ERDOĞAN YİNE 'ALDATILDIM' DİYEBİLİR

Teröre karşı savaş kuşkusuz ki zorunlu bir savaştır tıpkı uyuşturucuya karşı savaş, veremle savaş, sigaraya karşı savaş, fuhuşla savaş, yoksullukla savaş, işsizlikle savaş, enflasyonla savaş gibi.

Yani sorun teröre karşı savaşta değil; sorun açık ki Akp'nin Suriye'ye karşı harekatlara karşı tutumunda yani işin içine kendisini, kendi özel amaçlarını yani siyaset karıştırmasında; bunu nasıl anlıyoruz; belli ki bunu öteki ülkeler de anlamakta; bunu birazdan açıklayacağım.

Açık ki Erdoğan 'Emir-komuta merkezim bana rahip elbisesi giy dese giyerim' dediğine göre o emir-komuta merkezinin istediklerini yapıyor; bu sözünün anlamı budur çünkü. Oysa gerçek bir önder, lider ancak kendi istediklerini yapar, ve 'Benim üzerimde bir emir-komuta merkezim var, ben o ne derse onu yaparım' demez. Demek ki Erdoğan önder, lider değil; o emir-komuta merkezinin uygulayıcısı gibi bir durumda çünkü gerçek, doğru bir lider, önder kimseden emir, buyuruk(buyruk) almaz, ona hiçkimse hükümedemez(hükmedemez) çünkü çağının ya da insanlığın akıl, mantık ve bilgi olarak en ilerisi odur yani örnek ki bir doktor ameliyat yaparken hemşireye 'Bu ameliyatı nasıl yapalım, nasıl yapmamı istersin' demez yani doktor hemşireye değil hemşireye doktora bağlıdır yani ben önder, lider olsam kimseye 'Bunu nasıl yapalım?' diye sormam çünkü o zaman önder, lider olmam yani önder, lider herşeyin çözümleyicisidir; doğru önder, doğru lider de herşeyin doğru çözümleyicisidir ki dünyaya henüz böyle bir önder, lider gelmedi.

Erdoğan büyük olasılıkla Barış pınarı harekatı konusunda da 'Aldatıldım' diyebilir çünkü görülen ki bu konuda birşeyleri yanlış yapmaktadır ya da yanlış düşünmektedir ya da emir-komuta merkezinin dediklerini yapan kişi olarak emir-komuta merkezi ona yanlış şeyleri yaptırıyor demektir ki bunu ya kasıtsız olarak yaptırır ya kasıtlı olarak yani eğer kasıtlı ise bu durumda o emir-komuta merkezi, Erdoğan'dan kurtulmak istiyor, Erdoğan'dan kurtulmak için Erdoğan'ı büyük bir tuzağa düşürmüş olabilir, diye düşünülebilir, anımsarsanız benzeri birşey Hasan Mezarcı için de yapılmıştı, belki o emir-komuta merkezi aynı emir-komuta merkezidir; yani o emir-komuta merkezi ya büyük bir cehalet içindedir ya da büyük bir kurnazlık içinde, ancak doğru yolda olmadığı açık, ve kurnaz olmadığı da açık çünkü belli ki Suriye'nin Türkiye'yenin karşısına çıkabileceğini düşünememiş ve en büyük hatasını yapmış çünkü Suriye Türkiye'nin karşısına meydanokuyan(meydan okuyan) güç olarak çıkınca, Barış pınarı harekatı'na karşı çıkan ne kadar devlet varsa Suriye'nin yanında toplandı, öyle ki ona silah, para ve asker yardımı bile yapabilirler. Açık ki o emir-komuta merkezi felsefeden, bilimden ve dini tanımlayan Din hadisileri'nden uzak, cehalet ve nefs içinde bir merkez çünkü açık ki satrançta üç hamle sonrasını düşünemeyen kişi durumunda görünmekte.

Açık ki Barış pınarı harekatı' na görülen ki en büyük zararı, en büyük kötülüğü Akp iktidarı yapmış bulunmakta çünkü neredeyse tüm ülkeler bu harekata karşı durumda görünmekte. Çin bile bu harekatın durdurulmasını istemiş; Rusya ise zaten tarafsız olduğunu söylemişdi yani tarafsız demek 'Senden yana da değilim' demektir.

Kanka İran'ın, hükümdarı öldüğünde Türkiye bayrağı'nın bile yarıya indirildiği Suudi Arabistan'ın bile karşı çıkması; kanka Rusya'nın ve kanka Filistin'nin tarafsız kalması; ve Müslüman ülkelerin çoğunun karşı çıkması; şimdi de kanka Çin'in 'Harekatı durdurun' demesi açık ki Barış pınarı harekatı'nda Akp'nin yanlış birşeyler yapmakta olduğu kuşkusunu ya da olasılığını gündeme getirmekte.

Yani Akp iktidarı ya da Emir-komuta merkezi Barış pınar harekatı konusunda öyle bir yanlış yapmış olmalı ki neredeyse tüm ülkeler bu harekata karşı durumda.

Bu yanlış nedir ya da ne olabilir?

Bu yanlışın bence nedeni Öso'nun yani 'Özgür Suriye ordusu'nun adında idi, ve şimdi de Smi'nin yani 'Suriye milli ordusu'nun adında saklı. Eski adı ile Öso'nun, yeni adı ile Smi'nin arkasında Türkiye'nin yani Akp iktidarının olduğunu bilmeyen hemen hemen yoktur.

Erdoğan 'Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygılıyız, bizim amacımız terörü yok etmek' diyor ancak yapılan şeyler bu konuda kuşkular oluşturduğu için öteki ülkeler bu harekata karşı çıkmaktalar. Akp iktidarı ne zaman Suriye topraklarına askeri harekat yaptırsa 'Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygılıyız, biz yalnızca terör örgütlerine karşı Suriye'ye giriyoruz' diyor. Ancak açık ki bu söz 'Esad'ı devirmeyeceğiz' ya da 'Suriye'yi bölmeyeceğiz' anlamına gelmiyor çünkü Suriye'nin toprak bütünlüğü ayrı şey, ülkenin rejimi ayrı şey, bölünmüş bir Suriye de bütündür.

Yani öncelikle burada böyle bir durum var.

Nedir bu kuşkular?
1- 'Barış pınarı harekatı Kürtlere karşıdır' diyenler yalanlıyor ancak 'Münbiç'i gerçek sahiplerine, Arab kardeşlerimize vereceğiz' diyor. Öteyandan ise Arab birliği Barış pınar harekatı'na karşı olduğunu söylüyor; öyle ise bu 'Arab kardeşlerimiz' kimler? Münbiç Arabların mı? Bilemiyorum ancak Suriyeliler başka, Arablar başka gibi sanki. Öteyandan; Münbiç Arabların olsa da Suriye kimin; Suriye'nin, Suriyelilerin.
2- 'Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygılıyız' sözü ise Öso'nun yani Özgür Suriye ordusu'nun adının Smo yani 'Suriye milli ordusu' olarak değiştirilmesi ile iyice çelişki içine girmiş durumda olmakta çünkü böyle bir isim Suriye'de Esad'ı devirip başka bir rejim kurmak, Suriye'de başka bir devlet kurmak anlamına yani Barış pınarı harekatı'na başka anlamlar, başka amaçlar yüklemek anlamına geliyor, üstelik de adında 'milli' var; 'milli' sözcüğü Arab ülkelerini tehdit eden bir sözcüktür çünkü İslam dünyası ülkeleri liderleri Erdoğan'ın öteki İslam ülkelerinde de milli devletler kurmak istediğini ve egemenliklerinin sona ereceğini düşünmekte ya da sanmakta olabilirler... Yani, Suriye'deki terör örgütlerine karşı harekat yapmak ile Suriye milli ordusu kurmanın ne ilgisi var? Yani Türkiye'nin ya da Akp'nin 'Suriye milli ordusu' diye ordu kurmaya hakkı var mı ya da mantıklı ya da doğru ya da Uluslararası hukuka uygun birşey mi; örnek ki Suriye ya da bir başka devlet Pkk'yi ve Pyd'yi yanına alıp 'Özgür Türkiye ordusu' ya da 'Türkiye milli ordusu' diye bir ordu kursa ve Türkiye'ye karşı silahlandırsa gülünç olmaz mı; kuşkusuz ki olur.

Yani açık ki Öso'nun da, Smi'nin de adı yapılan en büyük yanlıştır yani açık ki bu durumda Akp iktidarı kendikendisi ile çelişmektedir ve inandırıcılığını yitirmektedir, ve bu da Türkiye'yi dünya önünde tutarsız duruma düşürür bir durum yaratmakta ki Akp'nin kanka devletleri bile ya karşı çıkmakta ya tarafsız kalmakta; ve bir kanka bir konuda kankasına 'Tarafsızım' diyorsa açık ki kankasına dolaylı yoldan, üstü kapalı olarak karşı çıkıyor demektir.

Doğru olan ne? Kuşkusuz ki bu işlere Öso'yu ya da Smo'yu karıştırmamak; harekatları yalnızca Türk ordusu ile yapmak ya da Smo'nun adını değiştirmek. Yani ne demek Türkiye ordusunun yanında Suriye milli ordusu; ve Suriye milli ordusu tuhaf ki Suriye ordusuna karşı savaşıyor; tıpkı Kuvayı milliye taklitçiliği gibi birşey bu.

Tuzağın bir yanı da : 'Abd Türkiye'nin yanında yer almaz, Suriye'nin yanında zaten değil; Suriye Türkiye ile savaşır, Rusya da Suriye'nin yanında yer alır ki Suriye'yi yalnız bırakması beklenilemez ki bıraksaydı zaten şimdiye kadar bırakırdı, zaten Türkiye'ye karşı olan öteki ülkeler de Suriye'nin yanında yer alır, ve Türkiye yalnız kalır, ve bunun faturası da Erdoğan'a çıkarılır' biçiminde olabilir çünkü sonuçta Rusya Sovyetler birliği değil, ve kapitalist-Hıristiyan/Hristiyan bir ülke ve Ermenistan ile de dost.

Umulur ki böyle tuzaklar yoktur, ve Erdoğan bir kez daha 'Aldatıldım' demez.

Kuşkusuz ki önce bilim/ilim ve ahlak diyen Atatürk'e karşıtlık yanlış sonuçlar verir.

Yani Erdoğan büyük olasılıkla yine 'Aldatıldım' diyebilir. Ancak bunu derse o emir-komuta merkezinin kimler olduğunu da açıklaması gerekir ki onlarla hesaplaşabilsin.

Arı kovanına çomak sokulursa dışarı çıkacak olan şey ayı inindeki gibi tek birşey değildir. Belli ki Barış pınarı harekatı birçok kovana çomak sokmaktadır ya da öyle algılanmaktadır ki buna da Akp iktidarının kendisi neden olmaktadır yani bu durumda Akp iktidarının kendisi Barış pınarı harekatı'na zarar vermiş olmaktadır.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 15.10.19/10.01