NEREDE YANLIŞ YAPILDI? (1)

Türkiye’nin 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimleri’ni demokratik bir olgunluk içinde tamamladığını belirten Erdoğan, milletin bir kez daha iradesini oldukça yüksek bir katılım oranıyla sandığa yansıttığını söyledi ama sandığa katılım oranının %84,52 olması iyi bir yüzde değil; bana sorarsanız % 90’ı (her seçimde ama özellikle bu seçimde) aşması gerekirdi. Çünkü bu yüzde çok yerde taşları yerinden oynatır. Hatta İstanbul ve Ankara’nın dahi kaderini değiştirirdi. Geçersiz oy sayısının neredeyse 2 milyonu bulması da yazık bir durum. Geçersiz oylarla sandığa gitmeyenleri bir araya getirseniz güçlü bir parti olursunuz...

Erdoğan balkon konuşmasında, seçim sonuçlarına göre AK Parti’nin açık ara birinci parti olduğunu Cumhur İttifakı olarak da birinci olduklarını söyledi. Toplamda yüzdenin yarısını geçti. Her kazanç ve her kaybın milletimizin takdiri olduğunu söyledi. “Kazandığımız yerlerde milletimizin gönlüne girdiğimizi, kaybettiğimiz yerlerde de bu konuda yeteri kadar başarılı olamadığımızı kabul edecek, buna göre hareket tarzımızı da tabii ki belirleyeceğiz” dedi. Bu özeleştiri çok önemliydi. Elindeki belediyeleri neden kaybettiğini ve başkan adaylarının neden kazanamadıklarını sorgulaması önemlidir. Aday tercihinde mi hata oldu? Kaybeden adayları hangi basiretsizler tavsiye etmişti? Kaybetme nedenleri nelerdi?

Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerindeki mitinglerinde Kürt kardeşlerimiz iradelerini terör örgütü yanlılarına teslim etmediler. Ak Parti Doğu’da bunu nasıl başardı? Başarının nedeni Doğu’da terör örgütlerine yapılan ağır darbenin oradaki vatandaşların özgür iradelerine verdiği cesaret miydi? Şırnak gibi bir yerde Ak Parti fark atarak birinci olabiliyorsa Doğu’dan ve Kürt kardeşlerimizden ümit kesilemezdi. Ne var ki Türkiye’nin en büyük şehirleri açısından Cumhur İttifakı’nın durumu kötüydü. İstanbul, Ankara, İzmir’de fark atamayan bir belediye sonraki seçimde de riziko yaşar. Adana ve Antalya gibi büyük şehirlerde kaybetmesini az farkla Bursa’yı, çok farkla Konya’yı alması telafi edebilir mi? Orasını sizin takdirinize bırakıyorum. Fakat ilçelerde durumu iyiydi; çünkü Ankara’da 25 ilçenin 22’sini ve İstanbul’da 39 ilçenin 25’ini Cumhur İttifakı’na vermişti.

Erdoğan, bundan sonraki seçimlerin 2023 yılının Haziran’ında yapılacağını ve bundan sonra Türkiye’de ekonomisiyle siyasetiyle özellikle savunma sanayisiyle yatırımlarla üretimlerle nasıl meşgul olacağını söyledi. Bahçeli’ye göre Cumhur İttifakı hedeflerine ulaşmıştı. Binali Yıldırım ise daha seçim sandıkları bitmeden erkenden İstanbul’da seçimi kazandığını kamuoyuna ilan etti.

CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş, Ankara’da rahatlıkla seçimin galibi olurken İlginç bir ifade kullandı: “Daha yolun başında kazandığımızda, bunu bir zafer olarak görmeyeceğimi söyledim. Bizim yenmek, yok etmek zorunda olduğumuz bir düşmanınız yok ki bunun adı zafer olsun.” Bütün seçmenlere şöyle hitap etti: “Belediye çalışanları tedirgin olmasın. Kimsenin ekmeğiyle, aşıyla oynamayacağız. Kimseyle kavgamız yok. Biz Ankara'daki tüm hemşehrilerimizi kardeşimiz biliyoruz. Çünkü biz artık büyük bir aileyiz. Ankara Büyükşehir Belediyesi mazlumun, mağdurun, belediyesi olacak. Hukuka, devlet ahlakına ve ortak değerlere hizmet edeceğiz. Siyasi görüşü, kökeni ne olursa olsun Ankara’ya değer katmak isteyen herkesin yol arkadaşı olacağız. Ankara’yı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün başkentine yakışmayan görüntüsüne karşı, demokrasi, huzur, kardeşlik, özgürlük ve refah yolunda güç ve kader birliği yapan idareyi unutmayacağız. Bu yolculuğu hep birlikte yapmaya kararlıyız. Sizlere ömür boyu minnettar kalacağımı bilmenizi istiyorum. Her türlü baskı, tehdit iftiraya karşı, rağmen onların kamu imkânı, onların duvarları, televizyon ve gazeteleri varsa bizim de yüreğimiz var diyerek tarihi değiştiren kardeşlerim, hepiniz var olun.” Yavaş şükranların en güzelini, anlamlısını ise uğradığı büyük haksızlığa, iftiralara karşı kendisine dualarıyla siper olan annelere sunduğunu dile getirerek, mazbatayı aldıktan sonra ilk yapacağı işin Kızılcahamam’a gidip, kendisine dualarıyla güç veren 91 yaşındaki kadını ziyaret etmek olacağını, onun şahsında tüm annelerin elini öpeceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, “Bütün bu adaletsizlikleri yaşadık ama halk demokrasiden yana tavrını koydu, demokrasiyi seçti” derken mutluydu. İddialı bir şekilde,“…bugüne kadar çok sayıda seçim yaşadık ama ilk kez bu kadar adaletsiz bir seçimle karşı karşıya kaldık. İftira kampanyaları mı dersiniz, başka şeyler mi dersiniz…” dedikten sonra Yıldırım’ı şöyle eleştirdi: “Bizi üzen şu, başbakanlık, meclis başkanlığı yapmış birisinin daha elinde veri olmadan 'biz kazandık' diye ortaya çıkması ve yangından mal kaçırır gibi açıklama yapmasını Binali Bey'e yakıştıramadık.” Sonra o da Yavaş gibi bunu başarı olarak gördüklerini ama bir zafer olarak görmediklerini söylerken şu ifadeleri kullandı: “Bunu asla bir zafer olarak telaffuz etmiyoruz. Zafer düşmana karşı kazanılır. Zafer değil, bir başarı bu.” Sonra da Türkiye'nin tekrar ekonomi gündemine döneceğini ve mutfakta ciddi bir yangın olduğunu hatırlattı. IMF’nin kapısını çalabilecekleri endişesi taşıdığını söylerken, “İyi ki ekonomik kriz oldu diye özel bir fırsatçılığa takılmak istemiyoruz. Tam tersine bir ekonomik kriz var, mutfakta yangın var ve bunun aşılması için siyaseten ne gerekiyorsa biz her türlü fedakârlıkta bulunmaya hazırız” dedi.

İstanbul’u kazandığını düşünen İmamoğlu ise durumdan basına karşı şöyle şikâyetçi oldu: “…Şu an saat 02.21 geçiyor. Üç saati aşkın süredir Anadolu Ajansı giriş yapmamaya devam etmektedir. Tabi cümlelerimi tekrarlayacağım. Üzülerek tekrarlayacağım. AA görevini yapmayarak Türkiye’mizin demokrasi sürecindeki en önemli kurumlardan birisi olarak bence vazifesini yerine getirmemiştir. Kınamamı yineliyorum. Bu süreçte yaşattıkları Türkiye tarihine acı bir not olarak düşülecektir.” Anadolu Ajans, sorumlu kurumlar ve bakanlıkları görece çağırarak özetle sözlerini şöyle sürdürdü: “…Takip etmeye devam edeceğiz. Türkiye’nin hiçbir kamu kurumu siyasallaşamaz. Bu anlamda herkesi göreve davet ederken, tekrar Anadolu Ajansı’nı kınıyorum. Gerekli işlemlerin yapılacağını belirtiyorum. Partimizin genel merkezimizin tüm kurumları çalışma halindedir. Bir heyetin de AA’ya gittiğini belirtmek istiyorum. Burada en önemli konu, sahada büyük rol üstlenen görev alan tüm arkadaşlarıma yapacağım çağrı… Süreç devam etmektedir. İlçe seçim kurullarında görev alan arkadaşlarımı süreç tamamlanana kadar orada nöbet tutmalarını ve orayı asla terk etmemelerini söylemek istiyorum. Girilmeyen 100 sandık vardır. 1 sandıkta 300 civarında oy vardır. Yaptığımız ortalama hesaba göre de yüzde 85 oranında geçerli oy hesabı vardır. Girilen 30 bin 86 sandıkta aramızdaki fark 29 bin 408’dir. Yani biz öndeyiz. Oyları söylüyorum. 4 milyon 155 bin 966 bizim sistemimizde, benim aldığım oy olarak girilmiştir. Rakibimizin aldığı oy 4 milyon 126 bin 558’dir. Tahmin ediyorum daha kesin hatlarıyla bir açıklamamız daha olacak. 29 bin 408. Kalan sandıklarda da ortalama üzerinden gidiyorum geçerli oy sayısı 25 bin 500 civarında olacaktır. Aradaki farkın kapanma ihtimali şu saat itibariyle kalmamıştır. İstanbul halkımıza ve Türkiye’ye şu anda girdiğimiz veriler üzerinden İstanbul’u kazandığımız ortadadır. Süreç hayırlı ve uğurlu olsun. Olası manipülasyonlara karşı uyku yoktur. Bütün sandık görevlileri, bütün ilçe seçim kurullarında görevli arkadaşlarımız asla görevlerini terk etmemelidir. Bu bir vatandaşlık görevidir. Bu Türkiye Cumhuriyeti demokrasi sürecinin en önemli kahramanlık görevidir. Keşke saatlerdir beklediğimiz bu açıklamayı Türkiye’nin iletişimdeki yetkili kurulu açıklasaydı. Takibe devam ediyoruz. İstanbul’daki seçimin kazananı kaybedeni olmaz. 16 milyonluk İstanbul şehrinin tamamının kazanacağı süreci; en kısa zamanda İstanbul’a yaşatacağımızı, İstanbul’un tüm insanlarına burada duyuruyorum. Hayırlı uğurlu olsun.” Anadaolu Ajans ise topu YSK’ya atmakta ve veri gelmedikçe beklemekten başka çaresi kalmadığını söyleyecektir. Oda TV’ye göre AA genel müdürü şöyle demiş: “Kafama taktığım şapkanın olduğu fotoğraf danışmanken çekildi. Baykal şapkası olsaydı kimse bir şey söylemezdi. O şapkayı ben tasarladım. Erdoğan'ın yanındaydım. Sevsen de, sevmesen de ben onun adamıyım arkadaş. Hakaret ve küfürler yedim. Yediğim küfürler de maaşımın içinde.”

Meral Akşener ise,“…Defalarca vatandaşları iktidar partisinin kulağını çekmesini dertlerini dinlemesini istemelerini söyledim” dedikten sonra şunları ekledi: “Bu seçimin sonucu önemli bir tabloyu gözler önüne serdi. Bu seçimin galibi Millet İttifakı’dır. İYİ Parti’nin Millet İttifakı’na kattığı güç ortadadır. Bu seçimde nifak değil birlik kazandı. İftira değil birlik kazandı. Tehdit değil cesaret kazandı. Çocuğuna harçlık veremeyen baba, siftah edemeyen esnaf kazandı. Bu seçim milletin sorunlarına çözüm yolunda alınmış bir başarıdır. Buradan Millet ittifakı seçmenlerine sesleniyorum: Abartılı kutlamalardan uzak durunuz. Bu bir sonuç değil aksine bir başlangıçtır.”

...devam edecek...


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
MHP, KEMALİST BİR PARTİ’YE DÖNÜŞÜR MÜ ? Politika 15.09.2019
ÜLKEMİZDE SU YÖNETİMİ VE ÇARE ! Politika 09.09.2019
Tahir Çalgüner ; YENİ MERKEZ PARTİ 'nin SİNYALLERİNİ VERDİ.. Politika 08.09.2019
Vay Terörist!!!!!! Politika 03.09.2019
Sudan Haberler Politika 02.09.2019