Ümmetin kafası neden karıştı? (14)

Aklıselim sahibi olarak ben bu rivayetin sahihliğine de gerekliliğine de inanmıyorum. Belki Amr b. Meymûn’a bile iftira altmış olabilir ve kendisi böyle bir olay ve ifadeden habersiz olabilir. Recm, Amr b. Meymûn’un yaşadığı dönemden çok daha eskilere giden bir uygulamadır. Böyle bir sonuç çıkardığımız yok. Hayvanlar birbiriyle kavga da edebilir elbette; gruplaşma da olabilir. Ama ne olamaz biliyor musun? Zina etmeleri nedeniyle topluca taşlama cezası olamaz… Bu koca bir yalandır. Bu hadisin Resulullah’tan nakledilmesi zaten mümkün değil; ancak “sahih” yakıştırması yapan Buhari’de bunların ne işi var? Mesele burada… Buhari zina edenin recmine delil olarak anlatmasa yahut hayvanların da yapıp ettiklerinden sorumlu olduklarına dair bir iddiası olmasa bile bu hadisteki “zina eden maymunun topluca taşlanması” saçmalığını aklıselim sahiplerine asla izah edemezsiniz.

Sonra, “Şerhlere baktığımızda bazı Buharî nüshalarında bu rivayetin olmadığı zikrediliyor, muteriz bu rivayeti niye esas almıyor, çünkü işine gelmiyor. O takdirde Buharî’ye, onun üzerinden Sünnet kaynaklarına salvo yapamayacak” diyor. Biz de diyoruz ki ne şerhinden söz ediyorsun kardeşim? Hadisin metni bablarda aranır; şerhlerde değil. Onlar sayfa numarasına kadar kayıtlı olan bu hadis metnini açıklamaktan imtina ettilerse şerhlerde bulamadığında bu saçmalığı kurtarmış mı olacaksın? Gönlüm isterdi ki senin şerhlerde yok dediğin bu hadisin no’su da olmasaydı; hiç rivayet edilmeseydi. Niyetimiz Buhari üzerinden sünnete saldırmak değil, sünneti Buhari’den değil Kur’an’ı Kerim’den aramamız ve bulmamız gerektiğini göstermektir. Sünneti Allah tarafından korunmamış rivayetlerde arayacağınıza korunmuş ayetlerde arayın! Bizim saldırdığımız sünnet değil, iftiralardır; saçmalıklardır. İnsanların Müslümanlıktan kaçarak deist veya ateist olmalarına sebep olduğunuz mitolojik rivayetlerdir.

Yine diyor ki, “Rivayetin kritiğini yapanlar, bu rivayetin hayvanlarda sorumluluk olmadığı, onlarda aile düzeni bulunmadığı ve şerî cezaların hayvanlar için söz konusu olmadığı gerekçesiyle rivayetin illetli-mühmel olduğunu söylemişler, hatta İbnu’l-Cevzî, bu rivayetin uydurma/mevzû olduğunu söylüyor, hiç önemli değil. Buharî nasıl olur da bu rivayeti alır! Yahu kardeşim, Buhârî aynı zamanda tarihçidir, onun çok mufassal bir tarihi vardır, tarihî bilgileri de vermesini bilir, bu rivayet de onlardan biridir. Hayır dinlemiyorum. Buharî nasıl olur da zânî maymunu taşlatır.” Rivayetin kritiğini yapanlar elbette hayvanlarda sorumluluk olmadığını söyleyecekler. Kimsenin “aaa bunlar hayvanları sorumlu tutmuşlar” dediği yok. Olayın yaşandığına dair inanç saçma. Toplu halde taşlama da olabilir ama zina için olmaz. Hatta maymunun en gelişmiş hayvan olduğunu bile kabul etsek “cima” için olur da yine “zina” için olmaz. Çünkü onlara haram değil. Madem rivayet de hastalıklıdır; neden kitabın adı “Sahih-i Buhari”? “Sahih” sahi ve sıhhatli olana denir; böyle bir isim altında hastalıklı rivayetlerin ne işi var? İbnu’l Cevzi’nin uydurma dediğini Buhari niçin Sahih’ine almış? Dini hüküm çıkarma kaynaklarımızdan ikincisi olan “sünnet”i yanlış tarif ettiğiniz için yanlış yerde arıyorsunuz. Eğer sizin anladığınız “sünnet” sizin gözünüzde Kur’an’dan sonra ikinci denecek kadar önemliyse bu önemi niçin Kur’an hiçbir ayetinde zikretmiyor? Âlimlerimizin hastalıklı veya uydurma olduğunu söylediği hadislerin içinde niçin (sünnet’i) arıyorsunuz? Biz sünnet’i Kur’an’ın içinde aradığımız için ikinci derece bile görmüyoruz;  birinci derece görüyoruz. Kur’an’ın içinde Resulullah’ın bize örnek olmak üzere yaptığı her şey aynı zamanda sünnettir. Bu yüzden biz Kur’an deyince sünnet’i bir arada düşünüyoruz; işte bu derece yani birinci derece önemli görüyoruz. Böylece bu da demektir ki biz sünnet’i ikinci kaynak görenlerden daha çok önemsemiş oluyoruz. Sünneti Kur’an’la birlikte birinci derece gören bizlere “sünneti nişan almak” ifadesinin zina yapan maymunun taşlanması kadar saçma sapan olduğu aşikârdır. Buhari neymiş? Aynı zamanda bir tarihçiymiş. Desenize hangi konudan bahsetse Buhari o konunun uzmanı olacaktır. Sormak lazım? Buhari’nin tarih kitabı mı var? Döneminden bahseden herkes otomatikman tarihçi mi oluyor? Şimdi siz 2019 yılındasınız ya bugünleri yazın; bin yıl sonra tarihçisiniz. Hele on yirmi yıl öncesinden birkaç örnek verirseniz daha derin bir tarihçi olursunuz öyle mi? Ne diyelim? Sanki peygamberimiz Buhari imiş gibi “o dediyse bu bile mümkündür” mü diyelim? Bir yandan ona peygamber demekten kaçınarak bir yandan da adeta onu peygamber yerine koyanlar gibi mi olalım? Bu itibarsız rivayete bir tarihi nakil değeri mi verelim? Bunu siz yapın.

Sözlerimizin anlaşılması noktasında biz inatçılara değil önyargısızlara umut bağlıyoruz. Biz kemikleşmiş olsaydık yıllar evvel bu hoca gibi düşünürken daha doğru olanla karşılaşınca değişmezdik. Biz iftiraların cellâdıyız; Kur’an ve onun içindeki sünnete habersizce cellât olanlardan Allah’a sığınıyoruz…

Resulullah’ın hadisleri yazmayı yasakladığı, Sahabe Ömer’in Muaviye’yi hadis nakletme konusunda tehdit ettiği hatta kırbaçladığı, Aişe validemizin Kur’an’a ters düşen hadisleri kabul etmediği gibi rivayetler en azından Kur’an’a ters değiller. Kur’an’a uygun olan hadisler de var ve biz onları peygamberi 6 yaşındaki Aişe ile nikâhlatan, kara kediyi lanetleyen, kertenkeleyi her görüldüğü yerde öldürten, maymunun zinasına recm cezası uygulatan saçma sapan rivayetler gibi görmüyoruz. Bu demektir ki biz hadislerin tamamını reddetmiyoruz. Yeter ki Kur’an’a ve akla aykırı olmasın… Yeter ki iftira olmasın… Yeter ki ateistlerin ve İslam düşmanlarını eline malzeme olmasın… Bizim kabul ettiğimiz rivayetler İslam düşmanlarının işine gelmeyenlerdir… Ama sizinkiler malzeme edilerek gençlerin deist veya agnostik olmalarına neden oluyorlar… Yani biz hadisleri işimize geldiğinden değil, Kur’an’a ters düşmediğinden dikkate alıyoruz. Bizim Kur’an’a ters düşmüyor diye değer verdiğimiz hadislerin konularının Kur’an’da geçmiyor olması önemli değil. Biz “Kur’an’da var mı?” diye bakmıyoruz; “Kur’an’a ters düşüyor mu?” diye bakıyoruz. Ters düşmedikten sonra olmaması problem değil; yeter ki ters düşmesin.

Diğer yandan Buhari’den gelen bir hadis ya da rivayet Kur’an’a çok uygun bile olsa Resulullah’tan gelen bir ayet derecesinde görmeyiz. Çünkü biri Buhari’den diğeri Resulullah’tan geliyor. Çünkü Resulullah’tan gelen hakkında Allah’ın koruma vaadi var. Ne kadar makul görünürse görünsün asla vahiy gibi görmüyoruz. İtikaden böyle olmakla birlikte Kur’an’a uygun ya da ters düşmeyen bir hadisle elbette amel edebiliriz. Siz peygamber olmayan rivayetçilerin taşıdıkları beşeri nakillere iman ettiğiniz için bunlara iman etmeyenleri inkârcılıkla suçluyorsunuz. Allah ve Resulünün dışından gelen haberleri “red” etmek “inkâr” değildir. Kafanızda beşerin temellendirdiği bir din oluşturmuşsunuz. Eğer dinin referansı (sünnet olmadığı için özellikle sünnet demiyorum) rivayet, icma, kıyas olsaydı Maide suresinin üçüncü ayeti daha Resulullah’ın sağlığında dini tamamladığını söylemezdi. Din bu ayetle tamamlandığında neredeydi sizin Amr b. Meymûn’larınız, Buhari’leriniz, bilumum alimleriniz?.. Din tamamlandıktan yüzlerce yıl sonra ortaya çıkıp da ilahi bir dine beşeri referans olamazlar… Ama belli ki birileri için olmayı başardılar…

Biz iddianızdaki gibi peygamberi postacı yerine koymuyoruz… Asla! Hangi postacı taşıdığı mektupta (postada) olanı bilir? Hiçbiri! Peki, Resulullah’ın vahyi bilmediğine dair (hâşâ!) bir iddiamız mı olmuş? Hayır! Biz Allah elçisini Allah’a “resul”, “nebi” ve “kul” olmakla birlikte biz ümmetine kıyamete dek bir imam ve bir rahmet olarak görüyoruz. Öyle olsa “itikada tek ölçümüz ve amelde ilk ölçümüz Kur’an” der miyiz? Öyle olsa sürekli Kur’an’ı öne çıkarır mıyız? Öyle olsa sünneti bile Kur’an’da arar mıyız? Asıl sizsiniz onun yerine muhaddisleri oturtan… Asıl sizsiniz onun yerine müctehidleri oturtan… Asıl sizsiniz onun yerine şeyhleri ve cemaat liderlerini oturtan… Biz Kur’an deyince Resulullah demiş olmuyor muyuz? Kur’an’da Resulullah yok mu? Var. Onsuz olur mu (hâşâ)? Olmaz! Bu cihetten bakılırsa sizin peygamberiniz hadislerde. Demek ki Allah’ın Resulullah seçip görevlendirmesi bu sizin muhaddisleriniz olmasaydı işe yaramayacaktı. Buhari’leri koyduğunuz noktaya bakın ki Buhari’leri çekseniz dininiz yıkılıveriyor… Onların rivayetlerinde olana bile sünnet diyorsunuz. Bizim Kur’an’ımızda Resulullah da var sünnet de var. Sizde ise Kur’an’ın yerini hadis, Resulullah’ın yerini Buhari almış durumda. Bunu göremiyorsunuz. Bizde Resulullah olmazsa din yıkılır; ama sizde Buhari olmazsa din yıkılıyor… İnsanlığın ve bütün Müslümanların kaderi (dini) -her nedense Kur’an’da hiç esmesi bile geçmeyen- bir ravi olan Buhari’nin nakillerine bağlıymış gibisiniz?

http://www.bizimyaka.com/yazar-95517-Ummetin-kafasi-neden-karisti-14?fbclid=IwAR1PC7eWtqovQLmEzIoVx6y4H7qQL0aIM4qRz-40LvXo2wSV7kGNN83XXYg

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
TİYATRO! Genel 15.07.2019
Geceler Genel 13.07.2019
merhamet Genel 06.07.2019
Dönemeci İçten Almak Masum mu? Genel 06.07.2019
KİME İNANALIM? Genel 04.07.2019