SANATIN VE AMERİKA'NIN SONU SAVIM

Farkında mısınız; sinema salonularında(salonlarında) ve televizyonda Avrupa filımları artık yok.

 

Amerikan filımları(filmleri) de pek yok.

 

Amerikan filımları da akıldışı ya da insanlıkdışı şeyler artık. Bu nedenle Amerikan filımları çizgi filımlara yöneldi.

 

Televizyondaki yabancı filımlara bakıyorsunuz; sanki Abd’den başka ülkede filım çekilmiyormuş gibi, hep Amerikan filımları; ve abuksubuk, cani, vahşi tür filımlar. Yani dünya sinemasının zirvesini temsil eden Amerikan filımları artık ya akıldışı, vahşi, barbar, canice şeyler ya da çizgi filım gibi şeyler.

 

Dünyada 70 ülke olsa, tümü de yılda birer filım çekse, yılda 72 filım eder; bir yılda 52 hafta var yani hafta başına yaklaşık iki filım eder ancak bakıyorsunuz, televizyonda Amerikan filımları bile yeni filımlar değil artık; televizyonda gösterilen Amerikan filımları her gün aynı filımlar artık; peki nerede öteki ülkelerin çektikleri filımlar? Sanat biryerden sonra özü olan cehalete ve nefse sarılmak zorundadır yani yozlaşmak zorundadır, ve insanlar izlesin diye hergün filım çekilemez ancak bir kitap bir hafta okunabilir, oysa bir filım 2-3 saat sürer yani insanlar ve insanlık kitaplarla, kitap okumakla buluşmak zorundalar artık.

 

Bu durum gerçekte genelde sanatın sonudur, özelde ise Amerikan’nın sonudur çünkü açık ki Amerika insani, medeni, mantıklı filımlar üreten bir beyine, ruha, kişiliğe sahip olamıyor artık. Bunun sonunda da porno filımlara, müzik sanatına, modaya ve sıpora(spora) yöneliyor Amerikan toplumu; yani porno filımlar gerçekte hem Amerika’nın hem de sanatın sonudur; Amerikan müzik sanatına bakın, onun durumu da sinema sanatının durumundan farksız değil, abuksubuk müzikler, abuksubuk müzik/ses sanatçısıları, gerçekte onlar ses sanatçısı değil artık müzik sanatçısı yani Amerikan toplumu ses sanatçısı da üretemiyor artık, müzik sanatçısı üretiyor, onlar da zaten sineması gibi abuksubuk, akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı halde.

 

Amerikan sineması günümüzde çizgi filımlarla, Cia filımları ile, Fbi filımları ile, polis filımları ile, cinayet filımları ile, serikatil(seri katil) filımları ile, pısikopat(psikopat)/sosyopat filımları ile, tekno filımlar ile, Ortaçağ filımları ile, Eski Roma filımları ile, Eski mısır filımları ile, ilkel çağlar filımları ile, dövüş filımları ile, savaş filımları ile durumu kotarmaya, kurtarmaya; sinema sanatının önderliğini, liderliğini elinde tutmaya çalışıyor, peki sonra ne olacak; sinema salonuları porno filımlar ile dolacak. Yani gerçekte bikinili, mayolu, çıplak; akıldışı, ahlakdışı plajların, yüzme havuzularının(havuzlarının), turizımın(turizmin) hali sinema ve müzik sanatının yani insanlığın geleceği son akıldışı/ahlakdışı/insanlıkdışı/mantıksız/barbar/vahşi hali göstermektedir.

 

Türkiye’ye bakın; son yıllardaki Türkiye/Türk filımlarına bakın; abuksubuk, akıldışı, ahlakdışı şeyler. Hindistan filımlarına bakın; onlar da ahlakdışı olmasalar da en azından akıldışı, abuksubuk şeyler. Türkiye’deki müzik sanatının pop, rock, rap hali de öyle; Türkiye’de ses sanatı artık yalnızca türkülerde. Yani sinema sanatındaki yozluk hali müzikte de ses sanatının müzik yani çalgı sanatı haline dönüşmesi biçiminde kendini gösteriyor; yani sinema sanatı artık filım çekim tekniklerine, filım çekim araçlarına, filım çekim teknolojisine yani niceliğe; müzik de ses sanatçısılığından(sanatçılığından) çalgı aletilerine(aletlerine) yani niceliğe indirgenmiş bir durumda yani filım konuları ne kadar saçma, akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı, vahşi, barbar, ilkel ise müzik sözleri de o kadar saçma, akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı, vahşi, barbar, ilkel artık.

 

Şu an görüldüğü kadarı ile gerçek sinema sanatını temsil eden yani insani, medeni, toplumsal, gerçekçi, insanlığa doğru örnek filımlar yalnızca İran’dan çıkıyor.

 

Sanatın sonu olur mu? Olur çünkü gerçeklerin ve doğruların dünyası sanata yani duyguya sığmaz; ve sonunda ya akıldışılaşma ya da ahlakdışılaşma ya da vahşileşme, barbarlaşma durumuna dönüşür. Türkiye’deki müzik sözülerine bakın; ya ‘Sensiz yapamam, sensiz ölürüm, sensiz yaşayamam, şurayı yakarım, burayı dağıtırım gibi ya orgazmik sesler çıkarmalar ya vahşi sesler çıkarmalar halinde genel açıdan.

 

Evet; sanatın sonu vardır, ve olmak zorunda da çünkü gerçekler ve doğrular ne yalnızca duygudur ne de yalnızca duyguya sığarlar. Gerçekleri ve doğruları sanat yani duygu değil felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri temsil eder, sonsuza kadar arar. Bu nedenle insanlar ve insanlık sonunda ya kitap okumaya yönelmek ya da akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı bir duruma dönüşmeye; kuşkusuz ki bu hal demokrasiye, devlet biçimine, ekonomiye, ticarete, hayata da yansıyacaktır ve bu alanlarda da durum akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı durumlar olmaya başlayacaktır yani sanat yani duygu artık sinemaya, müzike(müziğe) sığmaz olacaktır ve bu durum da akıldışılığa, ahlakdışılığa, insanlıkdışılığa yönelmeye neden olacaktır ki bu durumda kurtulmanın, uzak durmanın tek yolu felsefe, bilim, Din hadisileri’dir, ve bu konular üzerine kitaplar okumaktır yani insan ve insanlık artık sinema ve müzik aşamasından kitap okuma aşamasına geçmek zorundadır yoksa sonunda önlerine filım, sanat diye porno filımlar, müzik diye de akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı sözler, ya da çalgı aletileri koyulacaktır, ve sinema sanatının pornoya dönüşmesi, pornoyu yani bedeni taç edinmesi gibi müzik sanatı da dansı yani kendine taç edinecektir ve bu durumlarına bir başka bende kölelikleri olan moda ve sıpor eşlik edecektir, ve sonunda ortaya insanlıktan uzak bir insanlık ve insanlıktan uzak bir dünya çıkacaktır, ve belki o zaman siyasi seçim süreçilerinde(süreçlerinde) oy almak için, iktidara gelmek için porno gösteriler gösterilecektir ve pornocular başa seçilecektir. Resim ve heykel sanatının halini de görmektesiniz: Çıplak yetişkin insan dişisi resimileri(resimleri), heykelileri(heykelleri) durumuna yoğunlaşma, odaklanma durumu hali.

 

Yani artık geçti sanatın, sinemanın, müziğin zamanı; felsefeye, bilime, Din hadisileri’ne, kitaplara ve ruha sarıl.

 

Yani Amerikan sinemasının ve müzik sanatının saçmalaması, abuksubuklaşması gerçekte hem sanatın sonunu hem de Amerika’nın sonunu içermektedir ve anlatmaktadır.

 

Bedene değil ruha sarıl; duyguya değil kitaplara sarıl; sanata değil felsefeye, bilime, Din hadisileri’ne sarıl. Bu nedenle ki dünyanın en çok satan kitapları dini inanç kitapılarıdır(kitaplarıdır, kitablarıdır, kitabılarıdır).

 

Sanat sonunda, ergeç; insanlığın karşısına ahlakdışı kimseleri çıkaracaktır; ancak felsefe, bilim, Din hadisleri ise alimler, alimeler çıkarır. Yani insan ve insanlık doğru ve iyi olarak var olmak istiyorsa birnoktadan(noktadan) sonra sanatı bırakmak, sanattan uzaklaşmak zorundadır.

 

Sanat, duygu saçmasapan, abuksubuk şeyler olabilir ancak mantık, felsefe, bilim, Din hadisileri saçmasapan, abuksubuk şeyler olmaz; yani doğru insan olmak için en güvenilir şey sanat ya da duygu değil mantık, felsefe, bilim, ve Din hadisileri’dir.

 

Yani sanatsız kal ancak akılsız kalma. Çalgı aletisiz kal ancak kitapsız kalma. Duygusuz kal ancak felsefesiz, bilimsiz, Din hadisileri’siz kalma.

 

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 28.4.19/00.08

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (5) Felsefe 04.12.2019
İşin aslı öyle değil- Defol ALEXİ !  Felsefe 30.11.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (3) (4) Felsefe 04.10.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (1) (2) Felsefe 24.09.2019
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019