AKP FETÖ'DEN DE TEHLİKELİ BİR ÖRGÜT SAVIM

Her siyasi parti gerçekte örgüttür, ve anonim şirkettir. Yani siyasi partiler bilim, ahlak ve insanlık merkezi değildir. Meta olarak fiyatsız yani parasız yani bedava mal yani oy kullanan ticaret biçimidir. Yani siyasetten bilimsellik, ahlakçılık, demokrasi, özgürlük, çözüm, kurtuluş, umut beslemek oldukça şaşkınlık olur.

Mustafa Kemal'in askerleri değil; Mustafa Kemal'in düşünürleri(filozofları), alimleri, alimeleri, bilgeleri, bilimcileri, yazarları, şairleri olun. Mustafa Kemal alim, alime bir millet istiyor; zaten bunu anlayamayanlar kolayca teröre ve savaşa yönleniyorlar, yönlendiriliyorlar tıpkı Işid, Boko haram, El kaide'de olduğu gibi çünkü dini tanımlayan, 'Din ilimdir/bilimdir, ahlaktır, vicdandır, merhamettir, dürüstlüktür, medeniliktir' diyen hadisleri ile Muhammed de bunu söylüyor yani Atatürk de, Muhammed de gerçekte aynı şeyleri söylüyorlar: 'Önce ilim/bilim ve ahlak yani alimlik ve alimelik'.

Din demek; dini tanımlayan Din hadisileri demektir oysa Akp ve Mhp gibi siyasi partiler dinden anmaktalar ki din Arabçılıktır, Osmanlıcılıktır, gelenektir, görenektir, töredir, ve kendilerinden yana olmaktır.

Geometriden biliriz ki aynı doğruya paralel doğrular birbirlerine de paraleldirler. Yani aynı amaçları içeren şeyler de aynıdırlar.

Demokrasi demokrasiyi yani laikliği yani bilimselliği savunmak hakkıdır; ve demokraside demokrasiyi yani laikliği yani bilimselliği savunan siyasi partilere yani örgütlere yer vardır. Ve demokrasi serbestlik değil özgürlüktür; ve serbestlik özgürlük değildir, özgürlük de serbestlik değildir çünkü özgürlük yalnızca bilimsel ve ahlaklı şeyleri yani doğruları yapmaktır, serbestlik ise kafayaesen(kafaya esen) herşeyi; bu nedenle ki demokrasi ve özgürlük alimler, alimeler yaratırkan demokrasi karşıtlığı ya da düşmanlığı ve serbestlik delilikler yaratır yani bir ülkede bilimdışılık ya da ahlakdışılık serbestliği varsa o ülkenin adı demokrasi bile olsa o ülkede demokrasi yoktur, bilimdışılığın ve ahlakdışılığın diktatörlüğü vardır.

Örnek ki iki siyasi parti aynı şeyleri savunuyorlarsa; adları farklı da olsa aynı şeylerdir. Yani örnek ki isimleri farklı da olsa, farklı iller de otursalar da, farklı işler yapsalar da, farklı cinsiyetler de olsalar da, farklı yaşlarda olsalar da Türkler Türktür, Müslümanlar Müslümandır, Hıristiyanlar(Hristiyanlar) Hıristiyandır, Yahudiler Yahudidir, Budistler Budisttir; farklı isimleri olsa da, farklı şiirler yazsalar da şairler şairdir.

Atatürk düşmanlığı gerçekte yalnızca ahlakın, demokrasinin, laikliğin, bilimin değil, akıl-ruh sağlığının, medeniliğin, insanlığın ve vicdanın durumunun ölçütlerinden de biridir çünkü Atatürk 'Önce ilim/bilim ve ahlak' diyen biridir yani Atatürk düşmanlığı gerçekte bilime ve ahlaka da saldırıdır; ve Atatürk düşmanları da öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını, öz evladlarını bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı hanedanlığı'nı, Osmanlı sultanlarını, ve fetih adı altında başka ülkeleri işgalciliğe ve sömürüye dayanan; ve karılarından başka bir de cariye adı altında çocuk yaşta, sayısız kapatması olan, nefse batmış, ahlaka aykırı bir düzeni baştaçı etmektir; yani hem Atatürk düşmanıları(düşmanları) hem de savundukları şeylere bakın yani demek ki Atatürkçü olmak doğru, iyi, güzel birşeydir. Yani gerçek ki Atatürk düşmanlığı akıl-ruh sağlığı konusunda da olumsuzluk ölçütüdür. Yani Atatürk düşmanı olmak akıl-ruh sağlığı açısından da hiç de hoş, iyi, doğru, güzel bir durum değildir.

Yani Atatürk karşıtlığı ya da düşmanlığı yalnızca akıla aykırılık değildir; akıl-ruh sağlığına da aykırılıktır. Yani doğru, iyi bir akıl-ruh sağlığı için; Atatürk eleştirilebilir ancak Atatürk karşıtı ya da düşmanı olmamak gerekir ki bu açıdan tüm dini inançlar da eleştirilebilir örnek ki tüm dini inançlara göre dünya düzdür ve dönmemektedir oysa dini tanımlayan Din hadisileri der ki 'Din ilimdir(bilimdir)' yani 'Bilime aykırı herşey dine de aykırıdır'.

Fetö'nün amaçı(amacı) neydi ya da nedir? Atatürkçü, demokrasici, laiklikçi, bilimsellikçi Türkiye'yi yok etmek yerine bunlara aykırı bir devlet kurmak.

Peki Akp ne yapıyor ya da ne yapmak istiyor? O da aynısını yapmak istiyor. Fetö'den tek farkı şu: Fetö İran türü diktatör, akıldışı, bilimdışı bir devlet kurmak istiyor, Akp Osmanlı hanedanlığı türü akıldışı, bilimdışı bir devlet.

Fetö'nün tehlikeli olması neyden ileri geliyordu? Demokrasi yani laiklik yani bilimsellik karşıtı ya da düşmanı olmasından. Akp'nin tehlikeli olması neyden ileri geliyor? Demokrasi yani laiklik yani bilimsellik karşıtı ya da düşmanı olmasından. Ve Türkiye'de bilimselliğin önderi Mustafa Kemal Atatürk'tür yani kurduğu cumhuriyettir yani Türkiye'dir; ve açık ki Fetö gibi Akp dünyası da buna karşı ya da düşman durumda görünmekte, yaptığı ve söylediği şeylerle.

Yani Akp de Fetö gibi aynı amaçları taşıyor, ve üstelik de Akp iktidarda.

Yani, Akp iktidarda olduğu için, isterse, Türkiye'yi istediği ülke ile savaşa bile sokabilir.

Akp ile Fetö arasında; demokrasi ve laiklik açısından bir fark var mı? Yok. Çünkü ikisi de demokrasi ve laiklik karşıtı yani akılcı, bilimsel, mantıklı, medeni düzen karşıtı, ve akıldışı diktatörlük istemcisi.

Akp dünyasından olan bazı kişilerin 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçeyi terk edelim', 'Lozan zafer değil hezimet'; 'Keşke Kurtuluş savaşı'nı Mustafa Kemal değil Yunan ordusu kazansaydı', 'Dokuz yaşındaki kız çocuğu evlenebilir', 'Babanın öz kızına şehvetle bakması günah değildir', 'İnsan eti yenilebilir' gibi Atatürk karşıtı, demokrasi karşıtı, laiklik karşıtı, bilimsellik karşıtı söylemleri; Kurtuluş savaşı'nı anma konuşmalarında Atatürk'ün adını bile anmamaları; Cumhuriyet bayramı kutlamalarını, yürüyüşlerini engellemeye çalışmaları, Atatürk heykelilerine(heykellerine) saldırıları, 10 kasım'a hakaretleri; Akp dünyasının cumhuriyet, demokrasi, laiklik, bilimsellik, Atatürk ve Türkiye karşıtı bir toplanma merkezi haline gelmişliği bunu göstermektedir. Bunlar yalnızca akıldışılık değil, dine aykırı şeylerdir de. Açık ki Akp dünyası dini tanımlayan, 'Din ilimdir(bilimdir), ahlaktır, vicdandır, dürüstlüktür, doğruluktur, akıldır, mantıktır, adilliktir, medeniliktir' diyen Din hadisileri'ni hem bilmemekte hem de Din hadisileri'ne aykırı bir dünyadır hem de Arabçılığı, Osmanlıcılığı ve Akp'ciliği din sanmaktadır. Yani Akp dünyası kendini dinli gösterip toplumu yanıltmaktadır. Zaten eğer Akp dini tanımlayan Din hadisileri'ne uysa idi Akp Türkiyesi yolsuzlukta ve işçi ölümlü iş kazasılarında(kazalarında) Avrupa birincisi olarak değil; bilimde, teknolojide, felsefede, alimlikte, alimelikte dünya birincisi olarak anılırdı; ve Türkiye'de adalet güven azalmak yerine çoklukta zirve yapardı.

Bu duruma sn iki somut örnek ikisi de Akp yandaşı olan iki gazeteciden geldi.

Akp yandaşı, yoz Yeni şafak gazetesi yazarı Akp yandaşı Hayrettin Karaman 'Beklentilerde ölçülü olmak' adlı yazısında 'Akp prangaları çözdü; ceza alanı hariç, insanların kendi aralarında anlaşarak şeriat kurallarını uygulamalarına engel yok' dedi. Bakın bunu Fetö bile yapamamıştı. Yani bu durum 'Akp prangaları çözdü, şeriat serbest' yan 'Demokrasiye ve laikliğe karşı zafer kazanıldı' ve ceza hukuku alanında da şeriat özentisi, beklentisi, arayışı anlamına geliyor.

Akp yandaşı Takvim gazetesinde köşe yazarı olan, Akp yandaşı sözde gazeteci İsmail Çağlar ise bu yoz gazetedeki köşesinde yazmış ki 'Gazi Paşa ne kadar Türkiye cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müridler memleketi olamaz dese de, Türkiye Cumhuriyeti'nde dün de bugün de şeyhler, müridler, mürşidler, dervişler yaşıyor' derken, 'Demek ki mesele Gazi Paşa'nın gönlünden geçtiği gibi olmamış. Cumhuriyet'e bekçilik ediyoruz ayağına kendi geri kalmış ve tarihdışı Cumhuriyet kavrayışlarının değnekçiliğini yapmaya kalkarlarsa o değneği kırarlar. Artık kafada mı kırılır, kolda kırılır, kırılınca ne yapılır orasını ben bilemem.' Bu sözler yalnızca akıldışılık değildir; cumhuriyete, demokrasiye, laikliğe ve Türkiye'ye açıkça bir tehdit ve saldırıdır. Adam felsefeden, bilimden, Din hadisileri'nden, alimlerden, alimelerden yana olacağına şeyhlerden, dervişlerden, müridlerden yani bilime aykırılıktan yana ve bunu da hüner, maharet, övünç, gurur, halt sayıyor; o zaman, hastalandığında tıppa, bilime, hastahanelere, doktorlara değil şeyhlere, dervişlere, müridlere, duacılara, muskacılara, üfürükçülere git; baksan, elinde son model ceptelefonu(cep telefonu), son model bilgisayar, evinde son model televizyon, son model beyazeşya(beyaz eşya), altında da son model araba vardır.

Peki bu kişiler neden bunları üstelik de rahatça yapabilmekteler? Çünkü güçlerini Akp'nin egemen olmasından yani iktidarda olmasından almaktalar.

Türkiye açısından tehlike nedir? Demokrasiye, laikliğe, bilimselliğe, haklara, özgürlüklere karşıtlık ya da düşmanlık ya da saldırıdır.

Bakın, Akp sayesinde kapitalistler işçileri akıla aykırı, ahlaka aykırı nedenler gösterip işten üstelik de tazminatsız atmak hakkına bile sahip oldular. Örnek ki iş yerini sosyal medya denilen şeyde eleştirmek, lokantada müşterinin artıklarını yemek, iş yerinin çöplüğünden boş bir kutu almak, işverene 'Sen dürüst biri değilsin' demek, işvereni eleştirmek, işverene tepki göstermek bile işten tazminatsız atılmak nedeni oldu yani kapitalistlere bayram, işçilere yas. Bu nedir? Bu; dini tanımlayan Din hadisileri'nin egemenliği değil; İslami ya da din kılıflı kapitalist diktatörlüğüdür. Yani yalnızca bu örnekle bile Akp'nin gerçekte neyin peşinde olduğu açıktır.

Fetö devletin, vatanın, milletin, kamunun fabrikalarını, madenlerini, mallarını, servetlerini, kaynaklarını satamıyordu ancak Akp özelleştirme adı altında devlete, vatana, millete, kamuya ait herşeyi satabiliyor. Kendi ekonomisi olmayan bir devlet ya özel sektörün yani kapitalistlerin elinde oyuncak olur ya sömürge olur ya batar.

Akp neden Fetö'den daha tehlikeli?

Çünkü hem Fetö gibi demokrasi, laiklik ve Atatürk düşmanı hem de Fetö iktidar değildi ancak Akp iktidar yani her istediğini yapabilir; her istediğini yapabilme olanağına sahip.

Yani Fetö darbe ile iktidara gelmek istiyordu; ancak Akp'nin buna gereksinimi yok çünkü iktidarda. Fetö orduya, polise, eğitime, hukuka, ekonomiye, devlete, millete emir veremiyordu ancak Akp verebiliyor çünkü iktidarda. Yani açık ki Fetö iktidarda olsa idi Fetö de darbe yapmaya kalkmazdı.

Yani Akp hem Fetö gibi aynı amaçları içermektedir hem de iktidardadır yani Fetö her istediğini yapamıyordu ancak Akp her istediğini yapabilir; ve Akp'nin yapmak istediği şeyler demokrasiye, laikliğe, akıla, mantığa, vicdana, bilime, bilimselliğe aykırı şeylerdir, tıpkı Fetö'nün amaçları gibi.

Evet; açık ki Akp; demokrasi, laiklik, bilimsellik, Türkiye için; amaçları ile Fetö en az Fetö kadar tehlikeli; iktidarda olması ile de Fetö'den daha tehlikeli bir örgüttür. Yani açık ki Akp'nin kapatılmaması hukukdışılığa hukuk, yasadışılığa yasallık vermekten başka şey değil durumundadır.

Evet; bir doğruya paralel olan tüm doğrular birbirlerine de paraleldirler. Ve amaçlar açısından açık ki, ortada ki Akp ile Fetö birbirlerine paralel durumdalar. Öyle ise Fetö gibi Akp de yasaklanmalıdır değil mi? Biri 21. yüzyıldaki İran'a benzemek istiyor, biri de 20. yüzyıldaki Osmanlı'ya; tek farkları bu yani hiçbir Türkiye değil. Yani bilimcilik ve ahlakçılık savunucusuları(savunucuları) olsalar neyse ancak değiller çünkü ahlak gerçekte bir töre değildir, mantığın en üst aşamasıdır, ve bilim de mantıktır; ve ikisi de mantıkdışı örgütler; ve Fetö'nün vicdansızlığını 15 temmuz'da gördük, yandaşçılık da vicdansızlıktır çünkü dürüst, güvenilir olmamaktır ve Akp yandaşçılık yaymakta; bakın bakalım, Akp hiç Chp'lilere ihale, mevki, makam vermiş mi? Zaten bir cehalet ve nefs türü olan siyaset yandaşlık demektir; yandaşlık da cehalet ve nefs demektir yani bilimin ve dinin hiç sevmediği iki şeyi savunmak demektir; yani siyaset yandaşlık demek olduğu için hiçbir siyasi parti çözüm, umut, kurtuluş değildir zaten, yani tek çözüm FBD sistemi yani Felsefe-Bilim-Din hadisileri sistemidir.

Yani Türkiye'de hukuktan, adaletten, mantıktan, bilimsellikten, demokrasiden söz edilmek isteniyorsa Fetö gibi Akp de yasaklanmalıdır.

Savım ki önce Akp kapatılmalı, sonra tüm partiler kapatılmalı; ve Türkiye de, tüm dünya da felsefe, bilim, ve Din hadisileri ile; ve felsefe, bilim, Din hadisileri ile yetişmiş bilgelerle yönetilmelidir. Zaten Türkiye FBD sistemi üzerine kurulmuş olsaydı daha geçen yüzyılda dünyanın, insanlığın felsefe, bilim, ahlak, teknoloji, medenilik, barış, huzur, güven, dostluk, kardeşlik, ve en doğru yönetim biçimi merkezi ve önderi olurdu. Gerçek ki siyaset ve özel sektör; felsefe, bilim ve Din hadisileri egemenliğini yani doğru dünya düzenini önleyen engellerdir.

Hadis der ki 'Yalnızca iki tür insandan hayr vardır: 'Alimler yani bilim/ilim ve öğrencileri; ötekiler ise zarardır'. Siyasete ve özel sektöre bakın; alimlikle, alimelikle ne ilgileri var? Yanlış ağaçda(ağaçta) doğru meyva(meyve) bulunmaz. Felsefeden, bilimden ve Din hadisileri'nden uzaklık şaşkınlıktır; ve şaşkın tavuk tilki yuvasına yumurtlar; felsefe, bilim, ve Din hadisileri yerine siyasetle ve özel sektörle yönetilen ülkeler şaşkın tavuk gibidirler, sonlarını yani yok oluşlarını doğruluk, umut ve mutluluk sanırlar.

Oylarınız hiçbir partiye olsun; oylarınız yalnızca felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne olsun yoksa asla bağımsız, özgür; insanlık önderi ve dünya önderi olamazsınız. Türkiye'nin ve insanlığın gerçek önderi, lideri siyasi partileri siyasi liderler/önderler değil; felsefe, bilim, ve Din hadisileri'dir.

Egemenlik milletin de, siyasi partilerin de, özel sektörün de, Avrupa birliği kıriterleri'nin(kriterleri'nin) de değil; felsefenin, bilimin ve Din hadisileri'nin olmalıdır. Hiçbir seçim sandığı, hiçbir millet iradesi felsefeden, bilimden ve Din hadisileri'nden üstün değildir. İnsanlık, dünya bunu anlamalı artık yoksa vaat edilen dünya Sodom'dan, Gomora'dan, Pompei'den ya da Engizisyon'dan ve 3. dünya savaşından başka bir dünya olmayacaktır; unutmayın ki Sodom, Gomora, Pompei ve Hitler de halk iradesi idi, millet iradesi idi.

Atatürk'ün yanlışlarından biri de 'Türkiye şeyhler, dervişler, müridler devleti olmayacak' demesine karşın bir de 'Türkiye ahlaksızlıklar ülkesi de olmayacak' dememiş olmasıdır ancak hem Atatürk zamanında ahlakdışılık olağan, yaygın, egemen, hak birşey değil idi hem de Atatürk her iki durumu da zaten 'Hayatta en doğru yol gösterici ilimdir/bilimdir' sözü ile, ve 'Ben sıporcunun(sporcunun) ahlaklısını severim' demekle yani 'Ben insanın, milletin, vatanın, ülkenin ve devletin ahlaklısını isterim' demiş olmakla demiş olmaktadır ancak açık ki bazıları herşeyin, civcivlere yem vermek gibi herşeyin küçük küçük verilmesini ya da ilkokul çocuklarına okuma-yazma öğretir gibi herşeyin tek tek öğretilmesini, söylenilmesini istemektedir yani açık ki herkes lebdemedenleblebiyianlayamamakta(leb demeden leblebiyi anlamamakta) ya da anlamak istemektedir.

Evet; Atatürk diyor ki 'Türkiye'de bilime aykırılık da, ahlaka aykırılık da olmasın'. Bakın ben açık seçik söyleyiverdim. Belki şimdi anlaşılır.

Alooo Akp dünyası aloooo; öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annesini, öz babasını, öz evladlarını Atatürk öldürtmedi, baştaçı yaptığın Osmanlı hanedanlığı, Osmanlı sultanıları(sultanları) öldürttü; zinayı, eşcinselliği, eşncinsel evliliği Atatürk serbest bırakmadı, baştaçı yaptığın Akp serbest bıraktı. Titre ve kendine dön artık. Vatanın masallardaki Kafdağı(Kaf dağı) değil; insanlık onuru, dünya onuru Atatürk Türkiyesi.

Fetö'nün tehlikeli olması darbe ile başa gelmek istemiş olması mı? Yani Fetö darbe ile değil de seçim ile başa gelse tehlike olmayacak mıydı?

Yani demokrasiyi, laikliği, ve bunlar üzerine kurulu Türkiye'yi yıkmak, yok etmek tehlike değilse Akp de tehlikeli değildir.

Açık ki Akp Türkiye'de Kurtuluş savaşı benzeri bir savaş vermiyor; Türkiye, demokrasi, laiklik, bilimsellik, özgürlük, akıl, mantık Akp'ye karşı, nitelik olarak Kurtuluş savaşı benzeri bir savaş veriyor gibi görünmekte. Akp veriyorsa da Kurtuluş savaşı benzeri bir savaş değil; Atatürk'e, demokrasiye, laikliğe, bilimselliğe, Türkiye cumhuriyeti'ne karşı Kurtuluş savaşı benzeri bir savaş vermekte görünmekte gibidir yani tıpkı Kurtuluş savaşı'na karşı Osmanlı hanedanlığı'nın kurtuluş savaşı olan Beyaz ordu'su gibi bir duruma sahip görünmekte gibidir. Bunu yapabilmek için de yapabileceği tek şey Atatürk'ü, demokrasiyi, laikliği, ulusallığı, bilimselliği dışlayan, feodal söylemler içine girmektir ki Osmanlıcı, Arabçı, etnikçi ve azınlıkçı söylemler de buna dahildir ancak bu duruma asla felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri girmez çünkü onlar önce akıldan, mantıktan, bilimden yanadırlar yani bunlara aykırı bir dünya olan Akp'den yana değiller.

Bunlardan Türkiye olmayacağı gibi gerçekte Osmanlı da olmaz, olsa olsa Fosmanlı olur ancak.

Hayrları olsaydı zaten önce İslam dünyasına hayrları olurdu, ve İslam dünyası savaş, terör içinde değil blimsellik, barış, huzur, güven, kardeşlik içinde olurdu.

Atatürke ve Atatürkçülere meydanokumayın(meydan okumayın); size zaten felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri yani din meydanokuyor.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 30.10.10/02.46


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (3) (4) Felsefe 04.10.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (1) (2) Felsefe 24.09.2019
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
HAYIR! HAYIR! Felsefe 23.08.2019