MÜHENDİSLİK VE TIP YÜKSEK ZEKA İSTEMEZ SAVIM

Toplumumuzda eskiden beri ‘Mühendislik fakültesi ve tıp fakültesi yani mühendis olmak ve doktor olmak yüksek zeka ister’ gibi bir inanış, düşünce, kanı sav var.

 

Bunun temel nedeni kuşkusuz ki nitel zekayı bilmemekten; zekanın yalnızca nicel türünü bilmekten kaynaklanıyor.

 

Kuşkusuz ki mühendis olmak da, doktor olmak da yüksek zeka ister ancak bu zeka nicel bir zekadır yani nitel zeka değildir; ve bu nicel zeka da daha çok genetik belleğe(hafızaya) dayalıdır yani mühendis olmak için de, doktor olmak için de gerekli olan şey zeka değil bellek gücüdür çünkü özelde mühendislik ve tıp, genelde ise doğal bilimler ezbere yani belleğe dayalıdır çünkü bunlar özde, genelde doğadır ve doğa ezberlenir.

 

Savım ki niceliğe yani nicel zekaya yani nicel dünyaya yani nicel ilişkilere yani sayılara yani kütleye ilgi duyanların ilk seçecekleri bölümlerdir üniversitede, mühendislik bölümü ve tıp bölümü. Yani mühendisliği ya da tıppı(tıbbı) seçmek nicel genetik belleğin ve lise nicel eğitiminin zorunlu bir sonuçudur(sonucudur).

 

Mühendislik ve doktorluk niceliktir yani var olanı ezberlemek üzerinedir; bu nedenle zekadan çok bellek gücü gerektirirler ve bu konuda en büyük olanak da genetik bellek yani genetik ezber özelliğidir; yani toplumsal bilimler var olanı yani somutu ezberlemek üzerine kurulu değildir çünkü bunlarda ortalıkta somut bir şey yoktur, hep aynı kalan, hep dengede olan bir şey yoktur, sürekli değişen bir şey vardır, ve sürekli değiştirilebilen bir şey de vardır yani sürekli bir hareket, sürekli bir değişim, sürekli bir kararsızlık vardır; yani örnek ki insan bedeni bin yıl önce nasıldı ise şimdi de öyledir, bin yıl sonra da öyle olacaktır oysa devletler, hukuklar, ekonomiler, insanlar sürekli değişirler yani doğal bilimler mekanik fizik gibi ise toplumsal bilimler quantum fiziği gibidirler yani doğal bilimlerde bellek işe yararken toplumsal bilimlerde bellek pek işe yaramaz çünkü doğal bilimlerde öğretilen şeyler genelde hep doğru, hep kalıcı şeyler iken toplumsal bilimlerde öğretilen şeyler sürekli değişen şeylerdir yani doğal bilimler belleğe büyük gereksinim duyarlarken toplumsal bilimler zekaya yani sürekli düşünmeye, sürekli akılyürütmeye(akıl yürütmeye) büyük gereksinim duyarlar.

 

Kuşkusuz ki mühendis, doktor, fizikçi, kimyacı, biyolog olmak için de yüksek zeka gerekir ancak bu zeka nitel değil niceldir yani nitel zeka değil nicel zekadır yani genelde, daha çok, belleğe dayalı bir zekadır. Yani diyelim ki nicel zekanın en yükseği olan 100’ü, nitel zekanın 1’idir çünkü nicel zeka ile nitel zeka farklı iki dünyadır mekanik fizik ile quantum fiziği, düzlem geometrisi ile uzay geometrisi gibi; ve nitel zeka nicel zekadan üstündür yani nicel zekanın 100 değil bin olması bile nitel zeka için bir anlam taşımaz ki yüksek zekalı diktatörler, yüksek zekalı ahlaksızlar, yüksek zekalı dolandırıcılar, yüksek zekalı mafyacılar ile de doludur tarih ancak onların yüksek zekası yüksek nitel zeka değil yüksek nicel zekadır. Yani doğal bilimlerde yani nicel zekada, sayıları çözersin, iş olur biter oysa doğal bilimlerde sayıları değil sorunları çözmek gerekir yani örnek ki kimyada, bir madde gerektiğinden az ya da çok koyulmuştur, nicel ayarlaması yapılır, iş biter ancak toplumsal bilimlerde, örnek ki suçları önlemek o kadar kolay, basit, nicel, kendiliğinden bir iş değildir.

 

Toplumsal bilimlerden hukuk gerçekte doğal bilimler ile toplumsal bilimler arası biryerdir çünkü özünde hukuk siyasi iktidarların yaptıkları kanunları ezberlemektir. Toplumsal bilimlerin zirvesi ise felsefedir çünkü felsefe hem ezbere karşıdır hem de düzene yani hukuk her şeyi sorgulamazken, getirilmiş hukuka boyuneğerken(boyun eğerken), felsefe her şeyi sorgular ve hiçbirşeye boyuneğmez.

 

Bu nedenle ki zeki, akıllı, mantıklı, üstün beyinli, üstün ruhlu, üstün kişilikli insanlar ve toplumlar yetiştirmek, yaratmak ancak felsefe ile olur. Bu nedenle felsefe anaokulundan, üniversite sona kadar eğitim her aşamasında olmalıdır yani felsefesiz eğitim eğitim değildir. Ancak burada sorun şu: Dünyada, okullarda felsefe diye öğretilmekte olan şey gerçekte felsefe değildir, felsefe tarihidir, felsefe mazisidir, felsefe magazinidir.

 

Yani ister mühendis olsun ister doktor ister fizikçi ister kimyacı ister matematikçi, ister hukukçu, ister öğretmen; üniversite mezunu insanlara ‘Felsefe biliyor musun?’ diye de sorulmalıdır ki üniversiteyi tam mı okumuş, eksik mi okumuş anlaşılsın. Felsefe bilip bilmemenin kısa, öz, özet ölçütü ise şudur: Bilimdışı şeylere inanmamak, ahlaklı olmak, modasız olmak ve nefssiz olmak yani mantıklı ve sade(yalın) insan olmak; yani bu üç şey olmayan insan üniversite felsefe mezunu bile olsa felsefeyi bilmiyor demektir yani bu açıdan ki ortalıkta sütyen-külot yani bikini, mayo dolaşanlar; sigara, içki içenler; dövmeliler, pirsingliler, takılılar, makyajlılar; açıksaçık giyinenler; daracık giyinenler; cinsel sunumlu/tahrikli giyinenler; zina yapanlar, fuhuş yapanlar, cinsel zaaf içinde olanlar, yemek içmek zaafı içinde; keyifine bakmak için yaşayanlar; siyasi yandaşlık içinde olanlar; cinlere, perilere, fala, büyüye, ilahlara, bilimdışı şeylere/doğaüstü varlıklara inananlar elli üniversite de okumuş olsalar üniversiteyi tam okumamışlar yani felsefeyi öğrenmemişler demektir; üniversitede felsefe okumuşlarsa da doğru felsefeyi öğrenmemişler demektir yani üniversite bitirmiş, ortalıkta bikini, mayo diye sütyen-külot dolaşıyor yani utanmayı yani ahlakı dışlamış, böyle üniversite mezunu olmaz ya da üniversite bitirmiş bilimdışı şeylere inanıyor yani akılı, mantığı, bilimselliği dışlamış, böyle üniversite mezunu da olmaz. Yani üniversite mezunularının zekaları için diplomalarına, mevkilerine, makamlarına, başarılarına değil felsefel durumlarına yani ruhsal durumlarına bakmak gerekir.

 

Çocukları, öğrencileri nicel zekaya değil nitel zekaya yönlendirin örnek ki küçücük çocuklara, küçücük öğrencilere yabancı dil ve karekod(Qr kod) yazmayı değil felsefeyi öğretin; ‘Benim çocuğum mühendislik fakültesine gidiyor’, ‘Benim çocuğum tıp fakültesine gidiyor’, ‘Benim çocuğum doçent olacak’, ‘Benim çocuğum Pırof/Prof olacak’, ‘Benim çocuğum öğretmen olacak’, ‘Benim çocuğum hukukçu olacak’ diye de övünmeyin; felsefe bilmiyorsa üniversiteyi eksik bitirmiş demektir..

 

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 4.5.19/08.18

 

(Öteki yazılarımı 'www.siir-defteri.com' sitesinde okuyabilirsiniz.)

 

 

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
İLK KANUNUM Şiir 22.08.2019
CÜBBELİ AHMET DİN SİYASET VE DEVLET BEKASI Felsefe 21.08.2019
BU ÜLKEDE TÜRKİYE NEREDE? Şiir 20.08.2019
TÜRKİYE'Yİ KURTARMAK SAVIM Felsefe 19.08.2019
GENELEVLERE SES ÇIKARMAYANLARIN TACİZCİLERİ LİNÇ ETMEYE KALKMALARI Felsefe 18.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Masadaki 19 Felsefe 08.08.2019
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019
DOĞRUNUN PİTORESKİ Felsefe 26.06.2019
MÜMKÜNSÜZLÜĞÜN İPİNCE SIRTI Felsefe 22.06.2019
ARGÜMANTASYONU ŞEKİL OLANIN İKİ DÜNYASI BERBAT OLUR Felsefe 18.06.2019