AHLAKLI YA DA DOĞRU BİR ÜLKE İÇİN SİYASETE HAYIR

Ahlak konusu felsefe dışında henüz pek anlaşılamamış bir konudur. Dinsizler, dine karşı olanlar, komünistler için ahlak akıldışı, bilimdışı, tabu birşeydir; bikini/mayo ile ortalıkta dolaşan dini inançlılar, açıksaçık/daracık giyen dini inançlılar, moda nefsine köle olmuş dini inançlılar için ahlak 'Kendi dediklerinin, kendi istediklerinin, kendi keyiflerinin utanmayı dışlayıp gerçekleşmesi'dir; ahlaka, edebe aykırı giyinmeyen dini inançlılar için ise ahlak 'Utanma ve baskı içindelik'tir. Yani ahlakın geleneksel, duyusal tanımı gerçek ahlak tanımına hiç uymamaktadır ki insanlığın temel sorunlarından biri de bunu anlamamaktır.

 

Oysa felsefel açıdan ahlak 'Doğru olanı yapmak' demektir. Ancak bu 'doğru olanı yapmak' akıl, mantık yanında bir utanmak içerir çünkü utanmasız felsefe felsefe olmaktan, utanmasız bilim bilim olmaktan, utanmasız demokrasi demokrasi olmaktan, utanmasız insan insan olmaktan çıkar ya da uzaklaşır. Yani insan yalnızca düşünen insan değil utanan insandır da çünkü düşünmeye utanmak da dahildir yani özetle 'Utanamayan insan düşünmeyen insan' da yani 'mantıksız ve tutarsız insan' da demektir. Örnek ki rüşvete karşı olmak herkesin içinde bikini, mayo yani sütyen-külot bulunmaya da karşı olmayı gerektirir çünkü rüşvet yanlışsa herkesin içinde sütyen-külot olmak da yanlıştır yani rüşvete karşı olup çıplaklığa karşı olmamak ya da rüşvete karşı olup sigaraya, içkiye karşı olmamak felsefe açıdan da, mantık açısından da yanlıştır, tutarsızlıktır; yani insanlar yanlışları yalnızca başkalarında değil kendilerinde de aramalıdırlar.

 

Yani ahlak gerçekte zekanın, akılın, mantığın, bilinçin(bilincin), beyinin, ruhun, felsefenin, bilimin, insan olmanın, insanlığın, insanca dünyanın, doğru eğitimin en üst aşamasıdır. Yani ahlaksız, felsefe de; ahlaksız, bilim de olmaz çünkü ahlak mantıktır, tutarlılıktır, düşünmektir, beyindir yani ahlakı dışlamak gerçekte bunları dışlamaktır.

 

Dünyanın en büyük cehaleti nefstir; çünkü nefs duyu/algı yani düşünmeme köleliğidir, ve nefs hem her kötülüğün nedeni hem de her kötülüğün amaçıdır(amacıdır); yani doğru insan olmak da, doğru toplum olmak da nefse karşı oolmaktan geçer; yani ne rüşvet içinde olmakla doğru ülke olunur ne sütyen-külot ortalıkta dolaşmakla ne sigara, içki içmekle.

 

Özetle, kısaca ahlak 'Doğru' demektir. Bunu İslam'ın dahi dinderi anlamış ve 'Din ahlaktır, utanmaktır, edebtir; bunlar yoksa din de olmaz' demiştir; bunu Türklerin dahi önderi Atatürk de anlamıştır ve 'Ben sıporcunun(sporcunun)/insanın/toplumun/milletin/vatanın/ülkenin ahlaklısını severim/isterim' demiştir ancak insanlık henüz ahlakın ne olduğunu anlamış durumda değil, herkes ahlakı kendisi sanmaktadır.

 

Siyaset cehalet ve nefstir çünkü felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri yani evrensel doğrular üzerine değil yalan, hile, barbarlık ve yandaşlık üzerine yani gerçekleri ve doğruları bilmemek ve öyle ki gerçeklere ve doğrulara aykırılık üzerine kuruludur yani siyaset 'Kötü bir hayali dünya'dır, bu nedenle de mantıksızlıklarla ve tutarsızlıklarla doludur; örnek ki bir siyasi parti başkanı 'Sandıktan çıkan sonuçlara katlanmamak demokrasiye saygısızlıktır' demiştir ancak belli ki Hitler'in de seçim sandıkılarından(sandıklarından) çıktığını ya bilmiyor ya unutmuş olmalıdır, siyaset işte bu kadar büyük bir cehalet ve mantıksızlıktır. Yani erdem olan şey siyaset, seçim, seçim sandıkları değildir; felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri'dir; felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne aykırı olduktan sonra tüm sandıklardan da çıksan, tüm oyları da alsan, doğru yani erdem açısından anlamı olmaz.

 

Ülkemizde siyaset iki şey yapmaya çalışmaktadır; siyasetin yarısı Türkiye'yi Batıya, yarısı da Arablara benzetmeye çalışmaktadır yani bu durumda açık ki Türkiye diye bir ülke olmaz.

 

Batı nedir; ortalıkta çıplak bile gezilebilen, zinanın serbest olduğu, fuhuşun serbest olduğu, eşcinselliğin serbest olduğu, pornonun serbest olduğu yani hertürlü(her türlü) ahlaka aykırılığın yani hertürlü doğruya aykırılığın serbest olduğu yani doğruya aykırılık üzerine kurulu bir dünya yani Batıcı siyaset tüm bunları Türkiye'ye getirmeye çalışmaktır. Arab dünyası nedir; bilimsel olmayan, bilim üzerine kurulu olmayan, adalet/hukuk diye vahşi/barbar bir dünya içeren bir dünya yani Arabçı siyaset tüm bunları Türkiye'ye getirmeye çalışmaktır. Yani iki dünya da yanlış dünya; neden; çünkü iki dünya da dini tanımlayan Din hadisileri'nden uzak dünya; yani ne yalnızca bilim ile olur ne yalnızca ahlak ile çünkü ikisi de doğrudur ve doğru bir dünya için tüm doğrular gereklidir. Yani Türkiye'ye gelmesi gereken şey ne Batı ne Doğudur; Türkiye'de olması gereken tek şey felsefe, bilim, ve Din hadisileri egemenliği'dir.

 

Yani Batıcılar diyorlar ki 'Deniz bikini, mayo ile gireceğiz'; Arabçılar diyorlar ki 'Haşema ile gireceğiz'; ikisi de anlamıyor ki burada asıl yanlış, asıl kötü olan şey nefstir yani deniz girme nefsidir yani denize girmek takıntısıdır, saplantısıdır; girmeyiver denize, ne olur yani; güzelliği bedeninle değil beyininle(beyninle), ruhunla yaşayıver, ne olur yani? Yani piknikde biri diyor ki 'Mangala domuz eti koyacağız', biri diyor ki 'Hayır, domuz haram, kuzu eti koyacağız'; anlamıyorlar ki mangal barbarca bir nefstir; senin evinde mutfak, tava, tencere, fırın yok mu, gidip evinde pişirip yesene; yani düşmüşler nefsin pençesine, biçim beğenemiyorlar yani mangal barbarlığına ve nefse karşı olmak yerine mangala koyulacak et türünü tartışıyorlar yani genel durumu göremiyorlar, anlayamıyorlar.

 

Siyasetin, siyasetçilerin hallerine bakın; felsefe, bilim, ve Din hadisileri içinde değil hakaret, küfür, yalan, iftira, hile, kabalık, barbarlık, vicdansızlık, yandaşlık, cehalet, nefs, israf, kavga döğüş içindeler; bu mu ülkeye doğruluk, iyilik, güzellik, iyilik, insancalık, medenilik, mantık, bilimsellik, özgürlük getirecek? Öyle ise doğru gemiye yanlış, bozuk pusula takmak neden; Türkiye bir gemi ise pusulası da doğru olmalıdır, ve o pusula da yalnızca felsefe, bilim, ve Din hadisileri'dir yani pusulası felsefe, bilim, Din hadisileri olmayan ülke-vatan-millet gemisi kayalıklara doğru gitmekten asla kurtulamaz; tek doğru rota felsefe, bilim, ve Din hadisileri'dir, hiçbir siyasi parti de değil, hiçbir siyasi lider de değil; Türkiye bunu anladığı zaman insanlık önderi, dünya önderi olur. Gerçek ki siyaset denilen bozuk pusula, özel sektör denilen yanlış harita biraraya(bir araya) gelmişler, yanlarına da moda denilen onursuzluğu, ahlaksızlığı, utanmazlığı, kepazeliği, yozluğu, mantıksızlığı, insanlıkdışılığı, ve sıpor(spor) denilen barbarlığı almışlar, ve ülke sürekli olarak kayalıklara doğru gitmektedir, ve bulabilecekleri tek ada da Yamyamlar adası gibi bir ada olacaktır çünkü siyasetçiler daha şimdiden birbirlerini yemektedirler, özel sektör daha şimdiden vatanı ve milleti yemektedir.

 

Doğruları mı istiyoruz? Yalnızca bilim değil, ahlak da doğrudur; yalnızca bilim değil ahlak da gereklidir yani bilim tek başına doğru, insanca insan ve toplum yaratmaya yetmez; yani örnek ki üniversitelerde fuhuş dersi de verilebilir, okullarda öğrenciler ve öğretmenler çıplak da olabilirler, fahişeler öğretmen/akademisyen de olabilir ancak yanlış olur yani yalnızca bilim de, eğitim de yetmez, ahlak da gerekir çünkü ahlak da doğruya dahildir. Yani düşünün ki bir mabedde de dini inanç görevlileri ve dini inançlılar çıplak olabilirler, bu durumda dinin anlamı kalmaz; okullar, üniversiteler de mabed gibidir çünkü okul da, üniversite de, mabed de yani bilim de, din de doğruyu aramak içindir, bu nedenle ki okullarda/üniversitelerde de ahlak gereklidir yani ahlaksız din de doğru olmaz, ahlaksız eğitim de doğru olmaz, ahlaksız ülke de doğru olmaz. Peki bu ülkeye mini etek serbestliğini, mini şort serbestliğini, bikini serbestliğini mayo serbestliğini, açıksaçık moda serbestliğini, daracık moda serbestliğini, akıldışı moda serbestliğini, ahlakdışı moda serbestliğini, eşcinsellik serbestliğini, eşcinsel evliliğin serbestliğini, zina serbestliğini, ahlaka aykırı medya serbestliğini kimler getirdi, siyasetçiler getirdi; peki bu ülkeye din diye, dini tanımlayan Din hadisileri'ni değil de Arabçılığı, Osmanlıcılığı, siyasi iktidar yandaşlığını kimler getirdi, siyasetçiler getirdi. Bir ülkede her yanlışın, her kötülüğün başı siyasi iktidarlardır yani siyasettir çünkü onlar yanlışlara izin vermemek hakkına sahiplerken izin vermekteler çünkü oy alacaklar, oy toplayacaklar yani siyaset oy toplama amaçı ile davranmaktadır gerçekler ve doğrular için değil yani siyasetin amaçı felsefe, bilim, ve Din hadisileri değil oydur; ve pusulası yanlış olan bir gemi doğru yöne gitmez; ve insanın da, toplumların da, ülkelerin de, insanlığın da, dünyanın da tek doğru pusulası felsefe, bilim, ve Din hadisileri'dir.

 

Binmişler nefs yani cehalet yani mantıksızlık gemisine; doğru rotayı arıyorlar; o gemi, kaptanı kim olursa olsun doğru yöne götürmez, bunu anlamıyorlar. Siyaset de işte bunu anlatmamak, bunu çaktırmamak dünyasıdır yani siyaset felsefel açıdan, 'Ruh tefeciliği'dir. Yani doğruyu arayan, doğruyu isteyen bir ülke önce siyasetten kurtulmak, ve felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne sarılmak zorundadır. Bu millet de, tüm insanlık da bunu anlamalıdır artık.

 

Siyasi parti, siyasi lider değil; felsefe, bilim, Din hadisileri'ni arayın; nefsi dışlamış, felsefeye ve bilime sarılmış düşünürleri(filozofları), alimleri, alimeleri, bilgeleri arayın. Yoksa her siyasi parti birer çiçektir, bataklıkda açan.

 

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 13.6.19/07.15

 

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (5) Felsefe 04.12.2019
İşin aslı öyle değil- Defol ALEXİ !  Felsefe 30.11.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (3) (4) Felsefe 04.10.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (1) (2) Felsefe 24.09.2019
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019