İstanbul Değişimi (3) Son...

Yazıya başlamadan önce " İstanbul Seçim Değerlendirmesi " kapsamında ele aldığım konular da tarafım belli olsa dahi objektif bir şekilde düşüncelerimi söylememden ötürü " tebrik ve teşekkür " temennilerinde bulunan tüm okurserverlerime teşekkür ediyorum.

Tarafsızlık ilkesini asla gözardı etmeden inandığım doğrulardan, bildiğimden ve hissettiğimden de asla şaşmayacağımı tekraren belirtmek istiyorum. 

" İstanbul Seçimleri " ile alakalı son olarak ele alacağım konu " Adaylar "
Kazananın artıları, kaybedenin eksileri...
Muhakkak her iki adayında artıları eksilerdinden çoktur ki; Peygamberin Müjdelediği, Fatihin Fethettiği, Dünya'nın Göz Bebeği İstanbul'u yönetmeye aday gösterildiler.
Lakin birinin kazanıp birinin kaybettiği bir seçimde ortaya çıkan sonuç şudur; Biri daha çok hak etti...

Cumhur İttifakı Adayı Binali Yıldırım; 63 yaşında, 12 yıl Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı yapmış, ardından Başbakanlık yapmıştır. Başkanlık sistemine geçiş ile beraber Başbakanlıktan istifa edip ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı yapmıştır. En dar çerçeveden bu şekilde ele almak istedim. Sayın Yıldırım'ın siyasi kariyeri tartışmaya kapalı, tecrübeli, çalışkan ve hizmet sevdalısı biri olarak biliniyor.

Millet İttifakı Adayı Ekrem İmamoğlu; 49 yaşında, 2009 Yerel Seçimlerinde Beylikdüzü İlçesinden Chp Adaylığı için başvurmuş ancak Aday olarak gösterilmemiştir. Ardından Chp Beylikdüzü İlçe Başkanlığına atanmıştır. Daha sonra ilk kez seçimle İlçe Başkanı olarak seçilen İmamoğlu, 3 yıllık İlçe Başkanlığının ardından 2012 yılında tekrar seçimle görevine devam etmiştir. 2014 Yerel Seçimlerinde CHP Beylikdüzü Belediye Başkan Adayı olarak partisinin bir önceki seçimde aldığı oyun yaklaşık 2 katını alarak Belediye Başkanı seçilmiştir. Son olarak Kadir Topbaş'ın 2017 yılındaki istifasının ardından Parti Yönetimince bu pozisyona aday gösterilip, Mevlüt Uysal'ın 179 oyuna karşılık 125 oy almıştır.

Her iki aday içinde ortak söylenebilecek ilk söz " Çalışkan " olduklarıdır.
Aynı zaman da " Görev Adamı " kimlikleri ile de ön plana çıkmaktalar.
Her iki isim de " Partisinin Güvendiği " sayılı isimlerden.

Binali Yıldırım Parti'nin en bilinen simalarından olup her dönemin sevilen, sayılan ve önemli görevleri üstlenen bir isim. Ekrem İmamoğlu ise adaylık süreci ile tanınırlığı artan, partisinin inandığı ve tüm teşkilatı ile ( burası önemli... ) desteklediği, dinamik ve hitap gücü rakibine göre daha güçlü olan bir isim.
" Tüm Teşkilat " ... Burası Önemli...
Binali Yıldırım seçim süreci boyunca kendini ön plana çıkarmak istedikçe " ekrankolik " isimler tarafından bu isteği suistimal edildi. İsmini duyurma hayali kuran İl Başkanı, seçimi kazandıracağım kurgusu yaratan Parti Sözcüsü, sürekli itham, sürekli kelime cambazlığı ve sürekli bir şeyleri ispat etmeye çalışan lakin beceremeyen Seçim İşleri Sorumlusu, sert tavır, tehditler, ahkam kesmeler ile özdeşlen Bürokratlar... Saymakla bitiremeyeceğim isimler... Soy isminden hangi partili olduğunu anlayacak kapasitede isimler... Tipinden bilen kime oy vereceği belli olanlar varmış (!) ... Bunu bile anlayan isimler... İsimler... İsimler... İsimler...
Adaya destek yok.
Adayı ön plana çıkarmak asla yok.
Adayın projelerini anlatmak... O hiç yok.

Diğer tarafta... Aday'a duyulan inanç. Adayın öz güvenini arttıracak sözler. Adayı parlatma ekipleri. Adayın sosyal medya, halk bütünlüğü, esnaf ziyaretleri ve buna benzer içtenliğini göstermeye çalışan Parti İl Yönetimi. Adaya yüklenen Parti Genel Başkanlığı misyonu. Hatta ve hatta Cumhurbaşkanlığı Adaylık misyonu...
Yani; Partinin değil, parti liderinin değil, ittifak olgusunun değil " ADAY " ın ön planda tutulduğu bir seçim süreci.

Eeee... Çok zaman geçmeden ağaç meyvesini verdi. Çünkü o ağaç sulandı, budandı, etrafı çevrildi, meyvesi olgunlaştı, daldan öyle aldılar. Yani birileri gibi o ağacı sulamak yerine bizde bir ağaç olalım, sulamak yerine zaten büyür, budamak yerine o ağaca bir şey olmaz diye düşünürseniz; Birileri ağaç diker, siz ancak bakarsınız.

Artık " İstanbul Seçimleri " değerlendirmesine son verirken; Ak Parti'nin, Ak Partili düşmanlarını bir an önce tasvip etmesinin kendisine yarar sağlayacağını defaeten dile getirmek istiyorum. 
Yıllardır liderlik arayışı içinde olan, ılımlı siyasi figür arayan ve uzlaştırıcı isimler etrafında dolaşan CHP'ninde Ekrem İmamoğlu ismine sahip çıkamayacağını düşünenlerdenim. Parti içi liderlik kavgasına tutuşacakları gün kaçınılmazdır.

Bu duygu ve düşünceler ile tekrardan Güzel Şehir İstanbul'un hakkettiği tüm güzelliklere kavuşmasını arzuluyor, bir sonraki yazıda görüşmek üzere diyorum...


Başlık Kategori Yayın Tarihi
İstanbul Değişimi (2) Politika 25.06.2019
İstanbul Değişimi Politika 24.06.2019
Yeniden Başlıyoruz Yaşam 16.04.2019
Konu Malum... Politika 08.04.2019
Bilemedik Şiir 28.11.2016
Başlık Kategori Yayın Tarihi
İŞSİZLİK, TARIM ve BÜTÇE Politika 16.07.2019
23 Haziran seçimleri. Politika 12.07.2019
AK PARTİ MUHALEFETİ Politika 11.07.2019
Siyasi Teoriler (Sisler Devri) Politika 05.07.2019
3 YILI DEVİRİRKEN FETÖ İLE MÜCADELEDE GELİNEMEYEN NOKTA…! Politika 28.06.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.