ÇOK GEZEN Mİ BİLİR ÇOK OKUYAN MI?

'Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?' diye birsoru(bir soru) var.

 

Bu soru gerçekte saçmasapan bir sorudur tıpkı 'Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan?' gibi.

 

'Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?' diyor; neyi bilir, bilinen nedir? Yani soru zaten tuhaftır; yani soru 'Çok gezen mi çok bilir, çok okuyan mı?' diye bile değil en azından.

 

Herşeyden önce bu soru ya kasıtlı olarak yani insanlarla, toplumla kafabulmak(kafa bulmak) ya farkında olmadan ya cehaletten yanlış sorulmaktadır çünkü bu soru gerçekte 'Gezmek mi, okumak mı daha çok öğretir?' biçiminde sorulmalıdır.

 

Gezmek aptalca gezmek ise zaten ya hiç ya çokşey öğretmez; okumak da saçmasapan kitaplar okumak ise zaten ya hiç ya çok şey öğretmez; öğreten şey öğrenmek için gezmektir, öğreten okumak ise felsefe, bilim gibi şeyler öğreten şeyleri okumaktır.

 

Gerçek ki gezmek de boşboş gezmek değil bilgi edindiren gezmek de olsa okumak kadar bilgilendirici olmaz. Düşünün ki insan aynı anda beş kitabı ya da beş konuyu bile okuyabilir ancak aynı anda birden çok yeri gezemez.

 

Olağanda doğru, gerçek olan şey 'Çok okumak çok öğretir'dir. Buna kanıt olarak şu var: 1- Herkes gezmek için gerekli paraya ya da zamana ya da sağlığa sahip değildir ki bir de dünyayı gezmeyi düşünün., 2- Ay'ı, Mars'ı, Jüpiter'i gezmek olanaksızdır ancak okuyup öğrenmek olanaklıdır., 3- Beden hücrelerinin, organlarının içleri gezilemez ancak okumakla öğrenilebilir., 4- Bir insan bir ileden başka bir ile gitmek için daha evinden çıkıp otogara gidinceye kadar, evinde oturan insan kitaplardan ya da internetten okumak ile hem herşey hakkında hem de o insanın gideceği il hakkında daha çok şey öğrenebilir ki bir de o kişinin yolda geçireceği zamanı düşünün. 5- Gezilen yerlerde verilen bilgileri de zaten okumuş insanlar yazmaktadır.

 

Yani 'Çok okuyan değil çok gezen bilir' demek hem cehaletin ve insanların evlerinin dışında olmalarından para kazanan özel sektörün ekmeğineyağsürmektir(ekmeğine yağ sürmektir) hem de farkında olunmasa da insanları ve toplumu okumaktan, eğitimden, okuldan, üniversiteden, aydın insan olmaktan, kitaplardan, felsefeden, bilimden uzaklaştırmaya yarayan ajanlıktır yani ülkeye ve topluma karşı düşmanlıktır. Unutmayalım ki felsefe de, bilim de, öğrenmek de, beyin de sakinlik, sessizlik ve yavaşlık ister ve bedenin de sakinlik, sessizlik, hareketsizlik içinde olmasını ister. Yani açık ki 'Çok okuyan değil çok gezen'in arkasında cehalet, nefs, ajanlık, özel sektör, sömürü, bencillik, sorumsuzluk, yozluk, bedene kölelik, dünyaya kölelik gibi şeyler var.

 

Bu durumda, okumak gezmekten daha çok şey öğretir yani gezmek sınır iken okumanın ulaşamayacağı gerçek, gerçeklik yoktur.

 

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 23.6.19/01.14

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (3) (4) Felsefe 04.10.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (1) (2) Felsefe 24.09.2019
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
HAYIR! HAYIR! Felsefe 23.08.2019