RAMAZAN PİDESİ SAÇMALIĞI

Ramazan ayı geldi. Televizyon yemek, tatlı, börek tarifile(tarifleri)ri ile; televizyon reklamıları(reklamları, tanıtımıları) nefsi tahrik eden yiyecek, içecek tanıtımıları ile doldu. Avm’lerde 5’er kiloluk baklava kolilerine bile rastlanmaya başladı. Marketlerin önleri konuk(misafir) şekeri, çikolata gibi şeylerle doldu. İftar çadırıları; sokak iftarları; ve iftar yemeği adı altında ziyafetler…

 

Bir de Ramazan pidesi var.

 

Yani Türkiye’nin bu durumunu gören yabancılar da sanki Türkler tüm yıl boyunca aç kalıyorlar da yalnızca Ramazan ayı’nda yiyip içiyorlar ya da Ramazan ayı oruç ayı değil de yemek içmek, keyif, eğlence, nefs ayı sanacak gibi bir durum.

 

Biliyorsunuz birileri de Mevlana şekeri yapmış. Yani Mevlana ile nefs arasında ilişki kurmayı nasıl başarmışlarsa. Kandil helvası, Kandil şekeri, aşure, lokma, falan.

 

Yani sanki Müslümanlar genelde dünyaya, hayata; özelde ise İslamiyet dini inançına yemek, içmek olarak bakıyorlar gibi bir durum oluşmakta.

 

Belli ki birileri ‘Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer’ sözünü İslamiyet dini inançına, Müslümanlığa da uygulamaya kalkmakta; ‘Müslüman olmaya giden yol mideden geçer’ durumuna getirmeye çalışmakta gibi.

 

Açık ki İslamiyet’e yani Müslümanlığa en büyük zararı, en büyük kötülüğü Emeviler, Osmanlı hanedanlığı yapmıştır, günümüzde de genelde siyasetçiler, özelde ise Osmanlıcı, milliyetçi, Atatürk düşmanı siyasetçiler çünkü onların dini tanımlayan Din hadisileri’ne aykırı Osmanlı hanedanlığı’nı savunmaları, baştaçı etmeleri bile İslamiyet’e başlıbaşına en büyük kötülüklerden biridir,  ve medya yapmaktadır. Osmanlı hanedanlığı’nda; kendi öz bebek kardeşlerini, kendi öz çocuk kardeşlerini, kendi öz evladlarını(evlatlarını), kendi öz annelerini, kendi öz babalarını bile öldürtmekten çekinmeyen; Müslümanlık ile de Türklük ile de alakasız sultanlar vardır. Ve Osmanlı dönemi bu vahşet kültürü yanında bir de Müslümanlara nefs ve saçmasapanlık aşılamıştır örnek ki iftar ziyafetilerine(ziyafetlerine) davet edilenlere verilen Diş kirası denilen para; Ramazan eğlencesileri(eğlenceleri) falan. Yani Müslümanlar düşmanlığı, kötülüğü başkalarında aramasınlar; onlar kendilerine en büyük kötülüğü yine kendileri yapmaktadır, dini tanımlayan Din hadisileri’nden uzaklığa yönelmekle.

 

Ramazan ayı denilince akıla neden hemen iftar ve Ramazan pidesi denilen şey gelir; dini tanımlayan Din hadisileri ya da nefssizlik, nefssiz bir insan olmak, nefssiz bir toplum olmak değil de? Yani Ramazan pidesi Ramazan ayı’nın adeta ‘Olmazsa olmaz’ı yapılmış gibi birdurumdadır(bir durumdadır) yani televizyon reklamılarında adeta ‘Bu marka kolasız iftar olmaz’, ‘Bu marka sucuksuz iftar olmaz’, ‘Bu marka tatlısız iftar olmaz’ denilmesi gibi sanki ‘Ramazan pidesiz iftar olmaz’ denilir gibi birdurum var gibidir. Bir de Ramazan pidesi için kuyruklara girmeler falan.

 

Ey Müslümanlar; Ramazan ayı oruç ayıdır; oruç nefssiz olmak demektir. Yani Ramazan pidesi için koşulurken nefssiz olmaktan söz edilemez. İftar yemek değildir; bir zeytin tanesi ya da bir hurma tanesi ile ya da bir yudum su ile ya da ‘Oruçumu/Orucumu) sonlandırdım’ demekle olan bir şeydir; nedir bu iftar yemekleri, Ramazan pideleri, tatlılar, börekler falan? Açık ki kimisi bikini, mayo ile yani utanmazlık nefsi ile İslamiyet’i yan yana getirmeye çalışıyor, kimi de mide nefsine köle olmakla. Size bu akılları kim öğretiyor? Siz peygamberinizin hiç Ramazan pidesinden, iftar yemeğinden, iftar davetilerinden(davetlerinden) söz ettiğini okudunuz mu? Sizin peygamberiniz değil mi ‘Ölmeden ölün’, ‘Müminin evi kamıştandır, yemeği bir parça ekmektir’ diyen? Oysa bakın; bırakın Ramazan ayı dışındaki yemeklerinizi, iftarlarınız bile ziyafet ve nefs durumundadır.

 

Bakın ey Müslümanlar; İslamiyet namaz kılmak, kurban kesmek, hacca gitmek, dua etmek kadar kolay değildir; İslamiyet yani Müslümanlık yani din dini tanımlayan Din hadisileri’ne uygun insan olmakla olur; bu nedenle ki hadis ‘Alimin uykusu bile cahilin ibadetinden üstündür’, ‘Bilim/İlim Çin’de de olsa gidip öğrenin’, ‘Din bilimdir/İlimdir, bilim yoksa din de yoktur’, ‘Dinsiz de olsalar alimlerin yeri Cennet’tir’ demiştir. Görmüyor musunuz; biryanda(bir yanda) bikinili, mayolu yani sütyen-külot çıplak pılajlar, biryanda genelevler, biryanda zinanın suç olmaması, biryanda eşcinsel evliliklerin bile serbest olması; birileri açık ki sizi İslam’ın, dinin dünyasına değil, ziyafet, mutluluk, eğlence, keyif, nefs içinde, ‘Sodom’un, Gomora’nın, Pompei’nin dünyasına götürmeye çalışıyor. Ve bunun da arkasında olsa olsa; tüm dünyayı elegeçirmek(ele geçirmek) isteyen ve Yahudi olmayan herkesi yok etmek isteyen Siyonistler vardır. Şunu anlayın artık ey Müslümanlar; genelde dini tanımlayan Din hadisileri içinde değilseniz; özelde nefssizlik içinde değilseniz; Müslümanlık içinde, din içinde değilsiniz demektir ki ‘Ölmeden ölün’, ‘Müminin evi kamıştandır, yemeği bir parça ekmektir’ hadislerinin anlamı da, amaçı da budur; İslamiyet ya da din insanların yaptıkları, sevdikleri, seçtikleri şeyler değildir, Din hadisileri’nin istediği şeylerdir. Bilin ki her kim ki size nefs getirmiştir, o kimse İslamiyet, din içinde değildir; her kim ki size bilimdışılık getirmiştir, o kimse İslamiyet, din içinde değildir; her kim ki size ahlaka aykırılık getirmiştir, o kimse İslamiyet, din içinde değildir; her kim ki size siyaset getirmiştir, o kimse İslamiyet, din içinde değildir.

 

Ramazan pidesi de Ramazan davulcusuluğu(davulculuğu) gibi büyük olasılıkla Osmanlı zamanında Müslümanlara getirilmiştir.

 

Bir oruç, nefssizlik ayı olan Ramazan ayı’nda ekmek neyinize yetmiyor da Ramazan pidesi denilen nefs arkasında koşuyorsunuz? Bu mu Ramazan ayı, bu mu oruç, bu mu nefssizlik?

 

Ah, bir de bol susamlı ve odun ateşinde pişmiş olsun.

 

 

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 17.5.19/08.03

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
AKILLISI DA BİZİM DELİSİ DE BİZİM BU ÜLKENİN Şiir 17.09.2019
ÇOK MU DEĞERLİ OLUR AŞK Şiir 16.09.2019
CAMİLERDEN HOPARLÖRLER KALDIRILSIN Felsefe 15.09.2019
DİNSİZ OLMA İNSAN Şiir 14.09.2019
YALNIZCA SENİN ÇOCUĞUN DEĞİL Şiir 13.09.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
HAYIR! HAYIR! Felsefe 23.08.2019
Masadaki 19 Felsefe 08.08.2019
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019