HÜLYA AVŞAR'IN REKLAMINDA OYNADIĞI ÜRÜNLERİ ALMAK DİNE AYKIRI SAVIM

Hülya Avşar'ın, reklamını yaptığı ürünlere ait tek tek yazı yazmaktansa konuya tümden açıklık getireyim. O ürünler kendilerini bilirler.

Sokaklarda bile hem daracık ya da açıksaçık giyimli insanlar hem de başta türban, altta daracık tayt pantolonlu insanlar var; sorulsa büyük olasılıkla 'Dinliyim', 'Müslümanım' diyecekler. Siyasetçiler bile siyaset dine aykırı olmasına karşın 'Dinliyim', 'Müslümanım' diyorlar; özel sektör bile özel sektör dine aykırı olmasına karşın dinli, Müslüman olduğunu söylüyor, bikinili-mayolu turizım(turizm) pazarlayan, yapan turizımcılar(turizmciler) bile. Böyle şey olmaz. Belli ki dini ya da İslamiyet'i 'Allah'a inan da ne yaparsan yap' olarak sanıyorlar oysa dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırı herşey dine de aykırıdır. Peki okullarda din dersilerinde(derslerinde), televizyonda Din hadisileri neden öğretilmiyor; Diyanet Din hadisileri'ni neden öğretmiyor? Düşünün ki bazı siyasi partiler, bazı siyasetçiler hem öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını, öz evladlarını bile öldürtmüş sultanları baştaçı ediyorlar hem de dinli, Müslüman olduklarını söylüyorlar, böyle şey olmaz, din böyle şeyleri asla kabul etmez.

Tuhaf ki 21. yüzyılda; medeni, mantıklı ve ahlaklı olması gereken insanlık ve dünya barbarlığa, mantıksızlığa ve ahlaka aykırılığa doğru koşmakta. Bu durum kendi başına olsa cehalet diye tanımlanabilir ancak biryanda(bir yanda) üniversiteler, biryanda bilime aykırılık; biryanda mabedler, biryanda ahlaka yani dine aykırılık var ki bu durum da bu durumun cehaleti aştığını ve evrensel bir şizofreniye dönüştüğünün kanıtıdır. Yani biryanda üniversiteler olacak, biryanda ve üstelik de üniversitelerin içinde bile bilime aykırılık olacak; biryanda dini inanç olacak, biryanda ve üstelik de dini inançlıların içinde ahlaka aykırılık olacak, bu durum cehalet değil şizofrenidir artık.

Genelde dünyada, kapitalizım(kapitalizm/özel sektör) ve sanat, özelde ise Türkiye'de kapitalizım ve sanat dine aykırılığa sarılmış durumda. Buna olanak veren ise siyaset yani siyasetçiler yasaklasalar böyle birşey olmaz.

Türkiye toplumu da biryanda üniversiteler, biryanda bilimdışılık; biryanda mabedler, biryanda dine aykırılıklar ile şizofrenik bir toplum olmaya doğru götürülmeye çalışılmaktadır. Örnek ki bikini, mayo yani sütyen-külot dolaşılan pılajlardaki, otel havuzularından(havuzlarındaki), site havuzularındaki insanlara sorsanız, alayı Müslüman olduklarını, Allah lnandıklarını söyleyeceklerdir. Bu durum demokrasi, özgürlük ya da normal değil şizofrenik bir durumdur.

Açık ki Türkiye toplumu akıldışı-ahlakdışı sanat ile, akıldışı-ahlakdışı moda ile, akıldışı-ahlakdışı turizım(turizm) ile, akıldışı-ahlakdışı medya ile, akıldışı-ahlakdışı ünlüler ile; şizofrenik olmaya özendirilmektedir. Ve açık ki sanatçılar, ünlüler soyundukça, cinsel sunumlu görüntüler verdikçe, dine aykırı yaşadıkça toplumda yükseltilmekte, medyada ve sanatta baştaçı edilmekte, ünlenmektedir. Eskiden ahlaka ya da dine aykırı sanatçılar, ünlüler toplumda dışlanırdı şimdi ise baştaçı ediliyor ve bunun nedeni de cehaletin simgesi siyaset ve yandaşı özel sektördür.

Din bazılarının umurundadır, bazılarının umurunda değildir; bilim, felsefe, akıl, mantık, tutarlılık da bazılarının umurundadır, bazılarının umurunda değildir.

Ben din umurlarında olan insanlara sesleniyorum, ve özelde Hülya Avşar'ı, genelde ise siyaseti, özel sektörü, reklamcıları, medyayı, kapitalistleri dine uymaya davet ediyorum.

Dini tanımlayan, açıklayan, anlatan, öğreten Din hadisileri der ki 'Din öncelikle bilimdir/ilimdir ve ahlaktır, edebtir'. Bunu yalnızca Muhammed değil, Ali de söylüyor; ve Atatürk de 'Ben insanın, toplumun, ülkenin, insanlığın bilimselini ve ahlaklısını severim, isterim' diyor. Peki öyle ise bu ülke nereye gidiyor, nereye götürülüyor? Yani biryanda 'Atatürkçüyüm' demek, biryanda 'Dinliyim' demek; biryanda ise bilime aykırı ve dine aykırı ne kadar şey varsa Türkiye'de; zina serbestliği, eşcinsel evlilik serbestliği, ortalıkta bikini/mayo diye sütyen-külot dolaşmak serbestliği, genelev yani fuhuş serbestliği; ve sonra bir de utanmadan Atatürk'ten, Muhammed'den, dinden imandan söz etmek; bu cehalet değil, şizofrenidir.

Dini umursayanlara, önemseyenlere, ciddiye alanlara diyorum ki Hülya Avşar'ın ve benzerlerinin; reklamlarında oynadıkları ürünleri satın almak dine aykırıdır; dini umursamayanlar, önemsemeyenler, ciddiye almayanlar ise ne yaparlarsa yapsınlar.

Neden?

Çünkü örnek ki internete baktığımızda Hülya Avşar'ın dine aykırı görüntülerini görürüz. Örnek ki bikinili, mayolu yani sütyen-külot görüntüleri var; giyim olarak dine aykırı görüntüleri var; cinsel sunumlu fotoğrafları var; dini ve dinin bir bölümü olan ahlakı dışlamış fotoğrafları var; genelde dine, özelde ise dinin bölümü olan ahlaka aykırı filımları(filmleri) var.

Din Karl Marx cehaletinin dediği gibi halkın afyonu değildir; dinsizlerin sandıkları gibi akıla aykırılık, bilime aykırılık, bilimdışılık değildir; onlar dini inançları din sanmaktalar, temel yanlışları dini inançları din sanmaları oysa din Muhammed tarafından ve dinin öz tarihi tarafından 'Bilim ve ahlak' olarak doğru, iyi, güzel, mantıklı, bilimsel, medeni, insani olarak tanımlanmış durumdadır. Yani dini afyon, cehalet, bilime aykırılık olarak gören düşünce de şizofrenik bir durum içindedir artık.

Bir milleti ya da ülkeyi korumak bilimi ve dini yani dini tanımlayan Din hadisileri'ni korumakla olur. Yani bir ülkede bilimsellik ve genelde din, özelde ahlak varsa o ülke korunma altındadır.

Dini tanımlayan Din hadisileri ile Türkiye'nin, dünyanın, insanlığın, sanatın, modanın, medyanın, ekonominin, devletin, siyasetin, eğitimin, turizımın, hukukun yeniden tanımlanma ve düzenlenme zamanı gelmiştir arık, ve en doğrusu da budur; herkes, her ülke, her devlet, her hukuk, her eğitim, her siyasi parti, her şirket, her okul, her üniversite, her dini inançlı Din hadisileri ile yüzleşmek zorundadır artık.

Ben dini inançlıları da, dini savunanları da uyarıyorum; özelde Hülya Avşar'ın, genelde ise dine aykırı kişilerin, daha genelde ise dünyaya-insanlığa yozluk-akıldışılık-ahlakdışılık yayan kişilerin, reklamlarındaki oynadıkları ürünleri satın almak dine aykırıdır.

Hem cehalet hem din, yanyana olmaz. Hem bikini, mayo, mini şort, mini etek, tayt pantolon, göğüs dekolte, açık bel hem din yanyana olmaz.

Dinin eli dini tanımlayan Din hadisileri'dir, o eli tutun yoksa demokrasi diye de olsa, din diye de olsa, götürüleceğiniz yer akıla aykırı ve dine aykırı bir dünya olur.

Çağ ak ile karanın, doğru ile yanlışın, iyi ile kötünün ayrılma çağı artık.

Hülya Avşar ve benzerleri de dini tanımlayan Din hadisileri'ne sarılırlarsa hem kendileri hem Türkiye hem de tüm dünya için çok yararlı olur.

Ya da hem dine aykırı yaşayıp hem de 'Dinliyim' ya da 'Müslümanım' denilmeyecek, toplum ve insanlık yanıltılmayacak, sömürülmeyecek, aldatılmayacak, kullanılmayacak.

Açık ki siyaset, özel sektör ve sanat paranın, nefsin, dine aykırılığın kölesi olmuştur. Böyle bir durum ülkelere de, insanlığa da yarar değil zarar, iyilik değil kötülük getirir. Peki ey Müslümanlar siz Sodom'dan, Gomora'dan, Pompei'den neden övünçle değil de utançla söz ediyorsunuz; bir de ülkenizin durumuna bakın, Sodom'dan, Gomora'dan, Pompei'den ne farkı var? Sonra bir de dinden imandan söz ediyorsunuz öyle mi; sonra, ülkenizin dine aykırı, ahlaka aykırı durumuna bakıp Sodomlular, Gomoralılar, Pompeililer 'Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz?', 'Bu ne perhiz, bu ne turşu?' demezler mi size?


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 27.9.19/09.16