EINSTEIN İLE ATEİST PROFESÖRÜN TARTIŞMASI UYDURMASI

Einstein'ı felsefede, bilimde ve özgürlükte geri kalmış, kendine yabancılaşmış, ve yabancı hayranlığı içindeki, bizim gibi ülkeler genel dahi olarak görmek ya da göstermek eğilimindeler oysa Einstein yalnızca fizik biliminde dahidir; ve fizik biliminde dahi diye Einstein her alanda dahi sanılmakta, dahi görülmekte, dahi gösterilmeye çalışılmaktadır; ve gerçekte Einstein yalnızca nicelikte bir dahidir yani yalnızca nicel bir dahidir, yani yalnızca nicel yüksek zekaya sahiptir ki bunu hem akraba evliliği yapmasından ve bunun sonuçu olarak çocuklarından birinin beyin özürlü doğmasına neden olmasında, hem daha sonraları edindiği bir sevgilisinin Sovyet ajanı olduğunu anlamamasında, hem de kazandığı büyük Nobel para ödülünü bilim, insanlık için harcamak yerine o Sovyet ajanı sevgilisi ile evlenebilmek için karısına boşanması karşılığında vermesi ile açıktır; yani açık ki gerçekte Einstein dünyanın en büyük cehaletine ve en büyük kötülüğüne yani nefse sahip biridir çünkü nefs hem en büyük cehalettir hem de kötülüklerin hem nedeni hem de amaçıdır; açık ki Einstein nicel, sorumsuz ve bencil bir yüksek zekaya sahiptir ancak onda bizdeki 'Komşunun tavuğu komşuya kaza görünür' işlevi işlemektedir, egemendir ve çalışmaktadır, oysa insanlık tarihine şöyle bir baktığımızda, insanlığın en büyük dahisinin, dini 'Din bilim/ilim ve ahlaktır' diye tanımlaması ile, İslamiyet'in dinderi olduğunu anlarız, öyle ki Einstein'ın kuramları anlaşılmış olmasına karşın İslam dinderinin dini tanımlayan sözleri(hadisleri) henüz anlaşılamamış durumdadır, yani düşünelim, dünyada barışı, huzuru, insancalığı Einstein'ın kuramları(teorileri) mi sağlar yoksa Muhammed'in dini tanımlayan, ve Din hadisileri adını verdiğim hadisleri mi, kuşkusuz ki Din hadisileri sağlar yani Einstein atomu parçalamasa da olurdu ancak Din hadisileri parçalanmış bir insanlığı ve parçalanmış bir dünyayı birleştirmektedir, yani hangisi daha büyük, hangisi daha güçlü, hangisi daha önemli, hangisi daha değerli, açık ki Din hadisileri; peki öyleyse Einstein'ı baştaçı eden sol, komünistler, dinsizler Muhammed'i neden baştaçı etmiyorlar, demek ki zekadan, akıldan sanıldığı kadar çok, iyi anlamıyorlar yani demek ki onlar da Einstein gibi bencillik, sorumsuzluk, zevk, haz, nefs yani en büyük cehalet içindeler, peşindeler; bence insanlık Einstein yerine Muhammed'i ya da Görelilik(İzafiyet) kuramı(teorisi) yerine Din hadisileri'ni baştaçı, övünç, onur edinmelidir.

Einstein'ı abartan, ve üstelik de bir de nitel olarak ve nitel zeka olarak abartmaya çalışanlar var ki ne yazık ki onların içinde Müslümanlar da var ancak onlara Gerçek Müslüman, Doğru Müslüman demek pek doğru da olmaz çünkü dini tanımlayan ve 'Din bilimdir/ilimdir, bilim olmazsa din de olmaz' diyen Din hadisileri'nden oldukça çok uzaktalar.

Einstein'ı abartmaya çalışan yapay, uyduruk, çakma anlatılar da üretilmekte.

Onlardan biri de; bir yabancı bir ülkedeki bir üniversitede, öğrenci Einstein ile ateist bir Pırof'un(Prof'un) tartışmasını anlatan,ve Türkçeye kasıtlı olarak tanrılı ve Şeytan'lı olarak çevirilmiş, uyduruk bir anlatıdır; özetle şöyle ki:
'Pırof öğrencilere sorar:
- Var olan herşeyi tanrı mı yarattı?
Bir öğrenci: Evet, der.
O zaman ateist Pırof şöyle der:
- Öyle ise kötülüğü de tanrı yaratmış oluyor, bu durumda da tanrı kötüdür.
Bunun üzerine Einstein söz alır, ve Pırof'a şöyle der:
- 'Soğuk yoktur, sıcaklığın yokluğuna soğuk denir. Karanlık da yoktur çünkü ışığın yokluğuna karanlık denir. Yani gerçekte tanrının yaratmış olduğu bir kötülük de yoktur yani kötülük tanrının yokluğuna verilen addır yani kötülüğün tanrı ile ilgisi yoktur'.'.

Bu anlatı gerçek ki nicel zeka için harika bir örnektir, harika bir zekadır ve harika bir başarıdır. 

Ancak bu anlatı gerçekte, Einstein'ın yalnızca nicel yüksek zekaya sahip olduğu, nitel zekada düşük olduğu, felsefeden anlamadığı, bilimin yalnızca fizik alanı ile ilgili olduğu ve dini inançlar konusundaki cehaleti sergilemektedir yani Einstein'a yarardan çok zarar vermektedir, iyilikten çok kötülük etmektedir.

Neden?

Çünkü:
1- Sıcak da soğukluğun yokluğu, aydınlık da karanlığın yokluğu olarak tanımlanabilir ki evrenin tarihine bakıldığında, evrenin en başta karanlık ve soğuk olduğu görülür ki Semavi(Göksel) dini inançlarda zaten ilah güneşi yani aydınlığı ve sıcağı sonradan yaratmıştır yani bu dini inançlara göre de, gerçekliğe göre de evrenin başı, başlangıçı(başlangıcı) zaten karanlık ve soğuktur.
2- Einstein'ın ya da bu anlatıyı uyduranların Semavi dini inançları bilmediği ortadadır çünkü bu dini inançlara göre kötülüğü yani İslamiyet dini inançındaki adı ile Şeytan'ı, İngilizcedeki adı ile Satan'ı ilah yaratmıştır, insanlara kötülük sınavı için yani bu dini inançlara göre kötülüğü insan değil ilahın yarattığı o kötü varlık yaratmıştır.
3- Semavi dini inançların birinin kutsal kitabında 'Bana inanmayan, bana itaat etmeyen, size katılmayan herkesi, üstelik de vahşice, barbarca öldürün ve tüm dünyaya yalnızca siz sahiplenin, egemen olun çünkü dünyayı ben yalnızca sizin için yarattım' diyor. Şimdi; böyle bir ilah kötü bir ilah değil midir?
4- Semavi dini inançların birinin kutsal kitabında ise ilah 'Bana inanmayanlara ve kötülere işkence, zulüm edeceğim' diyor; şimdi bu kötülük, kötü birşey değil midir?
5- Dini inançlar bilime aykırı, bilimdışı şeyleri savunurlar; örnek ki tüm dini inançlara göre dünya düzdür ve dönmez: insanlara, insanlığa böyle yanlış birşeyi kabul etmeye zorlamak, inandırmaya çalışmak kötü yani yanlış birşey değil midir?
6- O anlatı gerçekte hem kötülükten ilahın sorumlu olduğunu, kötülüğü ilahın yarattığını göstermektedir, içermektedir hem de ilahın hem heryerde var olmadığını hem de hiçbiryerde var olmadığını yani yokluğunu içermektedir, anlatmaktadır çünkü o anlatı soğuğu sıcağın uzantısı, karanlığı da ışığın uzantısı olarak ilerisürmektedir(ileri sürmektedir) yani soğuğu sıcağa, karanlığı da ışığa bağlamaktadır, dayandırmaktadır.

Yani Einstein dini inançlı ise bunları bilmelidir; bu anlatıyı uyduranlar dini inançlı iseler yine bunları bilmelidirler ancak ortadaki birşey bildikleri yok.

Açık ki eğer ilah ya da ilahlar gerçekten bilimsel, doğru, iyi olsalardı kuşkusuz ki ilah ya da ilah kötü, kötülük olmayacaktı ancak öyle mi? Öteyandan; ısı ve ışık insanın, insanlığın yarattığı şeyler değiller ancak dünyadaki kötülük insanların yarattığı birşeydir, dünyanın nicelik yani gezegen yapısı olarak kötü biryer olması başkadır, dünyadaki kötülük başka şeydir, yani örnek ki masayı marangoz yaptı diye herşeyi birinin yapmış olması gerekmiyor, ve herşeyi bir yapan var diye dünyayı, evreni, insanı da bir yapanın olması gerekmiyor, ve öyle ise masayı yapan insan, insanı da neden yapamasın ki 'çocuk yapmak' yani 'insan yapmak' denilmektedir, ve yapay beden organları yapılmaktadır yani insan olmasa insanlar, insanlık dünyada var olmayı asla sürdüremezdi. Müslümanlar 'Bilimi de Allah yapıyor' diyebilirler ancak ne tuhaf ki o Allah nedense bilimsel ve teknolojik başarıları genelde hep Batıya, Batılılara yani Müslüman olmayanlara veriyor, Müslümanlar varken yani Allah var olsaydı Müslümanların bilimde ve teknolojide önde olmaları gerekirdi çünkü Allah Müslümanlar varken Müslüman olmayanlara yardım, destek olacak olmaz açıkki(açık ki).

Öteyandan; insanlar ne kadar yi olurlarsa olsunlar; kötülüğün büyük bölümü genlerden gelir örnek ki benim Mia geni dediğim Maoa geni'nden ki bu geni insanlar değil ilah yaratmış oluyor dini inançlara göre yani bu durumda da zaten kötülükten ilah ya da ilahlar sorumlu olmuş oluyorlar yani o Pırof gerçekte mantıklı birşey söylemektedir, Einstein'ın ya da o anlatıyı uyduranların söz canbazlıklarına karşın. Yani önce; insanda hiçbir kötü, yanlış gen olmamalı ki dünyadaki kötülükten yalnızca insanlar sorumlu olsunlar yani araba tümden sağlam olmalı ki kazadan yalnızca sürücü sorumlu olsun yani bir devlet hem sahte para basıp hem de insanları 'Sahte para kullanıyorlar' diye suçlayamaz yani bakın ki birçok hayvanın bile dişleri çürümezken ya da çürüyenlerin yerlerine yenileri gelirken insanda bu özellik yoktur ki bu bile büyük bir haksızlıktır yani büyük bir yanlıştır yani büyük bir kötülüktür çünkü kötü demek yanlış demektir de.

Ve öteyandan(öte yandan); içi lav, kor, ateş dolu bir dünyada; insanı içi bağırsak, bok, pis, iğrenç, tiksinç şeyler dolu olarak yaratmak çok kötü birşeydir; yani yalnızca bu durum bile kendibaşına(kendi başına) ve başlıbaşına(başlı başına) kötüdür, kötülüktür.

Şu çok büyük bir gerçektir: Felsefeye, bilime ya da Din hadisileri'ne aykırı her zafer de gerçekte yenilgidir. Yani felsefeye, bilime, ve Din hadisileri'ne aykırı her zafer, her sevinç, her mutluluk saçmalamaktan başka birşey değildir.

Cehalet ve nefs böyle yani akılı, mantığı, gerçekleri, doğruları dışlayan, kolaycı anlatıları çok ya da pek sever.

Öteyandan ise Einstein'ın, ölümünden bir yıl önce yazdığı, ve tanrının varlığını ve dini red ettiğini açıklayan mektubu ise 2018 aralıkında(aralığında) açık arttırılmaya çıkarılmış. Yani bu durumda; genelde insanların, özelde ise Einstein'ın son sözlerine, son açıklamalarına bakmak gerekir.

Söz konusu anlatının yani uydurmanın Türkçeye uygulanmış biçiminin genel durumu ise şöyle; açık ki o yabancı Pırof gerçekte Şeytan değil 'kötülük' demektedir çünkü ateist olduğu için Şeytan'a da inanmaz ancak bu yabancı anlatıdaki 'God' yerine 'Allah' yazamayıp 'tanrı' yazan mantık Prof'un Türkçesi ile 'kötülük' sözü yerine tuhaf bir biçimde 'Şeytan' yazmış yani konuyu 'God'ta Müslümanlığa çevirmekten kaçınan mantık kötülük konusunu ise 'Şeytan'a çevirmekte hiçbir sakınca görmemiştir; yani kardeşim, 'God' yerine Allah diyemiyorsun da, 'kötülük' yerine neden 'Şeytan' diyorsun; ancak başlıklarda da 'Einstein'ın 'Allah yoktur' diyen ateist profesöre tokat gibi cevabı' yazmayı da bilmişler yani yazının başlığında 'Allah' deniliyor ancak içinde tuhaf ki 'Tanrı' deniliyor oysa gerçekte konunun yani anlatının Allah ile de, Şeytan ile de ilgisi yoktur, konu yalnızca 'Evreni ve insanı yaratan doğaüstü bir varlık' ve 'Kötülük' üzerinedir yani anlatı da 'Tanrı'değil ya 'God' ya da 'Evreni yaratan bir varlık' ve 'Şeytan' değil 'kötülük' denilmektedir büyük olasılıkla tıpkı Hıristiyan(Hristiyan), Amerikan filımlarında(filmlerinde) İslamcı İngilizce-Türkçe çevirmenlerince rahiplere, papazlara bile 'Allah' dedirtilmesi gibi; bu anlatıyı gazetesindeki köşesinde yazan Reha Muhtar bile yazının başlığında 'Allah yoktur diyen ateist profesöre Einstein'ın cevabı' yazmış ancak yazının içinde bir kez bile 'Allah' sözcüğü(kelimesi) geçmiyor, hep 'Tanrı' sözcüğü geçiyor yani Batılı bir insanın ve Müslüman olmayan Batılı bir insanın 'Allah' demeyeceği açık iken:
'Üniversitede bir derste bir pırofesör(profesör) öğrencilerine şöyle sorar;
? Var olan her şeyi tanrı mı yarattı?
Bir öğrenci soruya yanıt verir: Evet, herşeyi tanrı yarattı.
Pırofesör der ki:
? Eğer herşeyi yaratan tanrı ise kötülüğü yaratan da tanrıdır, ve bu durumda, kötülüğü yaratan tanrı olduğuna göre tanrı kötüdür.
Öğrenci, pırofesörün bu sözü karşısında susar. 
Bir öğrenci yani Einstein pırofesöre şu soruyu sorar:
? Soğuk var mıdır?
Pırofesör şaşırır ve:
? Kuşkusuz ki var, der. 
O zaman Einstein der ki: 'Hayır pırofesör, gerçekte soğuk yoktur. Fizik biliminde 'Sıcaklığın yokluğu'na ?soğuk' denir yani gerçekte soğuk diye bir şey yoktur.
Einstein pırofesöre yine sorar:
? Karanlık var mıdır profesör?
Pırofesör:
? Var, der.
Einstein der ki:
? Yanılıyorsunuz çünkü gerçekte karanlık diye bir şey de yoktur; karanlık ?ışığın yokluğu'na denilir. 
Einstein konuşmasına devam eder ve pırofesöre sorar:
? Şeytan var mıdır?
Profesör:
? Vardır, onu hergün, heryerde görürüz. O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda, her şiddette bulunur.
Einstein pırofesöre der ki:
? Şeytan yoktur. Şeytan Tanrı'nın yokluğudur. O karanlık ve soğuk konusunda olduğu gibi insanın, tanrının yokluğunu anlatmak için yarattığı birşeydir. Şeytan, insanın tanrının istemediği şeyleri yapmasına verilen addır? O; sıcaklığın olmadığı duruma dediğimiz ?soğuk', ya da ışığın olmadığı duruma dediğimiz ?karanlık' gibidir. 
Pırofesör şaşırır ve hiçbirşey söyleyemez; Einstein pırofesörü mat eder.'.

Açık ki bu durum Nasrettin hoca üzerine, Nasrettin hoca ile alakasız fıkralar uydurmak gibi birşey.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 5.6.19/00.15