İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI SEÇİMİNİN İPTALİ

Doğru adalet yasalara(kanunlara) uygunluk değil akıla uygunluktur herşeyden önce ki bu akıla yalnızca mantık değil ahlak ve vicdan da dahildir. Yani akıla uygun olmayan bir kanun kanun olsa da adalet olmaz. Yani adaletin arayışı kanun değildir; akıldır. Yani akılın olmadığı ya da akıla aykırılık olan yerde binlerce kanun olsa da doğru adalet olmaz. Yani adalet yasaların yaptığı ya da yasaları yapanların yaptığı değil doğru akılın(aklın) yaptığıdır. Önce bunu bilelim.

 

2019 martı yerel seçiminde; Chp’nin kazandığı İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçimine önce hile itirazı yapıldı, sonra da yasaya aykırılık itirazı yapıldı Akp’ce. Hile itirazıları(itirazları) seçim sonuçunu değiştiremedi; bu kez de yasaya göre seçim kurulularında(kurullarında) en az bir memur olması gerekirken hiç memur olmadığı itirazı yapıldı ve bu itirazı Yüksek seçim kurulu kabul etdi(etti). Öncelikle şunu bilmek gerekir ki seçimde en büyük hileyi Akp yaptı; Cumhurbaşkanlı hükümet sistemi’ni getirmekle ve cumhurbaşkanlığını genel seçimlere ve yerel seçimlere karıştırmakla çünkü Cumhurbaşkanlı hükümet sistemi gerçekte yalnızca başbakanlığı değil cumhurbaşkanlığını da kaldıran bir sistemdir çünkü görülmekte ki cumhurbaşkanı yalnızca siyasi partisine başkanlık yapmakla kalmayıp siyasi partisinin adına ve siyasi partisi için genel ve yerel seçimlerde açıkça ve mutlak olarak taraf ve uygulamacı olmaktadır ki bu durum cumhurbaşkanlığı kavramına da, kurumuna da aykırı birşeydir; yani cumhurbaşkanının kendi siyasi partisine toplantılarda, kurullarda başkanlık etmesi biryere kadar sessizlikle karşılanabilir ancak kendi siyasi partisi adına, kendi siyasi partisi için, ve muhalif siyasi partilere karşı bir muhalif olarak davranması, yer alması cumhurbaşkanlığı kavramı ve kurumu adına hiç de hoş görülebilecek bir şey değildir.

 

Anlaşılmakta ki Cumhurbaşkanlı hükümet sistemi denilen şey başbakanlığı mutlak olarak ortadan kaldıran, Tbmm’yi etkisizleştiren, cumhurbaşkanlığını da ‘Cumhurbaşkanlığı yok denilmesin’ dedirten; demokrasidışı, laiklikdışı, akıldışı, bilimdışı bir sisteme bir geçiş dönemi yani bir ara dönem sistemi çünkü hem cumhurbaşkan cumhurbaşkanlığına aykırı davranmakta hem de hukuk, kanunlar özellikle genel seçimler ve yerel seçimler alanlarında görüldüğü yalnızca Akp için, yalnızca Akp yararına yorumlanmakta bir durumda gibi.

 

Söz konusu yerel seçimin iptali konusunda Ysk’nin 11 üyesinden 7’si olumlu oy kullanmış, 4’ü kullanmamış; yani o seçimde açıkça, kesin, mutlak bir kanunsuzluk varsa neden tümü de olumlu oy kullanmadı? Yani Ysk üyeleri yargıç kişiler, ve seçim bir cinayet ya da hırsızlık ya da boşanma davası değil ki yargıçlar farklı düşüncelerde olabilsinler; seçim kanunu fizik bilimi, kimya bilimi, çarpım tablosu gibi açık, kesin birşeydir.

 

Chp'nin 'Sandık kurullarına itiraz süresi geçti. Bu süre geçtikten sonra sandık kurullarına itiraz edilemez' savı sandık kurulları yasaya uygun düzenlenmişlerse geçerli olabilir ancak yani örnek ki sandık kuruluları çocuklardan seçilmişse ve bu duruma yasal süresi içinde itiraz edilmemişse o seçim sonuçu sandık kuruluna itiraz süresi geçti diye geçerlilik kazanamaz ancak ortada böyle bir akıldışı durum yok.

 

Öte yandan sandık kurulularını Chp yapmıyor, devletin görevli kurumları yapıyormuş yani sandık kurulularını Chp seçmiş değil. Bu durumda İstanbul'da seçim kurullarını yapanların suçlanması gerekir, Chp’nin değil.

 

Öte yandan. Ysk'nin 4 üyesini cumhurbaşkanı atıyormuş yani Akp genel başkanı çünkü Cumhurbaşkanlı hükümet sistemi denilen şeyde cumhurbaşkanı artık siyasi parti başkanı yani siyasetçi de oldu. Yani bu durumda Ysk'ye cumhurbaşkanı üye atayamaz artık çünkü cumhurbaşkanının Ysk'ye üye ataması cumhurbaşkanı siyasi parti başkanı değilken yani yalnızca cumhurbaşkanı iken idi yani bu durumda artık o 4 üye cumhurbaşkanının değil Akp’nin atadığı üye olmakta yani cumhurbaşkanı Ysk’ye üye atayamamalı ki bunun olmuş olması bile gerçekte yasaya, hukuka aykırılıktır mantık olarak artık. Öteyandan; Ysk’nin 7 üyesini de Tbmm seçiyormuş; ve Akp Tbmm’de çok ya da az, çoğunlukta. Yani bu durumda mantık olarak; hem bir siyasi parti başkanı yani bir siyasi yandaş da olan cumhurbaşkanınca Ysk’ye atanan üyeler siyasidir, hem de Tbmm tarafından seçilen üyeler siyasidir; yani bu durumda kuramsal olarak ileri sürülebilir ki Ysk de siyasidir. Yani açık ki ülkeyi gerçekler ve doğrular değil siyaset yönetmektedir oysa gerçeklerden ve doğrulardan uzak bir ülke doğru ülke olmaktan uzak bir ülkedir. Yani açık ki aşağıdan da, yukarıdan da, ülkeyi siyaset sarmış durumda.

 

Öte yandan; Ysk kanuna aykırı olarak, mühürsüz oy pusularının da seçimde kullanılmasına karar vermişdi yani o karar da kanuna aykırı idi ancak ne Ysk ne Akp buna karşı çıkmamışdı. Yani açık ki Ysk de doğru davranmıyor.

 

Öte yandan; eğer örnek ki bir ilçede hiçbir memur ve memure sandık kurulunda görev almak istemezse o ilçede seçim olmayacak mı sandık kurulunda memur ya da memure yok diye? Memur, memure güvenilir de vatandaş güvenilir değil mi; vatandaş güvenilir değilse vatandaşa neden oy kullandırıyorsunuz? Öteyandan(Öte yandan); sandık kurulunda memur ya da memure olmaması güvenilir olmamak ise bu durumda yedi üyesi cumhurbaşkanınca atanan Ysk de güvenilir olmaz çünkü cumhurbaşkanı aynı zaman da Akp başkanı da.

 

‘Yani seçim sandık kurulularında en az bir devlet memuru olması zorunluluğu büyük olasılıkla cumhuriyetin ilk döneminde yapılmış bir yasadır, cumhuriyet Türkiye’sini Osmanlıcılara ve Türkiye’yi yıkmak isteyen öteki düşmanlara karşı korumak için ancak çağımızda ya da günümüzde bu durum da devleti korumaya yetmiyor ki Fetö’nün devlete yayılması örneğinde bunu gördük yani sandıklara devlet memuru koymak da çözüm değil artık. Öteyandan; bu yasa da yasaya aykırılıkla suçlanabilir yani seçim sandık kurullarında ‘memur’ olması zorunluluğu, yani ‘memure’ de olması zorunluluğunun olmaması cinsiyetçi bir ayrımcılık durumu olur yani seçim sandık kurulularında yalnızca bay devlet memurunun olması, hiç bayan devlet memuresinin olmaması da o yasaya uymayı çözüm yapmaz. Yine öteyandan; ‘Seçim sandık kurulularında devlet memuru yoksa seçim geçerli olmaz’ demek vatandaşa, millete güvenmemek demektir; vatandaşa, millete güvenmiyorsanız neden seçim yapıyorsunuz öyle ise? Yani bu genel seçimler ve yerel seçimler gerçekte hiçbir açıdan güvenilir değildir ki Akp’li Türkiye döneminde her genel seçim ve her yerel seçim Akp’nin hilesi ile suçlanmıştır zaten değil mi? Öteyandan; Atatürk düşmanlığı, demokrasi düşmanlığı, laiklik düşmanlığı, Lozan düşmanlığı açıkça ortada olan Akp gibi bir siyasi partinin bırakın seçimlere girmesi, kurulması bile yasalara, hukuka, anayasaya aykırıdır zaten.

 

Bu durumda; açık ki seçimlerin güvenilir olması ya da kabul edilebilir olması yasalara uygunluk ile değil de seçimlerde, seçim sonuçularını(sonuçlarını) etkileyecek hilenin yapılmamış olmasının kesinliği, kanıtlanmışlığı ile olur ancak ki İstanbul seçiminde hiçbir hile durumunun etkili olmadığı kanıtlanmıştır yani yasalara uygunluk olsa da yasalar doğru değillerse oluşan durum da doğru olmaz; ve felsefeye, bilime, ve dini tanımlayan Din hadisileri’ne aykırı yasalar ve hukuklar asla doğru olmazlar; yani düşünelim ki bir ülkede seçimlere katılmak için ülkenin hükümdarın ayakkabısını yalamak gerekiyor, bu durumda hükümdarın ayakkabısını yalayıp seçime katılmak yasaya uygunluk olsa da akıla yani adalete uygun mudur; yani demek ki doğrunun ölçütü yasalar ya da hukuklar değil sonuçların akıla uygunluğudur ki o akıla ahlak, vicdan ve mantık da dahildir. Yani açık ki cumhurbaşkanının siyasetçi gibi davranmasına olanak veren, cumhurbaşkanının siyasi parti yandaşlığı yapmasına izin veren bir yasa ya da hukuk varsa yasa ya da hukuk adına ne yapılsa doğru olmaz; yani cumhurbaşkanının siyasi partici olduğu bir ülkede ne yapılsa doğru olmaz.

 

Balıklar başlarından tanınırlar, kuyruklarından değil; doğrunun başı da akıldır, ve o akıla ahlak, vicdan, mantık ve tutarlılık da dahildir. Ve Cumhurbaşkanlı hükümet sistemi denilen şey de, Akp gibi siyasi partilerin kurulması da doğru değildir; gerisi ne olsa anlamlı olmaz.

 

Anlaşılıyor ki Türkiye Akp ile büyük bir çıkmaza girmiştir, ve yeni bir sisteme gerek duymaktadır, ve bu yeni sistemin tek doğrusu da Felsefe-Bilim-Din hadisileri sistemidir ancak yani siyasetin son kullanım tarihi çoktan geçmiştir artık hem Türkiye için hem de tüm dünya için çünkü anlaşılıyor ki siyaset olan yerde ne mantık oluyor ne doğru ne güven ne huzur; anlaşılıyor ki siyaset varsa doğru, güven, huzur, mantık, tutarlılık, güvenilirlik yok. İnsanlık tarihin son zulümü, son barbarlığı, son vahşeti olan siyasetten sonsuza kadar kurtulmalı ve kendini felsefeye, bilime, ve Din hadisileri’ne emanet etmeli artık.

 

Siyasete son; felsefeye, bilime, Din hadisileri’ne kon.

 

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 14.5.19/05.11

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (5) Felsefe 04.12.2019
İşin aslı öyle değil- Defol ALEXİ !  Felsefe 30.11.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (3) (4) Felsefe 04.10.2019
GERÇEĞİN TEŞHİSİ (1) (2) Felsefe 24.09.2019
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019