“Temel Karamollaoğlu Milli Görüşçü mü?” Yazısına Cevab

Öncelikle belirtmeliyim ki Yazarport'ta bu başlık altında yazan yazar gencimizin şahsında bu soruyu soran herkese bu yazı bunun cevabıdır! Bu cevap zaten tanımadığım bu gence asla bir husumet ve buğz içermemekte olup sadece gerçeğin tebliği içindir! Başlık şu: “Temel Karamollaoğlu Milli Görüşçü mü?”

Kardeşimiz DEMİŞ Kİ: "Aslında bu yazımda camilerin birleştirici özelliğinden, Müslümanları bir araya getirmesinden, birlik ve beraberliğimizin simgesi oluşundan bahsedecektim ancak Temel Karamollaoğlu tüm planımı bozdu." Öyle bir giriş yapmış ki işin içinden çıkamayacağı en başından belli. Sanki Milli Görüş'ü Erdoğan ya da Numan Kurtulmuş yahut da Fatih Erbakan tarafından değil de Temel Karamollaoğlu tarafından bölünüp yeni bir parti oluşturulmuş gibi Müslümanları bir araya getirmenin önünü o kesmiş gibi, birlik ve beraberlik ifadelerini kullanmış ama dikkat et, Erbakan Hocanın mirasının başında o duruyor. Yine dikkat! O bölen olmadı; bölünen oldu. Bölenlere bahset birlik ve beraberlikten… Bölenlere bahset Müslümanları bir araya getirmekten…

Kardeşimiz DEMİŞ Kİ: “…İki gün önce Çamlıca Camii ile ilgili bir açıklama yaptı ki evlere şenlik...” Siz evvela “Önce Sultan Ahmet’i doldurun, sonra Ayasofya’yı açarız” diyenlere cevap verin. 63.000 bin kişilik bir camiyi Taksim’de değil de Çamlıca’nın ücraında 100 milyon dolar gibi bir masraf yapmak müsaade edin de düşündürsün… Daha düne kadar Erdoğan her vatandaştan yastık altındaki paraları piyasaya çıkarmasını istemişti. Bu gidişle ekonomimizin altında sadece garibanlar değil zenginler bile kalacaklar… 100 milyon dolar arkadaş… Bu bozuk ekonomik düzende… Ankara’daki saray “israf” derken bir de baktık Erdoğan, “Sultan Alparslan'ın otağını kurduğu Ahlât’a biz de Cumhurbaşkanlığı Köşkü kuracağız” demiş. Sizin gibi anlayışlı vatandaşlar olursa daha birkaç saray kuracaktır… Ahlât Belediyesi 10 bin metrekarelik arazide inceleme yaparak 1071 metrekare alana yeni yazlık sarayla meşgul… Sen yeter ki vatandaş olarak başını salla… Temel Bey’in camiye karşı çıkmayacağını şeytan bile sizden iyi biliyor be. Yazık… Temel Bey israfa karşı, vatandaşın sırtına vergi, faiz, kredi, kambiyo, darphane yoluyla yüklenecek masrafa karşı; camiye değil… Nuh peygamberin bir türlü laftan anlamayan kavmi gibisiniz…

Kardeşimiz DEMİŞ Kİ: “…Aslında benim için pek sürpriz olmadı çünkü Temel Beyin daha öncede 'milli' olmayan açıklamaları var. Başörtüsünün simge oluşundan bahsetti mesela…”. Kardeşim bak en iddialı olduğum alanların başında Kur’an gelir. Kur’an’ın hiçbir yerinde neden başörtüsü geçmez? Bunu bilmezsin. Kur’an’da Arapça hangi kelime başörtüsü anlamına geliyor? Yok. Daha bunu bilmiyorsun. Senin bu başörtüsü dediğine halk arasında “türban” da deniyor. Hıristiyanlar da takıyor bunu Yahudiler de. Kur’an’ın bahsettiği “örtünme” sadece saçları örten bir “baş örtüsü” değildir. Adına bak, adı bile bozuk; “baş örtüsü.” Kur’an ne diyor? “Cilbab” diyor. Cilbab nedir? Kadınların baştan aşağıya bütün vücudunu, kadınsı özelliklerini örten bütün bir vücudun örtüsüdür. Sadece “baş örtüsü” olunca, başını kapıyor altını açıyor. Daracık kot pantolonlu ama baş örtülü kadınlar, kızlar var. Saçını örtünce “tamam” sanıyor. Anladın mı şimdi baş örtüsünün simge olduğunu… Cilbab gerekir, cilbab… Demek ki Temel Bey’in dediği milli olmayan bir açıklama değilmiş… Baş örtüsü bugün bile Müslümanları rezil eden bir simgeymiş… Unutma, kadınlar “cilbab” giymeli… Tam olarak kapanmalı…

Kardeşimiz DEMİŞ Kİ: “…İktidara geldiklerinde 'Milli Savunma Sanayi' hedeflerimizi ortadan kaldıracağını anlattı uzun uzun. 28 Şubat'ı yapanların yani darbeci askerlerin kendilerine destek vermesi gerektiğinden dem vurdu…” Yahu Temel Bey hemen hemen her konuşmasında “Milli ve bağımsız bir savunma sanayi oluşturmadan sözü dinlenir itibarlı bir devlet olamazsınız” der. Sen sadece ATV ya da TRT mi izliyorsun be kardeşim? Kim inanırdı bunu sana? Asla delil getirip de ispatlayamazsın Temel Bey’e iftira attığın bu sözün doğruluğunu. Nerede nasıl demiş Milli Savunma Hedeflerimizi ortadan kaldıracağını? Hadi ispat et! İm-kan-sız! Ama iftira atman senin ispat getirmenden çok daha kolaydır. Gelelim 28 Şubat’ı yapanların destek kısmına. Seçimlerde herkes sandığa gider ve her parti herkesten destek ister. Hatta Yıldırım Akbulut HDP’lilerden oy istemedi mi? HDP'ye oy veren vatandaşın da oyuna talip olduğunu ifade etti (Kaynak: Hükümet yanlısı Haber Türk televizyonu, “Türkiye’nin Nabzı” Programı, 19 Mart 2019 Salı). AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyesi Orhan Miroğlu, Hakkâri’de katıldığı aday tanıtım toplantısında yaptığı açıklamada, “Sadece Hakkâri’deki HDP'li kardeşlerime değil İstanbul'da, İzmir'de, Mersin'de, Adana'da yaşayan HDP'li kardeşlerime de sesleniyorum ve diyorum ki sizin bu 2 milyon oyunuza AK Parti taliptir” (Kaynak: Hükümet yanlısı Yeni Akit Gazetesi, 20 Ocak 2019 Pazar). Bu örnekleri hem de kendi kaynaklarından niçin veriyorum? Herkesin oyuna talip olursun. 28 Şubat’çılar Temel Bey’e vaktiyle Erbakan’a yapılanlardan pişman olduklarını söylediklerine göre elbette sandıkta destek istemek hakkıdır. Ak Partililer Fethullah’la kol kolayken de Saadet buna kızıyordu… Saadet, 28 Şubat’çıları hiçbir yerde kesinlikle desteklemedi; tek başına seçimlere girdi; ama onların Saadet’e sandıkta destek vermelerine de “hayır” diyecek hali yok. Yangın varken, bina yanıyorken kim olursa olsun “sen su getirme” denir mi? Denmez. 70 milyonun desteği istenir…

Kardeşimiz DEMİŞ Kİ: “…Bütün bunlar bizlere bir şey anlatıyor aslında. Benim Temel Beyle tabi ki şahsi bir sıkıntım yok lakin kendisi ekranlara çıkıp 'Biz milli görüşün devamıyız ve o geleneği devam ettiriyoruz' deyince ve dahi eski milli görüşçü şimdi esamesi dahi okunmayan Şevket Kazan'ın 28 Şubatçılardan -ki içinde asker, polis, bürokrat, siyasetçi hepsi dahil- şikayetçi olmadığını açıklaması vicdanı olan herkesin Temel Beyle ve onun gibi düşünenlerle probleminin olmasına neden oluyor…” Kardeşim bak Şevket Kazan’ın tam 4 ciltlik “Refah Gerçeği” adında bir kitabı var. Senin bu sorunun cevabı da orada var. “Zan” etme, oku. Şimdi esamesi okunmayan dediğin bu kişi vaktiyle Erbakan Hocam tarafından Adalet Bakanlığına layık görülmüş, şimdi Saadet’te de aktif olamayıp hastalığıyla uğraşan yaşlı bir adamcağızdır. Ahirette kendisi hakkında itham edilenlerle birlikte yargılandığınızda ben mesul olmayacağım. Sizin medyanız onun şikâyetçi olmadığını söylediğinde Milli Gazete size şu kapağı yapmıştı: “Şevket Kazan şikâyetçi oldu” (19 Şubat 2015). Adam hasta yatağından kalkamayacağı için kendini geri çekmiş. “Yatağından da şikayetçi olabilirsin” demişler. O da “o halde tamam o zaman” demiş. 28 Şubat dönemine ilişkin, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni cebren devirmeye, düşürmeye iştirak suçundan 103 sanığın yargılandığı davanın Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesindeki 76. duruşmasına, bazı sanıklar ile müştekiler ve tarafların avukatları katılıyor. Mahkeme Başkanı Fevzi Şıngar, “Mağdur Şevket Kazan’ın, saat 15.32 itibarıyla mahkemeye verdiği dilekçede, yeniden şikâyetçi sıfatıyla davaya devam edeceğini” belirttiğini tutanağa geçirdi. Hala bilmeden suçluyorsunuz. Çünkü bilmiyorsunuz.

Kardeşimiz DEMİŞ Kİ: “…Rahmetli Erbakan Hoca'nın yıllardır 'Milli Savunma Sanayi' hedefi yok mu idi? Peki ya beyefendinin 'başörtüsü' açıklamasına ne demeli? 28 Şubat'ta milli görüşe sempati duyan bacılarımız ne zorluklar yaşadılar beyefendinin haberi yok galiba. Benim içimi soğutan ise beyefendi be onun gibi düşünenlerin kendi tabanlarından destek görmemesi çünkü milli görüş tabanı 'önce ahlak ve maneviyat' diye söylerde ondan…” Burada geçen ifadeler zaten yukarıda cevaplanmıştır.

Kardeşimiz DEMİŞ Kİ: “…Temel Beyin bu kadar popüler olmasına sebep olan şey ise terör örgütlerini savunanlar ile aynı söylemde bulunması yoksa yüzde sıfır alan bir partinin bu kadar konuşulması mümkün mü?..” Kardeşim hangi söylemi terör örgütleriyle aynı? İddia etme yaz ve kaynağını getir. Hükümete HDP’liler karşı çıkıyorlar diye karşı çıkınca mı Saadet kötü? Terör örgütlerini savunanlar ile aynı söylemde olmakla onu değil “akil adamları” suçlayın. Onlarla bir arada İbrahim Tatlıses’le birlikte poz verenleri suçlayın. “Ne istedilerse verdik” diyenleri suçlayın. Okyanus ötesinden çağıranları suçlayın. HDP’yi kapatmayıp 2019 için 92 milyon 238 bin lira parti parası verenleri suçlayın. 2019 için faize 117.3 milyar lira ayıranları suçlayın. Bunların hiçbirini Temel Bey yapmadı. “HDP’nin oyu Saadet’e gidecek” diyenlere biz “kardeşim Saadet’in oyu HDP’ye gitmedikten sonra bana ne” diyorduk. Seçimlerde gördük ki hem de Doğu Anadolu’nun çoğu ilinde HDP’nin oyu Ak Parti’ye gitmiş… Buna ne diyeceksin? Milli Görüşlüler defalarca bölündüler ama son seçimde bile gördük ki 1 milyon 257 bin 487 kişi Saadet’e oy vermiş ve senin sandığın gibi % sıfır değil, üç kez bölünmesine rağmen % 2.71 Saadet’e oy vermiş, kalesini hala korumakta ve hala bölen taraf olmamakta. Saadet’liler isteseler Hükümetin nimetlerinden daha çok nemalanırlardı. Çünkü çok eski dava arkadaşları çok önemli görevler aldılar. Ama çıkarcı olmadılar. Hiç olmazsa buna saygı duyun… Ak Parti’nin içindeki AKP’lilerden daha samimiler…

Kardeşimiz DEMİŞ Kİ: “…Bakınsana yıllarca haber programlarında camiye giden öğrencileri öcü görmüş gibi anlatan gazeteciyi ödül törenine konuşmacı olarak davet eder miydiler?” Evvela ödül töreni dediğin bu program Türk siyasetine damgasını vuran Erbakan’la alakalıdır. Necmettin Erbakan'ı anma programıdır ve Erbakan artık bütün millete mal olmuştur. Buna herkes davet edilmiştir. Erbakan’ı övecek olduktan sonra herkes bir şeyler söyleyebilir. Ötekileştirme yerine “davet” esastır. Başkaları sizi itebilir; ama siz çekmeye bakacaksınız. Düşmanlığın sonu yoktur ve bütün bir millete zarar verir. Başkaları Bakara suresine “makara” dese ve sonra da Cumhurbaşkanının baş danışmanı olsa göze batmaz da sadece Erbakan’ı övücü birkaç cümle kuracak olan göze batar. Ne var bunda? Gelsin Erbakan’la ilgili yeter ki iyi şeyler söylesin. Siz kusur arama peşindesiniz. Kusur ararsanız elbette o da var; onu da bulursunuz. Eğer kusur aramaya evvela kendinizden başlarsanız ömrünüzün sonuna kadar Saadet’in kusuruna sıra gelmeyecektir.

Son olarak kardeşimiz DEMİŞ Kİ:  “…Allah hidayet versin ne diyelim..” Yahu kardeşim politikanızı siyasileştirin; dinleştirmeyin. Politikanız dininiz olmuş. Sizin politikanıza uymayan dinden çıkıyor. Ak Parti’de sadece makara bakara olayı değil sayısız şirk söylemleri oldu. Cenetten arsa verenlerden tutun da Erdoğan’a salâvat okuyanlara kadar… Siz onlara hidayet dileyin. AKP eski Aydın il başkanı İsmail Hakkı Eser “Başbakanımız ikinci peygamber gibidir” demişti. Ona hidayet dile. Bakara ile dalga geçenlere ve alaycılara Allah diyor ki: “İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “inandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz derler” (Bakara, 14). AK Parti Düzce Milletvekili Fevai Arslan, Başbakan Tayyip Erdoğan için “Allah'ın bütün vasıflarını üzerinde toplayan bir lider var” dedi. Youtube’ı aç göreceksin. Ona hidayet dile. AKP Muğla İl Başkanı Nihat Öztürk, “Bizim olmadığımız yerde yağmur bile yağmaz” demişti. Ona hidayet dile. Şair olduğu söylenen Fatma Durmuş, “Tayyib’i üzmek, Allah’ı üzmektir” demişi. Ak Parti Bursa milletvekili Hüseyin Şahin “Sayın başbakanımıza dokunmak bile inanın bence ibadettir” demişti. Makaracı Egemen Bağış AB Bakanı ve Baş müzakereci iken “Başbakanımızın doğduğu şehirler de mübarektir” demişti. Ak Parti Çayeli Belediye Başkanı Rıza Çakır, “Başbakanımızın çıkacağı televizyon yere konmaz” demişti. Daha önce Erdoğan hakkında demediğini bırakmayan sonra ekonomideki baş danışmanı olan Yiğit Bulut, “Başbakan benim atamdır” demişti. Daha önce Erdoğan hakkında demediğini bırakmayan Süleyman Soylu “Erdoğan Türkiye’nin ezeli ve ebedi başkanıdır” demişti. Sağlık Bakan Yardımcısı Agah Kafkas, “Başbakanın yaptığını yapmak sünnettir” demişti. İçişleri Bakanı Efkan Ala, Hz. Muhammed'in fetih esnasında gurura kapıldığını söyledikten sonra “Biz yaptığımız hizmetlerden dolayı gurur yapmadık” demişti. Youtube’taki bir tarikat şeyhinin videosuna göre Ak Pati’nin kapatılmasını evliyalar konseyi önlemiş. Ak Parti Adıyaman milletvekili Mehmet Metiner, Cuma hutbesinde okunan ayeti torpil Allah’ın emriymiş gibi anlamıştı. Sen onlara hidayet dile. Bütün bunların yaşandığı Türkiye’de Temel Karamollaoğlu’na hidayet diliyorsun öyle mi? Anlaşılan hidayet, “dileyene” de lazım… Hidayet de yetmiyor kardeşim, hidayette kalıp sebat etmek de önemli… Ne diyelim? Allah basiret versin… Selametle…

Son söz: Evet, bütün bu şirklerden ve vatandaşa yüklenen ağır vergilerden uzak olan Temel Karamollaoğlu Milli Görüşçü!

NOT: Zamanımın darlığından bu platformdaki yazıları bile okumaya vaktim olmuyor. Bu yüzden beki de burada olduğu gibi bir cevap almayı hak eden çok sayıda makaleler yayınlanıyor olabilir. Temel Karamollaoğlu'nun adı geçtiği için fark ettim ve kendisine atılan iftiralardan artık bıkma noktsına geldiğim için de cevap yazdım. Amacım yapıcı olaktı, yıkıcı değil. Ön yargısızlara ve basiret sahiplerine selam olsun...


Başlık Kategori Yayın Tarihi
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
JEET KUNE DO KULELKAVİDO YARIŞMASI Spor 07.08.2019
ZAN VE RİVAYETÇİLERİN ÇIKMAZLARI Genel 06.08.2019
Dini Aforizmalarım (3) Genel 27.07.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (16) Genel 26.07.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Terör Politika 12.08.2019
Hazırlanın, Değişiyoruz ! Politika 06.08.2019
Kurban Ve Kurbanlıklar 1 Politika 01.08.2019
ARTIK AB HADDİNİ BİLSİN Politika 20.07.2019
Yeni (mi) Parti Politika 19.07.2019