Neden elektrik yerine elektırik klasör yerine kılasör turizm yerine turizım yazıyorum

Türkiye biryandan(bir yandan) siyaset, ekonomi, terör gibi konularla uğraştırılırken ya da ilgilendirilirken biryandan da akıldışı-ahlakdışı modadan, akıldışı-ahlakdışı turizima(turizme); akıldışı-ahlakdışı medyadan, akıldışı-ahlakdışı sıpora(spora) kadar sayısız alandan ahlaka ve Türkçeye karşı dışarıdan ve içeriden saldırı büyük bir saldırı altında. Bu nedenle ki ülkeye örnek ki bikini, mayo adı altında herkesin içine sütyen-külot çıkmaktan, pirsinge kadar; dövmeden daracık giyinmeye kadar; açıksaçık giyinmekten, zina serbestliğine kadar; eşcinsellik serbestliğinden, eşcinsel evlilik serbestliğine hertürlü akıldışılık ve ahlakdışılık yaymak yanında; bir de Türkçe sözcükler yerine örnek ki hijyen, etik, aktivite, performans, vizyon, misyon, aksiyon, lansman gibi Batı sözcüklerini yerleştirmek çabası da altın çağını yaşamaktadır, Türkçeye Arabça, Farsça, Osmanlıca saldırısı yetmiyormuş gibi.

 

Düşman açık ki hem çok bilgili hem çok sinsi hem çok kurnazdır yani Türkiye’yi ekonomi, terör konuları ile uğraştırırken gerçekte gerçek amaçı(amacı) Türkiye’yi ahlaktan ve Türkçeden uzaklaştırmaktır çünkü biliyor ki ekonomi birgün düzelir, terör birgün biter ancak giden ahlak ve giden Türkçe bir daha geriye, bu koşullarda asla gelmez. Yani düşman Türkiye’yi gerçekte ekonomi ve terör ile değil; ahlaka ve Türkçeye saldırı ile yıkmaya çalışmaktadır; ve siyaset te, özel sektör de bu amaçın farkında olmayıp bu amaça farkında olmadan büyük hizmet etmektedir.

 

Ekonomi fabrikalarla kurtulur; terörden orduyla, polisle, silahla kurtulunur; peki ya ahlaka aykırılıktan ve Türkçeden kopmuşluktan ne, nasıl kurtaracak? İşte; benim yazılarımın asıl amaçı ahlakı ve Türkçeyi kurtarmaktır; yani düşmanın ana, asıl hedefini düşmandan korumaktır.

 

Yani büyük, güçlü, bağımsız, özgür, kurtulmuş Türkiye için yalnızca ekonomi, ve teröre karşı savaşım yetmez; ahlak ve Türkçe için de savaşım gerekir.

 

Ahlak dini tanımlayan Din hadisileri ile kurtulacak; Türkçe ise felsefe ve bilim ile. Ancak açık ki bunlar siyasetin ve özel sektörün başarabileceği, yapabileceği şeyler değil çünkü siyaset oy ile, özel sektör de para ile yoldaş.

 

Bir dilin en büyük düşmanlarından biri de ‘Harf eksiltmek, harf düşürmek’tir çünkü bir dilde, her harfin önemi vardır; yani sözcüklerdeki harfleri bir dişlinin dişleri ya da bir merdivenin basamakları gibi düşünün; dişlerden ya da basamaklardan biri eksilirse sorun demektir; dilde de bir harf eksiltilirse dilde insanlar, toplum farkına varmasalar da büyük bir sorun oluşur, ve bu hal ilerideki zamanlarda, sözcüklerin anlamlarının bilinmemesi haline neden olur yani dilde her harf korunmak zorundadır, ve dilde her ses te harflendirilmek zorundadır ki dil mantıklı ve tutarlı olsun, ve bilime, felsefeye açık hale gelsin; yani örnek ki ‘kılasik’ deyip ‘klasik’ yazmak dil açısından yanlıştır çünkü ‘ı’harfi dışlanmış olur oysa sözcüklerde hiçbir harf dışlanmamalıdır yani ‘klasik’ değil ‘kılasik’ yazılmalıdır.

 

Bu nedenle ki örnek ki ‘elektrik’ yerine ‘elektırik’, ‘klasör’ yerine ‘kılasör’; ‘bazen’ yerine ‘bazıan’; ‘turizm’ yerine ‘turizım’ yazıyorum ve yanına, parantez içinde, kullanılmakta olan yanlış halini yazıyorum ki.

 

İnsanın ağzında(ağzında) bir diş eksik olsa, bir diş eksik demektir; bu hal kişi açısından bir sorun oluşturmasa da; ancak gerçek ki bir diş eksiktir; sözcüklerde de, söylenilen, ağızdan çıkan bir harfi bile yazmamak sözcükte de, dilde de eksiklik demektir ki bilimsel açıdan bu hal yanlış bir haldir.

 

Siyaset ve özel sektör dağın yalnızca görünen yüzünü görür oysa insanlığa da, ülkelere de dağın görünmeyen yüzünü de görmek gerekir ki bunu da ancak kitap bile okumayan, bir bılog(blog) bile yazamayan, bir şiir bile yazamayan siyasetçiler, patronlar, patroniçeler değil; felsefe, bilim, Din hadisileri, düşünürler(filozoflar), alimler, alimeler, bilgeler, bilimciler yapabilir.

 

Evet; seçimde her oyu saydığınız gibi sözcüklerde, ağzınızdan çıkan her sesi de yazın.

 

Evet; Türkiye’de asıl saldırı ekonomiye, demokrasiye, laikliğe, huzura, güvene karşı değil; ahlaka ve Türkçeye karşıdır; düşman Türkiye’yi işgal etse ekonomiden, demokrasiye; köprülerden, hastanelere; okullardan, mabedlere; paradan, sanata; modadan, hertürlü(her türlü) serbestliğe kadar her şeyi verebilir ancak vermeyeceği iki şey vardır: Ahlak ve Türkçe; yani asıl sarılmanız gereken şey cepleriniz değil, ahlak ve Türkçe yani ruhlarınızdır. Bunun için ki Atatürk ‘Önce bilim, ahlak ve Türkçe’ demiştir.

 

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 20.4.19/06.12

(Öteki yazılarımı 'www.siir-defteri.com' sitesinde okuyabilirsiniz.)