TEŞHİRCİLİĞE VE FETİŞÇİLİĞE YÖNELTEN VE BEYİN YIKAMACI REKLAMCILIK YASAKLANSIN

Reklamcılık öylesine yozlaştı ki sonunda görüldüğü gibi bir başka yozluk alanı olan siyaset ile kaynaştı. Öyle ki artık siyasi seçimlerde reklamın çok büyük önemi var çünkü reklamlar artık gerçekler ve doğrular üzerine değil 'beyinyıkamak/beyin yıkamak, algı operasyonu yapmak, toplum mühendisliği yapmak, toplumu yönlendirmek' içeriğine, işlevine girdiler yani bir tür siyaset, siyasetçilik oldular yani en etkileyici reklamı yaptıran siyasi partinin seçim kazanma olasılığı da oldukça yüksek olmakta ki bu da para işi. Yani açık ki moda, siyaset, özel sektör, medya, çıplak pılajlar(plajlar), ahlaka aykırı ünlüler gibi reklamlar yani reklamcılık ta toplumlar ve insanlık için büyük bir tehlike, kötülük, olumsuzluk olmaya başladı.

Türkiye'de özel sektör, siyaset, medya ve reklamcılık öylesine yozlaşmış, öylesine akıldışılaşmış, öylesine ahlakdışılaşmış, öylesine insanlıkdışılaşmış, öylesine bilimdışılaşmış, öylesine medenilikten uzaklaşmış, öylesine akıl-ruh sağlığından öteleşmiş ki Ramazan ayı'nda yani oruç yani nefssizlik ayında bile televizyon 'Şunu yiyin, bunu için, iftar sofranızda bu olmazsa olmaz, iftar sofranızda şu olmazsa olmaz' diyen yiyecek-içecek reklamıları(reklamları)ile, ve bikinili, mayolu, çıplaklık reklamlar ile dolmakta. Sonra da din, iman muhabbetleri. Bu durum ruh bilimine göre ya depresyondur ya şizofreni, yani sağlıklı birdurum(bir durum) değildir çünkü ortada hem mantıksızlık hem tutarsızlık var. Mantıksızlıkta ısrar depresyon, tutarsızlıkta ısrar ise şizofrenidir yani durum hiçbir açıdan sağlıklı değil; yani bu durumlar aç insanın karşısına geçip pirzola yemek, susuz insanın karşısına geçip limonata içmek, ahlaklı insanların içlerinde çıplak dolaşmak gibi birşeydir. Yani açık ki ülkede yalnızca özel sektör, siyaset, medya ve reklamcılık değil; demokrasi, laiklik, eğitim, hukuk ve devlet te(de) yanlış, zararlı, olumsuz ve kötü yoldadır.

Genelde reklamlar, özelde ise televizyon reklamıları(reklamları) insan ve toplum için oldukça tehlikeli, oldukça zararlı, oldukça yanlış birdurum almaya başladılar çünkü ürün tanıtımı yanında bir de 'beyinyıkama/beyin yıkama', algı operasyonu, toplum mühendisliği, insanları ve toplumu yönlendirmek gibi zararlı, yanlış, tehlikeli şeyler yapmaya başladılar. Onlara derim ki 'Siz özel sektörsünüz, öğretmen değil; siz reklamcısınız, öğretmen değil; hele ki filozof, alim, alime, bilge hiç değil. Yani üstelik te cehalet ve nefs içindeyken yani felsefeden, bilimden ve Din hadisileri'nden dünyalar kadar uzakta iken, ne hakla, hangi hakla insanları, toplumu yönlendirmeye çalışıyorsunuz; ürünleriniz tanıtın ve çekip gidin; sizin göreviniz ürünlerinizi tanıtmaktır, topluma öğretmenlik, önderlik, liderlik yapmak değil; hele ki ortalıkta bikini(sütyen-külot), mayo dolaşıyorsanız ya da bilimdışı inançlara sahipseniz bunu yapmaya hiç hakkınız yok. Ya yalnızca ürününüzü tanıtın, paranız kadar konuşun, malınız kadar konuşun ya da susun.'. Nedir bu; reklamlardaki, reklamcılardaki bu kibir, bu şımarıklık, kendini alim/alime sanmalar falan; üç kuruşluk şey için insanları, toplumu yanlış yönlendirmeler, toplumun beyininiyıkamaya kalkmalar falan? Demokrasi ve laiklik gerçekler ve doğrular içindir yani özgürlük içindir, serbestlik ve yozluk için değil.

'Göster kendini, göster saçlarını, göster kirpiklerini, göster kaşlarını, göster poponu, göster bacaklarını, göster memelerini, göster kaslarını, bedenini(vücudunu), cinselliğini göster, cinsiyetini göster, dişiliğini göster, erkekliğini göster, göster gücünü, göster ışığını, göster zevkini, göster takını, göster dövmeni, göster modanı, göster külotunu, göster sütyenini, göster yediğini içtiğini, göster oranı, göster buranı, göster havanı, göster gösterişini' diyen; insanları, toplumu sürekli birşeylerini göstermeye yani göstermeye yani teşhirciliğe ve fetişçiliğe yönlendiren, yönelten reklamlar var. Biryandan(Bir yandan) da 'Kimseye kulakasma(kulak asma), sana ne, bana ne, kime ne, kimseyitakma(kimseyi takma), kimseye kulakasma(kulak asma) kültürü. Bu durum ruh bilimi(pısikoloji/psikoloji) açısından hiç de sağlıklı birdurum(bir durum) değildir. Yani 'Herkes bana baksın ancak ben kimseye değer vermem' demektir yani yalnızca depresyonik değil şizofrenik birdurumdur da. Demek ki ya toplumda depresyonik-şizofrenik birdurum var da reklamlar bunu sömürmeye, bunu kullanmaya çalışıyor ya da reklamlar topluma depresyonik,şizofrenik birdurumu benimsetmeye, yaymaya çalışıyor? Mhp'nin 'Ruh sağlığı yasası' istemedine bakılırsa durum oldukça ve gerçekten iyi değil. Bence de zaten toplumda yayılmakta olan şey ileri sürüldüğü gibi depresyon değil depresyon-şizofreni karışımı birdurum çünkü yalnızca çelişkiler, saçmalıklar, tutarsızlıklar değil açıkça akıldışı, açıkça ahlakdışı, açıkça mantıkdışı oldukları belli olan şeyler toplumda yayılmakta ve egemenleşmekte örnek ki astroloji, falcılık, medyumluk, Osmanlıcılık, Atatürk düşmanlığı, bilimdışı inançlar gibi. Savım ki Osmanlıcılık yalnızca depresyon belirtisi değil ağır bir şizofreni belirtisidir de çünkü ne amaçla olursa olsun, ister 'devlet bekası ' için olsun, ister vatan için olsun, kundaklarındaki bebeklerin, çocukların kasıtlı olarak, töre olarak, gelene olarak, hukuk olarak, adalet olarak bile öldürülmeleri akıldışı, mantıkdışı, ahlakdışı, dine aykırı, bilime aykırı, felsefeye aykırı, insanlıkdışı birşeydir, hele ki bunu savunmak ve bunları yapanları baştaçı etmek tümden ağır bir şizofreni durumudur; bu nedenle Osmanlıcılık yalnızca ayıp değil akıl-ruh sağlıksızlığı sorunudur da yani bu durumda Sağlık bakanlığı, Milli eğitim bakanlığı, Aile bakanlığı, Gençlik bakanlığı, Kültür bakanlığı, Adalet bakanlığı, Rtük, Yök yalnızca genelevlere/fuhuşa, zinaya, çıplaklığa, plajlarda-havuzlarda çıplaklığa, ahlaka aykırı giyime, akıldışı-ahlakdışı modaya, akıldışı-ahlakdışı turizıma(turizme), akıldışı-ahlakdışı ekonomi biçimilerine(biçimlerine) karşı değil, Osmanlıcılığa karşı da savaşım açmalıdır yoksa 'Tavşan kaç, tilki tut', ve 'Bu ne perhiz, ne turşu?' durumuları(durumları) oluşur.

Evet; televizyonda ve internette reklamlar(tanıtımlar) var; 'Göster kendini, göster saçlarını, göster kirpiklerini, göster kaşlarını, göster poponu, göster bacaklarını, göster memelerini, göster kaslarını, bedenini(vücudunu), cinselliğini göster, cinsiyetini göster, dişiliğini göster, erkekliğini göster, göster gücünü, göster ışığını, göster zevkini, göster takını, göster dövmeni, göster modanı, göster külotunu, göster sütyenini, göster yediğini içtiğini, göster oranı, göster buranı, göster havanı, göster gösterişini' gibi şeyler diyen yani bedensel, nicel, maddi şeylerin gösterilmesini, dışa yansıtılmasını isteyen, öneren, yayan, benimsetmeye çalışan, egemenleştirmeye çalışan yani teşhirciliği ve fetişçiliği yayan ya da böyle bir sonuç oluşturan. Bunlar akıl-ruh sağlığına aykırı şeylerdir çünkü insanı bedenine ve bedenine köle olmaya, ve akıl-mantık-ahlak geriliğine yönlendirir çünkü böyle şeylerle mutlu olmak ilkelliktir. Şu açıkça bilinmeli ki kimse kimsenin birşeyini görmeye meraklı değil yani insanlara zorla biryerini göstermeye çalışmak ruh bilimi açısından sağlıklı birdurum değildir; insanlar bedenlerine değil felsefeye, bilime, dini tanımlayan Din hadisileri'ne(hadisleri'ne), beyinlerine, ruhlarına, gerçeklere, doğrulara, soyutluğa, düşünmeye ve niteliğe yönelmeliler.

Toplumu bu tür tanıtımlarla yapılmakta olan şey hazcılıktır, bedenciliktir, nesneciliktir, teşhirciliktir yani bilimselliğe aykırılıktır; bilimsel olmayan insanlar da, toplumlar da ruhsal sağlıklı olmazlar.

Unutulmasın ki özel sektör demek, reklamcılık demek düşünürlük(filozofluk), alimlik, alimelik, bilgelik demek değildir.

Ürününü tanıt ve çek git; 'Şunu yap, bunu yap; şöyle ol, böyle ol' deme, topluma akılhocasılığı(akıl hocalığı) yapma, akıllı iseniz, akıla önem-değer veriyorsanız alim, alime olurdunuz, olmayı seçerdiniz, olmayı zaten isterdiniz değil mi? Bırakın akıl işilerini düşünürler, alimler, alimeler, bilgeler yapsın; ağızıolan(ağzı olan) değil.

Açık ki ülkemizde; insanları, toplumu cehalete, nefse, yozluğa, depresyona, şizofreniye, ahlakdışılığa, mantıksızlığa, tutarsızlığa, teşhirciliğe, fetişçiliğe, şiddete, bilimdışığa, ilkelliğe yönlendiren bir reklam, medya, özel sektör, siyaset kesimi var; ve demokrasi te, laiklik te, özgürlük te bu değil çünkü demokrasi te(de), laiklik te, özgürlük te bu değil çünkü bunlar önce felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri demektir; açık ki ülkemizde özgürlük serbestlik, serbestlik te özgürlük sanılmaktadır oysa bunlar farklı şeylerdir ki bu nedenle ki 'serseri' sözcüğü bile 'ser' ile başlar yani 'serbestlik' ile, oysa özgürlük demek öz, doğru ve onur demektir; yani önce felsefe, bilim, Din hadisileri'ni ve Türkçeyi öğrenin ki sonra doğru reklamcılık yapabileseniz yoksa 'reklamcılık' denilen şey yanlışın, zararlının ve kötünün adından başka birşey olmaz.

Evet; ürününü tanıt ve çek git; ötesine karışma. Mal, para, servet, zenginlik, keyif, mevki, makam insanı düşünür, alim, alime, bilge, öğretmen yapmaz.

'İyi mal reklam istemez' derler; doğru reklamcı da akıla aykırı, ahlaka aykırı, bilime aykırı, insanlığa aykırı reklam yapmaz.

Teşrihrcilik, fetişçilik içeren; toplumu yönlendirmeye, beyinyıkamaya çalışan; ahlaka aykırı; yozluk içeren reklamcılık ve reklamlar yasaklansın.

Evet toplum; sırtdönüp(sırt dönüp) özel sektöre ve reklamcılara da haddini bildir.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 7.6.19/03.30