FAİZ EKONOMİSİ DEĞİL AHLAKSIZLIK EKONOMİSİ TEMEL SORUN SAVIM

Türkiye ekonomisi faiz ekonomisi imiş, her yıl dışarıya şu kadar faiz ödüyormuş, falan filan.

 

Bu sözler cehaletten ya da toplumu yanıtlamaya çalışmaktan başka şey değildir.

 

Bir insan neden faiz öder? Örnek ki taksitle buzdolabı almıştır, televizyon almıştır, bulaşık makinası almıştır, araba almıştır, ev almıştır falan. Yani kalkıp o insan 'Ben her ay şu ladar faiz ödüyorum' diye ağlar mı, ağlamaz çünkü mal sahibi/sahibesi olmuştur, ve ona zorla mal satılmamıştır yani kendi gidip, kendi isteyip almıştır, ve aldığı borç para ile keyif yapmaktadır.

 

Bir fabrikatör neden faiz öder? Ya fabrikasını borçla yaptırmıştır ya fabrikasına makinalar almıştır, falan. Bu fabrikatör 'Ben her ay şu kadar faiz ödüyorum, bu kadar faiz ödüyorum' diye ağlar mı, ağlamaz çünkü aldığı borç para ile para kazanmaktadır.

 

Elalem parayı yollardan ya da ağaçlardan toplamıyor; kuşkusuz ki parayı bedavaya vermez; para gerçekte, görünmeyen maldır yani borç alan kişi gerçekte görünmeyen bir mal almıştır yani para gerçekte maldır, ticaret yapan kimse de kimseye bedavaya mal vermez.

 

Türkiye devlettir. Devletler de kişiler gibi borç alabilirler; kişiler gibi ya borçlarını ödemek için borç alırlar ya da yatırım yapıp, iş yapıp daha çok para kazanmak için borç alırlar. Borç ödemek için borç almak beceriksizliğe, başarısızlığa dahildir; para kazanmak için borç almak ise başarıya dahildir. Türkiye yani siyasi iktidarlar aldıkları borçları daha çok para kazanmak için harcasalardı borçlara ödenen faizler devede kulak örneği olurdu; demek ki alınan borçlar daha çok para kazanmak için değil daha çok keyif için kullanılmış.

 

Yani bir devletin ya da siyasi iktidarın alınan borçun(borcun) faizinden şikayetçi olması beceriksizliğinin, başarısızlığının, asalaklığının itirafından başka şey değildir çünkü faizci 1 koyup 2 kazanıyorsa sen de 10 koyup 100 kazanırsın, o parayı işletirsen, çalıştırırsan yani aldığı 1 milyon Tl borçla ayda 1 milyon Tl kazanacak kişi neden o paranın 1 yıllık faizi olan 1 milyon Tl'den şikayetçi olsun? Yani demek ki sorun alınan borçta, ödenen faizde değil; borçu(borcu) alan kafada.

 

Yani kim ki 'Türkiye yılda şu kadar dış borç ödüyor, yılda şu kadar faiz ödüyor' derse cehaletin semgesidir; Türkiye'nin borç ve faiz ödemesinden şikayetçi olan siyasi iktidar da beceriksizliğin, başarısızlığın, yeteneksizliğin, tembelliğin simgesidir. Elalem senin babanın oğulu(oğlu) değil ya, bedavadan borç versin; bakkal da mallarını parayla alıyor, öpücükle değil, düşün ki alınan borç da maldır, verilen faiz de maldır; doğru, yatırım yap, para kazan, elinden alan mı var?

 

Yani dış borçtan ve faizden şikayet etmek 'Oynamasını bilmeyen gelin yerim dar dermiş' örneğidir.

 

Demek ki ya borç almayacak kadar çalışkan olacaksın ya da aldığın borçla daha çok para kazanacak kadar çalışkan olacaksın. Yani 'gavur'un suçu ne, sana zorla mı borç veriyor? Alırken iyi, öderken kötü geliyorsa ya çalışmayacak kadar tembelsin ya kazanmayacak kadar aptalsın demektir.

 

Gerçekte Türkiye'nin asıl sorununun dış borçlar ve o borçlara ödenen faiz olmaması gerekir; Türkiye'nin asıl sorununun sokaklardan pılajlara(plajlara), modadan medyaya, sanattan turizıma(turizme) kadar ülkeyi, toplumu, vatanı sarmış soyunuk çıplaklığın ve giyinik çıplaklığın yani ahlaksızlığın olması gerekir. Alınan borç, borçlanılan faiz zamanla ödenir ancak giden ahlak zamanla geri gelmez; yani demek ki birileri toplumun dikkatini çökmekte olan ahlaktan, yayılmakta olan çıplaklıktan çekip ekonomiye, dıç borçlara, faizlere yönetltip işini rahat rahat görmek istiyor. Zina serbest, genelev serbest, eşcinsel evlilik bile serbest, ahlaka aykırı reklamlar serbest, ahlaka aykırı turizım(turizm) serbest, ahlaka aykırı medya serbest, ortalıkta bikini/mayo diye sütyen-külot dolaşmak serbest, ortalıkta yarıçıplak dolaşmak serbest, ortalıkta mallar meydanda dolaşmak serbest; bay-bayan karışık masaj salonuları, sıpor(spor) salonuları serbest; barlar, pavyonlar, gecekulübüleri, sıtriptiz(striptiz) kulübüleri, sexshoplar serbest; aldığın borçtan, vereceğin faizden dem vuruyorsun; para mı önemli ahlak mı önemli; giden para geri gelir ancak giden ahlak geri biraz zor gelir.

 

Milleti yanıltmayın. Asıl düşmana bakın: Ahlaksızlığa; soyunuk çıplaklığa ve giyinik çıplaklığa.

 

1 milyon kişi çalışsa borçlar ödenir ancak 1 milyon kişi soyunsa ya da giyinse ahlak geri gelmez.

 

Para sokaklarda cirit atıyor ancak ahlak sokaklara çıkamaz oldu.

 

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 20.6.19/00.14