EĞİTİM ÖZELDE TÜRBANLILARA GENELDE BAYANLARA BİLİMSELLİK VERMİYOR SAVIM

Toplumsal üretimde en önce önemli olan şey düzen yani sistemdir. Yani bir fabrikada makinalar(makineler) doğru değilse ürünler yanlış çıkar.

Ülkemizde 'Haydi çocuklar okula', 'Haydi kızlar okula' deniliyor.

Peki eğitim düzeni doğru mu yani eğitim düzeni insanlığın insani dünyasının en zirve doğruları olan felsefe, bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri(hadisleri) yani en insani evrensel mantık ve en insani evrensel amaç üzerine mi kurulu? Hayır; siyaset ve özel sektörün çıkarları üzerine kurulu yani cehalet ve nefs üzerine.

Eğitim düzeninin birinci temel özelliği felsefe, bilim, ve Din hadisileri üzerine kurulu olmak; ikinci temel özelliği de felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne bağlı düşünürler(filozoflar), alimler, alimeler, bilgeler, bilimciler yetiştirmek olmalı. Ancak açık ki eğitim düzeninin hiçbir aşamasında, üniversite aşamasında bile bu özellikler yok; bu nedenle ki eğitimde özel okullar yani kapitalistlerin yani bir cehalet ve nefs dünyası demek olan özel sektörün okulları da var; özel sektör mü öğrencileri düşünür, alim, alime, bilge yapacak?

Bu nedenle de öğrencilerin amaçları düşünür, alim, alime, bilge olmak; felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne bağlı olmak değil; bir işe girmek, para kazanmak ve istediği gibi bir hayat(yaşam) yaşamak bencilliği ve sorumsuzluğu olmakta. 

Kamuda türban serbestliği getirildi, ve okullarda öğrencilere de, öğretmenlere de türban takmak serbest oldu. Bu herşeyden önce yani kavram açısından 'serbetslik'tir, 'özgürlük' değil; yani türban takmak özgürlük değil serbestlik verir ancak; bu açıdan ki bikini, mayo, mini etek, dar pantolon, mini şort gibi şeyler de özgürlük değil serbestliktir; örnek ki sigara, içmek hakkı da özgürlük değil serbestliktir. Serbestlik isteyenin istediğini yapmasıdır yani başınabuyruluk(başına buyrukluk) halidir, özgürlük ise öze uygun doğru şeyler yapmaktır, doğru özgürlük ise doğru öze uygun şeyler yapmaktır; bilimin özü ise bilimdışı şeylere inanmamaktır oysa türban bilimdışı şeylere inanmayı da içerir; bilimin özü ahlaktır yani utanmaktır oysa bikini, mayo, mini etek, dar pantolon, mini şort, sigara içmek, içki içmek gibi şeyler utanmamayı içerir; bu nedenle 'gürültü yapmak hakkı' da özgürlük değil serbestliktir; bu açıdan zina yapmak ve eşcinsellik te özgürlük değil serbestliktir; yani açık ki demokrasi de özgürlük üzerine değil serbestlik yani doğrulara karşıtlık üzerine kuruludur ki felsefe, bilim, ve Din hadisileri üzerine kurulu olmayan insani dünyalar da, toplumsal dünyalar da zaten yanlış üzerine kurulu dünyalardır. Oysa felsefe de, bilim de ahlakı yani utanmayı da içerir yani insanların ve insanlığın kötü, yanlış ya da çaresiz hallerinden utanmayı.

Eğitim özelde türbanlılara, genelde ise bayanlara eğitimin temel amaçı(amacı) olan 'bilimsellik'i vermiyor çünkü herşeyden önce eğitim felsefe, bilim, Din hadisileri üçgeni üzerine değil siyaset ve özel sektör üzerine kurulu.

'Eğitim özelde türbanlılara neden bilimsellik vermiyor' diyorum? Çünkü üniversite bitirmiş, doktor olmuş, hukukçu olmuş, mühendis olmuş, mimar olmuş, eczacı olmuş; türbanlı bayanlar var; cinlere, perilere, doğaüstü varlıklara inanan, öyle ki bozuk televizyonu, bozuk bilgisayarı, baş ağrısını, hatalıkları dua ile iyileştirmeye çalışan; öyle ki 'Şu gün çocuk yapılırsa çocuk sorunlu olur, şu gün çocuk yapılırsa çocuk iyi insan olur' diyen. Yani açık ki eğitim, üniversite eğitimi bile türbanlılara bilimsellik vermiyor, veremiyor.

'Eğitim genelde bayanlara bilimsellik vermiyor' neden diyorum? Çünkü bilime yani eğitime ahlak ta tabidir, dahildir; çünkü ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun olduğu gibi felsefenin, bilimin de en yüksek aşamasıdır. Yani bu durumda ortalıkta yani herkesin içinde bikini, mayo diye sütyen-külot gezmek; mini etek, mini şort, daracık pantolon, açıksaçık, cinsel sunumlu, cinsel tahrikli giysilerle bulunmak; dövme yaptırmak, takı takmak, pirsing yaptırmak, tırnakları-dudakları-gözleri-kirpikleri boyamak, bir akıldışılık ve ahlakdışılık hali olan modaya uymak gibi haller ahlaka yani mantığa aykırı hallerdir ki ortalık bunları yapan, okul okumuş, öyle ki üniversite okumuş bayanlarla dolmakta.

Oysa genelde eğitim, özelde ise doğru eğitim felsefe, bilim, ve Din hadisileri üzerine kurulu olmalı, ve genelde felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne bağlı insanlar, özelde ise düşünür, alim, alime, bilge insanlar, ülke ve toplum yaratmalı. Ancak türban serbestliğinde de, kızların okumasında da, bayanların okumasında da buna uygun haller değil buna aykırı hallerin oluştuğunu ve bu halin de moda, medya, ünlüler, siyaset, özel sektör, turizım(turizm) gibi şeyler aracılığı ile daha da yaygınlaştığını, yükseldiğini, egemenleştiğini görmekteyiz. Yani ne dua ile sorun çözmeye çalışan yani mantığı dışlamış üniversite mezunu doğru üniversite mezunu olur ne de ortalıkta ahlaka aykırı halle dolaşan yani yine mantığı dışlamış üniversite mezunu olur.

Bu nedenle ki eğitimde yapılması gereken ilk şey eğitimi siyasetten yani siyasi iktidar kurumundan ve özel sektörden koparmak, ve eğitimi felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne ve devlete bağlamaktır yoksa eğitim içinde eğitimsizlik, eğitilmişlik içinde cehalet olur. Sonra da bir ülkede yüzlerce üniversite olsa da düşünürler, alimler, alimeler, bilgeler değil ahlaka-akıla aykırı haller ve üniversite mezunu, ahlaka-akıla aykırı ünlüler çoğalır.

Yani 'Haydi çocuklar okula', 'Haydi kızlar okula' denilmeden önce eğitim felsefe, bilim, ve Din hadisileri üzerine kurulu olmalıdır; ve 'Eğitim şart' demeden önce de 'Eğitimden önce ruhsal inceleme şart'; üniversite eğitiminden önce de 'Ruhsal ve ahlaki inceleme şart' denilmelidir; yoksa her diktatör ülkede de eğitim ve üniversiteler var, Nazi Almanyası'nda da vardı.

Yani önce; eğitime ve üniversiteye gelen ayaklara değil beyinlere, ruhlara bakılmalı. Bunun için de önce genelde eğitimin, özelde ise üniversite eğitiminin felsefe, bilim, ve Din hadisileri üzerine kurulu olması zorunludur yoksa eğitim siyasetin ve özel sektörün yani cehaletin ve nefsin elinde oyuncak olur. Ne diyordu Akp yandaşı bir üniversite rektörü Pırof(Prof); 'Bize cahil bir nesil lazım' diyordu; ne diyordu Akp yandaşı bir Diyanet görevlisi, yazdığı kitabında; 'Çocuklarınıza sorgulama yapmayı öğretmeyin' diyordu 'Kıyaslama yapmayı öğretmeyin' diyordu yani 'Mantıklı olmayı öğretmeyin' diyordu yani 'Düşünmeyi öğretmeyin' diyordu.

Yani bin üniversite ile de cehalet, yanlış, kötülük, bilim düşmanlığı, mantıksızlık öğretilebilir.

Bu nedenle ki Türklerin en büyük dahisi Atatürk 'Hayatta en doğru yol gösterici bilim/ilim ve ahlaktır', insanlığın en büyük dahisi Muhammed de 'Din bilim/ilim ve ahlaktır, bunlar olmazsa din de olmaz' dedi. Bir de şu ülkenin haline bir bakın: Biryanda(Bir yanda) ahlakdışılıklar, biryanda bilimdışılıklar; ve ülkede bir de 200'den çok üniversite var.

Felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne bağlı olmayan eğitim doğru eğitim değildir; bilimdışılığı ve ahlakdışılığı yok etmeyen eğitim de doğru eğitim değildir. Eğitimin ya da bilimin görevi çıplak ya da ünlü yetiştirmek değil düşünür, alim, alime, bilge yetiştirmektir.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 3.4.19/06.33

 

(Öteki yazılarımı 'www.siir-defteri.com'da okuyabilirsiniz)