SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE

AHLAKİ NORMOLOJİ VE KANTİYEN AHLAK

 

Immanuel Kant (1724-1804) astroloji ve fizik alanlarında sonralarda ise akıl ile metafizik arasında yeni bir terazinin gözcülüğünü ortaya koyan ve hala eleştirel felsefe yapılanması olarak tartışılan fikir-aksiyom arasında gelgitli Alman filozoftur. Modern felsefenin seyrine ve post modern felsefenin ilk adımlarını ortaya koyan bu büyük filozof bilgi kuramını ortaya koymuştur. İlk ve temel misyonun bilimi temellendirmek için ahlakın ve dinin rasyonelleştirilmesi gerektiğine inanan Kant, bu derekede bazı filozoflardan etkilenerek etkilenimlerini yeniden harmanlayarak özgün bir felsefe ortaya koymuştur. Mesela Descartes’in Rasyonalizm’inden önemli ölçüde etkilenmiş, Hume’un Emprizm’iyle harmanlayarak Kant gerçekliğine projeksiyon tutmuştur. 1755 yılında “Evrensel Doğal Tarih ve Cennetlerin Teorisi” adlı eseri kaleme almış tarihsel gerçekliklerin evrenselleştirilmesini ve ontik ve kadim görsellikleriyle geçmişin tecrübelerini yapılandırarak ayrışmaların temel niteliklerine vurguda bulunmak suretiyle insanlarası diyalektik mekanizmayla kuşatıcı bir tarih algısı oluşturmaya çalışmıştır. Nihai tahlilde cennete giden yolları yeniden formülize ederek dinin kapsayıcı çatısında ve ahlaki yaşantıyı maksimize ederek transandantal bir yol çizmeye çalışmıştır. Bu bilgi kuramını da “Transandantal Epistemolojik İdealizm” eseriyle ölümsüzleştirmiştir.

 

Felsefenin özgürlüğü ve yükselen felsefi değerler ile ahlakın evrenselleştirilmesi, deontolojik algının insanlarda yerleşikleştirilmesi sayesinde kurumsal felsefi ve özgürlük alanının oluşturulmasına çalışmıştır. Immanuel Kant, “fenomenal gerçeklik”le yani bizim duyular aracılığıyla tecrübe ettiğimiz dünya ile “numenal gerçeklik” yani duyusal olmayan ve hakkında bilgi sahibi olunmayacak dünya arasında bir ayrım yapmıştır. Kant’ın doktrinleri, epistemolojinin olanaklılığını gösterirken Newton fiziğinden de alıntılar yaparak yapısal bilgiye yer vermiştir. Fakat varlığın evrensel umdeleri ruh, Tanrı, duyular ve ruhun ölümsüzlüğü ilkelerinin olanaksızlığını da içinde barındırır. Çünkü metafizik ile materyalizm arasında yapısal bağlaşıksızlık mevcuttur. Metafiziğin ruh, Tanrı, ruhun ölümsüzlüğü, evren ve akılöteciliği kabul eden fakat bilimsel temellendirilmesi yapılamayan ancak duyu-deneyi tarafından algılanabilecek algısal semptomlara yer verir. Bilginin iki ana gövdesinden biri olan deney, metafizik alanında antinomilere düşer.
Antinomi, saltığı çözümlemek için usun düşmek zorunda bulunduğu çelişki... Kant terimidir.

Alman düşünürü Kant’a göre saltığın alanındaki bütün önermeler çatışıktır. Çünkü bu önermeler üzerinde deney yapılamayacağı için karşılıkları da aynı güçle ileri sürülebilir. Sözcük oyunlarına dayanan kozmolojik tanıtlarsa her iki karşıt önerme için ileri sürülebilir. Kant nesneye olduğu gibi özneye de kesin bir bilinemezlik yakıştırır ki bu gibi kozmolojik önermelere saf usun çatışkıları adını verir ve bunları dört ana çatışkı da toplar.

1) Nicelik çatışkısı: "Evren sınırlıdır-evren sınırsızdır."

2) Nitelik çatışkısı: "Özdek bölünmez atomlardan yapılmıştır-özdek sonsuzca bölünebilir."

3) Bağıntı çatışkısı: "Her şey zorunlu olarak bağıntılıdır-hiçbir şey zorunlu olarak bağıntılı değildir."

4) Kiplik çatışkısı: "Evrenin nedeni olan zorunlu bir varlık vardır-evrenin nedeni zorunlu bir varlık değildir."

Kant’a göre anlık duyumsal deneyin sınırlarını aşamayacağından duyumsal deneyin dışında kalan bu gibi önermelerin savı kadar karşı savı da aynı kesinlikle tanıtlanabilir, bu halde hem savı hem karşı savı doğru saymak gerekir ki bu bir çatışkıdır.

Nihai saptamamız, metafizik inanışta epistemolojinin imkansızlığını eldeleriz. Tüm paradoksların bileşkesinde Kant, fenomen-numen yani görünüş-gerçeklik ayrımını insan ontolojisine uygulayarak ahlak olanağını kurtarmış olur.

 

Aslında Kant’ın ve diğerlerinin akılla ulaşmayı hedeflediği, çeşitli tinsel ögeleri de kullanarak ahlakın olanaklılığını da sağlayarak çelişkilerle ve paradoksal durumlarla aramaya çalıştığı öz gerçeklik zaten normal bir Müslüman’ın normal yaşantısında mündemiçtir. Bazen ulaştığı bazense ıskaladığı gerçeklerin insani yaşama yansıyışıyla eşzamanlı gitmeyişi filozofların güvenilirliğini ciddi anlamda sekteye uğratmıştır. Ancak Kant, çelişkilerden ve paradoksal durumlardan dersler ve notlar çıkartarak saf akla yeni bir eleştiri kapısı aralamış, saf aklın ötelerle senkronizasyonunu yapmaya çalışmıştır.

 

Buradan almış olduğumuz tılsımlarla ve ilhamlarla “Yeni bir Kantiyen Ahlakın Olanaklılığını” tasavvur etmeye çalışmak hepimizin gelecek nesillere bırakacağı ve tevarüs edebileceği vazgeçilmez deontolojinin varlığını ele verir. Yeni Normal, normalleşmenin güncel ve son halinin yansıması olduğundan bir tanımlamaya gidersek Kantiyen Ahlakın seremonal dünyasında Müslüman yaşantısında fundamentalist çizginin yokoluşunu sağlayarak yeniden metafiziğin kılcal damarlarında dolaşarak Asr-ı Saadette yaşanan Müslüman profilini gündelik hayatın sıradanlaştırılmış kulluk yaşantısında bir canlanma meydana getirerek insanların üzerindeki tozları silkeleyerek olması gerekli olan yaşantıyı sağlayabiliriz.

 

İşe insanın içine hücum edip doluşmuş “SANRILAR İMPARATORLUĞUNU” yıkarak başlamalı ve nihai olarak da “AHLAKİ NORMOLOJİ”nin tepelerine varıncaya kadar tekamüle sebat ve cehd etmeliyiz. Nedir Sanrılar İmparatorluğu? İnsanın içindeki hurafedir, iç dünyasındaki sebepsiz düşmanlıklarıdır, yanlış ve yanılgılı algılardır ve bu algılar insanın gözünü kör etmektedir. Bu sarih noktada Newton fiziği ana örneklemi oluşturur. Evren ise Kantiyen Ahlakın Ahlaki Normolojiye evrildiği en üst eşiktir. Bu noktada saf aklın kritiğini yapabiliriz.

 

Eğitsel mekanizmanın bir türlü iyileştirilememesi ahlaksızlığın her türlüsünün okul kapılarına kadar sökün etmesiyle bu durum iyice kırmızı alarm vermeye başlamıştır. Toplumun koyun sürüsü gibi sosyal ve medya didaktiğiyle ahlaksızlığı peşkeş çekmesi ve ardından yeni normal denilen ahlaki değişmeye kısa sürede adapte oluşu toplumsal sanrılar imparatorluğunun üst kurulumunun tamamlandığını gösteriyor.

 

Bu bir bakıma insanın içindeki nefis ve mefistonun diri kalması, ahlakın ve vicdanın söngün kalmasıyla bağdaşmaktadır. Fransızca bir terim olan “koketri”nin içimizde dört nala koştuğu bir ortamda ahlakın ve vicdanın konuşulması kaldı ki Kant’ın kantiyen duygularıyla ve epistemolojisiyle açıklamaya çalışmak egonun yeni normal kandırmacasında yeri olmadığını fark edebiliriz. Türlü böbürlenmelerle, pohpohlanmalarla insanın içindeki bilmeden bilgiçlik taslamasında sanrıların homurtusunu duyabiliriz.

 

Eğitim camiasında kullanılan öz güven tanımlaması bu doğrultuda alınmış ve herkesin egosunu okşayan yapıya büründürülmüş ve sanrılar imparatorluğuna hizmet eden bir faktör olarak konumlandırılmıştır.

 

Ahlaki Normolojinin formülleri şunlardır:

 

(Çatlarcasına çalışmak)+(Yaşamayı unutarak yaşatmayı esas haline getirmek ve yaşatma idealini umdeleştirmek)+(Tanınmaktan, bilinmekten, öne çıkmaktan yılandan çıyandan kaçarcasına kaçmak+Ahlaki farzları düsturu farziye kılmak)+(Allah ahlakını ideal haline getirmek)+(İslami yaşantıdaki falsoları eritip İslamileşmek)+(Mütevazi olmak)= AHLAKİ NORMOLOJİ

 

facebook.com/bestbozk

facebook.com/thebestbozk

twitter.com/bestamibozkurt

 

 



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.