TÜRKİYE'YE VE DÜNYAYA AHLAK DEVRİMİ ZORUNLU

Devrim dediysem Fıransız(Fransız) devrimi(ihtilali) gibi birşey değil; Dil devrimi gibi birşey yani doğru yönünde yenilik.

Türkiye'de ülke yönetiminden ekonomiye, hukuktan sanata, sıpordan(spordan/sipordan) turizıma(turizme), demokrasiden özgürlüğe kadar her alanda ahlak devrimi zorunludur. Bu yazım size bunun nedenlerini anlatacak.

Türkiye'de de, öteki ülkelerde de yanlış anlaşılan üç temel şey var ki bu hal de zaten insanlığın 21. yüzyıldaki bu insanlıkdışı yani akıldışı ve ahlakdışı halinin nedenidir: 1- Ahlak dini inanç sanılıyor, 2- Özgürlük serbestlik sanılıyor, 3- Dinin dini inanç yani inanç değil dini tanımlayan Din hadisileri yani bilimsellik olduğu bilinmiyor.

Öz kökünden gelen özgürlük özün doğru ve güçlü gelişimi ve bu gelişimi sağlayan, sağlayacak koşullar ve olanaklardır ki bunu da yalnızca felsefe, bilim, ve dini bilimsel olarak tanımlayan Din hadisileri sağlar, yapar; oysa 'ser' yani 'baş' kökünden gelen serbestlik başın serbestliğidir yani başın istediği gibi, keyfi ne isterse, bencilce, sorumsuzca davranması halidir. Yani özgürlük ve serbestlik birbirlerine zıt ve ateş ile barut gibi şeylerdir; yani özgürlük olan yerde serbestlik olmaz, serbestlik olan yerde özgürlük olmaz. Bu açıdan örnek ki moda serbestliktir ancak özgürlük değildir. Yani özgürlüğün önderi felsefe, bilim, ve Din hadisileri yani mantık iken serbestliğin önderi cehalet, nefs, bencillik, sorumsuzluk, yozluk örnek ki modadır, akıldışı-ahlakdışı sanatçılar-ünlüler-medya-siyasetçilerdir.

Din de sanılıyor ki dini inanç yani dini inançlar demektir oysa din özünde, İslamiyet dini inançının(inancının) dahi önderi Muhammed'in bundan 1400 yıl önce 'Din bilimdir/ilimdir, bilim olmayan yerde din de olmaz' diye dediği yani tanımladığı gibi din önce bilim yani bilimsellik demektir.

Ahlak sanılabilir ki dini inançsal bir tabudur yani toplumsal ve yaşam anlayışı ile ilgili keyfi ve zorbalık yani şiddet içeren bir tanımlamadır; oysa ahlak dini inançı aşan, ve felsefe, bilimde bile olan; felsefenin, bilimin, akılın, mantığın ve akıl-ruh sağlığının bile temellerinden olan bir konudur. Ancak ahlak gerçekte yani en geniş anlamı içinde, 'doğru olan'dır; ve bu 'doğru'yu topluma yani özneye göre değil felsefeye, bilime yani bilimsel mantığa göre içermektir.

Bu halin birinci sorumlusu gerçeklerin ve doğruların öğrenilmesini ya sağlamayan ya önleyen siyasetin kendisidir. Dikkat edin siyasetçilerin ağızlarından hiç felsefe, bilim, Din hadisileri çıkmaz; hep ekonomi ve terör üzerine sözler çıkar çünkü anlayabildikleri tek konu bunlardır. Düşünün ki ülkeler bırakın felsefe, bilim, Din hadisileri'ni, 'Kitap okumuyorum' bile diyen, diyebilen tuhaf, akıldışı siyasetçilere sahipler, ve düşünün ki Abd'de 'Ben de uyuşturucu kullandım, uyuşturucu sigaradan daha az zararlı' bile diyebilen devlat başkanı olmuştur. Ülkeler, dünya felsefe, bilim, Din hadisileri yerine siyasetin elinde bu haldeler işte.

Ahlak 'doğru' olandır; dini inançlar, siyaset, özel sektör, cehalet, nefs yani felsefeden, bilimden, bilimsellikten uzak olan dünyalar 'doğru'yu kendilerine göre belirler, kendilerine göre tanımlarlar ki bu hal doğru ahlak kavramının ve tanımını ilgilendirmez; ahlak 'doğru, doğru olan' demek ise bu kişilere yani çıkarlara ve keyife göre değil, toplumlara-halklara-milletlere yani bilimdışılıklara göre değil mantıka(mantığa) göre 'doğru' olandır. Türk dil kurumu sözlüğü 'Mantık=Doğru düşünme sanatı ve bilimi' diyor, bence ise işin sanat yönü doğru mantık tanımına aykırı yani doğrusu 'Mantık=Doğru düşünme bilimi'dir yani bu durumda 'Ahlak=Mantık'tır ki bu durumda mantık hem doğru düşünmenin hem de akıl-ruh sağlıklığının ölçütü ve belirtisi olur yani bu durumda ahlaka karşı çıkmak doğru düşünmeye ve akıl-ruh sağlıklılığına karşı çıkmak demektir ki günümüzde de, tarihte de insanın ve insanlığın temel sorunu da zaten ya ahlakı yanlış anlamaktır ya dışlamaktır.

Bu nedenle ki yalnızca dini bilimsel ve insani olarak tanımlayan Din hadisileri de 'Din bilimdir/ilimdir, ve ahlaktır; bilim ve ahlak yoksa din de yoktur' demiştir; Atatürk te 'Medeni yani insanca hayatta en doğru ve en gerekli olan şey bilim/ilim ve ahlaktır' anlamında olan 'Hayatta en doğru yol gösterici bilimdir/ilimdir' ve 'Ben sıporcunun(sporcunun)/insanın ahlaklısını severim/isterim' demiştir. Yani bakın; Muhammed kendini dini inançla tanımlayan bir insanken Atatürk' kendini bilim ile tanımlayan bir insandır ve ikisi de aynı iki şeyde birleşmiştir. Gerçek ki ahlaksız felsefe felsefe değildir, ahlaksız bilim bilim değildir.

Yani ahlak doğru düşünmek için de, akıl-ruh sağlığı için de zorunlu olan birşeydir. Önce bunu insanlara ve insanlığa öğretmek, anlatmak zorunludur.

Türkiye yanlış siyaset, yanlış hukuk, yanlış özel sektör, yanlış moda, yanlış medya, yanlış turizım ve yanlış sanatçılarla-yanlış ünlülerle ahlakın yani doğrunun yani mantığın yani bilimselliğin değil bunlara aykırılığın egemenliği, dünyası haline getirildi. Herşeyden önce örnek ki Türkiye'nin felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri yerine bir hükümdarlık, cehalet, nefs ve özel sektör yandaşlığı demek olan siyaset ile yönetilmesi zorunlu. Sonraki örnekler: Bikini, mayo diye herkesin içinde sütyen-külot ile çıkmak serbest; pılaj diye, havuz diye, deniz diye çocuk-büyük, bay-bayan, öğretmen-öğrenci-amir-memur/memure, konukomşu(konu komşu), tanıdık-yabancı, yerli-yabancı herkesin bikini, mayo yani sütyen-külot, külot yani çıplak olarak yani deniz, pılaj, havuz, tatil, turizım, demokrasi, laiklik, özgürlük diye ahlakı, utanmayı dışlaması serbest; pılajlar, otel yüzme havuzuları(havuzları), site yüzme havuzuları akıla aykırı, ahlaka aykırı yerlere dönüşmüş; moda diye hertürlü akıldışılık ve ahlakdışılık serbest; sanat diye hertürlü akıldışılık, hertürlü ahlakdışılık serbest; birlikte zina suç değil; eşcinsellik kamusal alanda salınmaktan eşcinsel evliliğe yani eşcinsel aile kurmaya kadar serbest yani bu durumda eşcinseller evlenip aile kurup çocuk bile yetiştirebilirler çünkü Türkiye'nin ve siyasetin felsefe, bilim, ve Din hadisileri yerine sarıldığı Avrupa birliği'nde bunlar serbest ; çıplak bayan sömürüsü medyası serbest; televizyon akıldışı reklamlarla(tanıtımlarla) dolmakta; bilgisayar oyunuları(oyunları) felsefe, bilim, ahlak, medenilik, vicdan, insanlık değil barbarlık, vahşilik, cinsel sunum, cinsel sömürü, akıldışılık, ahlakdışılık, insanlıkdışılık dolmakta; cumhurbaşkanının siyaset yani siyasi parti yandaşlığı yapması serbest; patronlar, patroniçeler yani kapitalistler servetlerine servet katarlarken işçilere 2.020 Tl gibi düşük bir asgari ücret vermek serbest; medyada akıla-ahlaka aykırı siyasi yandaşlık yapmak yani toplumun gerçekleri ve doğruları öğrenmesini engellemek, önlemek serbest; devletin, milletin, vatanın, kamunun fabrikalarını, ticari kurumlarını, ticari kuruluşlarını, ticari şirketlerini, arazilerini satmak yani özelleştirmek serbest; bay, bayan insanların etektıraşılarını kuaförlere yani başkalarına yaptırmaları serbest ki bu hal gittikçe üstelikte üniversite mezunularında(mezunlarında) ve dini inançlılarda bile gittikçe yayıllmakta imiş ki karşıt cinsten insanlara etektıraşı yapan kuaförler bile varmış; toplum çocuktan yaşlısına, okullardan-üniversitelerden, öğretmeninden öğrencisine ve öteki kamu kurumularına(kurumlarına)-kuruluşularına(kuruluşlarına) kadar tuhaf saç modelilerinden(modellerinden) pirsinge kadar, bir akıldışılık ve ahlakdışılık dünyası olan modaya teslim edilmiş; bay-bayan karışık masaj ve sıpor salonuları(salonları) yayılıyor; siyaset yalan, hile ve hakaret sanatına dönüşmüş; gıdalarda sağlıksızlık o kadar önemli bir sorun haline gelmiş ki toplum beslenmede tedirginlik içine girmiş; bebek kardeşlerini, çocuk kardeşlerini, öz çocuk torunlarını, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı hanedanlığı ve Osmanlı sultanıları(sultanları) baştaçı edilmiş; siyasi iktidar Atatürk'e, Kurtuluş savaşı'na, Lozan anlaşması'na, Türkçeye diluzatır(dil uzatır) olmuş; siyasi iktidar Atatürk'e, Kurtuluş savaşı'na, Lozan anlaşması'na hakaret edenlere sevgi, saygı ziyaretilerinde(ziyaretlerinde) bulunur olmuş; ülkede şaibesiz bir seçim yapılamaz olmuş; televizyonlar cinsel sunum giyimli yani ahlakı yani doğruyu yani beyini-ruhu-mantığı-medeniliği dışlamış dizilerle, filımlarla(filmlerle), yayınlarla dolmaya başlamış; internet moda diye, reklam diye çıplak bayan fotoğrafları ile dolmuş; gelinlik bile gelinlik olmaktan çıkmış, dansöz kostümüne benzemiş; bılog(blog) sitesileri(siteleri) bılogçu atıyorlar, nedeni 'Siyasi iktidara muhalif şeyler yazmak' yani düşünce ifade özgürlüğünün temsilcisi, egemeni, savunmanı olması gereken medya düşünce ifade özgürlüğüne düşman bir halde, bu haldeki bir medya ne özgürlük olur ne özgürlükten anlar, yaptığı ve yapacağı tek şey kafasınagöre(kafasına göre), çıkarlarına göre serbestlik olur, yani düşünün ki Türkiye'de bilimden teknolojiye, ekonomiden, siyasete, şiirden felsefeye her konuda günde on yazı yazılabilecek tek bir bılog sitesi bile yok oysa bir ülkenin demokrasisi ve özgürlüğü genelde internet, özelde ise bılog sitesileri ölçülmeli artık; ülke karşıt cinsten çocukla dudaktan öpüşen çocuk posterileri(posterleri), fotoğrafları ile dolmakta yani birileri demek ki özgürlüğü akıldışı-ahlakdışı-vicdandışı-insanlıkdışı cinsel serbestlik sanmakta.

Türkiye'ye bakın; son on yılda kaç dansöz, fahişe, eşcinsel, açıksaçık müzik kılibi(klibi), bikinili-mayolu-mini şortlu-mini etekli-cinsel sunum giyimli-pirsingli-dövmeli-katil-uyuşturucu kullanıcısı üniversite mezunu çıkdı(çıktı), kaç alim, alime çıkdı? Ne acı ki hiç alim, alime çıkmadı; ötekilerde ise bolluk var. Neden? Çünkü genelde ülke, özelde eğitim felsefe, bilim, ve Din hadisileri yani mantık üzerine değil siyaset, özel sektör ve moda yani nefs yani hem en büyük cehalet hem de kötülüklerin hem nedeni hem amaçı(amacı) demek olan nefs üzerine kurulu.

Yani insan Türkiye'nin haline baktığında insanın acıdan, üzüntüden, utançtan dudakları uçukluyor, içi yanıyor; sonra da ülkenin felsefeden, bilimden ve Din hadisileri'nden yani evrensel mantıktan uzak, yoksun haline bakmak yerine siyasette, özel sektörde, modada, medyada, ünlülerde, gençlikte, cinsiyette yani bayanların yani yetişkin insan dişisinin eğitime girmesinde, işe girmesinde, ekonomiye girmesinde, ticarete girmesinde, şirketlere girmesinde, fabrikalara girmesinde, siyasete girmesinde yani mantıksızlığın yani felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne uzaklığın içine boğulmuş dünyada çözümler, umutlar aranıyor ki bu hal gözleri sımsıkı bağlayıp gineşi aramaya benzer.

Türkiye de, tüm dünya da biran(bir an) önce felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne sarılmalı, ve bunları aykırı herşeyi yasaklamalıdır. Evet; tek bir doğru, ve sonra herşey doğru; tek bir yasak, ve sonra herşey doğru. Tek çözüm, tek kurtuluş, tek yol budur yoksa demokrasi siyasi partilerin eldeğiştirmesinden(el değiştirmesinden), hayat ta modaya kölelikten başka şey olmaz, sonra da ne peygamber ne mehdi ne Atatürk ne bir önder boşuna beklemeyin; siyaset, özel sektör ve moda arasında akıla ve ahlaka aykırı bir maç haline dönüşün.

Evet; önce demokrasi ya da önce laiklik ya da önce özgürlük değil; önce ahlak; bunun için de önce felsefe, bilim, ve Din hadisileri ülkesi olmak.

Demokrasi ya da laiklik ya da devlet ya da ülke ya da toplum ya da halk ya da millet ya da kavim ya da özgürlük ya da hayat ya da beyin ya da ruh ya da kişilik felsefeden, bilimden ve Din hadisileri'nden yoksun olursa ya ahlakdışılığa ya akıldışılığa kaçar.

Türkiye'nin de, dünyanın da şu an gereksinimi olan ilk şey ne demokrasi ne laiklik ne özgürlük; yalnızca ahlak yani doğru yani mantık yani felsefe, bilim, ve Din hadisileri.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 6.4.19/05.22

 

(Öteki yazılarımı 'www.siir-defteri.com'da okuyabilirsiniz)


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Dini Aforizmalarım (2) Felsefe 03.05.2019
Daha Ne kadar? Felsefe 16.04.2019
Yeni dünya şekillenmesi ve Türkiye Felsefe 05.04.2019
zamanı bilemedim Felsefe 05.04.2019
"GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER" Felsefe 11.12.2018