Ümmetin kafası neden karıştı? (8)

Ehli sünnetin çoğunun o çok çekindikleri ve sevmedikleri İbn-i Teymiye bile Ebu Hanife hakkında “Her kim, Ebû Hanîfe’nin veya müslümanların imâmlarından bir başkasının, kıyas veya başka bir şeyden dolayı sahîh hadîse kasıtlı muhalefet ettiklerini zannederse, şüphesiz ki onlar hakkında hata etmiş, ya zan ile ya da hevâ ile konuşmuştur” (115) diyerek onu savunmuştur. Bu itibarla İbni Teymiyye onlardan daha ehli sünnet ve daha Hanefi kabul edilebilir (her ne kadar kendisi Hanbelî olsa da). Mesela Eşari ehli sünnet midir? Ebu’l-Hasan el-Eş’ari, “Sufyan es-Sevri İmam Ebu Hanife’nin hocası Hammad bin Ebu Süleyman’dan şu sözü nakletmiştir: O Müşrik Ebu Hanife’ye söyle ben ondan tamamen beriyim onunla hiçbir ilişkim yoktur” (116). Yazıklar olsun. Daha ne diyeyim? Ebu Hanefi’nin kişiliğine ne Vehhabiler, ne Şiiler ne de sapık mezhepler (daha önce hakka en uygun mezhep olduğu iddiasıyla başlayıp da zamanla hak mezhep olduğunu söyleyen) ehli sünnetçilerin yaptığı hakaret ve iftiraları yapmamışlardır. Yapan varsa söyleyin kaynağını? Fakat dikkat edin “ehli sünnet” demiyorum; “ehli sünnetçi” diyorum. Zira bunlar aynı değiller. Ebu Hanife’nin şehid olması bile bunların rahatını bozmuş. Bir yandan İmam Buhari (810-870) Ebu Hanife hakkında “Ebu Hanife Murcii’dir rey ve hadisleri terk edilmiştir” (117) diyecek, öbür yandan Ebu Hanife (699-767) hakkında İmam Müslim b Hacac (M.S. 821-875) “Ebu Hanife Numan b Sabit rey sahibidir; hadisi ızdıraplıdır ve fazla sahih hadisi yoktur” (118) diyecek… Ebu Davud hakkında bile “Ebu Hanife’ye saldırı ve onu itham, İslam ümmetinin icma noktalarından biridir. Basra’nın fıkıh imamı Eyyüb es-Sahtiyani onun aleyhinde konuşmuştur. Küfe’nin imamı Süfyan es-Sevri öyle. Hicaz bölgesinin imamı Malik bin Enes öyle. Mısır’ın imamı Leys bin Sa’d öyle Şam’ın imamı Evzai öyle. Horasan’ın imamı Abdullah bin Mübarek öyle. Kısacası yeryüzünün her yanındaki İslam uleması onun hakkındaki kanaati menfidir” (119) demiş. İbn-i Adi (M.S. 893-974) ile İbn Ebu Davud (M.S. 817-889) çağdaşlar; dolayısıyla İbni Adi’nin bunu Ebu Davud’dan bizzat işitmesi mümkündür. Aynı kaynak İmam Malik’ten de rivayet ediyor; İmam Malik demiş ki: “Ebu Hanife dini mahveden hastalıklardan biridir” (120). Misalleri artırırsak ehli sünnetçilerin mezhepsiz oldukları gibi ilginç bir gerçek ortaya çıkacak… işte zan ve rivayet ehlinin hali…

İbn Abdilberr, Sufyan bin Uyeyne’nin, “Allah ona lanet etsin: İslam’ın can damarlarını bir bir kopardı Müslümanlar arasında ondan daha şerir biri doğmamıştır” (121) dediğini, İbnül-Carud’un onun hakkında “Müslüman olup olmadığı tartışmalıdır” (122) dediğini, Ebu Hanife’nin kendi öğrencisi Abdullah bin Mübarek’in “Biz önceleri onu tanımıyorduk ve sohbetlerine devam ediyorduk. Ne zamanki onu yakından tanıdık kendisini terk ettik”(123) dediğini rivayet ediyor. Hatib el-Bağdadi ise İbn Ebi Şeybe’nin, “Sanıyorum Ebu Hanife Yahudi idi” (124) dediğini, Sufyan es-Sevri’nin, “Zındıklığından dönmesi için iki kez kâfirliğinden dönmesi içinse defalarca tövbeye çağrıldı” (125) dediğini, İmam Malik’in, “Benim için Ebu Hanife’nin sözüyle hayvan pisliği arasında hiçbir fark yoktur” (126) dediğini, Ebu Davud Süleyman es-Sicistani’nin “İmam Malik Şafii ve İbn Hanbel Ebu Hanife’nin dalalet içinde olduğunda ittifak etmişlerdir” (127) dediğini nakleder. Sözüm ona bu kaynaklar ve bu âlimler ehli sünnettirler… Ne gariptir ki, ne bunları rivayet edenlerin ne de bunları söylediği söylenenlerin hiçbiri Ebu Hanife gibi ne âlim ne de şehid değildir.

“Davud aleyhisselamın 100 nikâhlı hanımı ve 300 cariyesi vardı. Oğlu Süleyman aleyhisselam ise 300 nikâhlı hanımı ve 700 de cariyesi olmuştur”(128) gibi hiçbir yaraya merhem olmayan tamamen uçuk ve uydurma rivayetleri reddeden âlimlerin peygambere karşı çıkmış gibi gösterilerek dinden çıkarılmaları kadar cahilce çok az şey olabilir. Buna rağmen biz toptancı bir reddiye yapmıyoruz. Bu kadar uydurma, tefrika, fitne, karalama, aforozlama, yalan ve dolanın olduğu yerde sünnetin varlığı iddiası komik değil, gülünçtür. “Sünnet” rivayetlerin Kuran’a, akla, adaba, ahlaka, ilme uygun düşmediği yerde aranmaz. Kur’an’a uygun hadisler var diye hepsini öyle sanıyorsunuz. Taş çuvalında pirinç aranılacak hale gelmiş fakat bundan çok az kişinin haberi var… Elbette pilav yapacak kadar pirinç taneleri çıkar; ama taş arasanız kaldırım bile yapabilirsiniz… Bizimkisi devasa külliyattaki uydurma hadislerin saygınlığını zihinlerden söküp atmak için ortaya konulmuş iyi niyetli bir gayrettir. Resulullaha hatta Ebu Hanife’ye atılan iftiraları söküp atma gayretidir. Böyle hadisleri reddeden ve Kuran’a davet eden hadisler de var olduğu için hadislerin tamamıyla bir problemimiz yok.

Resulullahtan iki buçuk asır gibi uzun bir zaman sonra yaşadığı için biz Buhari’nin ard niyetli olarak bunu rivayet etmiş olabileceğine de inanmıyoruz. Elbette iyi niyetli bir araştırma yapmış olmalıdır. Ama fitne dönemi olması ve Resulullahın döneminden uzaklaşılması bakımından onu çoğu haberde başarısız kılmıştır. Daha önce Diyanet’in başlattığı gibi bunlar Kur’an’a ters düşen hiçbir rivayet kalmayıncaya kadar ayıklanmalıdır. Neredeyse 21.yüzyılın ilk çeyreği bitecek hala hadisi sünnet sananlar var.  Metotlu yaklaşım öğretilmeden hadis öğretmenin faturası işte bu kafa karışıklığıdır. Sahabe bizzat Resulullaha bakarak sünneti belirliyordu; bunlar ise bizzat bakamadan belirliyorlar. Bizzat Resulullahtan kesin gözüyle görülen âdeti sünnettir. Yani sünnet direkt muhatabın şahid olduğudur. Dolaylı muhatab ile uzak muhatablar sahabe gibi ‘sünnet’ diyemezler. Çünkü şartlar aynı değil. Ne yaparsın söyleyeyim: Araştırırsın. Kurana uygunsa amel edersin. Aslında bundan da emin olamazsın. Fakat alternatifin yok. Allah rızası için neye ne kadar nasıl ulaşıyorsan amelde dikkate alırsın. Ama itikadda değil ha. İtikad etmek için kesinlik şart; korunmuşluk şart. Allah, Kur’an dışında hiçbir kaynağı koruduğunu söylemiyor. Sünnet ile hadisi karıştırmak, 1500 yıl sonra muhatabın meselelere direkt muhatab gibi yaklaşması, ilk ravilerin de 250-350 yıl gibi uzak muhatab olmaları ve onların kaynak aldığı ravilerin zalim sultanlar döneminde rahat bir hayat sürmeleri, bütün bunlara dikkat edilmeden cımbızla hadis seçip okutarak peygamber sözü sanmak hep “metodoloji sorunu”dur.

Allah ayette Resululah’a hem de kâfirler için “Onlar mü’min olmuyorlar diye, neredeyse kendini helâk edeceksin” (129) buyurarak merhametiyle elçisini yücelttiği halde, sen kalkıp hem de müminler için Resulullahın “Yanında ben zikrolunduğum zaman üzerime salât etmeyen kişinin burnu yere sürtülsün” (130) dediğini söyleyerek ayete ters düşeceksin; öyle mi? Nasıl itibar edeyim Kur’an’a ters düşen bir rivayete? Sünnet Resulullahın merhametidir, bedduası değil…

KAYNAKLAR:

115. Yusuf el Kardâvi, Fetâvâ Muâsırâ, Daru Uli’n-Nuhâ, Beyrut, ty, II, 113.

116. Eşari, “el-İbane”, 77.

117. Buhari et-Tarihul-Kebir VIII.81.

118. İmam Müslim b Hacac Kitabul Kuna vel Esma, 31.

119. İbn Adi, el-Kamil fi Zuafair-Rical.8/241.

120. İbn Adi, el-Kamil fi Zuafair-Rical.8/237.

121. İbn Abdilberr el-İntika/149-150.

122. İbn Abdilberr el-İntika/150.

123. İbn Abdilberr el-İntika/151.

124. Hatib el-Bağdadi, Tarihu Bağdad 13/413.

125. Hatib el-Bağdadi, Tarihu Bağdad 13/382-383.

126. Hatib el-Bağdadi, Tarihu Bağdad.13/411.

127. Hatib el-Bağdadi, Tarihu Bağdad 13/383-384.

128. Kurtubi, Şir’at-ül-İslam şerhi.

129. Şuara, 3.

130. Tirmizî, daavat, 100; Musned, 2, 254; Bknz. Tirmizi, Daavat 110, 3539; Buharî, el-Edebu’l-Müfred- 1419/1998, Riyad- 1/338;   Taberanî-Evsat- h. no: 8994; Bezzar, h. no: 1405; Mecmau’z-Zevaid, 10/164.

http://www.bizimyaka.com/yazar-94110-Ummetin-kafasi-neden-karisti-8


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Ümmetin kafası neden karıştı? (10) Genel 17.05.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (9) Genel 11.05.2019
Dini Aforizmalarım (2) Felsefe 03.05.2019
İYİ NİYETLİLERLE ZARAR VERME TAKTİĞİ Genel 26.04.2019
NEREDE YANLIŞ YAPILDI? (7) Politika 19.04.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Merhaba Yazarport Ailesi, Yeniden Aranızdayım Genel 09.05.2019
BU ÇAĞ KİMİN? Genel 08.05.2019
GÖSTERİLENLER Genel 30.04.2019
KUT'ÜL AMARE (SON HİLÂL) Genel 29.04.2019
Hala olmaya az kaldı :) Genel 26.04.2019