Daha Ne kadar?

Kaçıncı tekrar yazı…

(1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15,16. gün, İstanbul sahipsiz)

Seçimlerden sonra geçersiz sayılan yüzbinlerce oyun sayılmak istenmesi dünya tarihine geçecek bir durum. Ben böyle bir seçim ve seçim süreci görmedim. Yanlış hatırlamıyorsam bir önceki seçimde de seçim sonuçlarına itiraz edilmişti. Olabilir mi? Olur. Tarafların sonuçlara itiraz etmesi de demokrasi kapsamında düşünülebilir. Peki cevap ne oldu? Malumunuz muhalefetin geçersiz oyların yeniden sayılması teklifi reddedildi. YSK’nin böyle bir yetkisi var. Bunda da sıkıntı yok. Saygı duymak gerek.

Ama aynı olay bu sefer muhalefetin aleyhinde gerçekleştiğinde itiraz ve teklif kabul edilirse, ortaya çok ciddi bir güven bunalımı çıkar. Ya da Balıkesir’de, Muş’ta reddediliyor, buna karşın İstanbul’da kabul ediliyorsa bu durumda vatandaşın güveni sarsılır. Ne olursa olsun kazanmaksa maksat oylar sayılmasın. Mazbatayı verin gitsin.

Ben kazanacağım diye kader bu kadar resetlenmemeli. Milletin sinir uçlarıyla bu kadar oynanmamalı. Eğer bu uygulamalar dayatma yüzünden yapılıyorsa, buna alet olanlar arpalık koltuklarından istifa etmelidir. Hiçbir koltuk kul hakkından daha önemli, değerli ve ağır olamaz. Bir koltuk için değer mi????

Önemli olan kazanmak uğruna sarf edilen sözlerin birbiriyle çelişmesi… Bu kadar çelişki yaşayan ve millete yaşatanlara yönetim görevinde nereye kadar güvenebiliriz? YSK mazbatayı kime verirse versin biz tebrik ederiz diyorsunuz da YSK seçimin hemen ertesi günü İstanbul sonuçlarını açıklayınca neden kabul etmediniz diye sormazlar mı?

Usulsüz seçmen kayıtları var diyorsunuz. Basın ve medya bu konuyu seçim öncesinde defalarca dile getirdiği halde neden üzerinize düşeni yapmadınız? Kaybetme ihtimali ortaya çıkınca kendi uhdenizdeki bir olayı gündeme getirmeniz ne derece akıl ve mantığa uygun bir durum? Kazanmak ama ve sadece ne olursa olsun mutlaka kazanmak için kader bu kadar zorlanırsa, vatandaşın gözünden düşersiniz. Vatandaşın güvenini kaybedersiniz.

Zaten ilginç bir süreç yaşadık. Kayyum atarım, Silivri’ye gönderirim, çalıştırmam psikolojik baskısıyla yapılan seçimden ne kadar hayır gelir onu da vicdanı körelmemiş olanlar kalmışsa onların vicdanına bırakıyorum.

Tanzimat’tan beri ortaya koyulan ve söylemlerle çelişen yanlış uygulamalar yüzünden siyasetten ışık yıllarınca uzağım. Allahümme ecirna min şeytane ve siyase… Ama resmi ve ciddi olması gereken ve öyle bildiğimiz kurumların aynı olaylarda farklı tutum ve davranışlar sergilemesine dayanamıyorum.

Ben YSK gibi ciddi bir kurumun böyle bir şaibe ile anılmasını doğru bulmuyorum. Ancak aynı hassasiyeti YSK’nin de göstermesini bekliyorum.

Yapmayın, etmeyin siz de diğerleri gibi bulunmaz Bursa kumaşı değilsiniz. Sadece aldatıldık diyerek yaptığınız yanlışlar ciltlerce kitaba sığar. Lütfen yapmayın etmeyin. Kazanmak uğruna bu kadar hırs, doğru bir davranış değildir. Ayrıca bu durum ne Allah katında ne kul katında makbul değildir.

Beş bin yıllık Türk tarihinin yüzde doksan dokuzunda siz yoktunuz. Ama Türk Milleti o zaman ve her zaman tarih sahnesinde ve dimdik ayaktaydı. Siz olmadan da bundan sonra aynı şekilde ayakta kalabilir. Evet yaptığınız her güzellikte yanınızdayız. Allah razı olsun. Böyle demek zorundayız. Ama o kadar… Güç sarhoşluğuyla daha ileri gitmeyin…

Bir sandıkta yedi görevli bulunur. Özellikle başkan olanlar devletin gözetiminde itinayla seçilir. Yanında iki iktidar kanadından bir de ittifak kanadından toplam üç dost gözlemci bulunmaktadır. Kayyumcu taraftan da üç… Yani sandıkta devletin haberi olmadan kuş uçması bile mümkün değil. Buna rağmen oyları tekrar saydırmaya devam ve ısrar ederseniz aynı zamanda kendi seçtiğiniz ve kendi safınızda olan başkan dahil dört kişiye de güvenmiyorsunuz demektir. Kör müydü seçtiğiniz bu görevliler yoksa otistik mi? Öyleyse neden seçip sandık başlarına oturttunuz? Bu durumda onları sandıkta görevlendirenler de suç işlemiş olmaz mı? Dolayısıyla sandık sonuçlarında tek bir nokta bile değişirse bu görevliler hakkında yasal işlem yapmak zorunda kalırsınız.

Bu süreçten yani geçersiz oyların tekrar sayılmasından dolayı, rahatsızlık nedir diye soruyorsunuz. Rahatsızlık süreçten değil, ikili uygulamadan. Önceki seçimde sayılması kabul edilmeyen geçersiz oyların bu seçimlerde sayılması meselesi… Allah sonunu hayretsin demeyle olmuyor. Sonuçlara tek taraflı müdahaleler ne hayır bırakır ne umut…

Bir yetkili hangi hakla kendini başkan ilan ediyorsun buyuruyor. Yahu!!!!!!!!!! Siz sandıkların dörtte biri açılmadan başkanlığınızı ilan ederseniz, resmi olmayan sonuçlara göre yirmi beş bin farkla seçimi kazandığı ifade edilen adayın Anıtkabir defterine başkan sıfatıyla yazmasına kızamazsınız.

Kaderi kendi tarafınıza daha ne kadar eğeceksiniz? Anıtkabir defterine başkan diye imza atmak saygısızlıksa, ekran karşısında seçim sonuçlanmadan başkan oldum demek nedir? Nedir ya? Mazbatayı almadan başkanım denmez derken, mazbatayı geçtim sandıkların tamamı açılmadan başkanlığını ilan etmek hangi mantığa sığar? Hep siz mi doğrusunuz? Yapmayın ya.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Tanzim Satışlar Sınırlı Süreli Olacakmış… Genel 13.04.2019
Bir Oyla da Kazanılır Genel 12.04.2019
Benim Beka Sorunum Pahalılık! Genel 11.04.2019
Kazanıncaya Kadar Sayacak mıyız? Politika 07.04.2019
Hazreti Ömer Aday Olsa Yaşam 22.03.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SİYASETÇİ İLE İFTAR OLMAZ SAVIM Felsefe 20.07.2019
RAMAZAN DAVULU İSLAMİYET'E AYKIRI SAVIM Felsefe 19.07.2019
MUTSUZ OL ANCAK MUTSUZLUĞA YENİLME Felsefe 18.07.2019
ÇOCUKLARDAKİ YANLIŞ GENLER SAVIM Felsefe 17.07.2019
HELAL GIDA YİYİP İÇİN AHLAKDIŞI ÜNLÜLERİ SEVMEK Felsefe 16.07.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.