ERSOY DEDE VE HALK TV

Yandaşlık felsefeye de, bilime de, dini tanımlayan Din hadisileri’ne de aykırı bir şeydir çünkü yandaşlık hem cehalet ve nefstir hem de konuların/sorunların) çıkara ya da nefse uygun, yalnızca bir yanına bakmaya neden olur.

 

Akp’ci Star gazetesi köşe yazarılarından(yazarlarından) Ersoy Dede ile, Halk Tv’nin hali hem Türkiye’nin halini hem de Akp dünyasındaki mantıksızlığı ve tutarsızlığı; ve Chp dünyasındaki ya da Atatürkçü ya da demokrasici ya da laik ya da sol dünyadaki mantıksızlığı ve tutarsızlığı sergilemektedir.

 

Ersoy Dede; İstanbul’da, 5 yaşındaki bir kız çocuğuna bir Pakistanlıca yapılan tecavüz sonrası, anneleri de, babaları da suçlamış ve ‘Beş yaşındaki bir çocuk yanında annesi, babası, bir yakını olmadan sokakta ne arıyor?’ demişdi(demişti). Chp’ci Halk Tv’de, ‘Zamanın ruhu’ adlı yayında da ‘Ersoy Dede saldırgan yerine kurbanları suçluyor’ türünde yaklaşım yapılmışdı(yapılmıştı).

 

Dışarıda yalnızca kötü, tehlikeli ya da sapık insanlar değil; zararlı güneş, fırtına, kasırga, salgın hastalıklar, fare/sıçan işgali, göktaşı(meteor) yağmuru, uzaylılar, canavarlar gibi şeyler de olabilir. Yani insanlar çocuklarını gözlerinin önünden ayırmamak zorundalar artık; nedeni ne olursa olsun.

 

Suçlanmak mantığı ya da suçlamak mantığı açısından; hastaya yanlış tedavi(sağaltım) uygulamış doktor da suçlanabilir; ‘Sen de hastalanmasaydın, suç senin’ diye hasta da suçlanabilir yani durum ya zekaya bağlı ya keyfi birdurum(bir durum). Yani küçük bir çocuğa saldırıda bulunan kişi zaten suçlanır da; ‘Küçücük bir çocuğu tek başına sokağa neden saldınız?’ diye, küçük bir çocuğu tek başına sokağa salan anne de, baba da suçlanabilir. Burada; gerçekte sorun geneldedir yani genel halde yani ‘Bir ülke neden genelde insanlar, özelde ise çocuklar için güvenilir, güvenli, huzurlu durumda değildir?’ durumu olaylardan yani suçlardan önce gelir; ancak, dediğim gibi, evlerin dışıları(dışları) doğal felaketler ile de, tırafik(trafik) ile de, çocuklar arasındaki kavga nedeni ile de güvensiz bir durumda olabilir yani hiçbir ülke sonsuz bir güvenilirlik içinde olamaz kuramsal açıdan yani önce ülkenin genel durumuna bakmak zorunludur. Yani örnek ki bir ülkede, sokaklarda, salgın bir hastalık varsa, çocuklarını sokağa salanlardan önce, ülkede bu salgın hastalığa neden olan devlet ya da hükümet suçlanmalıdır ancak çocukları sokağa salanlar da suçlanmalıdır yani bunda tuhaf bir durum yoktur.

 

Yani çocukların başlarına gelen sorunlarda anneler de, babalar da suçlanmak zorunda artık; anneler, babalar da çocuklarını korumak konusunda sorumluluk almak zorundalar artık. Yani artık yalnızca kötülük yapanlar değil; kötülüğe karşı önlem almayanlar da suçlanmak ya da eleştirilmek ya da tepki görmek zorundalar artık. Yani sokaklar bundan 50 yıl önceki gibi düşünülemez artık.

 

Yani gerçekte Halk Tv de, Ersoy Dede de doğru söylemektedir. Ancak Halk Tv bu konuda, özel açıdan doğru bir durumda değildir çünkü Ersoy Dede’yi yalnızca anneleri, babaları suçlar durumda göstermiştir oysa Ersoy Dede yalnızca biryanı(bir yanı/birtarafı, bir tarafı) değil herkesi suçluyor ancak anlaşılmakta ki Halk Tv yalnızca suçluları suçlamak içinde.

 

Ersoy Dede’nin unuttuğu konulardan biri şu: Kendi öz çocuklarına tecavüz eden babalar da var olmaya başladı dünyada, ve ülkemizde; ve ülkemizde çocuk yurtlarında yaşanılan çocuk tecavüzüleri(tecavüzleri) de var; yani hem öz babalar hem de evlerin içi, yani sokaklar değil yani Ersoy Dede olaylardaki yalnızca özel duruma değil, genel duruma da bakmak zorunda. Yani gerçekte konu ne yalnızca suçlu konusu ne yalnızca mağdur/mağdure konusu ne de yalnızca hem suçlu hem mağdur/mağdure konusu yani olayda, konuda genel bir durum, genel bir sorun da var.

 

Öteyandan(Öte yandan) Ersoy Dede; çocuklara saldırılar konusunda kullandığı mantığı acaba bikini, mayo, cinsel sunumlu/cinsel tahrikli/ahlakdışı/akıldışı/utanmaz moda konusunda da kullanıyor mu; yani ahlakdışı moda içindeki insanlara bir cinsel saldırıda ‘Siz de öyle giyinmeseydiniz’ diyor mu; çünkü onun o mantığı buna da götürür. Bu durumda da Ersoy Dede geneli yani düzeni yani ahlaka aykırı giyimi yasaklamayan devleti ya da hükümeti de suçlamak zorunda yani her konuya, neresinden bakılırsa bakılsın sonunda devlet ya da hükümet de giriyor, girer; bu açından da suçlar konusunda idam cezası isteyenler önce geneli yani devleti ya da hükümeti suçlamak zorundadır, ‘Neden bilimsel, ahlaklı, bilinçli, mantıklı, vicdanlı, merhametli, adil, insani, medeni bir ülke, toplum yaratmıyorsun?’ diye. Yani örnek ki evleri fareler basmış, fareler suçlanıyor, farelere saldırılıyor, fareler öldürülüyor; oysa dışarıyı sular seller basmış çünkü belediye lağımlara gereken teknolojik ilgiyi göstermemiş; lağım suyuları(suları) her yana taşınca fareler de her yana yayılmışlar; yani bir zeka zeki ise özeli de geneli de görmelidir, anlamalıdır ancak görülen ki Ersoy Dede konunun yalnızca özel yönünü, Halk Tv de konunun yalnızca genel yönünü görmekte gibi bir durumda. Yani konu, sorun yalnızca çocuklar için değil herkes için geçerli; bakın ülkede dolandırıcılıktan cinsel saldırılara kadar her konuda suçlar adeta altın çağlarını yaşıyor gibi bir durumdalar; bakın Türkiye yolsuzlukta Avrupa’da birinci, dünyada ikinci sırada yani bu durumda suçların çoğalması, yayılması neden yalnızca insanların üzerine atılsın yani ülkenin genel durumunu da görmek gerekir.

 

Yani Halk Tv’de ‘Zamanın ruhu’ diyor ki ‘Ben istersem sütyen-külot ortalıkta gezerim, kimse bana karışamaz’, Ersoy Dede de demiyor ki ‘Ahlaka aykırı giyimlilere cinsel saldırılarda ahlaka aykırı giyimliler de suçludur, moda da’.

 

Ve Ersoy Dede’nin görmediği ya da anlamadığı ya da dikkat etmediği bir konu var: Özelde, Küçükçekmece’deki çocuğa tecavüz eden bir Pakistanlı yani Müslüman bir ülkeden; Türkiye’de çocuklara tecavüz edenler de Müslüman bir ülkede; ve o Pakistanlı büyük olasılıkla ‘Ben Müslümanım’ diyen yani dini inançlı bir kişi; Karaman’da İslamcı bir vakıfda(vakıfta), 8-10 yaşları arasındaki 45 erkek çocuğuna(çocuğa/çocuka) tecavüz eden evlibarklı(evli barklı), yurt öğretmeni de büyük olasılıkla ‘Ben Müslümanım’ diyen yani dini inançlı bir kişi. Yani bu durumda konuya yalnızca suç konusundan değil; ‘Acaba Müslümanlarda yozlaşma mı var?’ diye de bakmak ve Müslümanların kendilerine birbakmaları(bir bakmaları) gerekir ki bence İslam dünyası dini tanımlayan Din hadisileri’nden zıt yönde ve çok uzak bir durumda örnek ki ‘Müslüman’ denilen Türkiye’de genelevler var, sütyenli-külotlu pılajlar(plajlar) ve yüzme havuzuları(havuzları) var, barlar-pavyonlar-sıtriptiz(striptiz) kulübüleri(kulüpleri)-diskotekler-sexshoplar-ahlaka aykırı moda-ahlaka aykırı ünlüler var, zinanın suç olmaması var, eşcinsellik eşcinsel evliliğe kadar serbest, falan, yani bu durumda genel sorunu görmeyip farelerle uğraşmak çözüm olmaz. Bakın Star gazetesi bile siyasi yandaşlık içinde yani Star gazetesinin hiç Akp’yi, Erdoğan’ı eleştirdiğini gördünüz mü; oysa din yani Din hadisileri tarafsızlık, adillik, dürüstlük de ister.

 

Yani suçlar konusunda hapishanelerde bir ‘dini inanç’ araştırması yapılması zorunludur, suçlara karşı doğru önlemleri almak için çünkü bir ülkede toplumun örnek ki %100’ü dini inançlı ise suçluların %100’ü dini inançlıdır, bir ülkede toplumun %100’ü dinsiz ise, suçluların %100’ü dinsizdir, ve bu duruma göre de çözüm, önlem üretmek gerekir çünkü bir durum ‘Dini inançlılar içindeki yozlaşma’yı, bir durum da ‘Dinsizler içindeki yozlaşma’yı gösterir, ve buna göre de çözümler, önlemler üretilmelidir yani midesi hasta insana göz damlası verilmez yani önce sorunu dibinden tepesine kadar araştırmak, incelemek, anlamak, tanımlamak gerekir, çözüm ve önlem üretmek için.

 

Yani suçlular dini inançlı ise ya dini inançlılarda yozlaşma vardır ya da din diye Din hadisileri öğretilmiyor, başka şeyler öğretiliyordur; bunu araştırmak gerekir. Yani suçlara karşı önlemler almak için hapishaneleri de incelemek gerekir, zorunludur.

 

Yani örnek ki kanser genel ve küresel bir hastalıktır ancak biryerde kanserlik olağanın üstünde ise konuya yalnızca kanser yani hastalık yani tıp açısından değil; o yerde kanserin neden çok fazla olduğu konusundan da yaklaşmak gerekir yani yalnızca hastalığa karşı çözüm üretmek yetmez, hastalığın nedenlerine karşı da çözüm üretmek gerekir. Yani bir ülkede genelde; suçluların adları falan ad ise; suçlarla o ad arasında bir ilişki olup olmadığı da araştırılmalıdır. Suçlar konusunda örnek ki internetin ya da bilgisayar oyunularının(oyunlarının), oyuncakların, modanın, medyanın, televizyon reklamılarının(reklamlarının), yiyeceklerin, içeceklerin, genlerin, çevrenin, siyasetin, ekonominin, ünlülerin, sanatçıların ilgisinin olup olmadığı da araştırılmalıdır. Yani hiçbirşey tek birşeyden oluşmaz; yalnızca tek bir şeye odaklanmak çözümsüzlüktür.

 

Yani Ersoy Dede de sorunun bir yanına vurgu yapmaktadır, Halk Tv de yani ikisi de doğrudur, ikisi de halklıdır ancak bir de sonunun, onların savlarının üstünde ya da dışında nedenleri de vardır.

 

Yani ülke ‘Ben Müslümanım, dinliyim’ diyor ancak ülkenin genel hali ile bu açıklama arasında zıt ve büyük bir çelişki var; bu durumda, insanların da çelişki içinde olmaları zorunlu ya da kaçınılmaz olur. Yani bu suçları uzaylılar gelip işlemiyor; ülkenin içindeki insanlar işliyor.

 

Yani bakın, demek ki Pakistan da büyük bir yozluk içinde İslami ya da dinsel açıdan. Yani Pakistanlı biri bunu nasıl yapar; araştırılması gereken konu işte budur. Gerçek ki insanlar akıllı doğmazlar; akıl öğretilirse akıllı olurlar; ve bunu da yalnızca, ancak felsefe, bilim, ve Din hadisileri yapabilir. Peki Türkiye Felsefe-Bilim-Din hadisileri ülkesi mi; Felsefe-Bilim-Din hadisileri ile mi yoksa bunlarla ilgisiz/alakasız şeylerle mi yönetiliyor?

 

Suçluları suçlamak ve cezalandırmak kolaydır; önemli olan şey suçların nedenlerini araştırmaktır. Yani düşünün; masum, sevimli, bir bebek nasıl barbar, vahşi, cani hale gelebiliyor; işte asıl düşünülmesi, asıl düşünmeniz gereken konu budur; ve bu da ancak felsefe, bilim, ve Din hadisileri ile yapılabilir. Ve insanlar, insanlık şunu da anlamak zorunda: İdam cezası olmayan birçok ülke ya sıfır ya çok düşük suç oranına sahiptir; ve idam cezası olan ülkeler de genelde en yüksek suç oranına sahip ülkelerdir; yani idamsızlık nasıl çözüm olabiliyor, idam nasıl çözüm olmuyor, insanlar/toplumlar bunu düşünmek zorundadır, eğer suçları gerçekten önlemek istiyorlarsa.

 

Hapishanelerde araştırma yapılmalı; çocuklara tecavüz edenlerin yüzde kaşı dini inançlı, yüzde kaçı dini inançsız. Belki de çözüm dini inançsız olmaktadır? Öyle ise; suçları önlemek için dini inançsız olmak cesaretini gösterebilecek misiniz? Ancak bence en doğrusu toplumu, insanları felsefe, bilim, ve Din hadisileri ile eğitmek, ve ülkeyi felsefe, bilim, ve Din hadisileri ile yönetmektir; yoksa baksanıza Türkiye yolsuzlukta Avrupa birincisi, dünya ikincisi; bunda sokaklardaki sapık insanların ne suçu var?

 

Bilirsiniz, balığın tazesi yani doğrusu, başından anlaşılır; balık almak için, başına bakılır.

 

Evet; öncebir(önce bir) hapishaneleri gezip araştırın; sonra karar verin.

 

Yani sokakda(sokakta) çocuklar kavga ediyorlar olsalar insan birkoşup(bir koşup) bakar, ‘İçlerinde benim çocuğum da var mı?’ diye.

 

Hapishanelere de koşup birbakın(bir bakın); ‘İçlerinde benim dini inançlılarım da var mı?’ diye? Belki de sizin dini inançınızdan(inancınızdan) değil de başka dini inançlardandır; ozaman(o zaman) rahatlarsınız.

 

Suçluların yalnızca sabıka kayıtlarına değil; dini inanç durumularına(durumlarına) ve milliyetlerine de bakın artık.

 

Yani ne Akp’den hayr var ne Chp’den ne bir başka siyasi partiden çünkü zaten siyasette hayr yoktur çünkü siyaset cehalet, barbarlık ve nefstir. Tek çözüm, tek doğru yol yalnızca felsefe, bilim, ve Din hadisileri’dir.

 

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 1.5.19/07.50


Başlık Kategori Yayın Tarihi
CÜBBELİ AHMET DİN SİYASET VE DEVLET BEKASI Felsefe 21.08.2019
BU ÜLKEDE TÜRKİYE NEREDE? Şiir 20.08.2019
TÜRKİYE'Yİ KURTARMAK SAVIM Felsefe 19.08.2019
GENELEVLERE SES ÇIKARMAYANLARIN TACİZCİLERİ LİNÇ ETMEYE KALKMALARI Felsefe 18.08.2019
MEHMETÇİK VAKFI'NIN TUHAF REKLAMI Felsefe 17.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Masadaki 19 Felsefe 08.08.2019
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019
DOĞRUNUN PİTORESKİ Felsefe 26.06.2019
MÜMKÜNSÜZLÜĞÜN İPİNCE SIRTI Felsefe 22.06.2019
ARGÜMANTASYONU ŞEKİL OLANIN İKİ DÜNYASI BERBAT OLUR Felsefe 18.06.2019