İNTERNETTE YAZI YAZMAYAN ÜNİVERSİTE MEZUNLARI İŞE ALINMASIN ÖNERİM

İnsanları en iyi anlatan şey yazılarıdır çünkü sözler yanlış anlaşılabilir ya da inkar edilebilir; yazılar ile de somut sorular sorulabilir; ve bir insan üzerindeki en doğru ve en iyi inceleme(analiz) yazıları ile yapılabilir. Yani yazı yazamayan insan; kendisinden, toplumdan, insanlıktan ve özeleştiriden kaçan, uzak insan demektir gerçekte. Yazı yazamayan insan kendini anlamayan ve kendini anlatamayan insan demektir, kaldı ki toplumu, insanlığı anlasın, anlatabilsin. Bu nedenle öğretim, eğitim okuma öğretmekle değil yazma öğretmekle başlamalıdır ; öğretime, eğitime yazma öğretmekle başlamak ayrıntıcı, incelemeci(analizci), mantıkçı, araştırıcı, yöntemci, irdelemeci, dikkatli, gerçeklere ve doğrulara sadık(bağlı), tarafsız, adil, dürüst, vicdanlı, medeni, tümel, nitel, evrensel, bilimsel bir beyin türü yaratır yoksa ortaya ezberci , keyifçi, duyarsız, bencil, sorumsuz, nicel, tikel bir beyin türü çıkar bence..

 

‘Okuryazar’ denilir. Bu durum iki aşamadır: 1- Okuma ve yazma bilmek yani ‘Ali gel, Ayşe git’ türü şeyleri yazıp okuyabilmek, 2- Aydınlanmak için okumak ve aydınlatmak için yazmak.

 

Aydınlanmak için okumak da ikiye ayrılır: 1- Bir konuda ya da bir meslekte aydınlanmak için okumak, 2- İnsanlık üzerine aydınlanmak için okumak.

 

Aydınlatmak için yazmak ta ikiye ayrılır: 1- Bir konuda aydınlatmak için yazmak, 2- İnsanlığı aydınlatmak için yazmak.

 

Bu durumda; anlaşılır ki üniversite okumak ta iki türdür: 1- Bir konuda çalışmak, meslek öğrenmek, işe girmek, para kazanmak gibi şeyler için üniversite okumak, 2- İnsanlığı aydınlatmak için üniversite okumak.

 

Açık ki toplumu aydınlatmak insanlığı aydınlatmaktan; insanlığı aydınlatmak ta felsefeden, bilimden ve dini tanımlayan Din hadisileri’nden ayrı olamaz.

 

Üniversitenin görevi, özü, içeriği, amaçı(amacı), nedeni düşünür(filozof), alim, alime, bilge yetiştirmektir yani yalnızca bilimci yetiştirmek te değil ancak görülmekte ki üniversiteler bilimci de yetiştirmekten uzaklaşmaktalar; ya akademisyen yetiştirmek ya da meslek sahibi, meslek sahibesi olmayı yani yalnızca para kazanmayı öğretmek haline gelmekteler ki özel üniversitelerin yani özel sektörün yani kapitalistlerin yani patronların, patroniçelerin amaçlarının düşünür, alim, alime, bilge, bilimci yetiştirmek olmadığı ve olamayacağı da zaten açıktır.

 

Üniversite okumak kolaydır; akademisyen olmak ta kolaydır; önemli olan şey düşünür, alim, alime, bilge, bilimci olmaktır.

 

Akademisyen olmak bilimci olmak değildir. Bilimci olmak yalnızca işi ile değil; ruhu, özel hayatı, inanışları ile de bilimsel olmaktır oysa cinlere, perilere, fala, büyüye inananları bile akademisyen yapmak kolaydır ki durum da zaten böyledir yani ortalık bilimdışı, akıldışı, insanlıkdışı, ahlakdışı şeylere inanan akademisyenlerle ile dolmakta ancak ortalıkta bilimci yok; yani cinlere, perilere, fala, büyüye, doğaüstü varlıklara inananlar akademisyen olabiliyorlar ancak asla bilimci olamazlar.

 

Bilimci yerine ‘Bilim insanı’ demeye başladılar çünkü bilimci diyemeyeceklerini seziyorlar oysa ‘bilim insanı’ demek bilimin içinde gezinen, dolaşan, bilimle ilgilenen demek yani ‘Ben bilimciyim, bilimselim’ demek değil yani örnek ki adliyedeki yargıç(hakim, hakime), savcıların dışında, çaycıların, temizlikçilerin de adliye insanı olmaları gibi.

 

Üniversite demek ya da üniversiteye gitmek demek ya da üniversite bitirmek demek insanlığa hizmet de demektir ancak yalnızca nicelik yani yalnızca teknik olarak değil nitelik yani ruh olarak ta. Bu durumda anlaşılacak ki üniversite okumuş ya da üniversite bitirmiş insan insanlığı aydınlatmak için yazmak zorunda da ki internetten önce bu olanak çok azdı ancak internet ile bu olanak %100 oldu yani bırakın üniversite mezunularını(mezunlarını), ilkokul mezunuları bile internette yazabiliyorlar artık, yani ‘sosyal medya’ denilen şey gerçekte internetin kendisidir ancak görülmekte ki üniversite mezunularının düşüncem ki %90’ı internette yazı yazmıyor yani bir bılog(blog) sitesine girip bir şiir bile yazmıyor oysa üniversite demek te, üniversite mezunu demek te meslek değil, para değil düşünce demektir her şeyden önce, ve düşünceler de açıklanmak isterler, istemeliler de.

 

Yani görülen ki üniversite mezunuları işlerinin, mesleklerinin, hayatlarının, çıkarlarının, nefslerinin incirçekirdeği(incir çekirdeği) dünyası içinde kafayıkumagömüp(kafayı kuma gömüp) yaşama eğilimi içindeler ki bu hal üniversiteliliğe tümden aykırı bir haldir.

 

Bilim susmaz, üniversite de susmaz, üniversite mezunu da susmaz, eğer üniversiteyi gerçekten anlamışsa, üniversiteyi gerçekten okumuşsa.

 

Önerim ki internette tek bir şiiri ya da tek bir yazısı bile bulunmayan üniversite mezunuları işe alınmasın çünkü cehalet, nefs, bencillik, sorumsuzluk, toplumsal duyarsızlık ve evrensel duyarsızlık içindeler demektir; bilimsel yani nicel başarıları olsa da.

 

Bence; internette yazı yazmayan üniversite mezunuları cehalet, nefs, bencillik, sorumsuzluk, duyarsızlık, nicellik, tikellik içindeler demektir yani üniversiteye bedenleri ile gitmişler ancak beyinleri, ruhları, kişilikleri ile gitmemişler demektir ki böyle bir hal de üniversite mezunu olarak tanımlanmaya hak vermez yani böyle üniversite mezunuları gerçekte üniversite mezunu değil lise mezunudur.

 

Yani üniversite mezunuları da yazı yazmayacak, toplumu aydınlatmayacak, insanlığı aydınlatmayacak ta ta kim yazacak, kim aydınlatacak.

 

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 24.4.19/00.02

(Öteki yazılarımı 'www.siir-defteri.com' sitesinde okuyabilirsiniz.)