MUTLULUĞU HAYVANLARDA ARAYAN İNSANLIK SAVIM

İnsanlar, toplumlar ve insanlık sürekli ve yoğun bir biçimde doğaya, sıpora(spora), festivalden televizyona kadar türlü alanlarda bedensel yarışmalara, paintballdan bilgisayara kadar türlü alanlarda savaş oyunularına(oyunlarına) ve silahlara, takıdan dövmeye kadar farklı biçimlerde gösterişe, modadan pılajlara(plajlara) kadar türlü alanlarda çıplaklığa, yemeye içmeye, bedene, nefse yönlendiriliyor. Bunun kasıtsız, artniyetsiz yönü bedensel insan türü olmaktır; kasıtlı, artniyetli yönü ise siyaset, özel sektör ve 3. Dünya savaşı için barbar, vahşi, utanmasız, vicdansız, merhametsiz, robot, makine(makine), ilkel bir insan türü ve insanlık türü yaratmaktır. Konunun rastlantı yönü biryana bırakılırsa kasıtlı yönünün arkasında hangi devletin derin güçlerinin olduğu düşünülmelidir.

 

Cahil insanın bence tanımı şudur: Felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri’ni bilmeyen insan. Bu tanım; üniversite mezunu, okumuş cahilleri de açıklar. Bu nedenle; toplumların ve insanlığın en büyük düşmanıları(düşmanları) ‘Felsefe yapma, felsefe kafayıyedirtir(kafayı yedirtir); çok kitap okuma, fazla kitap okumak kafayıyedirtir’ gibi sözler diyenlerdir, gerçek ki onlar toplumlarının ve insanlığın düşünür(filozof), alim, alime, bilge, yazar yetiştirmesini istemeyen, ve böylece hem toplumlarına hem de insanlığa en büyük kötülüğü yapan insanlardır. Şunu anlamak gerekir ki felsefe yapamayan bir kafa düşünmek açısından ve evrensellik açısından başarısız, beceriksiz,ilkel, barbar, iyi evrimleşememiş ve geri bir kafadır.

 

Evren, dünya, doğa ve insan rastlantıların sonuçudur(sonucudur) ancak insan da, toplumlar da, insanlık da var oluşlarını rastlantılara bırakmamak zorundadırlar yoksa doğaya yani bitkilere ve hayvanlara benzerler ki insanı, toplumları ve insanlığı bu duruma düşmekten koruyacak tek şey beyin, felsefe, bilim, dini tanımlayan Din hadisileri ve kitaplardır yani okuyan, düşünen, yazan insanlardır yani beyini evrene, gerçeklere, doğrulara doğru zorlayan insanlardır. Bu nedenle toplumlar ve insanlık üniversite mezunu değil; düşünür(filozof), alim, alime, bilge, yazar üniversite mezunuları(mezunları) yetiştirmek zorundadır, ve genelde öğretim-eğitim, özelde üniversite öğretimi-eğitimi de hem felsefe, bilim, ve Din hadisileri üzerine hem de düşünür, alim, alime, bilge, yazar yetiştirmek üzerine kurulu olmalıdır. Yani insanın, toplumların ve insanlığın kurtuluşu siyasette, özel sektörde değil felsefede, bilimde, Din hadisileri’nde, düşünürlerde, alimlerde, alimelerde, bilgelerde, yazarlardadır ki bu nedenle bilgeliğe özenle vurgu yapıyorum, lafolsuntorbaolsun(laf olsun, torba dolsun) diye ya da havaatmak(hava atmak) için diye değil.

 

Savım ki genelde iki tür insan vardır ve insanlık tarihi genelde bu iki insan türünün ve bu insan türülerinden(türlerinden) oluşan toplumsal kesimlerin savaşımıdır(mücadelesidir), çatışmasıdır da : 1- Beyinsel insan, 2- Bedensel insan. Beyinsel insan kendini, özgürlüğü ve mutluluğu beyinde, beyinsel ruhta ve kitaplarda ararken bedensel insan kendini, özgürlüğü ve mutluluğu bedeninde, bedensel ruhunda, dünya işilerinde(işlerinde) ve dünyada arar.

 

Beyinsel insanlar düşünür(filozof), alim, alime, bilge, yazar, şair, bilimci, sanatçı gibi özellikler olmak isterlerken bedensel insanlar bedensel mutluluk, bedensel haz, bedensel zevk arkasında koşarlar. Açık ki sömürü düzenilerinin(düzenlerinin), siyasetin, özel sektörün, nicel diktatörlüklerin, faşizımın(faşizmin), cehaletin, nefsin, barbarlığın, zorbalığın sevdiği ve istediği insan türü bedensel insan türüdür, istediği toplum da bedensel insanlardan oluşan bedensel toplum türüdür.

 

Beyinsel insan türü insan ve toplum konuları üzerinde düşünmek, çalışmak, üretmek; evrensel gerçeklere ve evrensel doğrulara ulaşmak isterken; bedensel insan türü ya hayvanlar gibi olmak ister örnek ki balıklar gibi yüzmek, hayvanlar gibi yani kuşlar gibi uçmak, hayvanlar gibi örnek ki çitalar gibi koşmak, hayvanlar gibi örnek ki ayı gibi güçlü olmak, hayvanlar gibi kaslı olmak, hayvanlar gibi döğüşmek(dövüşmek), hayvanlar gibi çıplak olmak, hayvanlar gibi örnek ki karınca ve arı gibi çalışmak, hayvanlar gibi yemek içmek, hayvanlar gibi çiftleşmek, hayvanlar gibi renkli olmak, hayvanlar gibi süslü olmak, hayvanlar gibi gösterişli olmak, hayvanlar gibi mutlu olmak, hayvanlar gibi doğada mutlu olmak, hayvanlar gibi yalnızca beden işileri ile mutlu olmak, hayvanlar gibi yalnızca kendini, yalnızca nefsi ve yalnızca anı ya da yalnızca günü düşünmek, günü yaşamak ister ya da bitkiler gibi olmak ister örnek ki çiçek gibi olmak, gül gibi olmak, sarmaşık gibi olmak, orkide gibi olmak, menekşe gibi olmak, çınar ağaçı(ağacı) gibi olmak, meyva(meyve) ağaçı gibi olmak; yani bu insan türünün hevesi, mutluluğu, zirvesi bedensel konulardır yani bedensel insan türünün ve bu insan türünden oluşan toplum türünün ve insanlık türünün amaçı(amacı), baştaçı doğadır; doğa ise bitkilerden ve hayvanlardan oluşur, düşünürlerden-alimlerden-alimelerden-bilgelerden-insanlardan değil.

 

İnsan, toplumlar ve insanlık beyinsel insan türü olmak zorundadır yoksa teknoloji içinde Mağara insanı gibi olur; beyinsel insan türü ise ancak felsefe, bilim, dini tanımlayan Din hadisileri ile ve kitap okumakla olur.

 

Şunu asla unutmayın: Cahilin akıllısından ise alimin delisi yeğdir; bu nedenle ki ‘Deli olmadan veli olunmaz’ denilmiştir; fark şu ki cahil insan deliliği aşamaz, alim insan ise deliliği aşabilmiş, delilik sınavını geçmeyi başarmış insandır çünkü zaten evrim gereği hayvandan gelmek demek delilikten gelmek demektir de gerçekte yani sürekli evrimleşmek, evrimde sürekli ilerlemek gerekir.

 

Doğaya, modaya, sıpora, silaha, modaya, dünyaya, nefse, bedene değil; felsefeye, bilime, Din hadisileri’ne, kitaplara, beyine koş yani tam tersi yöne yani seni siyasetin ve özel sektörün beklemediği yere yani cehaletin ve nefsin olmadığı yere yani felsefenin, bilimin, Din hadisileri’nin, kitapların olduğu yere.

 

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 15.5.19/03.38


Başlık Kategori Yayın Tarihi
ÇOK MU DEĞERLİ OLUR AŞK Şiir 16.09.2019
CAMİLERDEN HOPARLÖRLER KALDIRILSIN Felsefe 15.09.2019
DİNSİZ OLMA İNSAN Şiir 14.09.2019
YALNIZCA SENİN ÇOCUĞUN DEĞİL Şiir 13.09.2019
SENİ SEVMENİN BİR YARARI VAR MI Şiir 12.09.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
HAYIR! HAYIR! Felsefe 23.08.2019
Masadaki 19 Felsefe 08.08.2019
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019