DEVRAN ÇAĞLAR'DAN ABUKSUBUK SAVUNMA SAVIM

Eşcinsellik de akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı pılaj(plaj), akıldışı-ahlakdışı sanat, akıldışı-ahlakdışı medya, akıldışı-ahlakdışı siyaset, akıldışı-ahlakdışı ekonomi, akıldışı-ahlakdışı eğitim, akıldışı-ahlakdışı edebiyat, astroloji, falcılık, medyumluk gibi doğru, sağlıklı, bilimsel bir devletin karşı çıkması, yasaklaması ve tedavisi zorunlu ruhsal hastalık sayması gereken şeylerdendir çünkü insan üretmezse dünyada, evrende, doğada, hayatta 'doğru' diye birşey yoktur, bu durumda insanlar ve toplum yanlış bir dünyaya, yanlış bir var oluşa açık ki yönelir, ve 'doğru'nun üretim de doğru olarak ancak felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri ile olabilir. Bu nedenle devletler bir cehalet ve nefs türü olan yani felsefeden, bilimden ve Din hadisileri'nden uzak bir dünya olan siyasete, siyasete ile yönetilmeye, siyasi partiler ile yönetilmeye, siyasetçiler ile yönetilmeye ve özel sektör denilen birbaşka(bir başka) cehalet ve türü ile yönetilmeye asla bırakılmamalıdır, bu durumun adına 'diktatörlük' bile deseler çünkü doğrunun egemenliği yanlışın egemenliğinden üstündür, zorunludur ve değerlidir.

 

Açık ki çağımızda moda, pılaj, eşcinsellik gibi şeylerin arkasında genelde küresel ve gizli bir güç, özelde ise bir ülkeyi yıkmak isteyenler vardır artık çünkü bunca felsefel, bilimsel, medeni ve hayat nesneleri konusundaki bunca olağanüstü gelişime karşın insanların, toplumların alimlik, alimelik, bilimsellik ve ahlak yerine bunlara zıt şeylere yönelmelerindeki ısrar ve genişleme başka türlü açıklanamaz. Yani bunlara karşı savaşmayan bir devlet insanlarını, toplumunu, ülkesini korumuyor demektir gerçekte. Siyasetçiler ise oy gelsin diye akıla ve ahlaka aykırı herşeye izin verebilmektedirler yani açık ki felsefe, bilim, ve Din hadisileri yerine siyaset olduğu sürece toplumların, ülkelerin, demokrasinin, insanlığın ve dünyanın doğru yöne gitmeyeceği bellidir.

 

Eşcinsellik konusunda 'gen, hormon, bireysel tercih, özgürlük' gibi savlar var. Bu savlar bircehaletten başka şey değillerdir. Herşeyden önce serbestlik özgürlük, özgürlük serbestlik sanılmaktadır yani eşcinsellik serbestlik olabilir ancak aska özgürlük olamaz çünkü hep açıklamaya, hep tanıtmaya çalıştığım gibi özgürlük özün doğru gelişimi, özün doğru var oluşu demektir yani yalnızca gelişim, yalnızca var oluş değildir oysa serbestlik doğru kavramı içermez, serbestlik doğru olsun, yanlış olsun herşeyi yapmaya çalışır, bu nedenle özgürlük mantık, serbestlik ise mantıksızlıkdır. Tercih konusu da öyledir yani insanlar doğru insan olmak istiyorlarsa doğru tercihler yapmak zorundadırlar yani özgürlük kavramının anlamına uygun tercihler; öteyandan(öte yandan) doğru birdevlet(bir devlet) de hep doğrunun yanında yer almalıdır yani serbestliğin değil özgürlüğün yanında yani bu durumda bireylerin tercihleri devletin görevinden bağımsız olamaz yoksa devlet içinde barbarlık ya da devlet barbarlığın devleti olur yani medeni, insani, doğru, bilimsel bir devlet değil yani doğru devlet serbestliğin karşısında, özgürlüğün yanında yeralmalıdır(yer almalıdır).

 

Dini inançlar da zaten eşcinselliğin de, fahişeliğin de, zinanın da, çıplaklığın da yanında değil karşısındalar. Yani felsefe de, bilim de, din de özelde eşcinselliğin, fuhuşun, zinanın, çıplaklığın, genelde ise serbestliğin karşısındalar ki doğru olan da zaten budur, doğru yani hem mantıklı hem tutarlı olan.

 

Şimdi eşcinselliğin neden doğru olmadığını içerdiği mantıksızlık ve tutarsızlık ile göreceğiz.

 

Erzurum'lu sinema sanatçısı Eşref Kolçak'ın evlatlıktan red ettiği Devran Çağlar isimli sözde, yoz yani akıla ve ahlaka aykırı yani 'yerli ve milli' olmaya aykırı sanatçı demiş ki 'Babam ergenlik dönemine girdiğimde yaptığım cinsel tercihimden ötürü beni dışladı ve bana baskı yaptı. Ben de bir süre duygularıma engel olmayı denedim ancak başaramadım. Bu bana verilmiş bir hissiyat, bunu red edemezdim'.

Bu sözlerin eleştirilmesi hem eşcinselliğin ne olduğunun yani mantıksızlık ve tutarsızlık olduğunun anlaşılması hem de eşcinselliğe hem akıl-mantık adına hem de insanlık adına karşı olunması için zorunlu.

 

Anlaşılan ki Devran Çağlar serbestliğinin yani yanlış seçiminin suçunu ya da nedenini ya da gerekçesini ya doğaya ya da bir ilaha yüklemeye çalışıyor çünkü 'verilmiş' diyor. Kim verecek; ya doğa ya da dini inança(inanca) göre bir ilah yani bu durumda kendini dinin inançlı biri olarak da göstermeye çalışıyor, görmekte olabilir.

 

Önce işin 'doğa' yanına bakalım. İnsan da, medenilik de doğaya boyuneğmek(boyun eğmek) değil, doğaya karşı savaşmaktır yani hem doğadan yararlanmak hem de doğaya karşı savaşmaktır çünkü doğa doğru ve yararlı şeyler yanında bir de yanlış ve zararlı şeyler içerir yani doğa örnek ki içi kum dolu buğday yığını gibidir, buğdayı alıp kumları atmak gerekir ki bu da elemekle olur yani doğanın içerdiği, verdiği herşeyi almamak gerekir ki doğa çocukların özürlü doğmalarına da neden olur yani doğa baştaçı, hükümdar değildir. Yani 'doğa verdi' diye birşeyi almak ya da o şeye köle olmak yanlıştır örnek ki elleri doğa verdi ve eller üzerine yürünebiliyor diye sokaklarda eller üzerinde yürümek, boku doğa verdi diye yemek, cinsel organı doğa verdi diye zina ya da fuhuş ya da teşhircilikyapmak yanlıştır ve gülünçtür yani doğa verdi diye şeyler kullanılmazlar ya da doğanın verdiği gibi kullanılmazlar ya da doğanın verdiği şeylerin her özelliğine göre kullanılmazlar. Örnek ki burunu(burnu) doğa verdi diye başkalarının yanında burun karıştırmak; bağırsağı doğa verdi ye başkalarının yanında osurmak; tükürüğü doğa veriyor diye sokaklara tükürmek, burunu doğa verdi diye burunla çorba içmek yanlıştır yani doğa verir ancak insan olmak, medeni olmak, bilimsel olmak, mantıklı olmak, doğru olmak, özgür olmak doğaya karşı savaşmaktır da.

 

Doğa insanlara yanlış, kötü genler de vermiş olabilir örnek ki Maoa geni denilen, benim ise Mia geni dediğim gen böyle genlerdendir, ve bu gen kötü birgendir(bir gendir), insanı insanlıkdışılığa doğru yönlendiren, yönelten birgendir; yani 'Bana Maoa geni'ni doğa verdi' diye pısikopat(psikopat), sosyopat, barbar, saldırgan insan olmak yanlıştır. Yine örnek ki 'Down sendromu'nu bana doğa verdi' deyip Down sendromuna karşı savaşmamak yanlıştır. Yine 'Kanseri bana doğa veri diye kansere karşı savaşmamak yanlıştır; 'Hastalıkları bana doğa veriyor' diye hastalıklara karşı savaşmamak, ilaç kullanmamak, aşı olmamak yanlıştır. Yani açık ki doğaya sığınmak cehalettir, mantıksızlıktır(mantıksızlıkdır), tutarsızlıktır.

 

Medeni insan olmak ya da insanca insan olmak ya da doğru insan olmak ya da mantıklı ve tutarlı insan olmak doğaya, genlere, kalıtıma karşı savaşı da içerir. Yanlıştan zevk almak yanlışı doğru yapmaz örnek ki sınavda kopya çekmek yanlıştır ancak bazılarına büyük bir zevki, haz verir yani bazıları sırf o zevki, hazzı yaşamak için sınavlarda kopya çekmeye çalışırlar; yine örnek ki hırsızlık yanlıştır ancak bazıları hırsızlıktan büyük bir zevk, haz alırlar ve sırf o zevki, hazzı yaşamak için hırsızlık yaparlar, öyle ki bunu zengin olsalar da yaparlar; bu hazzın nedenini onlara doğa, genler, hormonlar da vermiş olabilirler ancak yanlıştırlar, bu nedenle onlara boyuneğilmesi değil onlara karşı savaşılması gerekir.

 

Şimdi de işin 'dini' ya da 'ilahi' yanına bakalım. Müslümanlık, Allah insanlara eşcinsellik vermez, eşcinselliği savunmaz, eşcinselliği istemez; yani eşcinselliği dışlar. Yani bu durumda Devran Çağlar'a eşcinsellik Allah tarafından verilmiş birşey değildir. Yani eşcinsellik doğa tarafından verilmişse red edilmelidir, karşı çıkılmalıdır, savaşılmalıdır; Allah; Müslümanlık, İslamiyet, din tarafından ise hiç verilmemiş ve hiç verilmeyecek birşeydir. Yani açık ki Devran Çağlar'ın ve benzerlerinin durumu 'Kendini kandırmak' gibi birşeydir.

 

Devran Çağlar bir de ne diyor? 'Engel olmayı denedim ancak başaramadım' diyor, yani devlet yardımcı olsa başarabilirdive henüz ergenlik yaşlarında. Bu da gösteriyor ki devlet eşcinselliğe karşı savaş açmalı, eşcinselliğe karşı insanlara yardım etmeli, eşcinselliğe karşı insanları/toplumu bilinçlendirmeli yani açıkçası eşcinselliği kötülemeli; ancak eşcinselliğe evlilik hakkı bile veren, eşcinselliğe karşı çıkmak yerine eşcinselliği savunanı koruyan bir devlet ya da siyasi partiler ile bunun yapılamayacağı açıktır yani onlar demiş oluıyorlar ki 'Sele karşı savaşma, bırak seni götürsün, sen haz almaya bak, nasılsa birgün ölecektin'. Yani bu mantık 'Erkekler zina yapınca suç olmuyor da kadınlar zina yapınca nedne suç oluyor' deyip erkekler için de zinayı yasaklamak yerine kadınlar için de zinayı serbest bırakmaya; ve 'Evde çıplak dolaşmak serbest te(de) sokaklarda neden serbest değil' deyip sokaklarda da çıplaklığı serbest bırakmaya benziyor. Evet ülkemizde; felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne bağlı gerçek, doğru, iyi bir devlet olsa idi Devran Çağlar yenebilirdi; örnek ki Amatem'den önce, uyuşturucu bağımlıları da uyuşturucuyu yenemiyorlardı, demek ki önce devletin ya da siyasi iktidarın savaşım açması gerekir ancak hem dinden imandan, Müslümanlıktan, Allah'tan, Muhammed'den söz eden hem de eşcinselliği yasaklamak, tedavi altına almak yerine eşcinsel evliliğe yani eşcinsel aileye bile izin verip, bikinili mayolu pılajlara ve otellere bile izin verip aile kurumunun temeline dinamit koyan Akp'nin hali de çok tuhaftır. Başaramamak, yenememek haklılık, doğruluk değildir.

Yanlış birşeyi doğa vermişse red et; felsefe, bilim ve din de yanlışı savunma zaten. Ayakkabı kutusundan ayakkabının bir teki eksik çıksa kabul mü ediyorsun; ya da bir teki fazla çıksa onu da bir ayakkabının üstüne ikinci ayakkabı olarak giyiyor musun?

 

Yani açık kin hem eşcinselliğin yanlış olmasında hem de devletin ya da siyasi iktidarın eşcinselliğe karşı savaşmamasında. Gerçek ki eşcinsellik tedavisi zorunlu bir akıl-ruh hastalığı sayılmalı, toplumdan ve demokrasiden dışlanmalıdır.

 

Felsefe, bilim ve Din hadisileri yani din önce şunu öğretir: Mantıklı olmak ve tutarlı olmak. Bu ikisinin olmadığı yerde felsefe de, bilim de, din de yok demektir.

 

Eşcinsellik doğa tarafından bile verilmiş olsa özgürlük değildir, doğru değildir; doğa kuyruklu bebekler de, özürlü bebekler de yaratıyor; eşcinsellik mantıksızlık ve tutarsızlıktır çünkü doğa akıla, mantığa bakmaz, doğada akıl, mantık yoktur; bu nedenle de eşcinsellik akıl-ruh sağlığına aykırıdır, akıl-ruh sağlığına zarar verir; bu nedenle de devletin, Sağlık bakanlığı'nın, Eğitim bakanlığı'nın, Gençlik bakanlığı'nın, Aile bakanlığı'nın, Diyanetin ve hukukun eşcinselliğe karşı savaşması zorunludur. Batıda serbest diye birşey doğru olmaz çünkü hem Batı akıla ve ahlaka aykırıdır hem de serbestlik demek özgürlük demek yani doğru demek değildir. Uyuşturucuya, sigaraya, içkiye karşı savaşılan bir ülkede akıla aykırılığa, ahlaka aykırılığa karşı da savaşılmıyorsa kirli suyun yalnızca bir bardağı temizleniyor, gerisi temizlenmeden içiliyor demektir; bu nedenle ki akıldışı-ahlakdışı modadan pılajlara, eşcinsellikten zinaya, genelevlerden pavyonlara kadar ahlaka aykırı herşey yasaklanmalıdır çünkü ahlak demek zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, felsefenin, bilimin, dinin hem en üst noktası hem özeti hem de ölçütü demektir.

 

Yani açık ki genelevleri, zinayı, eşcinselliği, barları, pavyonları, pılajları, ahlaka aykırı olarak kamusal alanlarda bulunmayı, sigarayı, içkiyi yasaklamayacak siyasi partilere oy verilmesi felsefe adına da, bilim adına da, din adına da, medenilik adına da, insanlık adına da, Türklük adına da, yerlilik ve millilik adına da, akıl-ruh sağlığı adına da yanlıştır.

 

İnsanların tercihleri vardır ancak devletin de tercihleri olmalıdır ve onlar da felsefe, bilim, ve Din hadisileri olmalıdır. Doğa da insanlara birşeyler verir ancak üstün olan şey felsefenin, bilimin ve Din hadisileri'nin verdikleridir. İnsan ile hayvana aynı şeyleri veren, insan ile hayvana aynı davranan, insan ile hayvan arasında ayrım yapmayan doğaya köle olunmamalıdır. Doğa davet edebilir ancak doğanın her davetine gidilmez; unutulmamalı ki genlerden, kalıtımdan dolayı, cinayet de, hırsızlık da, intihar da doğanın daveti olabilir. Doğayı satınal(satın al), kendini doğayasatma(doğaya satma).

 

Demek ki önce devlet felsefe, bilim, ve Din hadisileri üzerine kurulmalı; ve sanatçılar felsefe, bilim, ve Din hadisileri yani mantık ve tutarlılık sınavından geçirilmeli ki akıla aykırı görünüm de, ahlaka aykırı görünüm, akıla aykırı özel hayat da, ahlaka aykırı özel hayat da zaten mantıksızlığın ve tutarsızlığın görünümüdür. İnsanların özel hayatları olabilir ancak önemli ve üstün olan şey gerçeklerin ve doğruların genel, evrensel hayatıdır yani deniz balığa göre davranmaz, balık denize göre davranır; insan balık ise deniz de gerçekler ve doğrulardır ki onlar da yalnızca felsefenin, bilimin ve Din hadisileri'nin ürünüdür, keyfiliğin ya da çıkarların ya da hazların ya da varsayımların ya da sanıların ya da göreliliğin(izafiyetin) değil.

 

Bu nedenle akıla aykırı ve ahlak aykırı sanatçılık da, hayat da biran(bir an) önce yasaklanmalıdır. Yani ya gerçekler ve doğrular yani felsefe, bilim, Din hadisileri başa ya yanlışa. Bu nedenle hemen bir Ahlak bakanlığı kurulmalıdır çünkü ahlak doğrunun yani mantığın ve tutarlılığın hem özeti hem ölçütüdür. Bir ülke iki şeyine bakmakla kolayca tanınabilir: 1- Ahlakına bakmakla. 2- Vicdanına bakmakla. Mantık da iki şeyle tanınabilir: 1- Ahlakla, 2- Vicdanla. Dünyaya bakın bakalım; ahlakla vicdanın birlikte var olduğu bir ülke var mı? Öyle ise dünya nereye gidiyor; ahlaksızlığa ve vicdansızlığa gidiyor; bu durum serbestlik olabilir ancak insanlık yani özgürlük olamaz.

 

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 16.6.19/06.41