AHMET HAKAN BU DA SANA GOL DEĞİL Mİ?

Ahmet Hakan tuhaf bir gazeteci çünkü internette yaşamı(hayatı) konusunda nereye baktıysam eğitimi onusunda yazılan şu: 'Bir süre ilahiyat fakültesinden okudu'. Yani demek ki üniversite mezunu bile değil, lise mezunu ancak tuhaf ki yandaş medyada akılhocasılığı(akıl hocalığı), bilirkişilik(bilir kişilik) yapmakta. Yani ilahiyat fakültesini bitirmiş bile olsa ilahiyat fakültesi üniversite sayılmaz çünkü bilim değildir oysa üniversite demek bilim demektir, bilim de bilimdışı şeylere olmayan şeyler demektir.

Peki; Uğur Mumcu gibi gazeteciler bile Akp yandaşı medyada yerbulamazlarken(yer bulamazlarken), üstelik te haklarında türlü davalar açılırken; Ahmet Hakan acaba neden Akp yandaşı medyada hala baştaçıdır? Yanıt çok açık: Çünkü Akp yandaşıdır.

Akp ne demek? Akıldışı, mantıkdışı, bilimdışı; felsefeye, bilime ve dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırı bir dünya demek; ve 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçeyi bırakalım', 'Demokrasi tıramvaydır(tramvaydır), istediğim durakta terk ederim', 'Lozan zafer değil hezimet', Atatürk'e 'Ayyaş' diyen; Atatürk'e, Kurtuluş savaşı'na ve Lozan anlaşmasına bile hakaret eden yani Türklüğe aykırı; bebek kardeşlerini, çocuk kardeşlerini, çocuk torunlarını, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmüş Osmanlı hanedanlığı'nı, Osmanlı sultanlarını baştaçı eden bir dünya olduğu için dine, İslamiyet'e, insanlığa aykırı; ve ekonomisi başka ülkeleri sömürmek yani sömürgecilik üzerine kurulu olduğu için yine insanlığa aykırı bir dünya demektir. Yani Ahmet Hakan'ı baştaçı eden, Ahmet Hakan'a iş veren dünya özetle böyle bir dünyadır, Ahmet Hakan'ın gururla yer aldığı dünya işte böyle bir dünyadır; Ahmet Hakan'ın ekmek yediği dünya işte böyle bir dünyadır.

Akp yandaşı Hürriyet gazetesi köşe yazarılarından(yazarlarından) da olan Ahmet Hakan 'Bu da mı gol değil Mansur Yavaş' adlı köşe yazısında Chp'nin Ankara belediye başkanı adayı Mansur Yavaş hakkında 2019-31 martı yerel seçimi öncesinde şöyle yazmış:
'İşte bu Cengiz Topel Yıldırım, resmen ve alenen Mansur Yavaş’ı bombaladı.
Söylediklerinin sadece bir kısmı şöyle: 'İşin içinde sahtecilik var, senet var, tahsilatçılık var diyorlar. Yetmiyor! Yargıtay’da iş takipçiliğinden bahsediyorlar. Bu iddialara karşı bizim arkadaşlar ne diyor? ‘Bize iftira attılar, biz masumuz, adam sahtekâr’ diyorlar. Bunu söylediğinizde halkın ve CHP seçmeninin vicdanı tatmin olmuyor. Adam sapıkmış, sahtekârmış. Adamın ne olduğunun bir önemi yok. Adamın günahları, senin günahlarını affettirmez'.
Mansur Yavaş...
- Cumhurbaşkanı Erdoğan söyleyince... 'Bu gol değil' dedi.
- AK Parti Sözcüsü söyleyince... 'Bu gol değil' dedi.
- Mehmet Özhaseki söyleyince... 'Bu gol değil' dedi.
- İktidar yanlısı medya söyleyince... 'Bu gol değil' dedi.
Aynı şeyi hem de fazlasıyla bir CHP’li söyleyince...
Sormak farz oldu:
Bu da mı gol değil Mansur Yavaş?
Bu da mı gol değil' demiş.

Ahmet Hakan tuhaf bir mantıkla ve dil yapısı ile 'Chp'li Cengiz Topel Yıldırım da resmen ve alenen Mansur Yavaş’ı bombaladı.' diyor yani 'bombalamak'?

Ne demiş Yıldırım? 'İşin içinde sahtecilik var, senet var, tahsilatçılık var diyorlar. Yetmiyor! Yargıtay’da iş takipçiliğinden bahsediyorlar. Bu iddialara karşı bizim arkadaşlar ne diyor? ‘Bize iftira attılar, biz masumuz, adam sahtekar’ diyorlar. Bunu söylediğinizde halkın ve Chp seçmeninin vicdanı tatmin olmuyor. Adam sapıkmış, sahtekarmış. Adamın ne olduğunun bir önemi yok. Adamın günahları, senin günahlarını affettirmez'.

Nasıl bir kafayapısı(kafa yapısı) ki kişilik ile hayat arasında bir ilişki olduğunu yani düz mantığı bile dışlamış yani hem saygın insan ile saygın olmayan insanı eşitlemiş hem de saygın olmamanın dürüst olmaya aykırı sonuçlar yaratabileceğini dışlamış. Yani örnek ki mahkemeye tanık olarak yalancı şahit çıkarılsa 'Kişinin yalancı şahit olması önemli değil, söyledikleri önemli' diyen tuhaf, akıldışı, mantıkdışı, bilimdışı, gülünç bir mantık var ortada. Yani bu yaklaşım Fetö'nün sıkça kullandığı 'gizli tanık'larını da aklar bir mantık. Yani alim ile zalimi eşit sayan, birtutan(bir tutan) ve ancak cehalet dünyası kültürü olabilecek tuhaf bir mantık.

'İşin içinde sahtecilik var' diyor. Peki senetdeki(senetteki) imza senetde isimi olan kişiye ait değilse, Mansur Yavaş'a ait olduğunu kanıtlı mı? Yani o kişi Mansur Yavaş'ın yanına birkaç arkadaşı ile birlikte gitmiş olabilir ve Mansur Yavaş lafa tutulurken senedi senetde isimi yazan kişi yerine kaşlagözarasında(kaşla göz arasında) senetde isimi yazılı kişinin arkadaşlarından biri imzalamış olabilir ya da zaten bu konuda ustalığı ileri sürülen kişi çok ustaca bir sahte imza atmış olabilir, yani burada önemli olan şey o imzanın Mansur Yavaş'a ait olup olmadığıdır.

Öteyandan; insanların alacaklarını tahsil etmek avukatların işlerinden biridir yani avukatın tahsil etme işi mafya türü tahsilatçılıkla ile aynı tutulamaz.

Öteyandan; 'Adam sapıkmış, bizi ilgilendirmez' ne demek? Bu nasıl bir mantık ki çocuklara cinsel taciz ile ruhsal normalliği ve dürüstlüğü, güvenilirliği aynı kefeye koymaktadır?

Öteyandan; 'Adam sahtekarmış, bizi ilgilendirmez' ne demek? Bu nasıl bir tuhaf mantık ki sahtekarlığın kötü bir ruha, sahtekarlığa da kötü bir ruhun neden olduğunu bile bilmemektedir?

'Adamın günahları senin günahlarını affettirmez' diyor; avukatların müvekkillerinin alacaklarını tahsil etmek işleri ne zamandır günah oldu? Ve sahtekarlarla, çocuk tacizcileri ile avukatları eşit tutmak ne zaman günah olmamak oldu?

'Adamın ne olduğunu önemi yok' diyor; ne demek 'Adamın ne olduğunun önemi yok?'. Yani alimle zalim, vatanhaini(vatan haini) ile vatansever(vatan sever), ahlaklı ile ahlaksız bir mi olur, eşit mi olur?

Peki Cumhur ittifakı; konuşurken adamın ne olduğuna bakmıyor mu; baksana Cumhur ittifakı hiç Cumhur ittifakı'ndan olanları suçluyor mu, kötülüyor mü; ancak Millet ittifakı'ndan iseler kişilere 'Dünya dönüyor' dese bile suçluyor, kötülüyor.

Yani demek ki Ahmet Hakan'a ve Cengiz Topel Yıldırım'a göre kapitalist ile işçiyi bir tutmak gerekir yani kapitalistin işçinin haklarını savunduğunu ileri sürmek gerekir. Oysa gerçek böyle değildir.

Demek ki Ahmet Hakan 'Adam'lıkla, 'Adam olmak'la ilgili atasözülerini(atasözlerini), özdeyişleri bir kez daha okumalı. Çünkü Türk milleti de, din de 'Adam olan'la 'Adam olmayan'ı eşit, bir tutmaz.

Ahmet Hakan ve Cengiz Topel Yıldırım önce Mevlana'nın şu sözünü kavramaya çalışmalılar:; adamlığın yani 'adamın ne olduğunun önemi konusunda': 'Bir lafa bakarım laf mı diye. Bir de adama bakarım adam mı diye.'.

Cengiz Topel Yıldırım kimdir? İnternetteki bilgiye göre şudur: 'Ailesinin kurduğu küçük bir işletmeyi, yıllar içinde kardeşleriyle birlikte büyüterek, bir aile şirketine dönüştürdü. Üniversite yıllarında başlayan iş hayatı, Ankara’da ticaret ve endüstriyel reklam alanında devam etti.' yani bir kapitalist.

İnsan suç işlemiş olabilir, ancak suç işlemeyi alışkanlık, iş, meslek, hayat biçimi haline getirmiş insanları ne suç işlemiş insanlarla ne de herkesle eşitlemek yanlıştır, mantıksızlıktır. Yani Ahmet Hakan'ın şirketi olsa; suç işlemeyi alışkanlık, iş, meslek, hata biçimi haline getirmiş insanları işe alır mı, 'Ne oldukları önemli değil' deyip? Peki Cengiz Topel Yıldırım işlemeyi alışkanlık, iş, meslek, hata biçimi haline getirmiş insanları işe alır mı?

Yani en azından şöyle düşünelim ya da Ahmet Hakan'a soralım: Ey Ahmet Hakan; sen Akp yandaşı olmasaydın ya da gerçekçi, doğrucu, dürüst, adil, tarafsız olsaydın; Hürriyet gazetesi ve Cine 5 seni işe alır mıydı? Uğur Dündar gibi bir gazeteciyi bile işe almayanlar seni acaba neden işe alıyorlar ya da işte tutuyorlar? Bak Kanal D'den seni alıp yerine beden hatları beyin hatlarından daha çok gözeçarpan(göze çarpan), televizyonculukta acemi bir bayana işi verdiler, ve senin gibi deneyimli bir gazeteciyi, televizyoncuyu ise Cine 5'e gönderdiler yani daha çok izlenilen bir kanaldan alıp daha az izlenilen bir kanala verdiler seni yani halkın daha çok izlediği bir kanaldan alıp halkın daha az izlediği bir kanala verdiler yani yerine daha usta birini değil oldukça acemi birini getirdiler, neden acaba? Mansur Yavaş'a Cengiz Topel Yıldırım ve Akp ile ofsayttan gol atmaya çalışıyorsunuz da bu dediklerim sana da, senin gibi düşünenlere de penaltıdan gol değil mi Ahmet Hakan?

Belli ki Cengiz Topel Yıldırım'ın sözleri akıla, mantığa, bilimselliğe değil siyasete dayalı sözler.

Asla unutmayın; sözler ve savlar beyinin, ruhun ürünleridir; ve kişilik nasılsa beyin de, ruh ta öyle düşünür yani örnek ki bir uyuşturucu satıcı Yunus Emre gibi düşünemez.

Yani kişilerin kişiliklerine bakmadan sözlere sarılmak ne adamlığa sığar, ne bilimselliğe, ne dine, ne akıla mantığa.

Ben sözlerden önce insanlara bakarım: Felsefeye, bilime ve dini tanımlayan Din hadisileri'ne uygunlar mı, değiller mi?' diye. Bunun da ilk giriş kapısı giyim ve görünümdür yani ahlaka aykırı giyimlileri de, akıla aykırı görünümlüleri de en baştan sınıfda bırakırım. Yani kusura bakılmasın; ortalıkta bikini yani sütyen-külot ile, elinde sigara ile gezinen ile gezinmeyeni ne felsefe birtutar ne bilim ne de dini tanımlayan Din hadisileri.

Yani 'Söyle bana arkadaşını, söyleyeyim sana kim olduğunu' sözü var ya. Söyle bana tanığını(şahidini), söyleyeyim sana senin kim olduğunu diyorum ben de.

Bir yaşanmış, gerçek, somut bir örnek vereyim:
Başı örtülü, hergün günde 5 kez namaz kılan, hergün Kuran okumalarına giden yaşlı kadın:
- O buna saldırmadı, bu ona saldırdı.
Öğretmen olan genç bayan:
- O buna saldırmadı, bu ona saldırdı.
Doktor olan genç bay:
- Ben ona saldırmadım, o bana saldırdı.
Doktor olan genç bay; yaşlı kadının oğulu(oğlu), öğretmen genç bayanın kardeşi. Oysa gerçek şu: Doktor genç saldırdı; kendisi, annesi ve kardeşi yalan söylüyor.

Yine yaşanmış, gerçek, somut bir örnek vereyim:
Genç, türbanlı öğretmen bayan:
- Ben ona saldırmadım, o bana saldırdı.
Oysa gerçekte o genç türbanlı öğretmen bayan ötekine saldırmışdı(saldırmıştı).

Yani gerçekler ve doğrular da, sözleri söyleyen insanların kişilikleri de çok önemlidir. Yani; söyle bana tanığını, söyleyeyim sana senin kim olduğunu. Benden insanlığa bir söz daha: Söyle bana çalıştığın işyerini ya da çalıştığın işyerinin kime ait olduğunu, söyleyeyim sana kim olduğunu'.

Bu da sana gol değil mi Ahmet Hakan, bu da sana gol değil mi? Üstelik te ofsayttan değil penaltıdan!

Yazmak kolay da düşünmek kolay değil Ahmet Hakan. Doğru düşünmek te doğru felsefe, doğru bilim, ve dini tanımlayan Din hadisileri yani doğru din gerektirir yani ilahiyat fakültesilerinde de, imamhatiplerde de, üniversitelerde de öğretilmeyen doğru şeyler.

Evet Ahmet Hakan; söyle bana çalıştığın işyerinin kime ait olduğunu, söyleyeyim sana senin kim olduğunu ve neleri yazıp neleri yazmayacağını.

Akıl, mantık lise düzeyini aşan bir özelliktir, ve ancak doğru felsefeyi, doğru bilimi, ve dini tanımlayan Din hadisileri yani doğru din bilmekle olur; yani var olan, doğru felsefeye-doğru bilime-Din hadisileri'ne aykırı haldeki üniversite eğitimi ile bile olmaz.

Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 2.4.19/09.45

 

(Öteki yazılarımı 'www.siir-defteri.com'da okuyabilirsiniz)


Başlık Kategori Yayın Tarihi
DİN HADİSİLERİ Felsefe 21.07.2019
SİYASETÇİ İLE İFTAR OLMAZ SAVIM Felsefe 20.07.2019
RAMAZAN DAVULU İSLAMİYET'E AYKIRI SAVIM Felsefe 19.07.2019
MUTSUZ OL ANCAK MUTSUZLUĞA YENİLME Felsefe 18.07.2019
ÇOCUKLARDAKİ YANLIŞ GENLER SAVIM Felsefe 17.07.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019
DOĞRUNUN PİTORESKİ Felsefe 26.06.2019
MÜMKÜNSÜZLÜĞÜN İPİNCE SIRTI Felsefe 22.06.2019
ARGÜMANTASYONU ŞEKİL OLANIN İKİ DÜNYASI BERBAT OLUR Felsefe 18.06.2019
Dini Aforizmalarım (2) Felsefe 03.05.2019