TRT'NİN KURAN'I KERİM'İ GÜZEL OKUMA YARIŞMASI İSLAMİYET'İ ANLAMAMANIN ÜRÜNÜDÜR

‘Kuran’ı güzel okuma yarışması’ları, ‘Ezan’ı güzel okuma yarışması’ları falan. Ne oluyor Müslümanlara böyle? Birileri anlaşılan ki Müslümanları yarış, yarışma yani nefs dünyası içine sokmaya çalışıyor olmalı; ya kasıtla ya da farkında olmadan.

 

Bir minibüsde(Minibüste), ‘Kuran’ı güzel okuma yarışması’ndan dönmekte olan ve yanlarında kendi çocukları olan türbanlı iki kadın şöyle konuşuyorlardı: ‘Yarışmayı falan çocuk kazanmalıydı çünkü en güzel o okudu Kuran’ı; belli ki kazanan çocuk torpilli.’. Yanındaki bayan: ‘Evet, falancanın akrabası imiş zaten.’.

 

İşte; ‘Kuran’ı güzel okuma yarışması’, ‘Ezan’ı güzel okuma yarışması’ diye gideceğiniz nokta bu.

 

Yarışma demek rekabet demektir ki kapitalist bir yaklaşımdır; rekabet demek hırs; hırs demek de nefs demektir. Nefs de dinin yani dinli olmanın yani insanca insan olmanın ve insanca insanlığın en büyük düşmanıdır çünkü nefs hem en büyük cehalettir hem de kötülüklerin hem nedeni hem amaçıdır(amacıdır).

 

Rekabet insanları önce dost gibi yapsa da sonunda insanları birbirlerine düşürür ki toplum mühendisliği ya da algı operasyonu denilen şeyin uzun süreçteki asıl amaçı da budur. Yani Müslümanları önce, ilk bakışta güzel, iyi, hoş, yararlı, doğru gibi görünen şeylere çekmek, sonra da Müslümanları birbirlerine düşürmek, toplumları parçalamak, ülkeleri yıkmak; farkında olunan ya da olunmayan, uzun vadeli süreçteki asıl amaç budur.

 

İslamiyet ‘Kuran’ı güzel okumak’ demek değildir; İslamiyet dini tanımlayan Din hadisileri’nin tanımladığı gibi bilimsel, ahlaklı, vicdanlı, merhametli, medeni, nefssiz, inzivada, güvenilir, dürüst, tarafsız insan ve toplum olmaktır. İslamiyet ezanı güzel okumak demek değildir. Bu tür yarışmaları düzenleyenler belli ki ya içine düşürüldükleri büyük tuzağı anlamıyorlar ya da anlamazdan geliyorlar ya da ‘Ezanı makamlı değil makamsız okuyun’ hadisini bilmiyorlar ya da bu hadisin anlamını anlamıyorlar demektir ki hadis ‘Sultanlarla kanka olmak dine aykırıdır’ anlamındaki ‘Sultanlarla düşüpkalkan/sultanlarla düşüp kalkan alimler bile hırsızdır’ demesine karşın hem Ramazan ayı’na ‘Sultan’ denilmesi hem de hadis ‘Ramazan demeyin, Ramazan ayı deyin çünkü Ramazan Allah’ın sıfatlarından biridir’ demesine karşın ısrarla Ramazan ayı yerine ‘Ramazan’ demeleri de buna kanıttır.

 

Kuran’ı o yarışmalarda nasıl okuyorlar? Arabça, makamlı ve adeta gazel gibi okuyorlar; peki Kuran’ın Türkçe çevirisi nasıl okunuyor, gazel gibi mi, makamlı mı, mektup, kitap okur gibi mi? Peki Kuran bir tebliğ değil mi; tebliğler mektup okur gibi mi okunur, gazel okur gibi mi okunur?

 

Bu durumda oluşan ya da oluşturulmak istenilen amaç ya da durum ne? ‘Biz Kuran’ın, dinin, İslamiyet’in anlamını bilmiyoruz ancak bakın Kuran’ı çok güzel okuyoruz’ demektir, dedirtmektir yani nefsi tatmindir.

 

Dini tanımlayan Din hadisileri ne diyor? ‘Din bilimdir/ilimdir, bilim yoksa din de olmaz’ diyor; yani ‘Hafız, imam yetiştirin’ demiyor, alim ve alime yetiştirin, bilimle uğraşın diyor.

 

Gerçekte bu tür yarışmalar Müslümanları, Müslüman toplumları bilimden, kitap okumaktan, araştırmaktan, öğrenmekten, yaratıcı olmaktan, ve böylece Batıya rakip olmasının önüne geçilmesi amaçı ya da işlevi içerir.

 

Din ya da İslamiyet dini inançı dini tanımlayan Din hadisileri’ne uygun insan ve toplum olmaktır.

 

Kuran’ı, ezanı ya da İslamiyet’i müzik ya da nefs haline getirmek dini de, İslamiyet dini inançını da anlamamak demektir, ve dini tanımlayan Din hadisileri’nden uzak, yoksun yoz bir bakış açısının ürünüdür.

 

Güzellik bölücüdür, yıkıcıdır çünkü duygulara yani nefse yöneliktir; akıla, mantığa değil.

 

İslam dünyası Kuran’ı güzel okuma dünyası, Ezan’ı güzel okuma dünyası değil; dini tanımlayan Din hadisileri dünyası ve en başta da bilim dünyası olmalıdır. Peki Diyanet’in, ilahiyatların, Kuran kursu’larının(kurslarının) laboratuarları, mikroskopları, teleskopları var mı?

 

Gerçek ki İslam dünyasının başına felsefe, bilim, ve Din hadisileri’ni bilen önderler, liderler geçmelidir yoksa İslamiyet ya da Müslümanlık Kuran’ı güzel okumak, Ezan’ı güzel okumak, ve falan yandaş siyasi partiye oy vermek durumuna gelir. Sonra da İslam dünyasının geri kalmasının suçunu da hiç Batıya falan atmayın. Gerçek ki İslam dünyası için asıl, gerçek nifak İslam dünyasının dini tanımlayan Din hadisileri’nden uzaklaşmasıdır.

 

Siyaset dine aykırıdır çünkü siyaset demek en masum tarif ile ‘yandaşlık’ demektir yani ‘cehalet ve nefs’ demektir oysa din bilimsellik, dürüstlük, adillik ve vicdan ister. Sen ey Trt; Akp yandaşı değil misin? Sen ey Trt; öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmekten çekinmemiş yani Türklükte de, dinde de yeri olmayan yani dini tanımlayan Din hadisilerine en dibinden bile aykırı olan bir Osmanlı hanedanlığı diktatörlüğünü ve sultanlarını baştaçı eden değil misin; ve onu baştaçı eden Akp’ye yandaşlık içinde değil misin? Sen öyle iken nasıl dinden söz edebilirsin? Bu durumunu ‘Kuran’ı güzel okuma yarışmasıları(yarışmaları)’ ile mi sorunsuz göstermeye çalışıyorsun? Hadis ‘Kuran’ı okurken ağlamıyorsanız Kuran’ı okumuş sayılmazsınız’ diyor; senin yarışmacılarının kaçı Kuran’ı okurken ağlıyor? Dini ya da İslamiyeti ya da Kuran’ı yarışma haline getirmek, hele ki bir kitabı güzel okumak haline getirmek dini de, İslamiyet’i de anlamamaktır.

 

İslamiyet Kuran’ı, Ezan’ı güzel okumak değildir; dini tanımlayan Din hadisileri’ne uygun insan olmaktır. Din bir kitabı güzel okumak ya da bir ilahiyi güzel okumak değildir; dini tanımlayan Din hadisileri’ne uygun insan olmaktır.

 

İslamiyet Kuran’ın güzel okunmasını değil; dini tanımlayan Din hadisileri’ne uygun insan ve toplum olunmasını istiyor. İslamiyet ya da din senden Kuran’ı ya da Ezan’ı güzel okumanı değil; dini tanımlayan Din hadisileri’ni öğrenmeni, ve düşünür(filozof), alim, alime, bilge, bilimci olmanı istiyor, bekliyor. Kuran’ı güzel okuyan olur, güzel okumayan olur; kiminin sesi güzeldir, kiminin sesi güzel değildir; kiminin gözleri kördür, kiminin kulakları sağırdır, kimi kekemedir oysa din sesi güzel olsun olmasın herkes içindir, herkesin yapabileceği bir şeydir, herkesin yapması gereken bir şeydir, herkesin uyması gereken birşeydir.

 

Ey Trt sen önce Din hadisileri’ni öğren ve siyasetten de, Osmanlı’dan da uzak dur. Sarılman gereken şey siyaset ya da Osmanlı değil dini tanımlayan Din hadisileri’dir yani bilimsellik, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, nefssizlik, medenilik, tarafsızlık.

 

Siz gerçekte Kuran’ı güzel okumuyorsunuz; siz gerçekte cehaletinizi ve nefsinizi güzel okuyorsunuz.

 

Ey İslam dünyası uyan artık ve dini tanımlayan Din hadisileri’ne sarıl; Din hadisileri’ne aykırı şeyler değil. Ey İslam dünyası bil ki senin için en büyük fitne Din hadisileri’nden uzak olmandır, Din hadisileri’ne aykırı olmandır. Bak; sana biryanda(bir yanda) camiler yapanlar, biryanda da bikinili, mayolu yani sütyen-külotlu yani çıplak yani dine aykırı pılajlar yapıyorlar. Kuran’ı güzel okumak bunu örtmez, bunu masum göstermez. Siyasi partilere oy vereceğin zaman sor, bak, hangisi dini tanımlayan Din hadisileri’ne uygun; hangisi dini tanımlayan Din hadisileri’ne uygun vaatler veriyor; hangisi dini tanımlayan Din hadisileri’ne uygun yöneticilere ve kadrolara sahip? Kuran’ı, Ezan’ı, Mevlid’i, ilahileri güzel okuyanlara değil; dini tanımlayan Din hadisileri’ne uyanlara bak.

 

Güzellik yarışmasıları nefstir ve nefs dine aykırıdır çünkü nefs hem en büyük cehalettir hem de her kötülüğün hem nedeni hem amaçıdır(amacıdır). Nefs yarışmasılarından, güzellik yarışmasılarından, beden yarışmasılarından, gösteriş yarışmasılarından, nefs yarışmasılarından uzak durun.

 

Toplumları yarışmalarla oyalamayın. Kendinizi yarışmalarla oyalamayın. Gösteriş dinliye uygun değildir; gösteriş dinliye aykırıdır. İnsanları ve toplumları sesinizle, duygu ile değil dini tanımlayan Din hadisileri ile etkileyin.

 

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 10.5.19/05.48

(Öteki yazılarımı www.siir-defteri.com'da okuyabilirsiniz).


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (5) Felsefe 04.12.2019
İşin aslı öyle değil- Defol ALEXİ !  Felsefe 30.11.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (3) (4) Felsefe 04.10.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (1) (2) Felsefe 24.09.2019
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019