NEREDE YANLIŞ YAPILDI? (3)

Saadet’liler Hükümetin bu ve benzer durumlarından dolayı hiçbir tutumuna güvenmiyordu. Kendilerini HDP ile ilişkilendirmelerine karşı çıkıyordu. Soylu, “Yüksek Seçim Kurulu’nun görüp görmemesi beni ilgilendirmez, Yüksek Seçim Kurulu ayrı bir kurum, ben ayrı bir kurumum” deyince bunu YSK’ya taşıdı. Bu dilekçeye YSK’dan gelen yazıda YSK Anayasa’ya göre seçimlerde tek yetkili kurumun kendisi olduğunu belirterek son noktayı koydu. Yüksek Seçim Kurulu cevabi yazısında Anayasa’nın 2709 sayılı “Seçimlerin genel yönetim ve denetim” başlıklı 79. maddesini hatırlattı. Terörist ise nasıl seçilebiliyordu? Seçilirse nasıl engellenebiliyordu? Sert söylemlerle bir arada bulunan bu çelişkiler vatandaşa da yansıyordu. Gerçi Soylu özellikle terör örgütü hakkında daha çok sertlik göstermişti ama işin içine CHP ve İyi Parti’yi hatta Saadet’i de katarak durumu kavgaya taşıyordu. Onlar da bunun bir iftira olduğunu söyleyerek geriye aynıyla iade ediyorlardı. Halka yansıyan her şey seçim sonuçlarına da yansıyacaktı… Ancak, Soylu ki bu yüksek makama gelmeden evvel Erdoğan’a demediğini bırakmadı biz onun Erdoğan sevgisine zerre kadar inanır mıyız? Sadece onun değil Bahçeli’nin de ani Erdoğan sevgisine inanmam.

Temel Karamollaoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bazı adaylar için “Alırım görevden” demesi hususunda şunları söyledi: “Sen kimsin ya? Açıkça seçime giderken seçime müdahale etmek, sana hangi gururu, hangi ahlaki değerleri kazandırır? Allah'tan korkmak icap eder. Seçime gidiyoruz. Senin vatandaş üzerinde elinde bulundurduğun yetkiyle baskı kurma hakkın yok, yaparsan suç işliyorsun demektir ve yapıyor bunu. Bu millet bunun cevabını vermeli.”

Erdoğan bu seçime kadar yapmadığı bir yöntemi ilk defa kullanmayı tercih etti. Daha önceki seçimlerde Saadetlilerin oylarına talipti. Fakat bu seçimde Saadet’e köküyle birlikte talip oldu. Nasıl mı? Bir yandan Fatih Erbakan seçime 4 gün kala Saadet’i Milli Görüş’ü temsil ediyor olmamakla eleştirdi, diğer yandan aynı Fatih Erbakan Ak Parti’yi hizmetleriyle olabildiğince överek sözüm ona kendi partisinin mensuplarını istediği partiye oy vermekte serbest bıraktı. Hatta Fatih Erbakan’ın Ak Parti’ye yönlendirdiği dedikoduları ortada gezince “delil” istediler, “Ne demiş de Ak Parti’ye yönlendirmiş?” diye… Acaba bu milletin aptal olduğuna mı inanılıyordu? Hocamızın oğlu olduğu için bir türlü soğuyamadığım Fatih Erbakan’a bunları yakıştırmıyorum. Hesap basitti:

28 Mart 2019 Perşembe günü Saadet’i yerden yere vururken Ak Parti’nin sadece yaptığı iyi hizmetleri hatırlayıp hatırlatıyorsun.

29 Mart 2019 Cuma günü kendi parti üyelerini yönlendirmeyip serbest bıraktığını söylüyorsun.

30 Mart 2019 Cumartesi tık yok.

31 Mart 2019 Pazar günü seçim var ve Fatih Erbakan’ın partisinden biri olarak sandığın başında ne düşünürsün?

Mart 2004’te “Aralarında fark olmasa da, CHP, AKP'den daha iyidir” (1) diyen Fatih Erbakan, Mayıs 2018’de “Saadet’e verilen her oy nasıl CHP'ye gider” (2) diyor. Madem CHP, AKP’den daha iyiydi niye Saadet’in oylarının CHP’ye gitmesini dert ediyorsun? CHP daha iyiyse niçin seçime 4 gün kala sadece Ak Parti’yi övüyorsun? Rahmetli babası Erbakan hocamızın böyle çelişkileri olmazdı. Milli Görüş Hareketi içeriden Erdoğan, Kurtulmuş ve Fatih Erbakan ile yediği darbeyi dışarıdan Demirel, Ecevit ve Mesut Yılmaz’lardan yememiştir. Eğer dışarıdan kurgulanmadıysanız yani iyi niyetliyseniz bari vatandaşa hizmet edin de kendinizi bir nebze olsa Milli Görüşlülere affettirin… Tabi buna niyetiniz varsa ve bu tutumunuzdan dolayı Allah’tan yardım görürseniz…

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 17 yıllık AK Parti iktidarı döneminde insanların patates, soğan ve domatese muhtaç hale geldiğini söyleyerek Hükümetin konu etmekten en çok çekindiği ekonomiyi gündeme taşıdı. Karamollaoğlu, partisinin Elmadağ Belediye Başkan adayı Nuri Yurdakul’un adaylıktan çekildiğini hatırlatarak, bu karara tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Bu trenden inen bir daha binemez” dediğini hatırlatarak “Peki nasıl oluyor da bizim Elmadağ Belediye Başkan adayımız zorla yeniden bu trene bindiriliyor, ben bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Bu ne kadar şaşkın, ne kadar telaşlı olduklarının işareti. Ben emin olun bugün bu baskı altında “Adaylıktan çekildim” diyen kardeşimizin sözlerini dikkatle dinledim. Sayın Cumhurbaşkanının söyledikleri ile hiç bağdaşmıyor. Sayın Cumhurbaşkanı, “Teröre bulaştıkları için onlardan ayrıldı” diyor. Böyle bir şey yok, böyle bir şey de demedi” diyerek meselenin çarpıtıldığını söyledi.

Karamollaoğlu baskıya dikkat çekerek, “Türkiye’de böyle bir seçim 1950’den beri hiç yaşanmadı. Böyle bir baskı, nereye giderseniz gidin, ısrarla bir taraftan belediye zabıtaları bir taraftan yeri geldiğinde emniyet güçleri.  Bizim pankartlarımızı bizim binamızdan bile indiriyorlar. Zabıta gelmiş pankartı bizim binamızdan indiriyor. Hepimiz insanız. Biz zabıtalara da, hâkimlerimize de, emniyet güçlerimize de güveniyoruz ama onlar da bir emir- komuta zinciri içerisinde hareket ediyor” dedi.

Erdoğan Ankara Haymana’daki mitingde ekonomi hakkında tarihe kaydolacak bir konuşma yaptı. Erdoğan, belediye başkanlarının ekonomiye bir etkisi olmadığını söyleyerek, “Kardeşlerim pazar günü yerel seçim yapıyoruz. Belediye seçimi yapıyoruz. Allah aşkına soruyorum. Türkiye’nin ekonomisini belediye başkanlarının düzeltme şansı var mı?” diye sorarak şöyle devam etti: “Belediye başkanlarının Türkiye ekonomisine yön verme şansı var mı? …Ya şu anda belediyelerin çoğu batık. Bitik. Personelinin maaşını ödeyemiyor, yerel seçimler bitecek bunlar sanki Türkiye’nin ekonomisini düzeltecek. Türkiye ekonomisinin sorumlusu benim ben. Şu anda devletin başında kim var? Tayyip Erdoğan var. Kim var? 14 tane bakanı var. Kim var? Yardımcıları var.”

Bu hitabı duyan Karamollaoğlu hayretle şunları söyledi: “Sayın Cumhurbaşkanı şu söylediğimizi dün tekrar etti, ‘Ekonomiyi bu belediyeler düzeltemez’ dedi. Doğru söyledi. ‘Ekonominin sorumlusu benim’ dedi. Biz döndük dedik ki; ‘Allah razı olsun. Biz de zaten bunu itiraf etmeni bekliyorduk.’ 16,5 yıl sonra Türk ekonomisinin geldiği hale bak. Patatese, soğana, domatese muhtaç hale geldik. Allah’tan korkun. Ekonomiyi getirdiğiniz hale bir bakın; borç batağındayız. Bütçenin en büyük kalemi faiz. Bu seneki bütçenin 117 milyar lira faiz ödemesi var. Gelecek sene bu 160 milyara çıkacak.”

“…Bir tarafta işsizlik, 4.5 milyonu geçti. AK Parti'nin iktidar olduğu dönemde, başlangıç dâhil, hiçbir zaman işsizlik bu rakamlara çıkmamıştı…” “…Niye biz bu yola cepsiz ceketle çıktık? O cepsiz ceketin çok önemli bir ifadesi var. Ne diyoruz biz? Arkadaş biz belediyelerde iş başına geldiğimiz zaman ne yeriz, ne de yediririz. Böyle bir kadroyla biz yola çıkıyoruz. Belediye başkan adaylarımızın hepsi kendi ilçelerinde, beldelerinde ümit ediyoruz sevilen ve halkımızın teveccühüne mazhar olacak arkadaşlarımız. Güveniyoruz onlara biz.” (3)

Kılıçdaroğlu Kandil’de terörist olmadığını söyledi. Erdoğan Suriye ve Irak’taki terör bataklıklarını tek tek kuruttuğunu söyledi. Bundan yani PKK’lılara göz açtırmadığından ve FETÖ ile hala uğraşmakta olduğundan dolayı Ak Parti’nin Türkiye genelinde işini tamamlasın diye oyunu koruduğunu düşünüyorum. Fakat “5 yıl önce ülkemizi terörle mücadelede, yatırımlarda, turizmde, ulaşımda ve dış politikada başarıdan başarıya taşıyacağız demiştik” derken “yatırım” ve ekonomi hususunda başarılı olunduğunu düşünmüyorum. Erdoğan “Şehirlerimizi hendek terörüyle, bombalı barikatlarla işgal etmeye çalışan bölücüleri kazdıkları çukurlara gömdük” derken muhalefet de şunu sormaktadır: “Onlar çukurları belediyenin kepçeleriyle kazarken siz neredeydiniz?”

KAYNAKLAR:

1. Hürriyet, 25.03.2004.

2. Yeni Şafak, 04.06.2018.

3. 28 Mart 2019, Yeni Şafak, TGRT Haber, Sabah, Takvim, Habertürk, Yeniçağ, Milli Gazete, Cumhuriyet, Günaydın, Sözcü, Sputniknews, BBC News, Euronews.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
ABDULLAH GÜL, AKP TABANINA AYAR MI VERİYOR? Politika 24.06.2019
İstanbul Değişimi Politika 24.06.2019
Her Şey Çok Güzel Olacak Politika 20.06.2019
TARİHİ BULUŞMA VE YANKILARI Politika 17.06.2019
EKREM, ABDULLAH GÜL'ÜN DUBLÖRÜ MÜ ? Politika 16.06.2019