NEREDE YANLIŞ YAPILDI? (7)

Melih Gökçek’e göre: “2014 seçimlerinde Ak Parti ve MHP’nin toplam belediye başkanlık sayısı 740 iken, bu seçimde 732 olarak gerçekleşmiştir. Yani belediye başkanlıklarında sayısal olarak, toplamda hemen hemen hiçbir değişiklik yoktur. Bu konuda kimse Cumhur İttifakı’nı başarısız addedemez. Ankara ve İstanbul seçimlerine gelince… Ankara ve İstanbul belediye başkanlıkları cüz-i miktarda rakamlarla CHP’ye geçmiştir.” Ülke genelinden bakılırsa doğru. Fakat birinciliklere alışan ve bununla her seferinde övünürken CHP’yi “kaybetmek”le eş anlamlı gören Erdoğan’ın bununla yetindiğini sanmıyorum. Gökçek’in değerlendirmesi, Erdoğan’ın “İstanbul’u kaybeden, Türkiye’yi kaybeder” açısından elbette isabetsizdir. Gökçek, Refah Partisi dönemindeki basiretini kaybetmiştir.

Can Ataklı, daha resmi olmayan sonuçlara göre CHP kazanmış görünürken demişti ki: “İstanbul’da metro, metrobüs çalışmayabilir, sular akmayabilir, çöpler toplanmayabilir. Erdoğan'ın dediği gibi belki maaşların ödenmesinde de sıkıntı çıkabilir.” Fakat öyle olmadı. Ancak Ak Parti’nin beklediği gibi CHP İstanbul başarısını kadeh tokuşturarak da kutlamadı. Gazeteci Abdurrahman Dilipak, Ak Parti’yi daha ilk günden uyardığını ancak sesini duyuramadığını söylerken yapıcı tavsiyelerde bulundu. Bu tavsiyeleri daha önce Şevki Yılmaz da defalarca yapmış ama aldırış eden olmamıştı. Cumhurbaşkanlığı kurullarından danışmanlara, AKP teşkilatlarından belediyelere kadar herkesin gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Bu seçimden AK Parti’nin birinci çıktığını, HDP’nin zayıflayarak çıktığını, İyi Parti’nin buharlaştığını, Sarıgül’ün bittiğini, MHP ve CHP’nin daha kazançlı olduğunu söyledi. Sözlerine AK Parti’nin İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Antalya gibi büyükşehirleri kaybettiğini ekledi. İlçe belediye başkanlıkları ve belediye meclis üyeliklerinden dolayı il ve ilçede gelecekte ciddi sorunlara sebep olabileceğini hatırlattı. Bu seçim sonuçlarından kimsenin tatmin olmayacağını söyledikten sonra, “Bu seçim bugün için bir yerel seçimden daha fazla bir anlam ifade ediyor. AK Parti bu gerçeği görecek, kabine ve parti üst yönetiminde yenilenmeye gidecektir. Dahası belediyelerde kaybedilen yerlerde, bu kişilerin listeye girmesi için aracı olanların kim oldukları da değerlendirilmelidir” dedi. Beştepe’deki danışmanların ve politika kurullarının da gözden geçirilmesi gerektiğini hatırlattı. Kazanılan il ve ilçelerde genel sekreter ya da belediye başkan yardımcılarının atanması konusunda son derece dikkatli davranılması gerektiğini söylerken sözlerini şöyle tamamladı: “Ben daha ilk günden uyarımı yapmıştım. Demiştim ki, ‘Belediyeler ile geldiniz, belediyeler ile gidebilirsiniz’. Ama o gürültü arasında sesimi duyuramadım.” Ben Dilipak’ın Ak Parti’yi iyi tanıdığını düşünüyorum. McKinsey konusunda Ak Parti’yi uyardıktan sonra Reis geri adım atmakla iyi yapmıştı.

Artık iktidara yakın merkezden ve yerel yönetimlerden iş alan, kaz gelecek yerden tavuk esirgemeyen bir takım “tuzu kuru” işadamlarının yavaş yavaş ortalıktan kaybolmaya başlayacakları umuluyor. HDP’li birkaç kişi Saadet’e oy vereceğini söyledi diye Saadet’i hain ilan ettiler ama Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, “Tayyip Erdoğan ile beraber Türkiye'yi yönetmeye mecburuz” dediği halde eleştiren yok. Ne oldu da Perinçek Erdoğan’ı över oldu? Hangi dağda kurt öldü de Bahçeli ile Perinçek bir tarafta oldular? Perinçek doğruları sert bir dille söyleyen bir adam olduğunda bile şaşırtıcı olabiliyor. FETÖ, HDP ve PKK dışındaki kuvvetlerin bir hükümette birleştirilmesi gerektiğini belirterek, “HDP, PKK, FETÖ haindir, düşmandır, Amerika'nın kuvvetleridir. Bırakalım onlara iktidar olanaklarını sağlamayı onlara hapishaneden başka hiç bir imkân ve yer veremeyiz. Onlara hapishane var. Onun için o FETÖ, PKK, HDP dışındaki kuvvetleri bir hükümette birleştirmek bugün siyasi çözüm açısından çok önemlidir” diyor. Sözlerinin devamında, “Ama AK Parti'yi ve Recep Tayyip Erdoğan’ı da dışlayarak Türkiye buradan çıkamaz. Vatan Partililer de bunu söyleyince yakama yapışıyor, ‘Tayip Erdoğan’la beraber mi Türkiye'yi yöneteceksin?’ Evet, Tayyip Erdoğan ile beraber Türkiye’yi yönetmeye mecburuz. Türkiye'ye Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde tek başına onunla buradan çıkamaz ama onsuz da buradan çıkamaz. Çünkü hala arkasında Türkiye’nin yarısı var. Devlet Bahçeli de onunla birlikte, ikisi Türkiye'nin yarısı ediyor. Bir de onun tabanında vatansever, emekçi, zanaatkâr güçler var. Tayyip Erdoğansız bir hükümet kurmaya kalktığınızda o hükümet, FETÖ, PKK, CHP, İYİ Parti hükümeti olur. Onlar da Türkiye'yi yangın yerine çevirir, 3 ay yönetemez” dediğine göre Beyaz Saray’a davet edilip bir kahve ikram edilmesi bile mümkün görünüyor. Ya bu işte bir bit yeniği var yahut Perinçek sağ kesimin sandığı gibi biri değil…

31 Mart yerel seçimleri Cumhuriyet’in ilanının yüzüncü yılından önceki son seçim olarak tarihe geçecektir. Ayrıca Türkiye başkanlık sistemine fiili olarak geçtiğinden beri yapılan ilk yerel seçimdir. Yine 31 Mart yerel seçimleri Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yapılan ilk ittifaklı yerel seçim olmakla birlikte 15 Temmuz gecesinde yaşanan hain darbe girişiminden sonra yapılan ilk yerel seçimdir. Diyarbakır’da sokağa çıkma yasağı ilan edilen bazı mahallelerde ilk defa normal bir seçim ortamı hâkim oldu. Bu seçimde Kırklareli ilinde bağımsız aday Mehmet Siyam Kesimoğlu belediye başkanlığını kazanabildi. Tunceli ilinde Türkiye Komünist Partisi adayı Fatih Mehmet Maçoğlu seçildi. Türkiye’nin engelleri yıkan ilk engelli başkanı Turan Hançerli oldu. Mustafa Sarıgül ilk defa İstanbul’un Şişli ilçesinde sandıktan umduğu sonucu alamadı. ”AKP’nin kalesi” görülen Giresun’un Eynesil ilçesi ilk defa el değiştirdi. Bu itibarla ilginç bir seçim oldu. Seçmenin verdiği mesajın algılanmasını ve bu seçimin milletimize hayırlı olmasını dilerim…

(Ahmet ALPASLAN kardeşimize NOT: Öncelikle ifade etmeliyim ki tamamen size cevap olan bir yazı kaleme almak istemezdim. Fakat siz de benim gibi yoruma kapalı olduğunuzdan böyle oldu. Ben Temel beyin hiç kusursuz olmasını da sizin beklediğiniz üzere daha farklı davranmasını da beklemiyorum. Hele ki şu şartlarda duruşunu gerçekten beğeniyorum. "...böylede davranmasın..." demeniz yetmez; net olun. Daha nasıl davransın? İthamlarınıza tek tek cevap verdim. "...kim nerede duruyor ona bakan..." siz Temel beyin seçimlere tek başına girdiğine de bakın. "Yıldırım Akbulut" yazmışım çünkü "Binali Yıldırım" hala kafamda yer edecek bir iz bırakamamış...Şimdiden unutmuşum... Selametle...


Başlık Kategori Yayın Tarihi
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
JEET KUNE DO KULELKAVİDO YARIŞMASI Spor 07.08.2019
ZAN VE RİVAYETÇİLERİN ÇIKMAZLARI Genel 06.08.2019
Dini Aforizmalarım (3) Genel 27.07.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (16) Genel 26.07.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Terör Politika 12.08.2019
Hazırlanın, Değişiyoruz ! Politika 06.08.2019
Kurban Ve Kurbanlıklar 1 Politika 01.08.2019
ARTIK AB HADDİNİ BİLSİN Politika 20.07.2019
Yeni (mi) Parti Politika 19.07.2019