DEVLETLERİ KATİLLİKLE HIRSIZLIKLA YA DA FAŞİSTLİKLE SUÇLAMAK

Laik devlet türü hernekadar( her ne kadar) devlet işleri(işleri) ile dini inançın ayrılması üzerine kurulu görünse de gerçekte laik devlet yani laiklik bilim üzerine kuruludur; bilim de mantık üzerine kuruludur; mantık da kanıt üzerine kuruludur.

Yani laik devlet türünde yani laiklikte vatandaşlar birbirlerine dedikleri suçlamaları devletlerine ve yöneticilerine karşı da söyleme hakkına laikliğin özü, temeli gereği sahiptir.

Ancak mantık kanıt da gerektirir yani devletlerine ya da devlet yöneticisilerine(yöneticilerine) katil, hırsız, faşist gibi suçlama yapanların bunları kanıtlamaları da zorunludur yani laiklik yalnızca sav ya da suçlama hakkı değil, kanıt görevi de getirir yani laiklik de tıpkı bilim gibi çalışır ki laikliğin temel özelliği de budur.

Yani laik olsun, olmasın; devletler de insanlara ait suçlarla örnek ki katillik, hırsızlık, faşistlik gibi suçlarla suçlanamazlar mı? Savım ki suçlanabilirler, ve suçlanmalılar da, yani devletler de yargılanmalılar.

Örnek ki Nazi Almanyası'nda Almanya'ya ya da Hitler'e katil, faşist gibi şeyler demek yani suçlamalarda, savlarda bulunmak haksız, yanlış mı idi? Ancak Hitler'e ve düzenine göre yanlış, suç idi yani demek ki Hitler yani Hitler Almanyası laik değildi. Peki Hitler'den dolayı Nazi Almanyası'na 'Katil devlet' demek haksızlık ya da mantıksızlık mı idi; hayır. Suçluları koruyanlar, suçlulara tepki göstermeyenler suçlular ile damgalanırlar. İnsan dünyasında babanın suçu çocuğunu suçlamaz ancak laik devlet alanında devleti yönetenlerin suçları eğer devlet o kişileri dışlamamışsa devleti de suçlar ki bu durum insanlar dünyasındaki 'Suçlulara yardım ve yataklık etmek' suçundan farklıdır da çünkü doğru devlet demek suçlulara yardım ve yataklık etmeyecek kadar bağımsız, özgür ve güçlü olmak demektir; örnek ki Japonya'ya atom bombası atılması yalnızca atanları ve attıranları değil, Abd onları suçlamamışsa Abd'yi yani devleti de katillikle, canilikle suçlar; yine örnek ki Fıransa'nın(Fransa'nın) Cezayir'de yaptıkları Fıransa'nın katillikle suçlanmasına neden olur. Yine örnek ki bir ülkede bir örgüt cinayetler işliyorsa, katliamlar yapıyorsa ve devlet o örgüte karşı hiçbir savaşım(mücadele) yapmıyorsa açık ki o devlet de katillikle, canilikle suçlanır, yalnızca bu savaşımı yapmayan devlet ilgilileri değil, o ilgilileri cezalandırmadığı için devletin kendisi de yani insanlar gibi devletler yani sistemler de yanlış olabilir örnek ki bir fabrikada işçi ölümleri makinalar yüzünden oluyorsa yalnızca makinalar değil, o makinaları değiştirmeyen kapitalist de, o kapitaliste hiçbir yaptırım uygulamayan devlet ilgilileri de, o ilgilileri cezalandırmayan devlet de suçlu olur; örnek ki kölecilik sistemini yani kölecilik devletlerini düşünün, köleler köle sahiplerinin hataları yüzünden ölseler de, köle sahipler köleleri zevk için öldürseler de devlet yani sistem yani düzen tarafından cezalandırılmazlar, bu durumda yalnızca köle sahipleri değil sistem yani devlet de suçludur ki zaten köleci devlet sistemi de ortadan kalkmıştır yani cezalandırılmıştır sonunda.

Laiklik devletin ya da devleti yönetenlerin suçlanmaması, yargılanmaması demek değildir; laiklik de devlet de, devleti yönetenler de suçlanabilirler ancak kişilere yapılan suçlamalar gibi devlete ya da devlet yöneticisilerine(yöneticilerine) yapılan suçlamaların da kanıtlanması gerekir ki bu kanıt yalnızca belgeler ile değil örnekler ile de olabilir tıpkı bilimde olduğu gibi.

Devletlerin; ölümlere neden olan ülke yöneticilerini görevden almamak ya da ölümlere neden olacak siyasi partilerin kurulmasına izin vermek, kurulmuşlarsa böyle partileri kapatmamak suça ortak olması demektir, yani bu durumda yöneticilere katil denilirken devletlere katil denilmemesi mantıksızlık olur.

Yani laiklike(laikliğe) göre; devlete ya da devlet yöneticisilerine katil, işkenceci, faşist, hırsız, soyguncu gibi şeylerin söylenemediği ülkede ya da devlette laiklik yok demektir yani laiklikte devlete ya da devlet yöneticisine yönelik savlar hemen 'Hakaret' sayılamazlar, savların kanıtlanamaması, savların keyfi olmaları durumunda savlar hakaret sayılırlar tıpkı kişiler arasındaki hukukta olduğu gibi.

Laiklik devletler de insan gibidir; laiklik devletleri de insanlar gibi suçlamak hakkıdır, laik devletler de insanca insanlar gibi insanca davranmak zorundadır yoksa laiklik gizli bir hükümdarlık türü olur. Yani laiklik devleti dışlayan, devleti laikliğin dışında tutan birşey değil.

Yani laiklikte; bir devlet katilleri koruyorsa katillikle, hırsızları koruyorsa hırsızlıkla, şerefsizleri koruyorsa şerefsizlikle bile suçlanabilir, tanımlanabilir, ve bu durum da laiklik hukukuna aykırı olmaz çünkü insanlar nasıl ki doğruları yapmakla, yanlışları yapmamakla yükümlüler ise laiklikte devlet de doğruları yapmakla, yanlışları yapmamakla yükümlüdür.

Bir devletin katillikle ya da şerefsizlikle suçlanması; devletin bunları yapan devlet yöneticilerinin ya da çalışanlarını yargılamaması ya da cezalandırmaması ile oluşur yani devlet suçları işleyen yöneticilerini ya da çalışanlarını cezalandırırsa bu suçlar oluşmaz ancak bunu sırf kendini kurtarmak, kendini aklamak için yapmışsa yani bunlara neden olan hukuku ya da kanunları değiştirmemişse ya da kaldırmamışsa suçlamalar devletin kendini suçlamaya devam eder örnek ki bir köprü yapılmışsa ve çürük olduğu için göçmüş ve insanlar ölmüşse, devlet köprünün yapımından sorumlu olanları cezalandırmışsa ancak yapılmakta olan öteki köprüler de çürük olmakta ise yani devlet onları denetlemiyorsa devlet yine katillikle suçlanabilir yani devlet sistemdir, bir devlet eğer sisteminden kaynaklanan sorunları önlemek için sisteminin değiştirmiyorsa o sistem nedeni ile oluşan ve oluşacak sorunlar nedeni ile ve gerekli önlemleri almamakta ısrar ettiği için o devletin suçlanması doğrudur yani suçlardan suçu işleyenler sorumludur ancak suçlar devletin sisteminden kaynaklanıyorsa ve devlet sistemini suçlara neden olmayacak biçimde değiştirmiyorsa devlet de suçludur. Yine örnek ki bir ülkede zina, fuhuş, uyuşturucu, kumar gibi şeyler yüzünden aileler yıkılıyorsa ve devlet zinayı, fuhuşu, uyuşturucuyu, kumarı yasaklamıyorsa bu durumdan devlet yani sistem de suçludur ki zaten tarihte devlet sistemlerinin değişmesi bu durumun yani kötü sistemlerin cezalandırılması da demektir.

Bu nedenle; idam cezası olan devletler de katillikle suçlanabilirler çünkü insanlar da kasıtlı olarak insan öldürdüklerinde katillikle suçlanırlar.

Örnek ki sağlık olanaklarının yetersizliği nedeni ile ölümlerden hem devleti yönetenler hem de devlet suçludur çünkü sağlık olanaklarını üretmesi ya da ithal etmesi gereken devlettir, ve devletin yani sistemin de insan hayatına değer verir biçimde düzenlenmesi gerekir yani makina bozuksa oluşacak zararlardan onu kullananlar kadar o makina da sorumludur.

Suçları kişiler işler ancak suçlar devletten yani sistemden kaynaklanıyorsa ve devlet kendi sistemini suçları önleyecek biçimde değiştirmiyorsa, devletin de suçlanması zorunludur.

Bir devlet katillikle ya da şerefsizlikle suçlanmışsa ve bu suçlama kanıtlanmışsa ne olmalı? Devlet kendini değiştirmeli. Yani devletler 'Ben yaptım oldu, ben ne yaparsam doğru, ben ne dersem doğru' diyemezler.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 4.10.19/05.43