcı-Solcu’’ diye ayırdılar 15 Temmuz’da herkes ölüme yürüyordu bu da tutmadı.Yani bizden istedikleri hep birlik olmamamızdı.Biz de onların bütün oyunlarına geldik.Siyasi fikir olarak ayrıldık, ırkımız yüzünden ayrıldık, fikrimiz yüzünden ayrıldık.Artık akıllandılar dediler 2016’dan sonra ama biz o birleşmeden, o şehitlerden sonra yine bir yolunu bulup ayrıldık.Artık ‘’Mü’minler kardeş olunuz!’’

Şimdi haykırarak söylüyoruz şerefleriyle 251 kişi şehit oldu, 2196 gazi var ve hâlâ bu Darbe Girişimi’ne ‘’tiyatro’’ diyebilecek kadar kansız olan varsa biz onları tebrik ediyoruz.Bugüne kadar çok iyi sürdürdüler oyunlarını.’’Asıl Tiyatrocular!’’

O tiyatroculara da bu şiiri armağan edelim…!

Gergin uykulardan, kör gecelerden
Bir sabah gelecek, kardan aydınlık:
Sonra düğüm düğüm bilmecelerden
Bir sabah gelecek, kardan aydınlık!


Vurulup ömrünün ilkbaharında
Kanından çiçekler açar yanında
Cümle şehitlerin omuzlarında
Bir sabah gelecek, kardan aydınlık!

Gökten yağmur yağmur yağacak renkler
Daha hoş kokacak otlar, çiçekler
Ardından bitmeyen mutlu gerçekler
Bir sabah gelecek, kardan aydınlık!

Vurulup ömrünün ilkbaharında
Kanından çiçekler açar yanında
Cümle şehitlerin omuzlarında
Bir sabah gelecek, kardan aydınlık!


Başlık Kategori Yayın Tarihi
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019
SİGARA VE ZAM Genel 15.08.2019
KURBAN VAHŞETTİR! Genel 14.08.2019
ARAFTA KALAN BİR OYUN -2.BÖLÜM- Genel 03.08.2019
ARAFTA KALAN BİR OYUN -HİKAYE- Genel 01.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
NEFSİ BİR HASTALIK HALİ : RİYA Genel 16.08.2019
Kurban Bayramı Genel 15.08.2019
Allah Vardır Tek Tanrıdır Genel 10.08.2019
Hasret Genel 07.08.2019
ZAN VE RİVAYETÇİLERİN ÇIKMAZLARI Genel 06.08.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.