KAÇ BABANIZ VAR?

Türkiye bir gemi ise bu geminin dümenine genelde Batı, özelde ise akıldışı ve ahlakdışı moda geçirilmiş durumda. Bunun temel nedeni Türklerdeki ta Orta Asya'dan var olan 'Yabancı hayranlığı'dır; özel nedeni ise cehalet ve nefstir.

 

İnsanlar özgürlük istemelerine karşın özgürlüğü bilmiyorlar, bu nedenle de serbestliği özgürlük, özgürlüğü serbestlik sanıyorlar. İnsanlar dini olduklarını söylemelerine karşın dinin ne olduğunu da bilmiyorlar çünkü dini tanımlayan Din hadisileri'ni bilmiyorlar; bu nedenle de dini Arabçılık, Osmanlıcılık ve siyasi iktidar yandaşlığı sanıyorlar. İnsanlar demokrasi istemelerine karşın demokrasinin de ne olduğunu bilmiyorlar; oy kullanmayı demokrasi sanıyorlar oysa demokrasi koşulsuz ve mantıklı gösteri hakkıdır. İnsanlar Atatürkçü olduklarını söylemelerine karşın Atatürk'ün de kim olduğunu bilmiyorlar ve Atatürk'ü sigaran içkiye, mini etekten bikiniye, nefste serbestlik sanıyorlar. İnsanlar sanatı sevmelerine karşın sanatın da ne olduğunu bilmiyorlar ve sanatı eğlenmek, mutlu olmak sanıyorlar oysa sanat doğru olan ve ahlaka uygun olandır. İnsanlar Türkçe konuştuklarını sanıyorlar çünkü Türkçeyi Türklerin söyledikleri sanıyorlar oysa Türkçe diye konuşulmakta olan dil Türkçe değil de Arabça, Farsça, Batıca karışımı tuhaf bir dil.

 

Yani insanlık henüz hayali, sanısal, varsayımsal bir dünya içindeler; ve bir cehalet, nefs ve barbarlık türü olan siyaset ve özel sektör bu dünyanın dışına çıkılmasını önlemeye çalışıyor.

 

Gemi dümeninde Batı; beyinlerde yabancı hayranlığı, ruhlarda moda olur da Abd'de olan herşey Türkiye'de de olmaz mı; olur kuşkusuz. Anneler günü, Kadınlar günü, Sevgililer günü, Cadılar bayramı, Zombiler bayramı, Babalar günü falan. Yani özel sektör eşeği boyayıp Zebra diye satan bir durumda; yeter ki para gelsin; Abd'de Şerefsizler günü diye gün varsa, onu da kutlatır büyük olasılıkla.

 

Ancak bu durumda yalnızca Yabancı hayranlığı yok; mantıksızlık ve Türkçe bilmezlik de var.

 

Yabancı hayranlığı nefstir; nefs de önce akılı alır, sonra da ahlakı yani insani olan herşeyi. Bu nedenle nefsten uzak durmak zorunludur, insanca insan ya da doğru ya da mantıklı ya da gerçekçi insan olmak için.

 

'Babalar günü' diyorsunuz. Kaç tane babanız var? Açık ki bir tane. Öyle ise neden 'Babalar günü' diyorsunuz, 'Baba günü' demeyip? Amerikalılar öyle diyorlar çünkü değil mi? Onların birden çok babaları varsa, bu onların sorunu; ancak bizde genelde baba bir tanedir. Yani büyük bir mantıksızlık var.

 

Bir de Türkçede; genel için çoğul yapılmaz; yani 'Çocuk günü' denilir, 'Çocuklar günü' denilmez çünkü zaten 'Çocuk günü' tüm çocuklar içindir yani açık ki 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçeyi bırakalım' diyenler olmasına karşın Türkçe İngilizceden mantıklıdır. Biz 'Ağaç günü' deriz, dersek; 'Ağaçlar günü' demeyiz çünkü 'Ağaç günü' denilince içine tüm ağaçlar dahildir.

 

Görülmekte; Yabancı hayranlığı yalnızca akıla, mantığa değil ahlaka da zarar vermektedir, kötülük etmektedir.

 

Demek ki önce Türkiye gemisinin dümeninden Batıyı almak, yolcularının ruhlarından ise Yabancı hayranlığı atmak, ve sonra da dümene felsefeyi, bilimi, ve dini tanımlayan Din hadisileri'ni geçirmek zorunludur yoksa Türkiye gemi değil de Batı gemisinin kuyruğuna bağlanmış bir tekne olur.

 

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 15.6.19/00.23

 

(Öteki yazılım ve şiirlerim (siir-defteri.com) sitesinden okunabilir.)

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (5) Felsefe 04.12.2019
İşin aslı öyle değil- Defol ALEXİ !  Felsefe 30.11.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (3) (4) Felsefe 04.10.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (1) (2) Felsefe 24.09.2019
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019