EVRİME KANIT SAVIM: SOLUK BORUSU

İnsan iki türdür: 1- Gözle yani duyu organı ile değerlendiren insan türü, 2- Mantık yani beyin ile değerlendiren insan türü.

Evrim konusu da gözle değerlendirmek, ve beyinle değerlendirmek olarak iki türdür. 

Kuşkusuz ki 'Evrim var' diyen Darwin de evrime önce gözle bakmıştır, evrimi önce gözle anlamıştır; ancak bununla yetinmemiş ve bu konuda bir de sav(iddia, kuram, teori) üretmiştir yani beyinini(beynini) de kullanmıştır oysa 'Dünya yuvarlak ve dönüyor' diyen Galile'nin bunu gözleri ile görmesi olanaksızdı yani Galile doğrudan beyine yönelmiştir, doğrudan beyine sarılmıştır, doğrudan beyine seslenmiştir insanlardaki, insanlıktaki.

Bu nedenle; evrimi anlamak yalnızca gözle sınırlı, yalnızca gözle olacak birşey değildir yani evrimi asıl anlamak mantıkla yani beyinle olur tıpkı Galile'de olduğu gibi. Bu nedenle; evrimi anlamaya çalışmak için de, anlatmaya çalışmak için de mantığa yani beyine seslenmek zorunluluğu var.

Evrime kimler karşılar? Dini inançlılar yani bilimdışı, bilime aykırı şeylere inananlar. Dini inançlı bilimcilerin, akademisyenlerin olması da durumu değiştirmez çünkü onlar bilimci, akademisyen olsalar da dini inançlılar yani bilimdışılar, bilime aykırılar ki bu durum kendi söküğünü dikemeyen terzi, kendi saçını tıraş(traş) edemeyen berber durumu gibidir yani bilimle uğraşmak, bilim ile geçim sağlamak, bilim ile para kazanmak, bilim işi yapmak bilimsel olmak demek değil.

Bu nedenle; evrim konusunu mantıkla ve özellikle de dini inançlıların kendi mantıkları ile anlatmak gerekir.

Dini inançlılar diyorlar ki 'İlahımız evrenin en güçlüsüdür, en üstünüdür, en mükemmelidir, en zekisidir, en akıllısıdır, en ustasıdır, en uzmanıdır'. Oysa soluk borusunun durumu genelde insan bedenini, özelde ise soluk borusunu yaratanın pek de mükemmel, pek de üstün, pek de usta, pek de uzman olmadığını gösteriyor yani böyle bir bedeni, böyle bir soluk borusunu mükemmel bir güç, mükemmel bir varlık yaratmış olamaz.

Neden?

Çünkü soluk borusu öylesine acemice ya da bilime aykırı yapılmış ki yemek yemek, birşeyler yemek sırasında, yemek borusuna gitmesi gereken şeyler soluk borusuna gidebiliyor ve ölüme neden olabiliyor; bu nedenle yalnızca yetişkinler değil dünyadan habersiz masum çocuklar öyle ki dünyadan habersiz masum bebekler bile ölebiliyor. Bir ilah var olsaydı ya da var olan ilah mükemmel olsaydı, özellikle çocuklar ve bebekler konusunda bu duruma asla gözyummazdı(göz yummazdı), soluk borusunu özellikle çocuklarda ve bebeklerde yemek borusundan korunmalı yaratırdı, böylece yiyecekler, içecekler kasıtsız olarak soluk borusuna girmezlerdi, kaçmazlardı; düşünün ki doktorlar ya da fabrikalar böyle bir hata yapsalardı, mahkemelik olurlardı.

Yani bu durumda sonuç; ya bir ilah yoktur; ya da dünyayı, insanı, evreni, herşeyi yaratan ilah mükemmel değildir.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 28.5.19/07.15

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BAYRAMINIZ NE KUTLU OLUR NE MÜBAREK OLUR Felsefe 25.08.2019
İLAHSIZLIĞI SAVUNMAK Şiir 24.08.2019
BÖYLE SÖYLEDİ TÜRK BİLGESİ- 225 Şiir 23.08.2019
İLK KANUNUM Şiir 22.08.2019
CÜBBELİ AHMET DİN SİYASET VE DEVLET BEKASI Felsefe 21.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
HAYIR! HAYIR! Felsefe 23.08.2019
Masadaki 19 Felsefe 08.08.2019
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019
DOĞRUNUN PİTORESKİ Felsefe 26.06.2019
MÜMKÜNSÜZLÜĞÜN İPİNCE SIRTI Felsefe 22.06.2019