CEZA KANUNU'NDA UZLAŞMA KONUSU SORUNU SAVIM

Türkiye'de devlet yapısı felsefe, bilimi, ve dini tanımlayan Din hadisileri yani evrensel doğrular üzerine değil de siyaset ve özel sektör üzerine kurulu olduğu için; iktidara gelen siyasi partiler de yanlarında felsefeyi, bilimi ve Din hadisileri'ni değil siyaseti ve özel sektörü yani cehaleti ve nefsi yani mantıksızlığı ve tutarsızlığı getirmektedirler; böylece de sorunlar çözülmek yerine çözülmüş gibi havasında olmaktalar ve sorunlar gerçekte çözülmemiş olmaktadırlar.

 

Türk ceza kanunu'nda 'uzlaşma' denilen şey de bu havadadır çünkü siyasetin yönettiği ülkelerde hukuku yani kanunları da siyaset yapar oysa felsefe, bilim, ve Din hadisileri yapmalıdır; gerçek ve doğru hukuk isteniyorsa.

 

Ceza kanunu'ndaki uzlaşma konusundaki sorun daha karakol aşamasında başlar. Haklı da olsanız; karakola şikayet için gittiğinizde ifade alan polis ifadenizi yazmasının sonunda size şunu sorar: 'Uzlaşmayı kabul ediyor musunuz?'. Siz de vicdanlı, merhametli, insani, medeni, hoşgörülü, iyi niyetli bir insan olduğunuzu göstermek için 'Kabul ediyorum' dersiniz, Ceza kanunu'na göre uzlaşmanın ne demek olduğunu öğrenmemişseniz ya da yanınızda avukatınız yoksa, ve polis te ifadenize 'Uzlaşmayı kabul etti' anlamında 'Uzlaşmayı kabul ediyorum' diye yazar. Oysa uzlaşma demek anlaşılıyor ki Ceza kanunu'na göre 'Ben suçluyum, suçumu kabul ediyorum; karşı taraf suçsuzdur, masumdur' anlamına geliyormuş. Burada sorun; karakolda ifade yazan polislerin uzlaşmanın ne demek olduğunu, uzlaşmanın anlamını şikayetçilere açıklamamasıdır, bu nedenle 'Uzlaşmayı kabul ediyorum' demek daha baştan geçersiz olmaktadır çünkü ifade tutanağında 'Uzlaşmanın ne demek olduğu şikayetçiye açıklandı' yazısı olmuyor.

 

Durumun böyle olduğunu nasıl öğrendim? Mağdur biri karakolda verdiği ifadede; iyi niyet, medenilik, hoşgörü, insanlık gösterip 'Uzlaşmayı kabul ediyorum' demiş yani karşı taraf bir özür dilerse şikayetinden vazgeçecek(vaz geçecek) ancak karşı taraf ta yağ gibi üste çıkmak için bu kişiden şikayetçi oluyor, iki yalancı şahit bulup; ve daha savcılıkta tuhaf bir şey oluyor, savcı mağdur kişiye diyor ki 'Suçun sabit işte'; mağdur kişi durumu anlamıyor; mağdur kişi mahkeme aşamasında durumun farkına varıyor çünkü yargıç ta ona 'Uzlaşmayı kabul etmişsin işte, demek ki suçlusun' diyor, mağdur kişi yaptığı hatayı o zaman anlıyor ve yargıça(yargıca) diyor ki 'Ben karşı taraf benden özür dilerse bağışlayacağımı anlatmak için uzlaşmayı kabul ettim' diyor ki toplum da böyle anlar zaten.

 

Yani açık ki Ceza kanunu'ndaki uzlaşma'nın ne anlama geldiğini bilmeyen iyiniyetli, masum insanlar uzlaşmayı bağışlamak anlamında anlıyorlar ve kabul ediyorlar; yani uzlaşmak istemenin suçu kabul etmek anlamına geldiğini bilmiyorlar. Bu nedenle; karakolda ifade alınırken ilk yapılması gereken şeylerden biri de uzlaşma'nın ne anlama geldiğinin ifade alan görevli tarafından ifade veren kişilere açıklanmasıdır ve açıklandığının da ifadede belirtilmesidir yoksa görülen ki 'Uzlaşmayı kabul ediyorum' demek suçlu masum insanların suçlanması anlamına gelebilmekte.

 

Ya da 'uzlaşma' yerine bir başka sözcük bulunmalı.

 

Yani suçsuzsanız, masumsanız; karakolda ifade verirken 'Uzlaşmayı kabul etmiyorum' demeniz gerekmekte. Ve uzlaşma'nın ne anlama geldiğini uzlaştırma avukatıları(avukatları) da kişilere açıklamamakta. Yani açık ki uzlaşma bulanık sudaki bir balık halinde gibi bir durumda.

 

Bu hal toplumda barışa, huzura, dostluğa, birlikteliğe, dayanışmaya, toplumsallaşmaya da büyük bir olumsuz etki vermektedir çünkü toplum 'Uzlaşmayı kabul etmiyorum, uzlaşmak istemiyorum' kültürü için girebilir. Yani düşünün ki baba, oğlu ile; anne, kızı ile karakolluk olmuş, ve birbirlerine karşı 'Uzlaşmak istemiyorum, uzlaşmayı kabul etmiyorum' demek durumunda kalırlar yani aile içinde bile bir uzlaşmazlık kültürü oluşur ki sonra da toplumdan uzlaşma, barış, huzur, güven bekle oysa hukuk yani devlet uzlaştırmacı olmalı.

 

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 25.4.19/07.06


Başlık Kategori Yayın Tarihi
DİN HADİSİLERİ Felsefe 21.07.2019
SİYASETÇİ İLE İFTAR OLMAZ SAVIM Felsefe 20.07.2019
RAMAZAN DAVULU İSLAMİYET'E AYKIRI SAVIM Felsefe 19.07.2019
MUTSUZ OL ANCAK MUTSUZLUĞA YENİLME Felsefe 18.07.2019
ÇOCUKLARDAKİ YANLIŞ GENLER SAVIM Felsefe 17.07.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019
DOĞRUNUN PİTORESKİ Felsefe 26.06.2019
MÜMKÜNSÜZLÜĞÜN İPİNCE SIRTI Felsefe 22.06.2019
ARGÜMANTASYONU ŞEKİL OLANIN İKİ DÜNYASI BERBAT OLUR Felsefe 18.06.2019
Dini Aforizmalarım (2) Felsefe 03.05.2019