TÜRK DİL KURUMU AKP'NİN İSTEDİKLERİNİ YAPMAMALI

Türk dil kurumu 'kağıt' yerine 'kâğıt' yazıyor.

 

Hangi hakla? Ona bu hakkı dil bilimi de, dil felsefesi de, dil mantığı da, dil matematiği de, Türkçe de vermiyor. Büyük olasılıkla ya Akp öyle istiyor olabilir ya Akp dünyası, Akp kafası. Ancak durum felsefeye, mantığa, bilime ve Türkçeye göre yanlıştır, zararlıdır ve kötüdür yani tutarsızdır; çünkü dil bilimi, dil felsefesi, dil mantığı, dil matematiği ve Türkçe böyle birşey isteyemez çünkü bunlar 'Önce mantık, önce tutarlılık' der, 'kağıt' yerine 'kâğıt' yazmakta ise hiçbir mantık, hiçbir tutarlılık, hiçbir bilimsellik yok. Zaten Akp geldi, durumlar böyle oldu.

 

'Kağıt/Kâğıt' Farsça bir sözcükmüş Türk dil kurumu'na, Tdk'ye göre.

 

Türk dil kurumu'na sormak gerekir; kağıt sözcüğünü Türkler, Türkiye, Türkçe Farslar gibi yazmak zorunda mıdır? Öyleyse örnek ki Fıransızcadaki(Fransızcadaki)' üstten çizgili e'yi, a'yı, u'yu da Fıransızlar gibi üstten çizgili yazmak gerekir örnek ki 'dérivations, nationalité, enchanté, où, hôtel, êtes, à, êtes çünkü dil de mantıktır yani mantıksız dil olmaz.

 

Türk dil kurumu'nun 'kağıt' yerine 'kâğıt' yazması ancak bu durumu öteki dillerde de göstermemesi Türk dil kurumu'nun Türkçeye karşı bir tutum olduğu ve Akp siyaseti , Akp'cilik yani Atatürk karşıtlığı, Atatürkçü Türkiye karşıtlığı içinde olduğu kuşkusu yaratmaktadır çünkü 'kağıt' yerine, Farslar 'kâğıt' yazıyor diye 'kâğıt' yazan bir mantık örnek ki Fıransca 'hijyen'i de 'Fıransızlar öyle yazıyor' diye 'hygiène' diye yazmalıdır ya da en azından 'hijyèn' olarak yazmalıdır.

 

Türk dil kurumu bilmeli ki Türkçede böyle 'şapkalı, kepli, bereli, çatılı, evli, konutlu' harfler yoktur. Olmaz değil, olur mu olur; ne zaman, nasıl olur; bunun Türkçeye, mantıklı, bilimsel yani dil felsefesine, dil bilimine, dil matematiğine ve dil mantığına uygun bir açıklaması olursa olur. Bu açıdan örnek ki 'ğ' harf değildir çünkü 'ğ'ile başlayan bir sözcük yok; oysa harf sayı gibidir, sonda da, başta da, ortada da yer alabilmelidir; yani bakın ben 'Ğ/ğ'nin harf olmadığını mantıkla açıklıyorum ya da mantıkla açıklamaya başlıyorum yani 'Ben istiyorum öyle olacak; canım öyle istiyor, öyle olacak; size ne, kime ne?' gibi sözler demiyorum ki felsefe, mantık, bilim, dil, Türkçe de böyle birşeydir zaten. Bakın 'bir şey' yerine 'birşey' yazıyorum çünkü bende mantıklı, bilimsel bir açıklaması var çünkü 'birşey' yazmakla 'şey'in önemli olmadığını, sözüngelişi(sözün gelişi) olduğunu anlatıyorum, tanımlıyorum; yine bakın 'sözün gelişi' değil 'sözün gelişi' yazıyorum çünkü 'sözüngelişi'nin deyim olduğunu anlatmaya, vurgulamaya, göstermeye, tanımlamaya çalışıyorum.

 

Peki Tdk 'kağıt' yerine 'kâğıt' yazarken nereye göre davranıyor? Bu davranışı felsefel, mantıklı, bilimsel mi; hayır değil; çünkü yalnızca a'nın değil, örnek ki u'nun da incesi, yumuşağı var yani bu durumda u'nun da şapkalısı olmak zorunda çünkü doğru dil mantıktır, mantık da tutarlılıktır.

 

Gerçek ki şapkalı harfler Türkçe değildir; şapkalı harfli sözcükler de Türkçeye ait sözcükler değildir, yabancı sözcüklerdir. Gerçek ki hernekadar(her ne kadar) Arabların dini inançı içinde olunsa da Arabça Türkçe için, Türkler için, Türkiye için yabancı bir dildir; ve Türkler, Türkçe, Türkiye yabancı dillere değil Türkçeye sahip çıkmak zorundadır, ve bu durum da Türk dil kurumu da. Yani bu durumda açık ki Türk dil kurumu'nun şapkalı a'sı dil bilimine, dil felsefesine, dil mantığına aykırıdır, ve Türkçeye de adeta bir saldırı durumu gibidir, adeta bir ihanet durumu gibidir.

 

Peki bu durumu Türkiye'de isteyen kim? Türkiye'de 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçeyi bırakalım; Atatürk'ün dil devrimi ile milletin hayat damarı koparılmıştır' diyen kim; Akp. Demek ki bu durum altında 'Akp istiyor, Tdk yapıyor' diye düşünmek, sav üretmek hiç de haksız olmayacak bir durum içinde olmaktadır çünkü Türkçe de, dil bilimi de, dil felsefesi de, dil mantığı da böyle birşey istemiyor, böyle birşeye karşı.

 

Türk dil kurumu örnek ki Fıransızca/Fransızca sözcüklerdeki 'e'yi üzerindeki çizgi ile mi yazıyor? Bu durumdan da ortaya; Türk dil kurumu Türkçecilik, dil devrimi içinde değil de Osmanlıcılık, Arabçılık hayranlığı, savunması, dünyası içinde imiş gibi bir duruma düşmekte ki bu durumda zaten Akp'ye uygun bir durumdur yani bu durumda mantık 'Tdk Türkçecilik ve dil değil; Akp'cilik ve siyaset mi yapıyor?' sorusu oluşturur.

 

Yani bu durumda açık ki 'kağıt' demek ya da 'kâğıt' yazmak yerine Türkçe bir sözcük üretmek zorunluluğu vardır; bu nedenle de Tdk toplamacılık yapmak yerine felsefe, bilim, mantık, dilbilimi/dil bilimi, dilfelsefesi/dil felsefesi, dilmantığı/dil mantığı, dilmatematiği/dil matematiği ve Türkçe ile üretmecilik yapmalıdır yoksa Tdk de Akp gibi Türkçe yerine başka bir dili geçirmeye çalışmak durumuna düşer.

 

Yani açık ki Tdk Akp'cilik ya da Osmanlıcılık ya da Arabçılık ya da siyaset değil felsefe, bilim, Türkçecilik yapmalıdır.

 

Bu nedenle ki herşeyden önce Türk dil kurumu içinde; Akp'ci hiçbir yöneticinin olmaması zorunludur çünkü Akp 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçeyi bırakalım; Atatürk'ün dil devrimi ile milletin hayat damarı koparılmıştır; Lozan zafer değil hezimettir' demektedir ve Atatürk düşmanlarını hasta ziyareti adı altında sevgi ve saygı ziyaretlerine gitmektedir. Açık ki bu kafa ile ne Türkçe olur ne Türkiye olur. Demek ki felsefe, bilim, teknoloji, sanat, demokrasi, laiklik, hukuk, üniversite, eğitim, ve din gibi Türk dil kurumu da siyasetten ve siyasi iktidardan ayrı, bağımsız olmalıdır.

 

Açık ki Diyanet dini tanımlayan Din hadisileri'nden ne kadar çok uzaksa Türk dil kurumu da Türkçeden o kadar çok uzaktır çünkü ‘a'yı şapkalı yazmak, Türkiye denizilerinde(denizlerinde) yabancı gemilerin Türkiye bayrağı değil de yabancı bayrak çekmeleri; ve yalnızca Türkçeye değil, Türkiye'ye de ihanet gibi birşeydir. Türk dil kurumu siyasi değil felsefel, bilimsel, Atatürkçü, Türkiyeci ve Türkçeci olmak zorundadır. Türk dil kurumu'nun görevi Arabçaya, Osmanlıcaya hizmet değil Türkçeye hizmettir.

 

Ancak görülmekte ki 'şapkalı a' Fıransızcada da var; bu durumda mantık şöyle de düşünebilir çünkü Fıransızca hayranlığı Osmanlı hanedanlığı'nda da vardı: 'Acaba Akp ve Tdk Fıransızca hayranlığı, yönelimi içinde mi?', kendilerine önder, lider, baştaçı yaptıkları Osmanlı gibi?

 

Gerçekte bir tuhaflık da şu: Farsçada 'kâğıt' değil 'kağaz' imiş ancak a'nın üzerinde ve z'nin altında çizgi var; yani bu durumda Tdk 'kağıt' değil 'kağaz' yazmak zorunda ya da 't'nin de altına çizgi koymak zorunda, 'a'nın üzerine şapka koyuyorsa, asıla bu nedenli önem veriyorsa.

 

Ortada ki ne Erdoğan ile yani bir siyasetçi ile cami açılışları yapan Diyanetin gidişi dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı İslamiyet dini inançına(inancına) göre ve dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı dine göre doğru gidiştir ne 'kağıt' yerine 'kâğıt' yazan Türk dil kurumu'nun gidişi felsefeye, bilime ve Türkçeye göre doğru gidiştir, zaten Türk dil kurumu'nun internet sitesinde 'HAKKIMIZDA' bölümünde 'Misyon, vizyon' ve bunların Türkçeleri de yanlarına, parantez içinde yazılmış yani artık demek ki Türkçe paranteze alınıyor Türk dil kurumu'nda, yabancı sözcükler paranteze alınmalı iken, ve Türk dil kurumu'nun sitesinde neden 'Misyon, vizyon' yazar, bunların Türkçeleri yerine?

 

Türk dil kurumu'nun görevi Akp'yi mutlu etmek değil; dilbilimini, dilfelsefesini, dilmantığını, dilmatematiğini ve Türkçeyi mutlu etmektir. Bu nedenle Tdk siyasetten biran(bir an) önce arındırılmalıdır.

 

Bu yanlış durumundan, bu yanlış tutumundan dolayı Türk dil kurumu'nu kınıyorum, ve Türkçe kurumu'nu da Türkçenin temsilcisi, önderi, lideri, koruyucusu saymıyorum.

 

Tdk eğer Akp'nin istediklerini yapıyor ya da yapmaya çalışıyor ise bunu yapmamalı; dilbilimine, dilfelsefesine, dilmantığına, dilmatematiğine ve Türkçeye göre davranmalı. Dil bilimdir, siyaset değil; Türkiye Türkçesi de doğru, iyi, evrensel, bilimsel bir dildir, kıytırık bir değil, öyle ki 'özgürlük' sözcüğünün anlamını, içeriğini, amaçını(amacını) yalnızca Türkçedeki 'özgürlük' sözcüğü içerir, verir, savunur, tanımlar.

 

Biryanda, Tdk internet sitesine 'Misyon, vizyon' yazmalar; biryanda 'kağıt' yerine 'kâğıt' yazmalar; bunun tek bir amaçı ya da işlevi olabilir: Türkçeyi etkisizleştirmek, Türkiye'yi Arablaştırmak, Arabçılaştırmak, Arabçalaştırmak, Osmanlılaştırmak ki bunu da en başta isteyecek siyasi parti Türkçeye karşıtlığı Atatürk'e karşıtlığı gibi açık olan Akp'dir.

 

Türk dil kurumu Arabçaya, Farsçaya, Osmanlıcaya, Akp'ye değil; felsefeye, bilime, mantığa, dil felsefesine, dil bilime, dil mantığına, dil matematiğine ve Türkçeye sahip çıkmalı.

 

Kurnazlıkla, hile ile zaferler kazanılabilir ancak tek gerçek zafer, tek üstün zafer; bilim, felsefe, Din hadisileri ile kazanılan zaferlerdir. Ve Türkiye'ye, Türkçeye, Atatürk'e karşı kazanılan ne büyük zaferler bile gerçekte zafer değil yenilgidir ve utançtır çünkü bilime, bilimselliğe, akıla, mantığa, vicdana, insanlığa, gerçeklere, doğrulara, iyiye karşıdır.

 

Açık ki; kundaklarındaki öz bebek kardeşlerini, 5-10 yaşındaki öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı hanedanlığı'nı, Osmanlı sultanılarını(sultanlarını) baştaçı eden, 'kağıt' yerine 'kâğıt' yazan Akp'nin ve Akp kafasının tarihten dile kadar her alanda gideceği yer mantıksızlıktan ve tutarsızlıktan yani bilimdışılıktan başkayer(başka yer) olmaz. İktidar olmak koltuk verir, alimlik de, dünyaya egemenlik de, bilime egemenlik de, mantıklılık da değil; Tdk yolunu Akp'ye ya da siyasete ya da başka dillere değil felsefeye, bilime ve Türkçeye doğru çevirmelidir; Osmanlı doğru yolda olsaydı Mondros'a imza atmazdı, Arablar doğru yolda olslardı, dini tanımlayan din hadisileri'ne sarılıp, bugün dünyanın insanlık merkezi, insanlığın da bilim, teknoloji, medenilik, barış, huzur, güven merkezi olurlardı zaten; yani doğru dünya için, felsefeden, bilimden ve Din hadisileri'nden başka kaçacak yer yok.

 

Türk dil kurumu ne siyasetin ne Akp'nin istediklerini, dediklerini yapmalı; hele ki ?Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçeyi terk edelim, başka dile geçelim; Türk dil devrimi toplumun hayat damarını kopardı' diyen Akp'nin istediklerini, dediklerini hiç yapmamalı. Dil bilimdir; yalnızca bilimin dediklerini yapmalıdır.

 

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 27.5.19/01.01

 

 

(Öteki yazılım ve şiirlerim (siir-defteri.com) sitesinden okunabilir.)

 

 

 

 

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BAYRAMINIZ NE KUTLU OLUR NE MÜBAREK OLUR Felsefe 25.08.2019
İLAHSIZLIĞI SAVUNMAK Şiir 24.08.2019
BÖYLE SÖYLEDİ TÜRK BİLGESİ- 225 Şiir 23.08.2019
İLK KANUNUM Şiir 22.08.2019
CÜBBELİ AHMET DİN SİYASET VE DEVLET BEKASI Felsefe 21.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
HAYIR! HAYIR! Felsefe 23.08.2019
Masadaki 19 Felsefe 08.08.2019
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019
DOĞRUNUN PİTORESKİ Felsefe 26.06.2019
MÜMKÜNSÜZLÜĞÜN İPİNCE SIRTI Felsefe 22.06.2019